{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br>  <br>DOSYA NO\t: 2021/2449 <br>KARAR NO\t: 2024/2350<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/10/2021<br>NUMARASI\t\t: ... Esas ...  Karar<br><br>DAVACI-KARŞI DAVALI\t: ... TURİZM VE GIDA SANAYİ TİCARET<br>\t\tLİMİTED ŞİRKETİ  <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALI-KARŞI DAVACI\t: ... MAKİNA ELEKTRONİK İNŞAAT TARIM<br>\t İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ <br>VEKİLLERİ\t: Av. . <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR  TARİHİ\t: 30/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30/12/2024<br>    <br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı karar aleyhine davacı-karşı  davalı vekili ve davalı-karşı davacı vekillerinin istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t                                  :<br> Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 10/04/2018 tarihli satış sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme konusu davalı tarafından satılan ve nitelikleri ile fiyatı, teslim koşulları sözleşmede belirtilen makine ile eklentilerinden ibaret olduğunu, davalının bu makineyi toplam satış bedeli 96.000,00 EURO + KDV olmak üzere müvekkiline sattığını, müvekkili tarafından sözleşmeli ödeme şartlarında ön görülen satış bedelinin %20'si olan 20.000,00 EURO karşılığı mal alım avansı açıklamasıyla 19/04/2018 tarihli havale ile ... aracılığı ile davalıya ödendiğini, sözleşmede ön görülen teslim şartları uyarınca bu makinenin 60 ile 70 gün içerisinde teslimata hazır olacağı ve Mayıs sonuna yükleme yapılacağını, yine sözleşmede öngörülen ödeme şartlarına göre %20 sipariş onayı ile birlikte peşin, geri kalan %80 ve toplam oluşacak bedelin KDV'sinin makine gümrüğe geldiğinde banka transferi yoluyla ödeneceeğini, aynı şekilde fiyatların Şanlıurfa fabrika teslimi, yeni ve kullanılmamış makineler olduğunu, montaj ve operatör eğitiminin ücretsiz verileceğini, gümrük ve nakliye masraflarının dahil olduğunu, menşei İtalya, üretim yılının 2018 olduğunun aynı sözleşmede düzenlendiğini ve sözleşmenin devamında garanti şartları ile garanti kapsamında olmayan hususların da ayrıca düzenlendiğini, taraflar arasında sözleşmenin imzalanmasından ve müvekkili tarafından peşinat olarak davalıya 20.000,00 EURO'nun havale ile ödenmesinden sonra makinenin teslim tarihinden önce döviz fiyatlarının aşırı ve beklenmeyen şekilde yükselmesi sonucu oluşan ekonomik kriz nedeniyle müvekkili şirketin kendi müşterilerinden olan tahsilatlarda zorluk yaşadığını, krizin meydana geldiği Temmuz ayının tohum üreticisi olan ve bu makineyi bu amaçla alan müvekkili için ürün işleme zamanının başlangıcı olduğunu, müvekkilinin tahsilatlarda yaşadığı aksama nedeniyle bu durumu ve makine bedelinin ödenmesi hususunu davalı şirket yetkilisiyle yüz yüze görüştüğünü, makine fiyatından döviz cinsinden herhangi bir indirim istemediğini, ancak tahsilatlardaki sorun nedeniyle ödenmesi gereken 76.000,00 EURO + KDV olan bakiye satış bedelini Ekim ayı içerisinde ödemek üzere bir adet çek vermeyi davalıya teklif ettiğini, ancak teklifin davalı tarafından reddedildiğini, daha sonra 07/08/2018 tarihli whatsapp mesajı ile müvekkiline makinenin satışını iptal ettiğini bildirdiğini, sözleşmenin feshedilmemesi halinde müvekkilinin başka bir firma ile sözleşme yapmayacağını ve böylece projeyi gerçekleştiremeyerek 200.000,00 TL cezai tazminatı ödemesi yanında ayrıca %50 makine bedeli tutarındaki bakanlık hibesini de kaybederek yaklaşık 600.000,00 TL zarara uğrayacağını bildiğinden müvekkilini zor durumda bırakmak amacıyla bakiye satış bedelini Ekim ayında çek ile ödemesini müvekkilinin zor durumda bırakmak amacıyla kabul etmediğini, taraflarca düzenlenen satış sözleşmesinde fesih halinde peşin ödemenin yanacağına dair bir hüküm olmamasına karşın davalı tarafın müvekkili tarafından banka havalesiyle kendisine ödenen 20.000,00 EURO peşinatı çeşitli kez yapılan görüşmelere rağmen müvekkiline ödemediğini, uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, davalıya peşin ödenen 20.000,00 EURO satış bedelinin dava tarihinden itibaren döviz türü mevduata uygulanan en yüksek oranda yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep etmiş olduğu alacağın hak düşürücü süre içerisinde talep edilmediğini ve