{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/4365 <br>KARAR NO:2025/313<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:26/06/2024<br>NUMARASI:2023/774 Esas - 2024/426 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının daha önce müvekkili aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, buna istinaden aralarında protokol yaptıklarını ancak protokole rağmen davalının takibe devam ettiğini, bunun üzerine İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/844 Esas numarasıyla menfi tespit davası açıldığını ve mahkemenin lehlerine karar verdiğini, temyiz edilmeden kararın kesinleştiğini, davalının dava süreci boyunca müvekkilinin borçlu olmadığını bildiği halde kasıtlı olarak icra takibine devam ettiğini ve davacının ... plakalı aracını haczederek muhafaza altına aldığını, bu süreç zarfında müvekkilinin tek geçim kaynağı olan aracın muhafaza altına alınmasından dolayı, nakliyatçılık yapamadığını, otoparka ücret ödediğini tüm bunların davalının kasıtlı ve haksız fiilinden kaynaklandığını beyanla 15.000,00 TL maddi 15.000,00 TL manevi tazminatın fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla işleyecek faizi ile davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili beyan dilekçesinde;Davacı ile müvekkili arasında bir protokol imzalandığını ancak davacının protokol hükümlerine aykırı davrandığını bu sebeple 24.01.2011 tarihinde davacı aracının üzerine yakalama şerhi konduğunu, daha sonra zamanaşımı suretiyle hacizlerin düştüğünü, ancak İstanbul 4. İcra hukuk mahkemesinin 24.02.2016 tarih 2015/1305Esas, 2016/112 Kararıyla yapılan haciz ve yakalama şerhinin yasalara uygun olduğu kararının verildiğini, davacının müvekkiline ait borcu ödememek adına her türlü yolu denediğini, hatta ödediği senet üzerinde bile tahrifat yaptığını,  sonucunda bu davanın açıldığını beyanla haksız olan bu davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"....Davanın KISMEN KABULÜ İLE, Maddi tazminat yönünden;50.144,77 TL maddi tazminatın haksız haczin sona erdiği 11/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Manevi tazminat yönünden; 10.000 TL manevi tazminatın haksız haczin sona erdiği 11/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,   ...\" karar verilmiştir.Dairemizin 2021/2865 Esas 2023/2680 Karar sayılı kaldırma kararı ile;\"...  Her ne kadar ilk derece mahkemesince davalı tarafın cevap dilekçesinde zamanaşımı defini ileri sürmediğinden bahisle ıslaha karşı zamanaşımı definin dikkate alınmadığı belirtilmiş ise de somut olayda, davanın kısmi dava olarak açılmış olduğu ve cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmediğinden kısmi dava ile talep edilen miktarlar zamanaşımından bağışık olup ancak ıslaha konu miktarlar yönünden  davalı vekilinin ileri sürmüş olduğu yasal süresindeki zamanaşımı def’i dikkate alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsiz olup davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu yerindedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/18416 Esas-2022/8379 Karar sayılı emsal ilamı).<br>Yukarıda açıklanan hususlar gereğince taraf vekillerinin istinaf isteminin usulen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine...\"  karar verilmiştir.<br>Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince;\" Yapılan açıklamalar ve istinaf ilamı doğrutusunda maddi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki dava haksız haciz sebebine dayalı tazminat davasıdır. 6098 sayılı yasanın 72. maddesine göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.Yapılan istinaf incelemesinde de kabul edildiği  üzere haksız fiil sebebiyle zararın meydana geldiği tarih  haksız haczin sona erdiği 11/03/2016 tarihidir.Davacı ise ıslah dilekçesini 12/02/2020 tarihinde mahkemeye sunmuştur. O halde davacının  zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın dolmasının ardından davasını ıslah ettiği görülmekle davalının ıslaha karşı  zamanaşımı def'i dikkate alınarak dava dilekçesindeki talep yönünden davanın kabulüne ıslah edilen miktar bakımından ise  zamanaşmı sebebiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur Yapılan açıklamalar doğrultusunda manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; mahkememizce verilen ilk hüküm sonrası davalının zamanaşımı dışındaki isnitaf sebeplerinin reddedildiği, davacının manevi tazminat için  sadece temerrüt ve faizin türü yönünden istinafının olduğu, ilgili kaldırma ilamında temerrüte ve faizin türüne ilişkin itirazların da reddedilmesi ile manevi tazminatın kesinleştiği gözetilerek kararın bir bütün olduğu ilkesi gereğince kaldırma ilamı öncesi kurulan hüküm aynen muhafaza edilmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir. Açıklanan sebeplerle; Davacı tarafından maddi tazminata ilişkin açılan davanın Kısmen Kabulü İle, 15.000 TL maddi tazminatın 11/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacı tarafından manevi tazminata ilişkin açılan davanın Kısmen Kabulü ile; 10.000 TL manevi tazminatın haksız haczin sona erdiği 11/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,...\" karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, faizin haksız fiilin meydana geldiği olay tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak 50.144,77 TL'si maddi tazminat, 10.000 TL'si manevi tazminata hükmedilerek her iki tazminatada olay tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine kara verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava;Davalının haksız haciz ve muhafaza işlemi sebebiyle maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkindir.Dava dilekçesi içeriğinden, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu, dosyaya 17/2/2020 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğu, iş bu dilekçesinde de açıkça davayı kısmen ıslah ettiğini belirttiği, buna göre davanın niteliği itibariyle belirsiz alacak davası değil, kısmi dava olduğu  anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Somut olayda; Davacının zararı haksız haczin sona erdiği tarih olan 11/03/2016 tarihi itibariyle belirli hale geldiğinden Yerel Mahkemece faiz başlangıç tarihinin bu tarih esas alınarak tespit edilmesi yerinde olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/774 Esas 2024/426  Karar sayılı 26/06/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9df7f0cb17c0ed02","SID":"3add76a67d428c1e"}}