{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1105 <br>KARAR NO:2024/1861<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/02/2021<br>NUMARASI:2019/301 Esas -  2021/91 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında Bayilik Sözleşmesi ile bu sözleşmenin ekleri ... Sözleşmesi, ...-Kişisel Bilgilerin Saklanması Hükümleri, Kur İşlemleri ve Teknik Servis Arızalı Ürün Prosedürü sözleşmeleri imzalandığını, davacının davalı şirkete sattığı ürünlerin tamamının ithal edilen ürünler olduğu için siparişler ile satışın yabancı para cinsinden yapıldığını, davalının 26.09.2018 tarihi itibariyle 21.864,31-Euro borcu olduğunu, davalıya borcun ödenmesi için Beşiktaş 27. Noterliğince 15.10.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, davalının ihtarnameye karşılık Gaziantep 5. Noterliğinden 18.10.2018 tarihli ... nolu yevmiye nolu ihtarnameyi gönderdiğini ve 21.864,31-Euro tutarındaki borcu kabul etmediğini, davalının borcunu ödememesi üzerine davacı müvekkilince Beşiktaş 27. Noterliğinden 02.11.2018 tarih ... sayılı ihtarname ile taraflar arasındaki ... Sözleşmesi ve eklerinin 31.10.2018 tarihi itibariyle feshedildiğini, 31.10.2018 tarihi itibariyle 21.185,53- Euro borcun ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalının borcunu ödemediğini, davalı hakkında ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, buradan da anlaşma sağlanamadığını beyan ederek davalı/ borçlu şirketin itirazının iptali ile takibin devamını, davalının alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  yetkili mahkemelerin Gaziantep Mahkemeleri olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, davacı tarafın ... sayılı dosyasında borcun sebebi olarak 12.11.2018 tarihli cari hesap alacağı 21.864,31 Euro gösterildiğini, ancak bu sebebe dayanan belge vs. eklerin icra dosyasında bulunmadığını, itirazın iptali davasında alacaklının, icra takibi dayanağı olan belgeler dışında başkaca belgelere dayanamayacağını, davacının iddia ettiği bayilik sözleşmesi gibi sözleşmelerin geçersiz olduğunu, davacının davasının soyut olduğunu ve hukuken kabul edilemez olduğunu, davacı yanın icra takip tarihinin 12.11.2018 olduğunu, alacağına konu edilen dayanak cari hesabın da 12.11.2018 tarihli olduğunu, böyle bir belgenin müvekkiline gönderilmediğini, davacı yanın takip tarihinden sonra kargo aracılığıyla Seri ... numaralı 16.11.2018 tarihli ve 174.219,83-TL bedelli kur farkı faturası düzenleyip 27.11.2018 tarihinde kargo aracılığı ile müvekkiline gönderdiğini, müvekkiline faturanın 30.11.2018 tarihinde teslim edildiğini, müvekkilince bu belgeye Gaziantep 5. Noterliği 04.12.2018 tarih ... nolu ihtarname ile itiraz edildiğini ve faturanın aslının davacıya iade edildiğini, buna karşın davacının İstanbul 27. Noterliğinin 10.12.2018 tarih ve ... nolu ihtarnamesi ile aynı faturayı üzerinde 'iptal kaydı' yazılmış olarak taraflarına tekrar gönderdiğini, müvekkili şirketin Gaziantep 5. Noterliğinin 17.12.