alacağın zaman aşımına uğradığını, taraflar arasında imzalanan 10/04/2018 tarihli satış sözleşmesine göre makine ve ekipmanların bedelinin 96.000 EURO ve teslim tarihinin 60-75 gün arasında olduğunu, ödemenin 20.000 EURO sunun peşin kalan kısmın ise makinenin gümrüğe gelmesiyle banka transferi ile ödeneceğini, sözleşmeye göre müvekkili şirketin İtalya'dan malı ithal ettiğini ve ... gümrük sahasına 07/06/2018 tarihinde indirdiğini, dava konusu olayın da bu tarihten itibaren başladığını, malın gümrük sahasına indiği gün olan 07/06/2018 tarihinde telefon ile bilgi veren müvekkilinin yaklaşık 26/06/2018 tarihine kadar herhangi bir ödeme ya da malın teslimine ilişkin bir cevap alamadığını, 26/06/2018 tarihinde şirket yetkilisi ... ...'un bildirdiği e-mail adresine elektronik posta yolu ile ihtar gönderdiğini, bu ihtara cevap alamayan müvekkili şirketin 30/06/2018 tarihinde bir elektronik posta daha yazarak sözleşmeden kaynaklı kalan bakiye olan 76.000,00 EURO nun süresinde ödenmemesi sebebiyle ithalatçı firma ile yapılan sözleşmeden kaynaklı gecikme zammı ödemek zorunda kaldıklarını, bu nedenle 77.140,00 EURO'nun ve malın gümrükte beklemesinden dolayı oluşacak gecikme bedellerinin ödenmesini talep ettiğini, bu durumun whatsapp yolu ile de iletildiğini, ancak yazışmaların sonuçsuz kaldığını, sonuç olarak davacı şirketin müvekkili şirkete ödeme yapmadığını, ayrıca, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Tarım Bakanlığının hibe desteği programı tarihinden önce imzalandığını ancak sözleşme tarihi içerisinde bu hibe programı yayınlanınca tarafların bu satışı hibe programı kapsamına aldıklarını, davacının basiretli tacir olduğu dikkate alındığında döviz cinsi ticari anlaşmalarda döviz artış riskini göze aldığının mahkemece takdir edileceğini ki müvekkili şirketin üretici firma değil ithalatçı firma olduğunu, yani İtalya ülkesinden Euro cinsi ithal ettiği makinede indirim yapmasının mümkün olmadığını, Bakanlığın hibe teşviki programından hibe alan firmaların imzalamış oldukları sözleşmede bir hüküm olduğunu, hükme göre, teşvikten yararlanan firmanın almış olduğu makinenin bedelini peşin ödeyerek banka dekontunu bakanlığa sunmak zorunda olduğunu, yani dava dilekçesinde iddia edildiği gibi müvekkili şirkete çek ile bir ödeme talebinde bulunulmadığını, bulunulmasının da bakanlığın teşvik sözleşmesine aykırı olduğunu ki böyle bir talep yapılmış olsa dahi tarafların sözleşmesine aykırı olduğunu ve müvekkilinin kabul etme zorunluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.  <br>Davalı- karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında satış sözleşmesi imzalandığını, kısmi ödeme alındığını, malın ithal edilip ... gümrük sahasına indirildiğini, müvekkili şirketin sözleşme şartlarını yerine getirmesine rağmen davalının kusurundan kaynaklı olarak sözleşmenin ifa edilemediğini,  sözleşmeye konu makineyi İtalya ülkesinden ... gümrük sahasına 07/06/2018 tarihinde indiren müvekkili şirketin davalının ödeme yapmaması nedeniyle 07/11/2019 tarihine kadar makineyi ... gümrük sahasında bekletmek zorunda kaldığını, makineyi üçüncü bir kişiye satamayan müvekkili şirketin 07/11/2019 tarihinde makineyi millileştirdiğini ve ... mahallesinde bulunan işyeri deposuna çekmek zorunda kaldığını, davalının kusuru nedeniyle malı bekleten ve kendi işyerine nakleden müvekkili şirketin antrepo bedeli, taşıma bedeli olarak 8.373,84 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, yine bunun yanında MIP'e 6.990,00 TL, gümrük müşavirlik firmasına 2.308,00 TL, makine sigorta bedeli olarak 515,00 TL olmak üzere toplamda 18.186,00 TL ödeme yaptığını, ayrıca malın ithalinden dolayı davalının ödemesi gereken 950 EURO navlun bedelini müvekkili şirketin ödemek zorunda kaldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki edimlerin davalının kusuru nedeniyle ifa edilmediğinden müvekkilinin bu bedelleri ödemek zorunda kaldığını, davalının malı teslim almaması sebebiyle müvekkili şirkete elektronik posta yolu ile ihtar çeken üretici firmanın müvekkili şirketten faiz talep ettiğini, bu durumun 17/07/2018 tarihinde whatsapp yazışmalarında davalı şirket yetkilisine bildirildiğini, taraflar arasında yapılan görüşmelerde davacı şirket yetkilisinin makine bedeline ek olarak müvekkili şirketin uğramış olduğu zararların bedelini istemesi