{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1719 <br>KARAR NO: 2025/161<br>KARAR TARİHİ: 21/01/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/04/2024<br>NUMARASI: 2024/307 2024/292<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>Taraflar arasındaki davada Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A R Çorlu3.Asliye Hukuk Mahkemesince, \"...Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/09/2021 tarihinden itibaren faaliyete geçirilmesine karar verilmiştir. 01/09/2021 tarihinden itibaren mahkememiz yargı çevresinde, ticari davalar yönünden görevli mahkeme Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesidir....\" denilmek suretiyle görevsizlik  kararı verilmiştir.Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi ise, \"... dava konusunun TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılan davalardan yani mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, Çorlu Vergi Dairesinin 15.09.2023 tarihli müzekkere cevabında davacı ...'in gerçek usulde bilanço esasına göre defter tuttuğu bildirilmekle tacir olduğu anlaşılmış ise de aynı müzekkerede davalı ...'un gerçek usulde mükellefiyeti bulunduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, basit usulde mükellefiyete tabi olduğu, faaliyetinin esnaf boyutunda olduğu, tacir sıfatının bulunmadığı...\" gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan Kanun maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir.Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, \"Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.”,Türk Ticaret Kanununun 11/1.maddesinde, \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.\", Aynı Yasanın 12/1.maddesinde \"Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.\", 2 ve 3.fıkrasında ise, \"Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.\" hükümlerini amirdir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Bakanlar Kurulu'nun Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin 21/07/2007 tarihli kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup dekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan  213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.  Vergi Usûl Kanununun 176. maddesinde, birinci sınıf tüccarların bilanço esasına göre defter tutacakları ve 178. maddesine göre de, birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanların ikinci sınıf tacir sayılacağı ve ikinci sınıf tacirlerin ticari işletme hesabına göre defter tutacakları düzenlemiştir.Bu durumda, bir kişinin ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermemektedir. Tarafların esnaf sayılabilmesi için vergiye esas hasılat/satış unsuru yanında, iktirasdi faaliyetinin sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayanması ile esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil(berber, terzi gibi) olması gerekmektedir. Somut olayda davacı taraf bilanço esasına göre defter tuttuğundan dolayı gerçek kişi tacir sıfatını haiz ise de, davalının işletme hesabına göre defter tutuyor olması ve ceza dosyasındaki beyanına göre servis şöförü olarak mesleki faaliyette bulunuyor olması ve sözleşmeye konu plakanın da personel servis taşımacılığına ilişkin olmasına ilişkin işbu dosyaya yansıyan bilgiler kapsamında yapılan değerlendirmede, esnaf sıfatını haiz bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Buna göre davanın nispi ticari dava niteliği bulunmamaktadır. Bu durumda mutlak ticari dava niteliği de bulunmayan davaya bakmak görevi  Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunmaktadır<br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince  Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE   21/01/2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2b37826b1e59faa7","SID":"4ffac0d3edc7c8e9"}}