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile davacı yan tarafından iptal kaydı oluşturulan fatura aslının davacıya iade edildiğini, faturayı iptal kaydı ile talep etmesinin kötü niyetle hareket etmiş olduğunun ispatı olduğunu beyan ederek takibin iptali ve davanın reddini, davacı tarafın %100 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Yapılan yargılama neticesinde ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 02/10/2017 tarihli ... Sözleşmesi kapsamında alım- satıma dayalı ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ise davacı yanca düzenlenen kur farkı faturasından kaynaklı alacak isteminin yerinde olup olmadığı ve miktarı noktasında toplandığı, taraf şirketlerin ticari defterlerine yönelik yapılan bilirkişi incelemelerinde TL cinsinden tutulan kayıtların birebir örtüştüğü, ihtilafın ise döviz cinsinden tutulan kayıtların birbiriyle uyumlu olmamasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. ... Sözleşmesi ve ... Sözleşmesi'nin eki olarak düzenlenen ve taraf şirketlerin imzalarını içeren \"Ek-3 Kur İşlemleri\" başlıklı protokolde aynen; \"... Ltd. Şti. ile alıcılar arasında yapılan alım-satım işlerinde düzenlenen fatura ve irsaliyeler, kanunen Türk Lirası üzerinden kesilmektedir. Düzenlenen faturalarda, taraflar arasında önceden varılan mutabakat neticesinde faturanın düzenlendiği tarihteki 1 Amerikan Doları/1 EURO tutarının Türk Lirası karşılığı yazılmaktadır. Alıcının gerçek borcu yabancı para cinsinden olup, fatura tutarının yabancı para birimi karşılığı, fatura üzerinden yazan kura göre belirlenecektir. Alıcı tarafından faturaya mahsuben nakit olarak yapılan Türk Lirası ödemeler, ödeme günkü ... Bankasının belirlediği efektif satış kuru üzerinden yabancı para birimine (USD- EURO) çevrilmek suretiyle alıcının borcundan mahsup edilecektir. Alıcı tarafından çek, senet vb. ödeme araçları (tahsil edilmeleri kaydıyla) yapılan ödemeler Amerikan Doları-EURO ise aynen, Türk Lirası ise o günkü ... Bankasının belirlediği efektif satış kuru üzerinden Yabancı para birimine (USD-EURO) çevrilmek suretiyle borcundan mahsup edilecektir.\" düzenlemelerine yer verilmiştir. Anılan kararlaştırmalar kapsamında alıcının gerçek borcunun yabancı para cinsinden olması nedeniyle döviz cinsinden tutulan kayıtlara itibar edilmesi gerektiği kabul edilmiş, ancak davacı şirketin ... sıra numaralı fatura iadesini döviz cinsinden tutulan kayıtlarına yansıtmamış olması, davalının ise 31/08/2018 vadeli 360.000 TL bedelli çeki ödeme tarihindeki kur değerine aykırı şekilde kaydetmesi nedeniyle 30/11/2020 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama doğrultusunda davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 21.186,03 Euro alacak talebinin yerinde olduğu, fazlaya ilişkin 678,28 Euro talebin ise yerinde olmadığı, öte yandan alacağın likit ve itirazın haksız olması karşısında icra inkar tazminatı istem koşullarının da oluştuğu sonuç ve vicdani kanaatine varılmış, davanın kısmen kabulüne, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebine bağlılığın esas olup mahkemece davanın hukuki tasnifinde bu yönüyle hata yapıldığını, davacı tarafından davalı şirkete gönderilen çeşitli ihtarlarda Takip dayanağı ve borcun sebebi olarak gösterilen 12.11.2018 tarihli ‘’Cari Hareket Listesi‘’ bulunmadığını, borcun dayanağı ve borcun sebebi ispatlanamamış olup , mahkemece yapılan eksik inceleme ile verilen karar hukuka aykırı olduğunu, davacı borcun dayanağını defter kayıtları ile de ispat edemediğini, hükme esas kabul edilen bilirkişi raporu eksik , hatalı ve kanuna aykırı olarak düzenlenmiş olup,  hukuka aykırı olduğunu, bilirkişinin kayıt düzeltmeye ilişkin eksik ve hatalı değerlendirmesi sonucunda  21.186,03 Euro Kur farkı oluştuğuna ilişkin değerlendirmesi hukuki dayanaktan yoksun olup daha önceki eksik ve hatalı değerlendirmeler hükme esas olmayacak düzeyde hatalı olduğunu, davalı şirket tarafından toplam ödenen 647.272,86 TL peşin tahsilatların davacı muhasebe kayıtlarındaki euro