{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2024/284 - Karar No:2025/72<br>                      T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        27. HUKUK DAİRESİ <br><br>DOSYA NO\t: 2024/284 <br>KARAR NO\t: 2025/72<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/21 E-2023/656 K<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 22.01.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22.01.2025<br>\t <br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili özetle; müvekkili şirketin, yapımını üstlendiği \"Ankara ... Lalahan Tesisleri, Temiz Oda İşinin Zemin Kaplama İşinin Yapılması\" için ... markalı ürünlerin yetkili bayisi olan davalı ... (... Zemin Yapı sistemleri) ile anlaştığını, dava konusu işten önceki işin de ... ... İnş. Taahhüt Gayrimenkul Mühendislik Dış Tic. Ltd Şti tarafından ekte sunulmuş olan 13.11.2014 tarihli faturaya istinaden 11.658,40 € bedelle gerçekleştirildiğini, uygulama sonrasında zemin kaplamasında kabarmalar ve deformasyonlar meydana geldiğini, bu durum üzerine Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/143 D.İş dosyasından delil tespiti yaptırdıklarını, yapılan ayıplı imalatın davalılara Üsküdar 1. Noterliği'nin 11.08.2015 tarihli ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, ancak hatalı imalat bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin ihale sonucu işi zamanında yetiştirememesi halinde telafisi imkansız ceza koşulları ile karşı karşıya gelmemek için, ilgili firma ile yapımını üstlendiği iş için 19.06.2015 tarihli proforma fatura ile ikinci kez, 23.03.2015 tarihinde siparişteki tüm haklarını saklı tutarak bu kez 8.602,20 € bedel üzerinden anlaştıklarını, proforma faturanın karşılıklı onaylanması halinde sözleşme hükmünde olacağının kabul edildiğini, ikinci uygulama sonrasında da kabarmalar ve deformasyonlar meydan geldiğini, müvekkilinin söz konusu deformasyonlar ve kabarmalar nedeniyle bu kez de Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/179 D.İş dosyasında delil tespiti yaptırdığını ve bedelini firmalardan 2. kez talep ettiğini, ancak ödeme yapılmadığını,  yapılması gereken işin 2. kez hatalı yapılması nedeniyle müvekkilinin başka bir firmaya işi yaptırarak bedelini ödediğini, yapılan hatalı imalatlar nedeniyle oluşan 65.054,06 TL zararının ödenmesi için Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün 2016/10171 Esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduklarını, davalılardan ...'nun borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, diğer davalının ise yetkiye, borca faize ve tüm ferilerine itiraz etiğini, itirazın haksız olduğunu belirterek; davalının icra dosyası ve faize yaptığı itirazın iptali ile %20’den aşağı olmamak üzere inkar tazminatı takdirini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili ön inceleme duruşmasında; sadece davalı ...’na karşı dava açtıklarını, her ne kadar diğer davalının yetki itirazından bahsedilmiş ise de diğer borçluya karşı açılmış bir dava bulunmadığını sehven diğer borçlunun itirazlarından bahsedildiğini belirtmiştir. <br>\tDavalı vekili özetle; davacının dava dilekçesinde belirttiği iddiaları kabul etmediklerini,  her ne kadar davacı tarafın delil listesinde Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/143 D.İş ve Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/179 D.İş dosyalarından bahsedilmiş ise de, söz konusu dosyalarda müvekkilinin taraf olmadığını, delil tespiti dosyasında tarafın ... ... İnş. Taah. Gay. Müh. Dış Ticaret Ltd. Şti. olduğunu bu nedenle kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemek üzere, bilirkişi raporlarında, işe konu zeminde kare şeklinde tabana yapıştırılan gerflorlarda oluşan deformasyonların işçilik ve uygulama hatasından kaynaklandığının, üründe yapılan inceleme ve soruşturmada oluşan deformasyonun üründen kaynaklanmadığının belirtildiğini, müvekkilinin tarafı olmadığı bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, ayrıca zemindeki deformasyonun işçilik hatasından değil, uygulama öncesi halihazır zeminde mevcut “epoksi” isimli kaplamadan kaynakladığını, söz konusu kaplamının kırılarak temizlenmesi gerektiğini, bu gerekliliğin iş sahibi ... A.