{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1736 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2306<br>KARAR TARİHİ\t: 23/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/09/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/765 Esas 2024/658 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 23/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23/12/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı arasında geçmiş yıllara dayanan düzenli bir ticari ilişki yaşandığını, bu ticari ilişki içerisinde çeşitli alış verişlere ilişkin çek ve bonolar keşide edildiğine taraflar arasında bu çek ve bonolar sık sık kullanıldığını, ancak bir takım bonoların ve ciro edilmiş çeklerin tahsil edilememesi ile birlikte davalı tarafından müvekkil aleyhine icra takipleri başlatıldığını, İzmir 8. İcra Dairesi 2019/7355 E. (23.400 TL Asıl Alacak),  İzmir 8. İcra Dairesi 2019/7357 E. (28.400 TL Asıl Alacak), İzmir 8. İcra Dairesi 2019/7430 E. (20.500 USD Asıl Alacak), Bu icra takipleri müvekkil aleyhine başlatıldıktan sonra müvekkil tarafından tüm bu icra takiplerine ilişkin borçların ödendiği ve icra dosyalarının kapatıldığını, taraflar arasındaki ilişki tamamen ticarete dayalı olduğundan, mal veya hizmet karşılığı ödenen her tutarın vergiye tabi olduğunu, davalının icra takibi ile müvekkilden talep ettiği ticari alacaklar da KDV ve diğer vergiler dahil tutarlardan ibaret olduğunu,  her ne kadar müvekkilin yaptığı ödemeler icra takibi üzerinden de olsa, müvekkil ticari ilişkiye dayalı olarak bu ödemeleri gerçekleştirdiğini, bu nedenle de icra dosyasına ilişkin yaptığı ödemeleri, vergi mükellefiyeti gereği gelir idaresi başkanlığına beyan ettiğini ve vergi yükümlülüğünü yerine getirdiğini, ancak davalı, icra takibi aracılığı ile müvekkilden tahsil ettiği KDV dahil olan ticari alacağına ilişkin Fatura düzenlemeyi ve faturayı müvekkile ibraz etmeyi reddettiğini, müvekkil bu hususta davalıyı ilgili vergi idaresine ihbar etmiş olsa da ödemiş olduğu ticari bedellerin faturalarını alamamış ve buna bağlı olarak da vergi iadesi gerçekleştiremeyerek yüklü miktarda vergiyi haksız bir şekilde ödemek zorunda kaldığını, davalı, mal ve hizmetin teslim edilmesi ve icra takibi aracıyla mal ve hizmet karşılığının ödenmesine rağmen Vergi Usul Kanunu Md. 231'i ihlal ettiğini ve müvekkile fatura düzenlemediğini, müvekkilinin, davalının Vergi usul kanununu ihlal etmesi ile birlikte, 3065 sayılı KDVK md. 29 gereği yararlanması gereken vergi indiriminden yararlanamadığı ve dolayısıyla gereğinden fazla tutarda vergi ödeyerek ciddi bir maddi zarara uğradığını, kısaca açıklanan bu nedenlerle, müvekkilin KDV'den kaynaklı maddi zararının davalıya rücu edilmesi için iş bu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olduğunu, müvekkili, icra takiplerini, asıl alacakları, takip giderleri, faizleri, harç ve vergileri, vekalet ücretleri ve tüm fer'ileri ile birlikte ödeyerek dosyaları kapattığını, ancak müvekkilin icra dosyasına gerçekleştirdiği bu ödemelerin hangi kısımlarının davalı tarafından faturalandırılacağı, USD bazında yapılan ödemenin hangi tarih kuruna göre faturalandırılacağı ve tüm bu ödemelerin hangilerinin 3065 sayılı KDVK gereği vergi indirimine tabi olduğu hususlarının tespiti teknik bilgi gerektiren ve ayrı bir uzmanlık alanı olan konular olduğundan iş bu dava şimdilik 1000 TL değerinde açılmış olduğunu, bilirkişi raporu alındığında dava değeri ıslah yolu ile değiştirileceğini, davalı tarafından düzenlenmeyen faturalar nedeniyle müvekkilin hak ettiği vergi iadesini alamamasından kaynaklı zararın hesaplanarak davalıya rücu edilmesine ve müvekkiline iade edilmesine,  yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılardan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı tarafın, taraflar arasında ticari ilişki olduğu ve bu sebeple müvekkiline  senetler verildiğine dair sürülen iddiaları kabul etmediklerini, söz konusu senet ve çekler ticari ilişki kapsamında verilmiş senet ve