{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2024/1603 <br>KARAR NO:2025/3<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:11/07/2023<br>NUMARASI:2014/534 Esas, 2023/615 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Alacak<br>KARAR TARİHİ:08/01/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı ....A.Ş. arasında yapılan 01.11.2008 tarihli taşeronluk sözleşmesi gereği, ....A.Ş.'nin diğer davalı ... A.Ş.'den üstlendiği \"Kırklareli Lüleburgaz Konut, Villa, ...ve Çevre Düzenleme İkmal işinin\" \"parke taşı, küptaş, sert zemin imalat, ikrazat, tutanak yapımı işini\" müvekkili şirketin üstlendiğini, işin ücret ödenmemesi sebebiyle tamamlanamayıp yarıda kalması üzerine diğer davalı iş sahibi ....'nun müvekkili şirketle görüşerek kalan işlerin tamamlanması halinde işlerin bedelini bizzat ödeyeceğini sözlü olarak beyan ve taahhüt ettiğini, bu beyan doğrultusunda davacının üstlendiği işi gereği gibi yerine getirerek tamamladığını, ....'nun hem işin tamamlanması halinde ödemeyi yapacağı konusundaki sözlü taahhüdü, hem de işin asıl sahibi olması nedeniyle müvekkili şirketin bakiye 370.000,00 TL alacağının ödenmesi hususunda sorumluluğu bulunduğunu, müvekkilinin inşaatta kendisine düşen edimi yerine getirmesine rağmen inşaatın yüklenicisi ....A.Ş. ve asıl işveren .... tarafından bakiye alacağının kendisine ödenmediğini, davalılara 18.02.2010 tarihinde ihtarname keşide edilerek 370.000,00 TL'nin ödenmesinin talep edildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, şimdilik 50.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteşselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 08.09.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle, 07.10.2013 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda talep ettikleri alacak miktarını toplam 333.845,16-TL'ye yükselttiklerini, davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu miktarın 277.115,79-TL ile sınırlı olduğunu belirterek, toplam 333.845,16 TL alacağın, davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu 277.115,79-TL ile sınırlı olarak, temerrüt tarihi olan 18.02.2010 tarihinden itibaren bankaların kısa vadeleri kredilere uyguladığı avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı ....A.Ş. vekili cevabında, asıl inşaat sözleşmesinin bir kısmının yapımı konusunda davacı taşeron ile anlaştıklarını, diğer davalı...'un 15.07.2009 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile Burgazkent Şantiyesinde çalışan tüm işçi, taşeron ve tedarikçilerin ödemelerinin bizzat kendileri tarafından ödeneceğini beyan ederek borçları ayrıca üstlendiğini, bu tarihten sonra yapılan tüm işlerin ve ödemelerin müvekkili yüklenici firmanın bilgisi dışında olduğunu ve asıl işveren ... tarafından yapıldığını, projelerin bu surette tamamlanarak 11.09.2009 tarihinde geçici kabul işleminin ... tarafından yapıldığını, müvekkilinin kayıt ve belgelerine göre davacı firmaya 194.554,57 TL borçlu olduklarını ve bu borç tutarıma 01.11.2008 tarihli taşeronluk sözleşmesinin 4.a bendi gereğince teminat olarak kesilmesi gereken ve halen teminatın iade şartları yerine getirilmediği için iade edilmemesi gereken 58.968,16 TL tutarındaki teminat kesintisinin de dahil olduğunu, ancak esasen bu borcun yüklenici firmanın borcu olmadığını, zira mezkur 15.07.2009 tarihli Yönetim Kurulu Kararıyla ...'un müvekkili yüklenici firmayı tamamen devre dışına çıkararak bu tarihten sonraki tüm çalışmaları kendi gözetim ve denetiminde taşeronlara yaptırdığını ve yine bunlara yapılacak ödemeleri de ...'un aksatmış olduğunu, bizzat ... tarafından yapılan geçici kabuldeki eksiklikleri vaat etmesine rağmen taşeronlara tamamlatmaktan vazgeçip dava dışı ... Şti. adlı başka bir firmaya ihale ederek taşeronları mağdur ettiğini, diğer davalı ... yetkililerinin kendilerini de zarara uğrattığını, 12.02.2010 tarih ve 15 numaralı hakediş raporu üzerinde tek taraflı ve hukuka aykırı eklemeler yaparak müvekkili yüklenici firmayı borçlu gösterdiğini, akabinde Kadıköy ....Noterliğinden 08.04.2010 tarihli ... ihtarname ile asıl inşaat sözleşmesini haksız surette feshettiğini ve teminat mektubunu nakde çevirdiğini bu konuyla ilgili cezai takibat ve ayrıca İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/310 Esas sayılı dosyasıyla açtıkları tazminat davasının sürmekte olduğunu belirterek, borcun kendi borçları olmaması sebebiyle davanın reddini talep etmiştir.Davalı ...A.