karşılıklarının hangi kur değeri dikkate alınarak hesaplandığı görülmediği, bazı sütunların boş bırakıldığı, bazılarında hatalı kur kaydedildiği, bilirkişinin  kayıtlardaki hataları incelemeyip hesaplama yapması eksik inceleme sonucu  21.186,03 Euro kur farkı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, Davacı muhasebe kayıtlarında 16.11.2018 tarih ve ... SERİ NO’lu KDV dahil 174.219,83 TL’lik kur farkı faturasını kaydettiği, bahse konu faturanın düzenlenme şekli içeriği tebliğ usulü (Kargo) ve sonra da iptal kaydı ile davalıya Noter aracılığı ile gönderilmiş olması ve bu faturanın da takip tarihinden sonra düzenlendiği usule ve hukuka aykırı tahakkuk sonucu KDV‘sinin vergi dairesine ödenmiş olması taraflar arasında kur ilişkisinin olduğu anlamına gelmediği gibi haksız ve kötü niyetli bir delil oluşturma çabası olduğunu, davacının vergi iadesini başvurarak KDV iadesini geri alabilecek olup ısrar ile iptal ettiği faturayı defterlerine kayıt etmesi hukuka, usule, kanuna aykırı olduğunu, davacının hakkı açıkça kötüye kullandığını, Davacı şirketin kötü niyeti hukuk tarafından korunmayacağını,Davacı ve davalı şirket arasında bahse konu fatura nedeniyle çeşitli ihtarlaşmalar gerçekleşmiş olup ihtarların içeriklerinde açıkça düzenlenip tebliğ edilmiş bir cari hesap  hareket listesi bulunmadığı, kötü niyetli davacı şirketin davalı şirkete borçlu iken bu borcu ödememek için türlü bahanelerle alacaklı pozisyonlar yaratma gayretinin en açık kanıtı dava dilekçesinde gösterilen bu ihtarların içerikli olduğunu, mahkemece ihtar içerikleri incelenmeden tek taraflı davacı iddiaları ile bilirkişinin eksik ve hatalı inceleme sonucu oluşan hesaplamalarla davalı şirketin borçlu olduğuna dair oluşan kanaat nedeniyle takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka hakkaniyete aykırı olduğunu, taraflar arasında yabancı para cinsinden ticari bir ilişki olmadığı gibi ticari alım satıma konu fatura ve ödemelerin TL cinsinden gerçekleştiği, taraf ticari defter ve muhasebe kayıtlarının da bu şekilde tutulduğu izahtan vareste olmasına rağmen Bayilik, kur ve cari hesap sözleşmeleri olduğunu iddia ederek bir aslı tarafından dahi olmayan, sözleşme içeriklerinin uygulanmadığı, bayilik sözleşmesi ve eklerinin gerektirdiği edimleri tarafların karşılıklı olarak yerine getirmediği eski ticari alışkanlıklarının mutad ve teamül olduğunun sabit olup davacının kötü niyetli olarak geçersiz sözleşmeleri ileri sürerek haksız kazanç elde etmeye sebepsiz zenginleşmeye çalışarak davalı ... mağdur ettiğini, bu faturanın ya da 2018 yılı defter kayıtları nedeniyle davacı şirketin Gelir İdaresi başkanlığında usulsüzlük, kayıt düzeltme veyahut başkaca vergi cezası olup olmadığının da araştırılması gerekeceğini, zira davacı kayıtları kanunun belirlediği usul ve esaslara göre hatalı, eksik ve içeriklerinin yanıltıcı olduğunu, davacı ticari defter ve kayıtlarının içeriğindeki bu hatalar davacı lehine delil teşkil etmeyecek aksine davalı şirket lehine delil oluşturacak olduğu ayrıca hatalı eksik ve içeriği yanıltıcı muhasebe kayıtlarının da neredeyse dolandırıcılık hükümlerine tabi olacağı mahkemece dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, Mahkemece benimsenen rapora yukarıda izah ve açıklamalar ile daha detaylı yaptıkları eleştiriler ve ek rapor taleplerimiz mahkemece reddedilmiş ve tabiri caiz ise dava oldubittiye getirilerek alelacele hüküm tesis edildiğini, hukuki tasnifte mahkemece hataya düşülmüş, bilirkişi tarafından