Ş. kontrolörü tarafından davacıya bildirildiği halde, davacı firmanın bu talebi sözlü olarak geri çevirdiğini ve ... Kontrolörü ile alınan karar sonrasında, zemindeki epoksi kaldırılmadan PVC zemin kaplama işinin yine müvekkiline yaptırıldığını, zemindeki epoksi kaplamanın, PVC kaplamalarında zorunlu olan yapıştırıcı ile uyuşmadığını ve çözülmelere neden olduğunu, deformasyonların da bunun sonucunda meydan geldiğini, müvekkili tarafından yapılan işin eksik ve hatalı olmadığını davacının işin 2. kez hatalı olduğu iddiasının ise doğru olmadığını, 19.06.2015 tarihinde yapılan 2. uygulamada müvekkilinin yapıştırıcıyı değiştirdiğini, ... Marka yapıştırıcı kullandığını, ancak zemin yapısı nedeniyle hangi yapıştırıcı kullanılırsa kullanılsın sonucun değişmediğini, bu nedenle husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini, zira deformasyonun zemindeki “epoksi” isimli kaplamadan kaynaklandığını, ayrıca müvekkilinin tüm uygulamayı bilirkişi gözetiminde yaptığını, bu nedenle oluşan zararın müvekkilinden talep edilemeyeceğini belirterek; davanın reddine ve %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>\tİlk Derece Mahkemesince;taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, eser sözleşmesinde, yüklenicinin, eseri iş sahibinin yararına ve ona hiçbir zarar vermeden yapmak zorunda olup eserin yapımını tehlikeye sokacak bir halin varlığında da bunların giderilmesi için iş sahibini uyarmak zorunda olduğu, bu hususun işinin uzmanı sayılan yüklenicinin özen borcunun sonucu olduğu, özen borcunun gereği gibi yerine getirilmemesi halinde yüklenicinin bu nedenle eserde meydana gelen açık ve gizli ayıplardan sorumlu bulunduğu,  yüklenicinin eseri  meydana  getirirken özen borcu gereği iş sahibini bilgilendirme ve aydınlatmakla yükümlü olduğu gibi iş sahibinin verdiği malzemenin, projenin veya gösterdiği zeminin kusurlu olduğunu görünce, yahut işin devamına engel bir hal ile karşılaşırsa derhal iş sahibini uyarmak ve yapılması gereken hususta onu bilgilendirmekle yükümlü olduğu, somut olayda gerek delil tespiti sonrasında alınan raporlarda, gerekse de mahkemece alınan raporda açıklandığı üzere ve yine davalının da ikrarından anlaşıldığı üzere, davacı tarafından zemine PCV uygulamasının iki kez yapıldığı, uygulamanın ayıplı şekilde gerçekleştiği, ayıbın zeminde yer alan epoksi üzerine usulünce PVC uygulaması yapılmadığından kaynaklandığı, davalının davacıyı bilgilendirdiğini iddia ettiği ancak bilgilendirdiğini kaldırma kararı sonrasında mahkeme huzurunda tespit edilen tanık beyanlarıyla da kanıtlayamadığı gibi sorunu yapıştırıcıyı değiştirerek giderebileceğini düşünerek hareket ettiği, değiştirilen yapıştırıcıya rağmen ikinci uygulamada da ayıbın ortaya çıktığı, yüklenicinin yapmış olduğu işte yeterli olmaması halinde, yüklenicinin iş sahibinin zararlarından sorumlu olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre ayıplı yapılan iki uygulamaya istinaden davacının 62.149,91 TL zarara  uğradığının tespit edildiği, Üsküdar 1. Noterliğinin 11.08.2015 tarih 15304 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının temerrüde düştüğü, işlemiş faiz talep edilebileceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2016/10171 Esas sayılı dosyasındaki vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 62.149,91 TL asıl alacak, 2.852,92 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 65.002,83 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanması ve  alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı isteminin ve fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya sunulan 13.11.2014 tarihli Teklif Mektubu/Proforma Fatura incelendiğinde \"Uygulama yapılabilmesi için şap gibi imalatların bitirilmiş, boşlukların kapatılmış, temizlenmiş ve mekanın oda sıcaklığına (18-20 derece) getirilmiş olması gerekmektedir.