Ş. vekili cevabında,  yüklenici ....A.Ş.'nin bahse konu iş nedeni ile müvekkili şirketten ileride doğacak muhtemel istihkak alacağının %10'undan sonraki bakiyesinden karşılanmak üzere 12 nolu hakediş tutarından 75.000,00 TL, 13 nolu hakediş tutarından 250.000,00TL, 14 nolu hakediş tutarından 250.000,00 TL, 15 nolu hakediş tutarından 225.000,00 TL olarak ödenmek üzere toplam 800.000,00 TL alacağını 25.10.2008 tarihinde davacıya temlik ettiğini, müvekkili şirketin bahsi geçen temlikname gereğince 09.01.2009-04.11.2009 tarihleri arasında toplam 800.000,00 TL temlike konu tutarı davacıya ödediğini, diğer taraftan yüklenici ....A.Ş.'nin projenin ilerleyen safhasında müvekkili şirkete 05.06.2009 tarihli bir yazı gönderdiğini ve öz kaynak sıkıntısı nedeni ile imalat yapamadığını, dolayısıyla hakediş çıkaramadığını belirttiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin işin tamamlanabilmesi için işi yapan taşeron ve işçilere ....A.Ş.'nin talebi ve onayı ile yine ....A.Ş. adına ödeme yapılması için 15.07.2009 tarihli yönetim kurulu kararını çıkardığını, yapılan tüm ödemelerin yine diğer davalının her hakediş döneminde ödeme gününden hakediş tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte diğer davalı ....A.Ş.'nin alacağından düşüldüğünü, söz konusu yönetim kurulu kararı ile davacıya müvekkili şirket tarafından bahşedilmiş herhangi bir alacak hakkı veya taahhüt bulunmadığını, yapılacak ödemelerin şarta bağlanması ve ....A.Ş.'nin talebi ve onayı doğrultusunda ödeme yapılmasına karar verilmesi üzerine davacıya 50.000,00 TL daha ödendiğini, böylelikle davacıya temlikname ve diğer davalının talebi ile yapılan toplam ödeme miktarını 850.000,00 TL'ye ulaştığını, davacının belirtilen alacakları dışında yüklenicinin şirketlerine iletmiş olduğu herhangi bir ödeme talebi bulunmadığı, davacının bir alacağı bulunsa bile alacağın muhattabının aralarındaki sözleşme ilişkisine göre diğer davalı ....A.Ş. olacağını belirterek, davanın müvekkili şirket yönünden öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, yargılama sırasında davalılardan ... A.Ş.'nin iflas ettiği ve bu davalı yönünden davanın kayıt kabul davasına döndüğü, davalı ... A.Ş. ile diğer davalı ... ... A.Ş. arasında \"...\"nin yapımı için 11.09.2007 tarihli Anahtar Teslimi  39.561.000,00-TL Götürü Bedelli sözleşme yapıldığı, bunun yanında, davalı ... A.Ş, ile davacı ... - ... ile ... arasında 01.11.2008 tarihli, işverenin taahhüdü altında olan \"...\"inde yaptırılacak olan \"...\" yapımına ilişkin “...“ Taşeronluk sözleşmesi yapıldığı, davacı ...-.... Şti. ile davalı ....A.Ş. arasında imzalanan Kacaeli 3. Noterliğinin 25.11.2008 tarih ve ... Yevmiye nolu Temliknamesi ile; davalı ...A.Ş.!nin, diğer davalı ...'tan olan 800.000,00-TL tutarındaki alacağını davacı taşeron firmaya temlik ettiği, davalı ... A.Ş. Yönetim Kurulu'nun almış olduğu 15.07.2009 tarih ve...(...) sayılı kararı uyarınca; ....A.Ş.'nin talebi ve onayı ile yine ....A.Ş. adına ödeme yapılmasına karar verildiği ve davacıya toplam 850.000,00-TL ödeme yapıldığı,   alınan 12.05.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporundaki tespitler yerinde olduğundan hükme esas alındığı, davacının alacağını sözleşmenin tarafı olan müflis ....A.Ş. şirketinden isteyebileceği, davacı taşeronun birim fiyat üzerinden yaptığı imalatların bedelinden, aldığı toplam ödemeler tenzil edildiğinde, davacının bakiye alacağının 201.837,04 TL olduğu, müflis davalı yönünden iflas tarihine kadar işlemiş faiz ile toplam alacağının 234.099,63-TL olduğu ancak iş bu alacak iflas masasına kayıt edildiğinden bu davalı yönünden  davanın konusuz kaldığı, diğer davalı ...A.