üzerine müvekkili şirket yetkilisinin 11/02/2019 tarihinde makine bedeli + KDV gecikme faizi ( ithalatçı firmaya ödenecek olan) + antrepo -nakliye- gümrük vs masraflar için 101.206 EURO ve 15.000,00 TL ödeme yapılacağını bildirdiğini, davacı şirketin ödenecek bedele cevap vermediğini, davacı şirket yetkilisinin 27/02/2019 tarihinde parayı toparladığını söylediğini, ancak sözleşmenin davalının kusuru sebebiyle ifa edilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin İtalya menşeeli üretici firmaya 16.875 EURO faiz ödemek zorunda kaldığını, her üç alacak kalemi için arabuluculuğa başvuru yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, sözleşmenin davalının kusurundan dolayı ifa edilmemesi sebebiyle müvekkili şirketin ödemek zorunda olduğu 18.186,00 TL'ye dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte ve 950 EURO'ya dava tarihinden itibaren işleyecek döviz cinsinde mevduata uygulanan en yüksek oranda faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, malın ithal edildiği üretici firmaya davalının kusuru sebebiyle faiz ödemek zorunda kalınması nedeniyle HMK 109. maddesine göre açmış oldukları davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 EURO'ya dava tarihinden itibaren işleyecek döviz cinsinde mevduata uygulanan en yüksek oranda faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, malın millileştirilmesi sebebiyle halen müvekkilinin işyerinde olan ve üçüncü kişi firmaya satılamayan makinede değer kaybı olması sebebiyle HMK 107. maddesine göre şimdilik 1.000 EURO'ya dava tarihinden itibaren işleyecek döviz cinsinde mevduata uygulanan en yüksek oranda faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının açmış  olduğu asıl davada alacağa hükmedilmesi halinde bu alacak kalemleri ile takas-mahsup yapılmasına ve kalan bakiye yönünden alacağa hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde talep konusu edilen ve uğrandığı iddia edilen zarar kalemlerinin sözleşmeden kaynaklanmadığını, bu taleplerin zaman aşımına uğramış olup zaman aşımı defini ileri sürdüklerini, karşı davacının, müvekkili tarafından peşinatın tahsili istemiyle dava açılması üzerine kötü niyetle ve müvekkile yöneltmesi mümkün olmayan afaki taleplerle ve kötü niyetle bu davayı açtığını, müvekkili ile karşı davacı arasında 10/04/2018 tarihli satış sözleşmesinin düzenlendiğini, sözleşme konusunun karşı davacı tarafından satılan ve nitelikleri ile fiyatı, teslim koşulları sözleşmede belirtilen makine ile eklentilerinden ibaret olduğunu, karşı davacının bu makineyi toplam satış bedeli 96.000,00 EURO+KDV olmak üzere müvekkiline sattıklarını, müvekkili tarafından sözleşmedeki ödeme şartlarında öngörülen satış bedelinin %20’si olan 20.000,00 EURO karşılığı mal alım avansı açıklamasıyla 19/04/2018 tarihli havale ile ... aracılığı ile  ödendiğini, 2018 Temmuz ayı başında döviz fiyatlarının aşırı yükselmesi sonucu, müvekkili şirketin kendi tahsilatlarında yaşadığı aksama nedeniyle bu durumu ve makine bedelinin ödenmesi hususunu davalı şirket yetkilisiyle ...’e gelerek yüz yüze görüştüğünü, müvekkilinin makine fiyatından döviz cinsinden herhangi bir indirim istemediğini, ancak tahsilatlardaki sorun nedeniyle ödenmesi gereken 76.000,00 EURO+KDV olan bakiye satış bedelini en kısa zamanda  ödemek üzere; tarih kısmı açık teminat olarak  1 adet  çek vermeyi ve rakamın EURO cinsinden yazılmak kaydıyla davalıya teklif ettiğini, karşı davacının dilekçesinde açıkladığı gibi müvekkiline gönderdiği whatsup mesajı ile 07.08.2018 tarihinde sözleşmeyi iptal ettiğini bildirdiğini, yani TBK 235/1.madde uyarınca satıştan döndüğünü bildirdiğini, ekonomik kriz nedeniyle devlet tarafından çıkarılan KHK ile bu tip sözleşmelerde proje bitirme süresinin 1 yıl uzatıldığını, bundan sonra davalıyla yapılan uzun görüşmeler neticesinde 24/04/2019 tarihinde satış sözleşmesinin taraflarca karşılıklı olarak fesih edildiğini, karşı dava konusu taleplerin  iyi niyetten ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi bir kısım taleplerin nedenlerinin de açık olmadığını, her şeyden önce kendisinin de kabul ettiği gibi 07.08.2018 tarihli whatsapp mesajı ile sözleşmeyi iptal ve fesih eden karşı davacının  bu tarihten sonraki dönem için talepte bulunamayacağını, ancak dava dilekçesinde hangi dönemler için ne kadar süre için