çekler olmayıp taraflar arasındaki ilişki kambiyo ilişkisinden ibaret olduğunu, davacı ile  davalının eskiden arkadaş olup kambiyo ilişkisi kapsamında verilen senet ve çeklerin ödenmemesi,  icra takibi başlatılması davacının müvekkiline kin duymasına neden olduğunu bu sebeple asılsız iddialar ile müvekkilini vergi dairesine dahi şikayet ettiğini, müvekkili ticari defterleri incelendiğinde ... ile herhangi bir ticari ilişkinin olmadığı ortaya çıkacağını, bu sebeple fatura kesilmesini gerektirir bir durumun da söz konusu olmadığını, davacı taraf dava dilekçesinde icra dosyalarının tamamını ödediğini iddia etmiş ise de İzmir 8.İcra Müdürlüğünün 2019/7357 esas sayılı icra dosyası tahsil edilmemiş ve takip dosyasından feragat edilmiş olduğunu, İzmir 8.icra Müdürlüğü'nün 2019/ 7355 ve 2019/7430 esas sayılı dosyaların davacı tarafından verilen taahhüt kapsamında ödenmiş olduğunu, taraflarınca icra dosyasına beyanda bulunularak dosyaların harçları ödenerek kapatılması sağlandığını, \"SÖZLEŞMEDİR\" başlıklı 11.12.2019 tarihli sözleşmenin 1.maddesine de davacı ... İzmir 8.icra Müdürlüğü'nün 2019/ 7355, 2019/7430, 2019/7357 esas sayılı dosyalarındaki senet ve çeklerden dolayı borçlu olduğunu kabul ettiğini herhangi bir menfi tespit ve istirdat davası açmayacağını bu haklarından feragat ettiğini beyanettiğini, bu sebeple eldeki davanın açılması mümkün olmayıp davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın talepleri kabul manasına gelmemek üzere zamanaşımına uğradığını,  davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiş ve savunmuştur. <br>MAHKEMECE: \"...Dava konusu Sözleşme'nin incelenmesinde; Alacaklı ... ile Borçlu ... arasında 11/12/2019 tarihinde İzmir 4.İcra Hukuk mahkemesi 2019/511 Esas 2019/7430 İzmir 8. İcra Müdürlüğü, İzmir 4.İcra Hukuk mahkemesi 2019/512 Esas 2019/7355 İzmir 8. İcra Müdürlüğü, İzmir 4.İcra Hukuk mahkemesi 2019/513 Esas 2019/7357 İzmir 8. İcra Müdürlüğü, Borçlu ...'ın dosyalarındaki senet ve çeklerden dolayı borçlu olduğunu kabul ettiği ve iş bu senet, çek ve icra dosyalarından dolayı herhangi bir menfi tespit, istirdat davası açmayacağını bu haklarından feragat ettiğini kabul ve beyan ettiği, alacaklı ... taahhütler yerine getirilmesine müteakip harcın borçlu tarafından ödenmesi üzerine icra dosyasından vaz geçileceği, borçlunun banka hesaplarına konulan hacizlerin kaldırılmasını, araç üzerinde haciz baki kalmak şartıyla yakalama şerhinin kaldırılmasını, icra müdürlüğü harçlarının borçlu tarafından ödeneceği  şeklinde anlaşmaya vardıkları, ancak sözleşmede davalı tarafın davacı yana mal teslimi konusuna değinilmediği ne tutarda fatura düzenlemesi gerektiği yönünde  herhangi bir tespit ve talebin bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>Dosyanın re'sen seçilecek SMMM ve vergi uzmanı bilirkişiye  teslim edilerek, dava konusu meblağ ve bu meblağdan davacının-davalının sorumluluğu, masraf-alacak kalemlerinin mahiyeti, miktarı ve hesaplanması, uyuşmazlık konusu, taraf beyanları nazara alınarak dosya kapsamı itibarıyla, uyuşmazlık konusu ile sınırlı olmak üzere alınan bilirkişi heyeti raporunda özetle; Hukuki değerlendirme ve nihai karar takdiri Mahkemeye ait olmak üzere;<br>1) Davacı yan ile davalı taraf arasında, davacı yanın borçlarını kabul ettiği ve tasfiyesini içeren 11/12/2019 tarihinde aralarında sözleşme yapıldığı, bu sözleşme içeriğinde davalı tarafın davacı yana  mal teslimi konusuna değinilmediği ne tutarda fatura düzenlemesi gerektiği yönünde  herhangi bir tespit ve talebin bulunmadığı,<br>2) Davacı yan ... ile  davalı taraf ...'in  yasal defterlerinin incelenemediği, davacı yanın sunduğu muavin defter kayıtlarında  davalı tarafa  208.680,65 TL toplam bedelli Sipariş Avansı verdiğine dair  Borç Bakiyesinin bulunduğu, yasal defter kayıtlarının muavin kayıtlarını doğrulayıp doğrulamadığının belirlenemediği, <br>3) Davacı yanın verdiği ödeme belgelerinin ticari bir alış verişe karşılık olup olmadığı, çekler ve bono için icra tarihlerinden