Ş.'nin ise sözleşme tarafı olmadığından davalı borcundan sorumluluğu bulunmadığından hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi gerektiği gerekçesiyle, davacının davalı ... A.Ş. hakkında açtığı davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının davalı ... A.Ş. hakkında açtığı davanın alacağın iflas masasına kayıt kabulü yapıldığından konusuz kaldığı anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, dava dilekçesindeki beyan ve iddialarını tekrar etmiş, Mahkemece, 22.06.2021 tarihli ara kararda talep edildiği şekilde bir rapor düzenlenmediği halde, önceki raporlardan birinin seçilerek karar verildiğini ve önceki raporlara itirazların karşılanmadığını, HMK m. 297'ye uygun bir karar verilmediğini, dosyada bulunan 3 farklı heyet raporundan ikincisini seçerek karar veren Mahkemenin gerekçesinde bu rapora neden itibar ettiğini, buna itirazları neden reddettiğini, keşfen düzenlenen, dosyada \"delile doğrudan temas ederek hazırlanan tek rapor\" olan ilk rapora neden itibar etmediğini gerekçelendirmediğini, Mahkemenin hükme esas aldığı rapora da uygun bir karar vermediğini, hükme esas alınan 12.05.2015 tarihli raporda, her iki davalının da müvekkilinin alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu olduğunun tespit edildiğini, Mahkemenin bu raporu hükme esas almasına rağmen davalı ...yönünden davayı reddettiğini, Mahkemenin yapılan ödemelerin hukuki mahiyeti konusunda da kendisi ile çeliştiğini,  davalı ...'un müvekkiliyle doğrudan bir sözleşme ilişkisi olmadığını ifade eden Mahkemenin, müvekkiline 850.000.-TL ödeme yapıldığını, bunun 800.000.-TL'sinin ...'ın alacaklarının temlik alınması nedeniyle ödendiğini ifade ettiğini, kalan 50.000.-TL ise tamamen ... üstlendiği kalan borçlar ve yapılan işlerle ilgili olmasına rağmen Mahkemenin borcu üstlenen ve bu nedenle ödeme de yapan ... hukuki durumunu izah dahi etmediğini, gerekçesi ile çelişkili bir sonuca vardığını, Mahkemenin ...'un Yönetim Kurulu Kararına atıf yapıp buna rağmen davayı onun yönünden reddetmesinin de diğer bir çelişki olduğunu, zira 15.07.2009 tarih ve 3(080) sayılı yönetim kurulu kararının konusunun bizatihi ...'ın borçlarının ödenmesi olduğunu, ...'ın en temel borcunun alt taşeronlarının hak ediş ödemeleri olduğunu, huzurdaki davaya konu olan alacakların da bu hakediş ödemeleri ile ilgili olduğunu, Yönetim Kurulu Kararından sonra yapılan onlarca iş bedelinin ödenmediğini, Mahkemenin bir yandan ödeme taahhüdü kararına değinip diğer yandan taahhüt edeni borçtan sorumlu tutmasının ağır bir hata ve çelişkili bir durum olduğunu, Mahkemenin hukuki nitelemede de ağır bir hata yaptığını, eser sözleşmesi yazılı şekil şartına tabi olmadığı gibi hukukumuzda borcun tek kaynağının sözleşme de olmadığını, sebepsiz zenginleşme, vekaletsiz iş görme, üçüncü kişinin edimini taahhütün de talep hakkı doğmasına imkân verdiğini, bu nedenle borcu ödemeyi taahhüt eden ve yapılan işlerle ilgili zenginleşen asıl işveren ... ile alt taşeron müvekkili arasında yazılı bir sözleşme olmamasının davanın reddi için geçerli bir sebep olmadığını, davalı...'un taraflar arasında yazılı olmayan, yazılı olması da hukuken gerekli de bulunmayan eser sözleşmesinin tarafı haline geldiği, borcu ödemeyi üstlendiği, işi yaptırdığı, ek işler talep ettiği ve hatta kısmî ödeme bile yaptığı açık olup, bu nedenle yapılan işin bedelinden sorumlu olduğunun tartışmasız bir şekilde ortada olduğunu, mahkemenin vakıayı da hukuku da hatalı değerlendirdiğini, davalı ...'un özellikle 15.07.2009 tarihli Yönetim Kurulu kararından sonra işin sahadaki yapımına bizzat dahil olduğunu, inşaata nezaret ettiğini ve işin yapılması ile ilgili emir ve talimatları kendisi vererek belgeleri bizzat kendisinin imzaladığını, üçüncü kişinin sözleşmeye taraf olmasının TBK m. 206 uyarınca mümkün olup, bu durumda sözleşmeye katılan kişinin borcun ödenmesinden müteselsilen sorumlu olacağını, sözleşmeye katılma işleminin kural olarak yazılı şekil şartına tabi olmayan bir işlem olduğunu, bu durumda ...'un 15.07.2009'dan sonraki 63 iş günlük sürede yapılan işlemlerin doğrudan iş sahibi konumunda olup, bu dönemde ortaya çıkan ücretin ödenmesinden TBK m. 206 uyarınca da sorumlu olduğunu, aynı bakış açısıyla ..., ...'