hesaplandığı açıklanmaksızın antrepo, taşıma masrafı, MIP’ye ödenen ücret açıklaması ile talepte bulunulmasının yerinde olmadığını, sözleşmeyi 07.08.2018 tarihinde fesih ettiğini (sözleşmeden döndüğünü) bildirdikten sonra 07.11.2019 tarihine kadar makinayı ... Gümrük Sahasında beklettiğini ileri sürerek, bu dönem için zarar ve masraf talep etmesinin hukuki temelinin olmadığını, aynı şekilde gümrük müşavirine ödenen para, sigorta bedeli, navlun bedelinin de talep edilemeyeceğini, zira taraflar arasındaki satım sözleşmesi genel şartları uyarıca gümrük ve nakliye masraflarının satıcıya ait olduğunu, bu nedenle navlun bedeli, gümrük müşavirlik bedeli taleplerinin hukuki temelden yoksun olduğunu, yine satım konusu malın yarar ve hasarının ancak teslimden sonra alıcıya geçeceğini, bundan dolayı teslim tarihinden önce sigorta masrafının da karşı davacı satıcıya ait olduğunu, kaldı ki sözleşmede sigorta bedelinin alıcıya ait olduğunun da kararlaştırılmadığını, öte yandan satım sözleşmesine göre  makinanın müvekkilinin iş yeri olan Şanlıurfa’ya taşınıp, kurulumunun da satış fiyatına dahil olduğunu, karşı davacının  üretici firmaya ödediğini iddia ettiği faiz için müvekkilinden talepte bulunmasının da hukuken mümkün olmadığını, her şeyden önce üretici firmanın yurt içi bayii olan karşı davacının bedelini ödemeden ithalat yapmasının kendi kusuru olduğunu, üstelik üretici şirket ile arasında yapılan bayilik sözleşmesi ve buradaki faiz koşulunun sözleşmenin tarafı olmayan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, ayrıca taraflar arasında yapılan sözleşmede de üretici şirkete faiz ödenmesi durumundan bundan alıcının sorumlu olacağına dair bir hükümde olmadığını, karşı davacının makinanın 2018 yılı yapımı olduğu 2020 yılında değer kaybettiği iddiasının da soyut ve afaki bir iddia olduğunu, her şeyden önce üretici şirketin Türkiye bayii olduğunu söyleyen bir tacirin bu makinayı bir başkasına satmasının mümkün olduğunu, davacının böyle bir çaba içerisine girdiği halde makinayı satamadığımı da ileri sürmediğini, bunun için çaba sarf etmemesinin kendi kusuru olduğunu, kimsenin kendi kusurundan yarar sağlayamayacağını, kaldı ki her türlü ticari malın iki yıl içerisinde daha pahalı hale gelmesinin de ticari bir gerçek olduğunu, bu nedenle makinada değer kaybı olduğu iddiasının gerçekçi olmadığını, kaldı ki sözleşmeyi 07.08.2018 tarihinde fesih ettiğini bildirdikten (sözleşmeden döndükten) ve taraflar arasında 24.04.2019 tarihinde sözleşmenin feshine dair anlaşma imzalanmasından sonra, davacının bundan sonra 2020 yılı için değer kaybını ileri sürerek talepte bulunmasının mümkün olmadığını belirterek, karşı davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ                                              :<br>İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; Davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı arasında 10/04/2018 tarihli satış sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmeye göre davalı-karşı davacı sözleşmede nitelikleri belirtilen makineyi davacı-karşı davalıya teslim edecek ve davacı-karşı davalı da 20.000,00 EURO'su peşin olmak üzere 96.000,00 EURO+KDV ödeyeceği, davacı- karşı davalının 20.000,00 EURO'yu 19/04/2018 tarihinde davalı-karşı davcıya ödediği ve kalan kısmı ise makine gümrüğe gelince ödeyeceği, 07/06/2018 tarihinde makine gümrüğe geldiği ve davacı-karşı davalıya makinenin geldiğinin bildirildiği, davacı-karşı davalının sözleşme gereği ödemesi gereken bakiye bedeli davalı-karşı davacıya ödemediği, taraflar arasında yapılan görüşmelerden sonuç alınamaması sonrası davalı-karşı davacı 07/08/2018 tarihli Whatsap yazışmasıyla sözleşmenin iptal edildiğini beyan ederek sözleşmeden döndüğü, sözleşmeden dönme iradesi tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir hak olup karşı tarafa ulaşması ile hüküm ve sonuçlarını doğuracağı, davalı-karşı davacı vekili sözleşmeden dönmenin TTK'nın 18/3. maddesine uygun yapılmadığını savunmuş ise de; TTK 18/3. maddesi hükmündeki şekil şartının ispat şartı olup davalı-karşı davacı vekilinin savunması yerinde görülmediği, 07/08/2018 tarihinden sonra taraflar arasında görüşmeler olmuş ise de bu görüşmelerin yeni bir icap olarak kabul edilebileceği, ancak icaba karşı 6098 sayılı TBK'nın 4. maddesi kapsamında bir kabulden bahsedilemeyeceği, bu