\" ifadesinin bulunduğu, bu durumda davalının işin yapılacağı yere dair şartlar konusunda gerekli bilgilendirmeyi yaptığı, tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere davacı ve dava dışı iş sahibinin vakitlerinin olmadığı gerekçesi ile işlemin hemen yapılması gerektiğini bildirdiği, ikinci işlemde sorunun zeminden olduğunun davacıya tekrar bildirilmesine rağmen  davacının beyanı ve talepleri doğrultusunda işin yapıldığı, tüm uyarıların, zemin hakkındaki bilgilendirmenin yapmış olmasına rağmen davacılar tarafından verilen olur neticesinde işin gerçekleştirildiği, tanık beyanları ile bu hususun ispatlanmasına rağmen mahkemece tanık beyanları dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğu, mahallin uygun şartları konusunda iş sahibi davacıya gerekli bilgilendirmenin yapıldığı ve işe başlamadan önce de sözlü olarak yine iş sahibi davacıya bu bilgilendirmelerde bulunduğunun tanık beyanları ile sabit olduğu, ikinci uygulamanın ücret mukabilinde yapılmasının kabul edildiği, bu durumun iş sahibinin zeminden kaynaklı kusurunun olduğunu kabul ettiğine dair bir işaret olduğu, davacının kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyerek kendisine işin başlamasından evvel, henüz teklif aşamasında iletilen bilgileri nazara almaksızın işin yerine getirilmesi talimatını vermesi sonrasında dava konusu zararın ortaya çıktığı, Türk Borçlar Kanunu'nun 476. maddesi gereği eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, iş sahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple iş sahibine yüklenebilecek olursa iş sahibinin, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamayacağı, uygulamanın üçüncü kez yapılmasında mahallin ve zeminin temizlenmiş olmasının iddialarını kanıtladığı, davacının zararın ortaya çıkmasındaki ve/veya artmasındaki etkisinin incelenerek tazminat miktarı buna göre belirlenmemesinin doğru olmadığı, zemin koşullarını yerine getirmeyen ve zaman olmadığından bahisle işin yapılmasını talep eden davacının sorumluluğunun bulunmadığının kabulünün mümkün olmadığı belirtilerek kararın kaldırılması talep edilmiştir.<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tMahkemenin 21.12.2020 tarih, 2020/481 E-2020/595 K sayılı kararında özetle: davanın, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan edimin ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemiyle yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davaya konu işin davacı tarafından yapıldığına, taraflar arasında sözleşme kapsamında 2 kez uygulama yapılmasına rağmen, eserin yapılması neticesinde istenilen sonucun alınmadığına ilişkin uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereğince işin kabul edilemeyecek şekilde ayıplı olup olmadığı, eserin istenilen ve kabul edilebilir şekilde olmamasında, yükleniciye ve eser sahibine izafe edilecek kusur olup olmadığı, davacının takibe konu edilen kalemler yönünden eser sözleşmesi kapsamında talepte bulunup bulunmayacağı, talepte bulunabileceğinin kabulü halinde, tarafların ikrar ve beyanları nazara alınarak davacının alacağın tamamını talep edip edemeyeceği ve talep edebileceği miktara ilişkin olduğu, taraflar arasında eser sözleşmesi olup, eser sözleşmesinde, yüklenicinin, eseri iş sahibinin yararına ve ona hiçbir zarar vermeden yapmak zorunda olup, eserin yapımını tehlikeye sokacak bir halin varlığında da bunların giderilmesi için iş sahibini uyarmak zorunda olduğu, bu hususun işinin uzmanı sayılan yüklenicinin özen borcunun sonucu olduğu, özen borcunun gereği gibi yerine getirilmemesi halinde yüklenicinin bu nedenle eserde meydana gelen açık ve gizli ayıplardan sorumlu olacağı, yüklenicinin eseri meydana getirirken özen borcu gereği iş sahibini bilgilendirmek ve aydınlatmakla yükümlü olduğu gibi, iş sahibinin verdiği malzemenin, projenin veya gösterdiği zeminin kusurlu olduğunu görünce, yahut işin devamına engel bir hal ile karşılaşırsa derhal iş sahibini uyarmak ve yapılması gereken hususta onu bilgilendirmekle yükümlü olduğu, somut olayda gerek delil tespiti sonrasında alınan raporlarda, gerekse de mahkemece alınan raporda açıklandığı üzere ve yine davalının da ikrarından anlaşıldığı üzere, davacı tarafından zemine PCV uygulamasının iki kez yapılmış olup, uygulamanın ayıplı şekilde gerçekleştiği, ayıbın zeminde yer alan epoksi üzerine usulünce PVC uygulaması yapılmadığından kaynaklandığı, her ne kadar davalı tarafından davacının bilgilendirildiği iddia edilmiş ise de, bilgilendirdiğini kanıtlayamadığı gibi sorunu yapıştırıcıyı değiştirerek giderebileceğini düşünerek hareket ettiği, değiştirilen yapıştırıcıya rağmen ikinci uygulamada da ayıp meydana gelmiş olup, yüklenicinin yapmış olduğu işte yeterli olmaması halinde, yüklenicinin iş sahibinin