eksik, hatalı ve inceleme ile hesaplama yapılmış rapor mahkemenin hüküm gerekçesini oluşturduğunu, oysa davalı şirketin Davacı şirkete borcu olmadığı gibi alacağı mevcut olup, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, takip alacağına konu edilen ödeme emri borcun dayanağı ve borcun sebebi ile davada ileri sürülen sebepler birbirinden ayrı olup karşılıklı ihtar içeriklerinde de bambaşka iddialara ileri süren davacının dava dilekçesinin dayanağında yer alan davacı delillerin taraflarına tebliğ edilmemiş basit yargılamaya konu davada savunma hakkının kısıtlandığını, davalının mağdur edilmiş,  üstelik mahkemece tabiri caiz ise basiretli , özenli ticaret yapan tüm kayıtları ile doğru orantılı vergi ödeyen iş ve istihdam sağlayan, ülke ekonomisine katkı sunan davalı şirketin karar ile birlikte cezalandırıldığını, mahkemenin davanın hukuki nitelemesinde hataya düştüğünü,Taraflar arasında yabancı para cinsinden bir ticaret olmadığı bayilik sözleşmesi ile bağlı olmadığı halde mahkemenin hukuki nitelendirmede ve delillerin değerlendirmesinde hataya düştüğü, hatalı nitelendirme neticesinde yetkisiz mahkeme olarak davanın esasına girdiği, itirazın iptaline esas ödeme emri ve takip talebi dayanaklarının iddia ve savunmaların içeriklerinin ve belgelerinin birbirinden ayrı olduğunu, bilirkişinin eksik ve hatalı tespitleri sonucu hesaplama yaparak hukuki dayanaktan yoksun görüşleri hükme esas kabul edildiğini, verilen kararın  esas ve usul açısından hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olup olmadığı, yapılan ödemelerle borcun sona erip ermediği ve mahkemenin yetkisi noktasındadır.Taraflar arasında, 2017 yılında feshedilmediği takdirde aynı süre ile uzamak kaydıyla 1 yıl süreli bayilik sözleşmesi ile ekleri cari hesap sözleşmesi ve kur işlemleri belgesi imzalanmıştır.Davacı tarafından, davalı muhatabına çekilen Beşiktaş 27. Noterliğinin 15/10/2018 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, 26/09/2018 tarihi itibariyle tahakkuk eden 21.864,31 Euro borcun ödenmesi, Beşiktaş 27. Noterliğinin 02/11/2018 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile de, 31/10/2018 tarihi itibariyle 21.185,53 Euro'ya baliğ olan borcun ödenmemesi nedeniyle bayilik sözleşmesi ve eklerinin 31/10/2018 tarihi itibariyle feshedildiği ihbar ve ihtar edilmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... sayılı takip dosyasında, \"cari hesap alacağı\" sebebine dayalı olarak 21.864,31Euro asıl alacağın tahsili istemiyle 12/11/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça, diğer savunmalarının yanı sıra yetki itirazında bulunmuş ve ayrıca takip dayanağı belgeyi icra takibi ve dava sırasında sunmadığından takip dayanağı ve davanın usule aykırı olduğunu savunmuştur.Taraflar tacir olup, imzası inkar edilmeyen sözleşmedeki yetki kuralı uyarınca İstanbul mahkemeleri uyuşmazlığın çözümünde yetkili olup, davalının yetki itirazı yerinde değildir.İİK'nın 58. maddesinin 3. fıkrası uyarınca “Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii…” zorunludur. Bu noktada alacaklı; takibe konu alacağı belgeye dayalı olduğu hâlde, belge aslını veya örneğini takip talebi anında icra dairesine ibraz etmesine dair yasal zorunluluğu yerine getirmeden giriştiği ilamsız takibe itiraz üzerine icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep etmiş ise alacaklı yönünden ispat vasıtası olan belgelerin verilmemesine dair takip talebi ve ödeme emrindeki bu noksanlığın, itirazın kaldırılması