nedenle davalı-karşı davacının sözleşmeden 07/08/2018 tarihinden itibaren döndüğünün kabulü gerektiği, davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekilinin zamanaşımı defiinde bulunduğu, davacı-karşı davalının davası sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğundan 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve davacı-karşı davalının 2 yıllık zamanaşımı süresinde davayı açtığı, davalı-karşı davacının davasının ise sözleşmeye dayalı olarak açılan maddi zarar tazminine ilişkin olduğundan 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve davalı-karşı davacının zamanaşımı süresi içerisinde davayı açtığı, davalı-karşı davacı sözleşmeden dönmekle almış olduğu peşinatı davacı-karşı davalıya iade etmek zorunda olduğu, davacı-karşı davalı ise sözleşmeye aykırı davrandığından davacının zararlarını gidermekle sorumlu olduğu, davalı-karşı davacı sözleşmeden döndüğünden TBK'nın 236. maddesi kapsamında oluşan zararını ve diğer müspet zararlarını talep edebileceği, davalı-karşı davacı dava dışı şirkete ödemek zorunda kaldığı 16.875 EURO faizden, 1.000,00 EURO'luk kısmını, giderler karşılığı ödemek zorunda olduğu 18.186,00 TL'yi ve 950 EURO'yu ve malın millileştirilmesi sebebiyle halen elinde olan ve üçüncü kişi firmaya satılamayan makinede değer kaybı olması sebebiyle oluşan zarardan 1.000 EURO'luk kısmını davacı-karşı davalıdan tahsilini talep ettiği, alınan bilirkişi raporuna göre; davalı-karşı davacının talep ettiği 950,00 EURO navlun bedelinin, 2.308,00 TL gümrük müşavirliği bedelinin ve 515,00 TL sigorta bedelinin müspet zararlardan olmadığınin, davalı-karşı davacının dava dışı ... .... Şti'ne ödediği 8.373,84 TL antrepo ücretinin sözleşmeden dönüldükten sonra oluşan masraf olduğundan davacı-karşı davalıdan istenemeyeceğinin, davalı-karşı davacının, ... Liman İşletmesine ödediği 6.990,61 TL'yi, tedarikçiye ödediği 2.286,25 EURO faizi ve 4.800,00 EURO makine değer kaybını davacı-karşı davalıdan talep edebileceğinin tespit edildiği, davalı-karşı davacı ile dava dışı tedarikçi arasındaki faiz şartının sözleşmenin tarafı olmayan davacı-karşı davalıya karşı ileri sürülemeyeceği ve davalı-karşı davacının müspet zararlarından sayılamayacağı, davalı-karşı davacı kendi kusuru nedeniyle dava dışı tedarikçiye faiz ödemesi yaptığı anlaşıldığından bilirkişilerin bu görüşüne itibar edilmediği, diğer yönlerden bilirkişi raporuna itibar edilerek asıl davanın kabulü ile 20.000,00 EURO'yu dava tarihinden itibaren işleyecek EURO cinsinden paraya kamu bankalarının bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek oranda faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı-karşı davacı davasını ıslah etmediğinden taleple bağlı kalınarak karşı davanın; davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, 1.000,00 EURO + 6.990,61 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1.000,00 EURO alacağa dava tarihinden itibaren  işleyecek EURO cinsinden paraya kamu bankalarının bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek oranda faiz oranının ve 6.990,61 TL'ye dava tarihinden itibaren avans faizinin uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek,<br>Asıl dava yönünden; <br>Davanın KABULÜ ile 20.000,00 EURO'yu dava tarihinden itibaren işleyecek EURO cinsinden paraya kamu bankalarının bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek oranda faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dosyada mevcut olan harcanmayan taraflarca yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince Adalet Bakanlığınca çıkartılan 30/09/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan HMK'nun gider avansı tarifesinin 5/1 maddesi gereğince hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılması, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adresli ödemeli olarak gönderilmesine, <br>Karşı dava yönünden;<br>Davanın kısmen KABULÜ kısmen REDDİ ile, 1.000,00 EURO + 6.990,61 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1.000,00 EURO alacağa dava tarihinden itibaren  işleyecek EURO cinsinden paraya kamu bankalarının bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek oranda faiz oranının ve 6.990,61 TL ye dava tarihinden itibaren avans faizinin uygulanmasına, Fazlaya ilişkin talebin reddine şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. <br> DAVACI/KARŞI DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ                   :<br>Davacı/karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında düzenlenen 10.04.2018 tarihli satım sözleşmesinin davalı satıcının 07.08.2018 tarihli Whatsapp dönme beyanı ile sona erdiğini, davacı alıcıya ulaşan bu beyanın geri alınamayacağını, sözleşmenin bu tarihte ileriye etkili olarak sona erdiğini, bu nedenle davacının peşin ödediği 20.000.EURO bedelin iadesini talep edebileceğinin hukuki değerlendirmesi, sözleşme hükümleri ile yasaya uygun ve doğru olarak ortaya konduğunu, karşı dava yönünden İse davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının usul ve hukuk kurallarına aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına ve karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Davalı tarafın 07.08.2018 tarihinde sözleşmeden döndüğünü, Antrepo bedelini müvekkilinden talep edemeyeceğini, davalı satıcı sözleşmeden dönmekle TBK.’nun 236/2.maddesi uyarınca ancak makinayı dürüstlük kurallarına uygun olarak satması halinde, bu bedel ile satım sözleşmesinde kararlaştırılan bedel arasındaki farkı talep edebileceğini, TBK'nun 52. maddesi uyarınca davalı zararın azaltılması için gerekli çabayı göstererek sözleşmeden döndüğünden makinayı en kısa sürede satmak için gerekli çabayı göstermek zorunda olduğunu, davalı bu makinanın satışı konusunda yurt içinde yetkili distribütör   tacir olmakla, özel imalat olmayan bu makinayı satabileceği bir alıcıyı kolaylıkla bulabileceğini, işbu karşı dava yönünden davalı  tarafın makinadaki değer kaybı nedeniyle tazminat isteyebileceği yönündeki tespitin de soyut ve hukuki temelden yoksun olduğunu, davalının da belirtildiği üzere  yurt içindeki yetkili distribütör olması nedeniyle bu makinayı  derhal başka alıcılara satma imkanı  olmasına ve bu makinanın özel imalat olmaması sebebiyle satmamak suretiyle  kendisi iddiasına göre kendi zararına sebebiyet verdiğini, makine incelenmeden, piyasa araştırması ve somut fiyat karşılaştırması yapılmadan sadece üretici firmanın web sayfasında inceleme yapılarak afaki bir değer kaybı tespit edilmesinin de son derece hatalı olduğunu, makinenın 2018 modeli ile 2021 modelinin karşılaştırılarak buna göre değer kaybı belirlenmesinin de hukuken yanlış olduğunu, bu nedenlerle;  Asıl dava yönünden davanın kabulünü,  mahkemece verilen kararın usul ve hukuk kurallarına uygun olması nedeniyle bu karara ilişkin istinaf kanun yoluna başvuran davalının istinaf başvurusunun reddini, karşı dava yönünden davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının usul ve hukuk kurallarına aykırı olması nedeniyle ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir<br>DAVALI/KARŞI DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ                   :<br>Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin taraflar arasında 07.06.2018 tarihinde sözleşmenin fesih edildiğine ilişkin yazışmayı delil olarak kabul ettiğini, ancak davacının 07.08.2018 tarihinden sonra yaptıkları yazışmayı bir icap olarak nitelendirip, tarafların sözleşmeyi devam ettirdiğini kabul etmediğini, tarafların tacir olduğu dikkate alındığında öncelikle, kanun gereği aralarındaki imzaladıkları sözleşmenin fesih olması için TTK'nın 20.maddesindeki zorunlu unsurlarını yerine getirmeleri gerektiğini, mahkemenin tarafların whatsap yazışmaları dikkate alınıp sözleşmenin feshini kabul ediyor ise aynı tarafların whatsap yazışmaları dikkate alınarak aslında sözleşmenin sona ermediğini, TBK'nın 1.maddesinin yorumu gereği devam ettiğini de kabul etmesi gerekir iken yanlış hüküm kurmasını kabul etmediklerini, TBK.26.maddesine göre tarafların sözleşme serbestisi var ise, imzaladıkları sözleşmeyi ne zaman sona erdireceklerine de iradi haklarının olduğu yorumlanması gerektiğini, tarafların sözleşmeyi 07.08.2018 tarihinden sonra da devam ettirdiklerini de dikkate alarak hüküm kurulması gerektiğini, karşı davada talep edilen bedellerin yanlış değerlendirmeler ile red edildiğini veya eksik hükmedildiğini, makine bedel kaybının müvekkilinin zararı olduğu kabul ediliyor ise bu zararın doğru hesaplanması gerektiğini, hükme esas alınan  bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olması sebebiyle rapora itiraz edilmiş iken mahkemenin bu talebi değerlendirmeden direk hüküm kurarak ıslah edilmeyen dava üzerinden 1.000 EURO'ya hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, faize ilişkin talebin mahkemece hukuki yönden yanlış değerlendirildiğini, müvekkilinin yapmış olduğu ödemeleri müspet zarar olarak kabul ederek kısmen kabul kararı verilmesi faiz yönünden red verilen gerekçe ile çeliştiğini, bu nedenlerle;  .