{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1744 Esas<br>KARAR NO: 2025/116 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/10/2024<br>NUMARASI: 2024/381 E. -  2024/680 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine  05/06/2023  tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas Sayılı dosyası ile Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla icra takibine geçildiğini, takibe konu senedin 01/06/2023 vadeli 1.010.000,00 TL bedelli olduğunu, takip konusu senedin müvekkilinden alacağa dayalı olmaksızın tehdit ve baskı ile boş senede imza atılması suretiyle tanzim olunduğunu, senette tahrifat yapılarak boş kısımların sonradan doldurulması suretiyle davalı tarafından icra takibi yapıldığını, icra takibine karşı müvekkili tarafından itirazda bulunulduğunu, borcunun olmadığı, senedin bir borca karşılık tanzim olunmadığı, tehdit ve baskı ile zorla imzalatılarak, tahrifat yapılmak suretiyle takibe konu edildiği iddiasıyla İstanbul 42. İcra Hukuk Mahkemesine  2023/431 Esas sayısıyla \"Takibin iptali ve Taliki\" talepli dava açıldığını, dava derdest olup, istinaf inceleme sürecinde olduğunu, takip sonucunda müvekkilinin maaşına haciz uygulanmış olup, bugüne dek 94.000,00 TL'nin icra dosyasına haciz işlemi ile ödendiğini, halen daha müvekkilinin maaşından ¼ oranında her ay kesinti yapıldığını, müvekkilinin  bankada sigorta bölümünde çalışan personel olduğunu,  bankada ifa ettiği görevinin yanı sıra tekstil sektöründe tasarım, tanıtım, reklam ve pazarlama alanında uzman olduğunu, davalının evvelden arkadaşlık kurduğu müvekkilinden kendi namına marka, ürün yaratmak, reklam, tanıtım ve pazarlanmasının yapılması için ricacı olduğunu, müvekkilinin de bu bağlamda sanığa tamamı kendi özgün çizimleri olan koleksiyon hazırladığını, müvekkilinin emeğine karşı tek bir kuruş ödemediği gibi, müvekkilinin tüm kolleksiyonunu kendi uhdesine alıp, üstüne müvekkiline psikolojik şiddet ve tehditle zorla senet imzalattığını, işbu senedi doldurup icra takibine konu ettiğini, müvekkilinin davalıya hiç bir borcu olmadığı gibi, alacağının mevcut olduğunu, müvekkilinin alacağı için ayrıca dava açılacağını, işbu davayı müvekkilinin davalıya takip dayanağı senede dayanak herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti için açılmak zorunda kaldıklarını, söz konusu takibe konu senedin müvekkiline imzalatıldığını, kalan kısımlarının ise sonradan doldurulduğunu beyanla, müvekkilinin ortaya koyduğu eser ve emeğin mevcudiyeti, harcamalar sonrası davalının uhdesinde olan koleksiyona dahil ayni, nakdi kazanç   doğrultusunda icra takibinin müvekkili açısından durdurulması amacıyla öncelikle teminatsız olarak, aksi kanaat halinde makul teminatla İstanbul ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takibe karşı ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı tarafa müvekkili tarafından dava tarihine kadar haksız olarak yapılmış olan 94.000,00 TL ödemenin istirdadına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>GÖREVSİZLİK KARARI: İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesince 2024/237 Esas, 2024/259 Karar sayılı kararı ile \"...1-Davanın 6100 sayılı HMK.nun 114 maddesi, 1. fıkrası (c) bendi, 115/1-2  maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Görevli mahkemenin ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 2-Görevsizlik kararı kesinleştikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasası'nın 20/1. Maddesinde belirtilen tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içinde, taraflardan birinin talebi halinde, dava dosyasının davayı bakmaya görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE gönderilmesine...\" karar verilmiş, dosya İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek, yargılamaya bu mahkemede devam edilmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça her ne kadar dava konusu senedin korku ve tehdit ile imzalatıldığı iddia edilmişse de, bu iddialarını ispata yarar hiçbir somut delil sunulmadığını, korku ve tehditle senet imzalandığına dair ortaya atılan hususların, davacının soyut beyanlarından öteye gitmeyen ve gerçeği yansıtmayan beyanlar olduğunu, davacının senedi hiçbir baskı veya tehdit altında kalmadan kendi iradesiyle imzaladığına dair iş yeri güvenlik kamera kayıtlarının bulunduğunu, Whatsapp görüşmeleri ile davacının, müvekkiline borcunu ödeyeceğini söylediğini, davacının müvekkiline borcunun olduğunu açıkça ikrar ettiğini, soyut iddia ve beyanlar ile borçtan kurtulmaya yönelik olarak müvekkilinin yıllarca emek verdiği uluslararası boyuttaki ticari itibarını zedeleyecek hiçbir hususun kabulünün hukuk düzleminde mümkün olmadığını, dava konusu senedin, davacı tarafından müvekkilinden parçalar halinde alınan borçlarına binaen müvekkiline verildiğini,  ancak, ödeme yapmaması üzerine icra takibi yapıldığını ve ödeme emri kendisine tebliğ edilir edilmez davacının ilk işinin, müvekkiline ve bu alacakla ilgili polemik oluşturarak, müvekkili hakkında haksız ve asılsız şikayet dilekçeleri ve ikame edilen davalar ile borçtan kurtulmaya çalışmak olduğunu, davacı yanca borçtan kurtulmak amacıyla oluşturulan senaryoya dayanak oluşturabilmek adına müvekkille olan yazışmaların bir bölümünün  dosyaya sunulmuş olup, söz konusu yazışmada dahi davacı yanca borcun ikrar edildiğini, sadece müvekkili tarafından icra takibine konu edilmesinin sorgulandığını, borç ikrar