ın amiri olarak hareket ettiğinden TBK m. 66 uyarınca istihdam edenin sorumluluğu türünde kusursuz olarak sorumlu olduğunu, 15.07.2009 tarihli Yönetim Kurulu kararına göre davalı ...'un, ...'tan olan işçi, taşeron ve tedarikçi alacaklarını ödemeyi garanti eden konumunda olduğunu, tek taraflı olarak alınan bu karar ile birlikte davalı ...'un açıkça borcun ödeneceğini üçüncü kişilere ilan ettiğini, TMK m. 2 uyarınca alt yüklenicilerin, ...'un bu garantör sıfatına güvenerek imalata devam ettiklerini ve hatta bir kısım ödeme dahi aldıklarını, ayrıca ...'un, ...'ın borçlarını hiçbir sebep göstermeksizin ödeme borcu altına girmesi ve bunu beyan etmesinin TBK m. 18 uyarınca tamamen geçerli olduğunu, ayrıca söz konusu Yönetim Kurulu kararı uyarınca müvekkilinin alt teşoron olarak TMK m. 893 uyarınca ... arsası üzerinde bir imalat meydana getirdiğinden \"yapı ipoteği\" alacaklısı konumda olduğunu, Ayrıca TBK m. 196 uyarınca borcun üstlenilmesinin gerçekleştiğini, dinlenen tüm tanıkların \"siz işi bitirin, ödemeyi ... olarak biz yapacağız şeklinde taahhütte bulunulduğunu\" ifade etmesine rağmen hukuki ilişkinin değerlendirilmesinde bunun da nazara alınmadığını, tüm bu hususların ...'un, müvekkili ile ... arasındaki eser sözleşmesinde ...'ın yerini alarak sözleşmeye taraf olduğunu, şantiyede doğrudan yaptırdığı işlerle ilgili olarak müvekkille eser sözleşmesi kurduğunu, işveren olarak hareket ettiğini gösterdiğini, kendi yönetim kurulu kararı gereği borcu ödemeyi kabul eden ve kısmi ödeme de yapan ...'un borçtan sorumlu olduğunu, dava konusu yapılan alacakların hemen hemen tamamının ...'un yönetim kurulu kararından sonrasına ait olan ve ... tarafından yaptırılan işlerle ilgili olduğunu, Yönetim Kurulu kararına dayanarak ve buna güvenilerek yapılan işlerin bedelinden bu nedenle ...'un sorumlu olduğunu, Mahkemenin vaki ikrarı da görmezden geldiğini, hakkında iflâs kararı verilmeden önce davaya cevap veren asıl yüklenici ...'ın, ödemeden aczi nedeniyle kendisinin yerine ...'un geçtiğini, işi onun tamamlattığını, ilave işleri de ...'un yaptırdığını, alacak isteminin ona yöneltilmesi gerektiğini ikrar ettiğini, Mahkemenin bu maddi vakıayı da değerlendirmediğini ve buna hiçbir hukuki sonuç bağlamadığını, yargılama giderleri ve vekalet ücretine dair hüküm fıkrasının da hatalı olduğunu, müvekkili iflas eden ...'a karşı davayı açmakta haklı olduğundan yargılama giderinin davalıya yükletilmesi ve haklılık oranına göre vekalet ücreti tayini gerekirken bunun yapılmadığını, ayrıca ... yönünden husumet nedeniyle dava reddedildiğine göre AAÜT m 7/2 gereği maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi ücret tayininin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/45 Tal. sayılı dosyasından düzenlenen 07.10.2013 tarihli rapor nazara alınarak davanın her iki davalı yönünden kabulüne, aksi kanaat halinde yeniden inceleme yapılması amacıyla dosyanın Yerel Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalılar ise yüklenici ve iş sahibidir.Dava, davacı taşeron ile davalılardan yüklenici ....A.Ş. arasındaki 01.11.2008 tarihli taşeronluk sözleşmesi kapsamında bakiye iş bedeli alacağının, davalının ödeme yapmaması üzerine diğer davalı iş sahibi ... tarafından bedel ödeme borcu üstlenildiği için, her iki davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Davalı yüklenici ....A.Ş., davacı firmaya 194.554,57 TL borçlu olduğunu, ancak diğer davalı ...'un 15.07.2009 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile tüm işçi ve taşeron ödemelerini üstlenmesi ve bu tarihten sonraki tüm iş ve ödemelerin onun tarafından yapılması, bu tarihten sonra kendisinin tamamen devre dışı bırakılması nedeniyle bu borcun yüklenici firmanın borcu olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.Davalı iş sahibi ..., taraflarınca sadece, diğer davalı yüklenicinin imalata devam edemeyeceğini belirtmesi üzerine çıkardıkları 15.07.2009 tarihli Yönetim Kurulu Kararı gereğince ve davalı yüklenicinin talebi ve onayıyla, işin tamamlanabilmesi için, işi yapan taşeron ve işçilere yüklenici adına toplam 850.