ve dava tarihinden önce davalı tarafa  fatura talep ettiğine dair herhangi bir ihtarname veya belgenin bulunmadığı,  verilen ödeme belgelerinin varsa hangi mallara karşılık alındığı, mal tesliminin bulunup bulunmadığı, varsa ve zaman yapıldığının belli olmadığı,<br>4) Dava konusu ödeme belgelerine ait faturaların kesildiği senaryolandığında davacı ...'in (5.764,75+1.851,85+2.222,22=9.838,82) toplamda 9.838,82 TL KDV indiriminden faydalanamadığı, <br>Kur farkı ödemesi olan 3.280,00 TL ise ödenmediğinden bu tutarın senaryoda faydalanılmayan KDV indirimi olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varıldığı,<br>5) Yapılan ödeme işlemlerinin ticari bir ilişkiye dayanarak yapıldığı sonucunda fatura kesmeyenin ve fatura almayanın VUK hükümleri gereğince sorumlu oldukları rapor edilmiştir.<br>Dava, vergi indirimleri kaynaklı davalı tarafın faturalandırma şekli kaynaklı yararlanamadığı kısımlara dair olarak alacak/tazminat istemine ilişkindir.<br>Davalı hakkında lüzumuna binaen tacir araştırması yapılmış, hem esnaf odası hem de ticaret odası kayıtları itibari ile belirli zaman diliminde kaydı mevcut olup bilahare sildirdiği, vergi dairesi kaydında da aynı şekilde kayıt sildirme durumunun mevcut olduğu,\" gerekçesi ile; \"Davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeni ile, davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  <br>davacı ile davalı arasında ticari bir ilişkinin var olduğu sunulan deliller ile ortada olup, davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu iddiasında olduklarını, müvekkili ile davalı arasında geçmiş yıllara dayanan düzenli bir ticari ilişki yaşandığını, bu ticari ilişki içerisinde çeşitli alış verişlere ilişkin çek ve bonoların keşide edildiğini, taraflar arasında bu çek ve bonoların sık sık kullanıldığını, ancak bir takım bonoların ve ciro edilmiş çeklerin tahsil edilememesi ile birlikte davalı tarafından müvekkili aleyhine icra takipleri başlatılmış olup söz konusu icra takip bilgilerinin;<br>-İzmir 8. İcra Dairesi 2019/7355 E. (23.400 TL Asıl Alacak)<br>-İzmir 8. İcra Dairesi 2019/7357 E. (28.400 TL Asıl Alacak)<br>-İzmir 8. İcra Dairesi 2019/7430 E. (20.500 USD Asıl Alacak) olduğunu, icra takipleri müvekkili aleyhine başlatıldıktan sonra müvekkili tarafından tüm bu icra takiplerine ilişkin borçların ödendiğini  ve icra dosyalarının kapatıldığını, davalının icra takibi ile müvekkilinden talep ettiği ticari alacakların da KDV ve diğer vergiler dahil tutarlardan ibaret olduğunu, davalının Sicil Gazetesinde Meslek Dalı olarak \"Deri Boyacılığı\" işinin yer aldığı, davacının  \"...\" unvanıyla kayıtlı bulunduğunu, kayıtlardan yola çıkılacağı üzere tarafların ticari ilişkide bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olmadığının ortada olduğunu, internet ortamında daireye gönderilen 2017-2018-2019-2020-2021-2022 BA-BS formlarında \"Mal ve Hizmet Satın Alınan Kişilere İlişkin Bilgiler\" arasında ...'in bulunduğunu, bilirkişi tarafından incelemenin gerektiği gibi yapılmadığını, davacı tarafça arabulucuya başvurulmasının fatura talep ettiğinin göstergesi olduğunu, davacı tarafça ihbara ilişkin bütün yükümlülüklerin yerine getirildiğini beyanla görevli mahkeme olarak Asliye Ticaret mahkemesi olduğundan ilk derece mahkemesinin hükmünün bozularak davalı tarafından düzenlenmeyen faturalar nedeniyle müvekkilinin hak ettiği vergi iadesini alamamasından kaynaklı zararın hesaplanarak davalıya rücu edilmesine ve müvekkile iade edilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava, satın alınan ürünleri kambiyo senetleri ile ödemesine rağmen fatura düzenlenmediğinden zarara uğranıldığı iddiasına dayalı  alacak istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı taraf, davalı ile arasında geçmiş yıllara dayanan düzenli ticari ilişki içerisinde çeşitli alış verişlere ilişkin çek ve bonolar keşide edildiğini, taraflar arasında bu çek ve bonolar sık sık kullanıldığını, ancak bir takım bonoların ve ciro edilmiş çeklerin tahsil