zararlarından sorumlu olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre ayıplı yapılan iki uygulamaya istinaden davacının, 62.149,91 TL zarara uğradığından, oluşan zararını talep edebileceği, davacının 32.700,65 TL olan zararının Üsküdar 1. Noterliğinin 11.08.2015 tarih 15304 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 3 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin 20.08.2015 tarihine davalıya tebliğ edildiği, ikinci uygulama sonucunda da ayıplı imalattan bahisle Üsküdar 1. Noterliğinin 13.10.2015 tarihli 19156 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile zararının 3 gün içinde karşılanmasının talep edildiği, ihtarın 19.10.2015 tarihinde tebliğ edildiği, bu durumda davacının söz konusu uygulamalara istinaden verilen 3 günlük süre sonundan itibaren işlemiş faiz talep edebileceği, mahkemece yapılan hesaplamaya göre de işlemiş faiz miktarının 2.852,92 TL olduğu ve 65.002,83 TL alacağa yönelik davalının itirazının haksız olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2016/10171 Esas sayılı dosyasındaki vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 62.149,91 TL asıl alacak, 2.852,92 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 65.002,83 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanması ve  alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı isteminin ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, davalı vekilince kararın istinaf  edilmesi üzerine, Dairemizin 21.12.2022 tarih, 2021/278 E, 2022/1279 K sayılı  kararında özetle;”...Taraflar arasında 13/11/2014 ve 19/06/2015 tarihli proforma faturalar ile sözleşme ilişkisi kurulmuş olup, bu sözleşmeler nitelikleri itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleridir.  Bu kapsamda da davacı yüklenici, davalı taşerondur.\t13/11/2014 tarihli proforma fatura ile davalı taşeron, davacı yükleniciye 520 m² ... Mipolam Tecnichal EL-5 malzemesini temin etme ve uygulama işini KDV ile birlikte toplam 32.700,00 TL bedelle üstlenmiştir. Proforma faturanın \"Notlar\" kısmındaki açıklamalara göre, fiyatlara malzeme, nakliye,yapıştırıcı, bakır bara, ölçüm ve uygulama dahildir. Uygulama yapılabilmesi için şap gibi imalatların bitirilmiş, boşlukların kapatılmış, temizlenmiş ve mekanın oda sıcaklığına getirilmiş olması gerekir. Bu sözleşme kapsamında davalı taşeron tarafından imalatın yapıldığı ve bedelinin ödendiği ihtilafsız olup, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/143 D.İş sayılı tespit dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre, bu imalatın plaka derzleri arasında kabarmalar ve deformasyonlar meydana geldiği sabittir. \t19/06/2015 tarihli proforma fatura ise ortaya çıkan kabarma ve deformasyonlardan sonra, aynı yerde tekrar yapılan ... uygulamasına ilişkin olup, davalı taşeron, davacı yükleniciye 500 m² ... Tecnichal-5 karo, 1.800 mt.kaynak kordonu, 500 m² malzeme sökümü, nakliye, yapıştırıcı ve uygulama yapılması işini  KDV ile birlikte toplam 26.666,82 TL bedelle üstlenmiştir. Bu proforma faturanın \"Notlar\" kısmındaki açıklamalara göre ise, uygulama detayı; malzeme sökümü, nakliye, yapıştırıcı, nakliye,bakır bara ve uygulama yapılmasıdır. Yine \"Notlar\" kısmında, uygulama yapılabilmesi için şap gibi imalatların bitirilmiş, boşlukların kapatılmış, temizlenmiş ve mekanın oda sıcaklığına getirilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Bu sözleşme kapsamında davalı taşeron tarafından yapılan imalatların da bedelinin ödendiği, Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/179 D.İş sayılı tespit dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre de, daha sonra bu yapılan ... uygulamasının birleşim yerlerinde de kabarmalar oluştuğu anlaşılmıştır. Mahkeme tespitlerinden sonra, davacı yüklenicinin başka bir firma ile anlaşma yaparak uygulamayı 3.kez yaptırdığı da; dosyadaki taraf beyanları, taraflarca sunulan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.