aşamasında değerlendirilmesi olanaksızdır. İİK'nın 58. maddesinde öngörülen takip talebi şartlarının eksikliği ve buna dayalı ödeme emrine karşı çıkılması, aynı Kanunun 16. maddesi doğrultusunda borçlu tarafından icra mahkemesine yapılacak şikâyetle olanaklıdır. Söz konusu takip talebi ve ödeme emrine şikâyet yoluyla karşı çıkılmaması halinde, bu şikayet itirazın kaldırılması aşamasında değerlendirilemez. Şu hâle göre; borçlunun, takip talebi ve ödeme emrinin usulsüzlüğü iddiasıyla icra mahkemesine şikâyet yoluyla yapılmış bir başvurusu bulunmadığından eldeki itirazın kaldırılması talebiyle yapılan başvuruda, takibin dayanağı olan belgelerin alacaklı tarafça ibrazı ile icra mahkemesince değerlendirilmesinde yasal bir engel bulunmamaktadır (Yargıtay HGK’nın 27.04.2011 Tarih ve 2010/12-641 E. - 2011/218 K. Sayılı kararı; Yargıtay HGK’nın  07.05.2019 Tarih ve 2017/12-724 E. -2019/529 K. Sayılı kararı). Ödeme emrine şikayet yolu ile karşı çıkılmaması halinde, bu hususun itirazın kaldırılması aşamasında değerlendirilmesi mümkün değildir(Yargıtay 12. HD'nin 17.09.2012 Tarih ve 2012/8764 E. - 2012/26542 K. Sayılı kararı). Davalı tarafça, anılan şekilde icra mahkemesine yapılmış bir şikayet bulunmadığından takibin dayanağı belgenin itirazın iptali davasında sunulmasına bir engel bulunmadığı gibi, itirazın iptali davasında yapılacak yargılamada delil sunma prosedürü içinde sözleşme ve eklerinin sunulmasına da bir engel bulunmamaktadır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre,Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle yabancı para cinsinden tutulan hesapta davalıdan 21.864,31 Euro alacaklı, Türk Lirası cinsinden tutulan hesapta davalıya 39.725,89 TL borçlu durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturalar dahil tüm faturaları davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle Türk Lirası cinsinden tutulan hesapta davacıdan 39.725,89 TL alacaklı görünmektedir.Tarafların Türk Lirası cinsinden yaptıkları kayıtlar birbiriyle uyumludur.Ancak yabancı para cinsinden yapılan kayıtlar bakımından taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, temel olarak yapılan ödemelere karşılık esas alınan Euro tutarı ile ilgilidir. Bunun sonucu olarak davalının 31/08/2018 tarihli 360.000,00 TL bedelli çek ödemesi davacı kayıtlarında 46.947,74 Euro olarak kayıtlı iken, davalıda 73.319,76 Euro olarak kayıtlıdır. Bunun sonucu davalı lehine 26.372,02‬ Euro fark oluşmuştur.Bunun yanı sıra A-010730 nolu iade faturası davacının ticari defterinde 0,00 Euro olarak kayıtlı iken, davalının ticari defterine 678,28 Euro olarak kaydedilmiştir. Bu durumda da davacı lehine  678,28 Euro fark oluşmuştur.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 99. maddesi, \"Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.\" şeklindedir.Anılan yasa hükümlerine göre taraflarca aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen yabancı para borcunda seçim hakkı borçluya ait olup, borçlu dilerse borcunu aynen ifa ederek, dilerse ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk Lirasıyla ödeyerek borçtan kurtulabilir. Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde ise  seçim hakkı alacaklıya geçer. Bu durumda alacaklı alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk Lirasıyla ödenmesini isteyebilir.TBK'nın 99/2. Maddesi uyarınca borçlunun borcu Türk Lirası olarak ödemeyi seçmiş olması halinde, borcun vadesinde ödenmeyen ve/veya varsa borcun vadesi gelmeyen kısımları bakımından, kalan borç bakımından alacak Türk Lirasına dönüşmez ve alacaklının TBK'nın 99/3. Maddesinde düzenlenen seçimlik haklarına herhangi bir halel gelmez. Alacaklının faturaları yasa gereği olarak Türk Lirası karşılıklarını göstererek düzenlemesi ve borçlunun vadesinde yaptığı ödemelerini Türk Lirası üzeriden yapmış olması kararlaştırılan satış bedelinin Türk Lirasına döndüğünü göstermez.Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi \"Kur İşlemleri\" başlıklı Ek.3, \".... Şti. ile alıcılar arasında yapılan alım-satım işlerinde düzenlenen fatura ve irsaliyeler, kanunen Türk Lirası üzerinden kesilmektedir.Düzenlenen faturalarda, taraflar arasında önceden varılan mutabakat neticesinde faturanın düzenlendiği tarihteki 1 Amerikan Doları/| EURO tutarının Türk Lirası karşılığı yazılmaktadır.Alıcının gerçek borcu yabancı para cinsinden olup, fatura tutarının yabancı para birimi karşılığı, fatura üzerinden yazan kura göre belirlenecektir.Alıcı tarafından faturaya mahsuben nakit olarak yapılan Türk Lirası ödemeler, ödeme günkü ... Bankasının belirlediği efektif satış kuru üzerinden yabancı para birimine (USD- EURO) çevrilmek suretiyle alıcının borcundan mahsup edilecektir. Alıcı tarafından çek, senet vb. ödeme araçları (tahsil edilmeleri kaydıyla) yapılan ödemeler Amerikan Doları-EURO ise aynen, Türk Lirası ise o günkü ... Bankasının belirlediği efektif satış kuru üzerinden Yabancı para birimine (USD-EURO) çevrilmek suretiyle borcundan mahsup edilecektir.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Taraflar arasındaki açık sözleşme hükmü gereği, taraflar arasındaki sözleşme yabancı para üzerinden kurulmuştur.Davacı taraf faturaları Türk Lirası karşılıklarını göstererek döviz cinsinden düzenlemiş, davalı taraf da bu faturaları ticari defterlerine kaydetmiştir.Taraflar arasındaki sözleşme döviz cinsinden akdedilmiş olup, borcun ödeme gününde ödenmemesi nedeniyle alacaklı, alacağını aynen ödenmesini isteyebilir. Bu durumda TBK'nın 99/2. Maddesi uyarınca Türk Lirası cinsinden yapılan ödemelerin de fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden dövize çevrilmesi gerekir.Davalı taraf,  31/08/2018 tarihli 360.000,00 TL bedelli çek ödemesinin çekin verildiği tarihteki kur nazara alınarak alacaktan düşülmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, sözleşmedeki Türk Lirası cinsinden çek, senet vb. ödeme araçlarının tahsil edildikleri tarihteki ... Bankasının belirlediği efektif satış kuru üzerinden Yabancı para birimine çevrilmek suretiyle borçtan mahsup edileceği yönündeki düzenleme karşısında, davalının söz konusu iddiasına itibar etme olanağı yoktur. ... nolu iade faturasını davacının 0,00 Euro olarak kayıtlarına alması yerinde olmayıp, fatura tutarının esas alınması gerekir.Taraf ticari defterlerinde, bilirkişi raporunda yapılan tespitler doğrultusunda gerekli düzeltme yapılarak davalının kayıtlarındaki 31/08/2018 tarihli 360.000,00 TL bedelli çek ödemesinin 46.947,74 Euro olarak yansıtılması, ... nolu iade faturası davacının ticari defterinde 678,28 Euro olarak yansıtılması ve devir düzeltmesi ile taraf defterleri tam mutabık olup, sonuç itibariyle davacının takip tarihi itibariyle 21.186,03 Euro alacağı bulunmaktadır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.400,00 TL harcın, alınması gerekli olan 8.943,80 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.543,80 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e98ff8cafa15872e","SID":"0dbabca204f932f6"}}