edilememesi ile birlikte davalı tarafından müvekkil aleyhine icra takipleri başlatıldığını, tüm bu icra takiplerine ilişkin borçların ödendiği ve icra dosyalarının kapatıldığını,  her ne kadar müvekkilin yaptığı ödemeler icra takibi üzerinden de olsada ticari ilişkiye dayalı olarak bu ödemeleri gerçekleştirdiğini, bu nedenle de icra dosyasına ilişkin yaptığı ödemeleri, vergi mükellefiyeti gereği gelir idaresi başkanlığına beyan ettiğini ve vergi yükümlülüğünü yerine getirdiğini,  İzmir 8. İcra Dairesi 2019/7355 E. (23.400 TL Asıl Alacak),  İzmir 8. İcra Dairesi 2019/7357 E. (28.400 TL Asıl Alacak), İzmir 8. İcra Dairesi 2019/7430 E. (20.500 USD Asıl Alacak), ancak davalı, icra takibi aracılığı ile tahsil ettiği KDV dahil olan ticari alacağına ilişkin fatura düzenlemeyi ve faturayı ibraz etmeyi reddettiğini, ödemiş olduğu ticari bedellerin faturalarını alamamış ve buna bağlı olarak da vergi iadesi gerçekleştiremeyerek yüklü miktarda vergiyi haksız bir şekilde ödemek zorunda kaldığını, davalı, mal ve hizmetin teslim edilmesi ve icra takibi aracıyla mal ve hizmet karşılığının ödenmesine rağmen Vergi Usul Kanunu Md. 231'i ihlal ettiğini ve fatura düzenlemediğini, müvekkilinin, davalının Vergi usul kanununu ihlal etmesi ile birlikte, 3065 sayılı KDVK md. 29 gereği yararlanması gereken vergi indiriminden yararlanamadığı ve dolayısıyla gereğinden fazla tutarda vergi ödeyerek ciddi bir maddi zarara uğradığını beyanla davalı tarafından düzenlenmeyen faturalar nedeniyle  hak ettiği vergi iadesini alamamasından kaynaklı zararın hesaplanarak davalıya rücu edilmesini ve iade edilmesini talep etmiştir.<br>Davalı taraf, taraflar arasında ticari ilişki olduğu ve bu sebeple müvekkiline  senetler verildiğine dair iddiaları kabul etmediklerini, söz konusu senet ve çekler ticari ilişki kapsamında verilmiş senet ve çekler olmayıp taraflar arasındaki ilişki kambiyo ilişkisinden ibaret olduğunu, davacı ile  davalının eskiden arkadaş olup kambiyo ilişkisi kapsamında verilen senet ve çeklerin ödenmemesi,  icra takibi başlatılması davacının müvekkiline kin duymasına neden olduğunu, fatura kesilmesini gerektirir bir durumun da söz konusu olmadığını, davacı taraf dava dilekçesinde icra dosyalarının tamamını ödediğini iddia etmiş ise de İzmir 8.İcra Müdürlüğünün 2019/7357 esas sayılı icra dosyası tahsil edilmemiş ve takip dosyasından feragat edilmiş olduğunu, İzmir 8.icra Müdürlüğü'nün 2019/ 7355 ve 2019/7430 esas sayılı edilmemiş ve takip dosyasından feragat edilmiş olduğunu, İzmir 8.icra Müdürlüğü'nün 2019/ 7355 ve 2019/7430 esas sayılı dosyaların davacı tarafından verilen taahhüt kapsamında ödenmiş olduğunu, taraflarınca icra dosyasına beyanda bulunularak dosyaların harçları ödenerek kapatılması sağlandığını, \"SÖZLEŞMEDİR\" başlıklı 11.12.2019 tarihli sözleşmenin 1.maddesine de davacı ... İzmir 8.icra Müdürlüğünün 2019/ 7355, 2019/7430, 2019/7357 esas sayılı dosyalarındaki senet ve çeklerden dolayı borçlu olduğunu kabul ettiğini herhangi bir menfi tespit ve istirdat davası açmayacağını bu haklarından feragat ettiğini beyan ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>HMK'nın 1. maddesinde görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği düzenlenmiştir. <br>6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. <br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gerekir.<br>Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması veya sayılması davayı ticarî dava haline getirmez.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, açılan davanın mutlak ticari dava olmadığının, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kambiyo senedinden kaynaklanmadığının, her iki tarafında tacir olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM     : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/09/2024 tarih, 2023/765 Esas ve 2024/658 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 23/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"04044190811b00ed","SID":"e1b84d87f94a4721"}}