edildiği takdirde artık senedin kambiyo vasfında olmadığı iddiasının dinlenemeyeceğini, davacı yanın dava dilekçesinde müvekkili tarafından kendisine beş kuruş ödenmediğini iddia etmişse de, sadece iş karşılığı olarak değil, müvekkili tarafından kendisi zor duruma düşmesin diye borç olarak da ödemeler yapıldığını, davacı yanın konuşma kayıtları ile de sabit olduğu üzere ''en kısa zamanda faiziyle ödeyeceğim'' şeklinde borçlarını ikrar ettiğini, ancak müvekkiline hiçbir suretle verdiği borçlar geri ödenmediğini, imzası inkar edilmeyen ve huzurdaki davada dahi imzanın kendisine ait olduğunu kabul eden davacı yanın, borcunu da ikrar ettiği ve müvekkilinin icra takibine geçmesine müteakip gönderdiği ''Özkan beni neden icraya verdin, ödeyeceğimi söyledim.'' cümlesi ile de icra takibine konu borcu ikrar ettiğini, davacı yan ile müvekkili arasında gönül ilişkisi, ortaklık ilişkisi olduğuna dair iddiaların tamamen asılsız olduğunu, müvekkilinin gönül ilişkisi yaşamadığını, arkadaşlıktan ve davacı yanın ilgisinden öteye hiçbir durumun olmadığını, bununla birlikte, müvekkili aleyhine başlattığı hakaret ve tehdit suçlarına ilişkin suç duyurusunun mahkemeye taşınması ve müvekkilinin beraat etmesi, müvekkili tarafından davacı aleyhine başlatılan hakaret ve tehdit suçlarına dair soruşturmanın iddianame düzenlenerek mahkeme aşamasına geçilmesinden, icra dosyasından borcun tahsili için gerekli tüm hukuki işlemlerin yapılması ve birden çok kere müvekkili ile iletişime geçme çabasının boşa çıkmasından dolayı da işbu huzurdaki davanın tamamen haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını beyan ederek, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI:  İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/10/2024 tarihli 2024/381E. - 2024/680K. sayılı kararıyla; \"...arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı olduğu ve 24/04/2024 tarihinde açılan iş bu menfi tespit ve istirdat davasının TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu davalardan olduğu, bu nedenle dava şartının bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda  açıklanacağı  üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, TTK'nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE...\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davanın taraflarınca Asliye Hukuk Mahkemesine açıldığını, Asliye Hukuk Mahkemesince Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunda bahisle dosyayı Asliye Ticaret Mahkemesine tevdi ettiğini,  Mahkemenin 22/10/2024 tarihinde ön inceleme duruşması yaptığını, Mahkemece yasa gereği olarak \"davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği” ihtarını içeren davetiye göndermesi gerekirken, yasanın gereğini kendisi yerine getirmemişken, göndermediği ihtarnameyi göndermiş varsayarak davanın usulden reddine karar verdiğini, Duruşmada bizzat taraflarınca dile getirilmiş olmasına rağmen ihtarsız ret kararı verildiğini, kararın bu haliyle usul ve yasaya aykırı olup, istinaf etme zorunluluğu doğduğunu belirterek, izah ettikleri nedenler ve Yüksek Yargıtay'ca saptanacak sair sebeplerle usule, yasaya ve hukuka aykırı olan  İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/381 Esas - 2024/680  Karar sayılı  22/10/2024 tarihli kararının incelenerek bozulmasına, kararın kaldırılarak  usul ve yasaya aykırılıkların giderilmesi için  dosyanın, yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, 1.010.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 1.011.189,86 TL alacak için 05/06/2023 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı, takip dayanağının 18/05/2023 tanzim, 01/06/2023 vade tarihli, 1.010.000,00 TL bedelli bono olduğu tespit edilmiştir. Davalının UYAP üzerinden nüfus kayıt örneği incelendiğinde; İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/433 Esas 2024/34 Karar sayılı kararı ile ... olan adının ... olarak değiştirildiği tespit edilmiştir. <br>G E R E K Ç E: Dava, İİK’nun 72. maddesi uyarınca açılan borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Mahkemece arabuluculuk dava şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. Dosya incelendiğinde dava dilekçesinde bildirilen delil listesinin ilk sırasında \"İst. Arabuluculuk Bürosu ARB BÜRO D. NO: ...-ARB. DOSYA NO: ...\" şeklinde arabuluculuk tutanağından söz edildiği halde dosyaya sunulmadığı tespit edilmiştir.Mahkemece davacı vekiline 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2. maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilmesi, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davacı vekiline bu konuda ihtar yapılmadan ön inceleme duruşmasında, davacı vekilinin yokluğunda davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulması için davacı vekiline ihtarlı tebligat yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile,  6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince,  İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/10/2024 tarihli 2024/381 E. -  2024/680 K.  sayılı  kararının KALDIRILMASINA,2-Yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren  ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davacı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 290,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,  5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 29/01/2025 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ac6bc3d885b1fe0","SID":"81cea5655ce89692"}}