\tMahkemece hükme esas alınan 03/01/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davalı taşeronun yapıştırıcının zemindeki epoksi ile etkileştiği ve çözüldüğü noktasındaki savunmasının, dava dışı firmanın yaptığı uygulama ile teyit edildiği, ancak, sözleşme hükmünde sayılan ve uygulamaya yönelik bedel ve şartları içeren 13/11/2014 tarihli proforma faturanın notlar bölümünde \"Uygulama yapılabilmesi için şap gibi imalatların bitirilmiş, boşlukların kapatılmış, temizlenmiş ve mekanın oda sıcaklığının (18-20 C°) getirilmiş olması gerekmektedir.) şeklinde belirtildiği üzere, yapıştırma yüzeyinin hazırlığının iş sahibine bırakılmış olup, sorumluluğun iş sahibine yüklendiği, davalı taşeronun teklifini oluştururken kaplama yapılacak zemin yüzeyini bildiği (teklifini vermeden önce görmemiş olsa dahi kendisine yer teslimi yapıldığında zeminin epoksi ile kaplanmış olduğunu gördüğü) hususu gözetildiğinde, işin ehli olduğu kabul edilen davalının, ... zemin kaplaması uygulaması için kendisine teslim edilen zeminin uygulamaya uygun olmadığı tespiti ile işvereni haberdar etmesi gerektiği (davalı işvereni bilgilendirdiğini beyan etmekte ise de, yazılı belge bulunmamaktadır), işvereni bilgilendirdiği halde kaplamaya uygun olmayan zeminde uygulama yapmakla davalının kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 01/03/2017 tarih ve 2016/1295 Esas-2017/865 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; eser sözleşmesi taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yükleyen bir iş görme akdidir. Yüklenici yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye teknik ve sanatsal kurallara ve amaca uygun olarak imal edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle mükelleftir. Eser yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren emek sarfıyla gerçekleştirdiği bir sonuçtur. Eser sözleşmelerinde; yüklenici sadakat ve özen borcu gereği eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek zorundadır. Yüklenicinin genel ihbar yükümlülüğü bu zorunluluktan kaynaklanır. Başka bir deyişle akdin gereği gibi ve zamanında ifasını tehlikeye sokan her hali yüklenici iş sahibine derhal haber vermeye mecburdur (TBK 472). Bu madde uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Yine aynı Dairenin 29/05/2013 tarih ve 2012/3706 Esas-2013/3464 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; uyarı görevinin yerine getirildiği tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir.\tBu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, davalı taşeron vekilince, müvekkilinin uyarı görevini yerine getirdiği savunulmuş; cevap dilekçesinde tanık deliline dayanılmış, 10/11/2017 tarihli delil listesinde de gerektiğinde tanık listesinin mahkemeye sunulacağı belirtilmiştir. Yukarıda atıf yapılan Yargıtay kararları kapsamında uyarma görevinin yerine getirildiği tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğinden ve davalı vekilince süresinde verilen cevap dilekçesi ve delil listesinde tanık deliline dayanıldığından, mahkemece davalı tarafa usulüne uygun olarak tanık listesini vermek üzere süre verilmesi, usuli işlemlerin yerine getirilmesi halinde davalı tanıkları dinlenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.\tAçıklanan nedenlerle; davalı vekilinin diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine…” karar verilmiştir.<br>\tDairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair  verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle; mahkemesince Dairemiz kaldırma kararı sonrası işin yapımı sırasında hazır bulunan tanıkların dinlendiği, tanık beyanlarının uyarı yükümlülüğü kapsamında birbirini destekler nitelikte olmadığı, mahkemesince de taktiri delil niteliğinde olan tanık beyanlarının kesin kanaat oluşturacak nitelikte bulunmadığı gerekçesi ile  uyarı yükümlülüğünün ispatlanamadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşılmasına göre  davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>              HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.440,34 TL istinaf karar harcından peşin alınan  1.110,09  TL harcın mahsubu ile bakiye 3.330,25  TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 22.01.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>     Başkan  ...                   Üye ...\t            Üye ...                 Katip ...\t<br>  e-imzalıdır           e-imzalıdır          e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br> <br> \t<br><br><br><br> \t<br><br><br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c0ddec5746731568","SID":"8eb79b8c544d5696"}}