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödeme dışında davacı taşerona bahşedilmiş herhangi bir alacak hakkı veya taahhüt bulunmadığını, davacının bir alacağı varsa bile muhattabının aralarındaki sözleşme ilişkisine göre diğer davalı ....A.Ş. olduğunu, sözleşmenin tarafı olmadığından kendisine husumet yöneltemeyeceğini belirterek, davanın kendisi yönünden öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davanın, davalı ... A.Ş. bakımından husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... A.Ş. bakımından ise alacağın iflas masasına kayıt kabulü yapıldığından konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı sadece davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Sunulan istinaf dilekçesinde \"davalı ... A.Ş. bakımından alacağın iflas masasına kayıt kabulü yapıldığından konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına\" dair verilen kararın esasına ilişkin olarak bir itirazda bulunulmayıp, bu davalı hakkında verilen karar bakımından sadece yargılama giderinin davalıya yükletilmesi ve haklılık oranına göre vekalet ücreti tayini gerektiği hususunda istinaf itirazında bulunulmuştur.HMK'nın 355/1. Maddesi doğrultusunda davalı ... A.Ş. hakkında verilen karara yönelik sadece bu yönden inceleme yapıldığında; Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olgu nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek kalmıyorsa  dava konusuz kalır. HMK’nın ''Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri'' başlıklı 331/1 maddesiyle “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.'' hükmü düzenleme altına alınmıştır. Buna göre  mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi durumunda yargılama giderlerinin tayininde tarafların, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu belirlenerek hüküm altına alınması gerekir. Bir başka deyişle, davanın konusuz kalması halinde mahkemece yargılamaya devam edilerek, davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespit edilip, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin buna göre haksız olduğu tespit edilen tarafa yüklenmesine karar verilmelidir.Öte yandan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin  6. maddesi davanın konusuz kalması durumunda, aşamalara göre ücret belirlenmiş olup, \"ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse tarife hükümlerine göre belirlenen ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur.\"  şeklindedir.Bu açıklamalar doğrultusunda, mahkemece \"davacının müflis ....A.Ş.'den isteyebileceği bakiye alacağının 201.837,04 TL olduğu ancak bu alacak iflas masasına kayıt edildiğinden bu davalı yönünden  davanın konusuz kaldığı\"  kabul edilmiş ve taraflarca bu kabule karşı bir istinaf itirazında bulunulmamış olmakla, ıslah dilekçesiyle talep edilen toplam miktar olan 333.845,16 TL itibariyle davacının işbu davayı açmakta kısmen haklı olduğunun anlaşıldığından, davalı müflis ....A.Ş.'nin yargılama giderleri açısından bu orana göre sorumlu tutulması, vekalet ücreti bakımından ise davanın konusuz kalması ön inceleme tutanağının imzalanmasından sonra gerçekleştiğinden davacı lehine 201.837,04 TL üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretinin tamamına hükmedilmesi gerekmektedir. Buna göre,Mahkemece tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamıştır.Davalı ... A.Ş. bakımından yapılan istinaf başvurusu değerlendirildiğinde; Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sözleşme, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları da sözleşmenin taraflarıdır. Yargıtay içtihatlarında ve öğretide bu durum taraf sıfatı olarak adlandırılmaktadır.Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır.Somut olayda, davacı ile davalı ... A.Ş. arasında sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır.Gerek davacı ile yüklenici arasındaki temlikname belgesi, gerek diğer mevcut bilgi ve belgelere göre dosyada davalı ... A.