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.10.2021 tarih ve  ... Esas, ... Karar sayılı kararının kaldırılarak eksikliklerin giderilmesi için dosyanın mahkemeye iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t :<br>Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı <br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE                                                                               :<br>Dava, alacak istemine, karşı dava ise tazminat istemine ilişkindir.<br>Davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; taraflar arasında makine ve eklentilerinin satışı konusunda imzalanan sözleşmeye göre satış bedeli olan 96.000,00 Euro + KDV'den 20.000,00 Euro'luk kısmın \"mal alımı avansı\" açıklamasıyla banka aracılığıyla davalıya ödendiği, ancak 2018 yılı Temmuz ayında dövizdeki yükseliş sebebiyle ekonomik kriz başladığından davalıya bakiye bedeli aynı yılın Ekim ayına düzenlenecek çek ile ödemeyi teklif ettikleri halde davalının bu teklifi kabul etmediği, sözleşmede fesih halinde peşin ödemenin yanacağına dair hüküm bulunmadığı ileri sürülerek davalıya ödenen 20.000,00 Euro'nun dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı-karşı davacı vekilince asıl davanın reddi istenilmiştir.<br>Davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin dava dilekçesinde ise özetle; davacı-karşı davalının kusuru sonucu sözleşmenin ifa edilemediği, makinenin ... Gümrük Sahasına indirildiği 07.06.2018 tarihinde davacının ödeme yapmadığı, davacı-karşı davalıya telefonla, e-posta ve Whatsapp uygulaması üzerinden makinenin geldiği ve borcunu ödemesi gerektiği iletildiği halde ödemenin yapılmadığı, makinenin gümrük sahasında bekletildiği ve daha sonra üçüncü kişiye de satılamadığından millileştirildiği, bilahare müvekkiline ait depoya çekilmek zorunda kaldığı, bu sebeplerle antrepo bedeli, taşıma bedeli, sigorta bedeli, gümrük müşavirlik bedeli, ithalat nedeniyle navlun bedeli, üretici yabancı firmaya gecikmeden kaynaklı faiz ödenmesi zararı ve makine değer kaybı zararlarının bulunduğu ileri sürülerek sözleşmenin davacı-karşı davalının kusuru sonucu ifa edilmemesi sebebiyle ödenen 18.186,00 TL, navlun bedeli 950,00 Euro, üretici yabancı firmaya faiz ödenmesi sebebiyle şimdilik 1.000,00 Euro, millileştirilen makinedeki değer kaybı sebebiyle şimdilik 1.000,00 Euro'nun faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline, davacı-karşı davalının açtığı asıl davada alacağa hükmedilmesi halinde karşı davaya konu alacak ile takas ve mahsubu ile bakiye alacağın tahsiline karar verilmesi talep edilmiş, davacı-karşı davalı vekilince karşı davanın reddi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi'nce asıl davanın kabulüne ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verildiği, işbu karara karşı tarafların vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. <br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Türk Borçlar Kanununun 139.maddesinin birinci fıkrası uyarınca, iki kişi karşılıklı olarak bir miktar parayı veya konuları itibari ile aynı türden malı birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki tarafın her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Sonuçta her iki borç da az olanı oranında sona erer (Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, Beta Yayınları, Sayfa:1261). Takas borcu sona erdiren nedenlerden biridir.<br> Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında ileri sürülmesi mümkün olduğu gibi, terditli olarak beyan edilmesi de takasın şarta bağlandığı anlamına gelmemektedir. Ayrıca, takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'i de diğer def'iler gibi cevap dilekçesinde süresinde ileri sürülmelidir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 25/06/2020 Tarih ve 2017/893 Esas-2020/2280 Karar sayılı ilamı). <br>Mahsupta ise, birbirinden ayrı ve bağımsız iki alacak mevcut olmayıp, alacak miktarından belli olgular dolayısıyla indirme talebi bulunmaktadır. Alacaktan indirilecek olan meblağ bir karşı alacak değildir. Mahsup, alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Mahsup itirazının karşı dava olarak ileri sürülmesine gerek olmadığı gibi, ayrı bir davada istenmesi zorunluluğu da bulunmamaktadır. Mahsup ise bir inşai hak ya da def'i olmayıp, bir itirazdır. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2014 Tarih ve tarihli 2014/5307 Esas-2014/7906 Karar sayılı ilamı). <br>Somut olayda, davalı-karşı davacı vekilinin karşı dava dilekçesinde asıl davaya konu alacağa karşı takas def'i ve mahsup itirazının ileri sürüldüğü anlaşılmakta olup, ilk derece mahkemesince davalı-karşı davacının  takas def'i ve mahsup itirazı hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Öte yandan, sözleşmeden dönme hâlinde alacaklının sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğradığı zarar menfi zarardır. Menfi zarar ise, sözleşmenin kurulmamasından yahut geçersiz olmasından doğan zarardır ve bu bağlamda sözleşmenin kurulduğuna veya geçerli olarak kurulmuş bulunduğuna duyulan güvenin boşa çıkmasından doğan bir zarar söz konusudur. Alacaklının malvarlığının hâlihazır durumu ile sözleşme yapılmamış olsaydı arz edeceği durum arasındaki fark, menfi zararı meydana getirir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.12.2022 Tarih ve  2021/(13)3-563 Esas-2022/1659 Karar sayılı ilamı).<br>Somut olayda, karşı davaya konu edilen \"üretici yabancı firmaya gecikmeden kaynaklı faiz ödenmesinden kaynaklanan zarara\" yönelik tazminat talebinin, davacı-karşı davalı ile yapılan satış sözleşmesi sebebiyle üretici firmadan sözleşmeye konu makineyi sipariş etmek ve davacı-karşı davalının satış bedelini ödememesi sebebiyle üretici firmaya faiz ödemekle zarara uğradığı iddiasıyla bu zararın tazminine yönelik olduğundan, davalı-karşı davacının sözkonusu zarar kalemine ilişkin talebinin müspet zararlardan olmadığı ve kendi kusurundan doğduğundan bahisle reddi doğru olmamıştır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince, davacı-karşı davalının, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca bakiye satış bedelini ödemesi gereken tarihin tespit edilmesi, bu tarih ile davalı-karşı davacının sözleşmeden döndüğü tarih arasındaki dönem içinde gerçekleşen faiz zararının 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi de göz önünde bulundurularak belirlenerek hüküm altına alınması gereklidir.<br>Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurusu yerinde görülmüş, Dairemizce verilen kararın niteliği dikkate alınarak tarafların diğer istinaf sebepleri bu aşamada incelenmemiştir.<br>Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı-karşı  taraf davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekillerinin istinaf başvurusunun başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi'nin kaldırılmasına, eksik hususlar tamamlanıp yeniden karar verilmek üzere dosyanın  ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                      :<br>1)-Davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekilleri tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>2)-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar HMK.'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>3)-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4)- a)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalı-karşı davacı tarafından peşin olarak alınan 2.610,3‬0.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde tarafa, İADESİNE,<br>      b)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı-karşı davalı tarafından peşin olarak alınan 247,00.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde tarafa, İADESİNE,<br>5)-Taraflarca istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, <br>6)-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE,<br>7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>8)-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,<br> Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 30/12/2024 tarihinde karar verildi.  <br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>¸e-imzalıdır\t  <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br>...<br>Katip<br>...<br>¸e-imzalıdır\t  <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"44729d80de395f41","SID":"e4c0bd40acde7c36"}}