Ş.'nin diğer taraflar arasında kurulan sözleşmeyi devraldığına ilişkin ispata yeterli kesin delil bulunmadığından, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince sözleşmeden kaynaklanan alacak davasının davalı ...  A.Ş.'ye karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Ayrıca davalı ... A.Ş.’nin Borçlar Kanunu 110 ve TBK 128. maddesi anlamında bir taahhüdü de bulunmamaktadır. ... A.Ş. kendi iç yazışması ve almış olduğu 15.07.2009 tarihli yönetim kurulu kararı da, davalı ... A.Ş’nin fiilinin taahhüt niteliğinde olmadığından bu davalı yönünden pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olması dosya kapsamına uygun bulunmaktadır. Aynı proje kapsamında davalı müflis ....A.Ş.'nin başkaca taşeronları tarafından  ....A.Ş. ve ... A.Ş.'ye karşı benzer iddialarla açılan davalara ilişkin verilen kararların temyiz incelemesine dair Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/1813 E - 2015/1566 K sayılı ve 30.03.2015 günlü onama, 2017/184 E - 2018/5211 K sayılı ve 21.12.2018 günlü bozma kararlarında da bu şekilde değerlendirme yapılmıştır.Ancak somut olayda, davalı ... A.Ş. bakımından davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olup, buna göre AAÜT'nin 7/2.maddesi gereğince \"davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine\" hükmolunacağından, mahkemece kendilerini vekille temsil ettiren davalılar lehine  bu kurala uygun olarak karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre 9.200,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde nispi olarak belirlenen 41.796,21 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin \"yargılama giderleri ve vekalet ücretlerine ilişkin olarak\" kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın, davalı ... A.Ş. bakımından husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Müflis ...A.Ş. bakımından ise alacağın iflas masasına kayıt kabulü yapıldığından konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, yukarıda açıklandığı şekilde davalı Müflis ....A.Ş. bakımından yargılama giderleri haklılık oranına göre paylaştırılmış ve davacı lehine davalı Müflis ....A.Ş. aleyhine nispi vekalet ücretine hükmedilmiş, davalı ... A.Ş. tarafından lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasına karşı istinafa gelinmediğinden, aleyhe kaldırma yasağına göre bu davalı lehine bir vekalet ücretine hükmedilmemiş,  kaldırma sebebine göre davalı ... A.Ş. lehine ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. Maddesi ve eki Tarifeye göre 9.200,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1- Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 11/07/2023 tarih ve 2014/534 Esas, 2023/615 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davacının davalı ... A.Ş hakkında açtığı davanın HUSUMET YOKLUĞU nedeniyle REDDİNE, 4-Davacının davalı ... A.Ş hakkında açtığı davanın alacağın iflas masasına kayıt kabulü yapıldığından konusuz kaldığı anlaşılmakla bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN1-Alınması gereken 615,40-TL harcın peşin alınan 742,50-TL harç ile 4.825,45-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.567,95 TL harçtan mahsubu ile 4.952,55-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan 4.829,15 TL tebligat ve posta gideri, 8.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam  13.629,15-TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre takdiren 8.239,95 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,3-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca haklı bulunduğu miktar üzerinden hesaplanan 32.293,93-TL vekâlet ücretinin davalı ... A.Ş.'den alınarak davacıya VERİLMESİNE,5-Davalı ... A.Ş. kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 7/2. maddesindeki esaslara göre belirlenen 9.200,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN:1-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,2-Davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 330,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 1.499,40-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 08/01/2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a7da71ae4fcc7fd0","SID":"5ed9627cfcf7a70e"}}