{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 26/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 15/03/2022<br>TALEBİN KONUSU: Zayi Belgesi Verilmesi<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 26/12/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Talep eden vekili, Müvekkili şirkete ait karar defteri, imza sirküleri ve ticaret odası belgesi ile sair belgelerin müvekkili şirket yetkilisi .... aracında bulunduğu sırada araç penceresinin camının indirilmesi suretiyle çalınıp zayi olduğunu, karar defterinin ve bu belirtilen belgelerin müvekkilinin daha önce girdiği ekonomik sıkıntı üzerine Türkiye işlerine son verip Karadağ ülkesinde faaliyet yürütüp, toparlandıktan sonra Türkiye'ye tekrar geldiğinde çeşitli kurumlarda yapılacak işlerin yürütülebilmesi için arabada bu defter ve belgelerin taşındığını, bu taşıma sırasında çalındığını belirterek zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... Öncelikle dava süresinde açılmıştır. Zira olay 09/02/2022 tarihinde meydana gelmiş, polis ifade tutanağı 10/02/2022 tarihinde düzenlenmiş. İş bu dava ise 12/02/2022 tarihinde açılmıştır. Davanın esasına gelince, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu ticari defterler yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteridir. Yine talep konusu imza sirküleri, ticaret odası belgesi ve mahiyeti belirtilmeyen belgeler ise zayi nedeniyle iptale tabi belgelerden değildir. Karar defterinin zayi nedeniyle iptale tabi olduğu düşünülse bile tacirin bu defteri gereken şekilde koruyup muhafazası için gereken özeni göstermiş olması gerekir. Defterin arabada taşınması için özel ve korunması gereken bir gerekçe olmadığı gibi muhafazası için gereken özenin gösterildiği de söylenemez. Bu sebeple davanın reddine\" şeklinde gerekçe ile karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  karar defterine ilişkin de talepleri olmasına rağmen mahkemece bu konuda karar verilmediğini, eksik inceleme yapıldığını, davanın haksız yere reddedildiğini, müvekkilinin ne gibi bir kusuru olduğunu anlayamadıklarını, müvekkili şirket yetkilisinin başına gelenin her insanın başına gelebileceğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava,  zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>6102 s. TTK.nın 82/1. maddesi; \"Her tacir; a)Ticari defterlerini, envanterleri, açılış bilânçolarını, ara bilânçolarını, finansal tablolarını, yıllık faaliyet raporlarını, topluluk finansal tablolarını ve yıllık faaliyet raporlarını ve bu belgelerin anlaşılabilirliğini kolaylaştıracak çalışma talimatları ile diğer organizasyon belgelerini, b)Alınan ticari mektupları, c)Gönderilen ticari mektupların suretlerini, d)64 üncü maddenin birinci fıkrasına göre yapılan kayıtların dayandığı belgeleri, sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür.\" ve<br>6102 s. TTK.nın 82/7. maddesi; \"Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Tacirin ziyaı öğrendiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde ticari işlemesinin bulunduğu yerdeki yetkili mahkemeden zayi belgesi verilmesini talep edebileceği düzenlemiştir. Maddede öngörülen 30 günlük süre hak düşürücü süredir ve mahkemelerce resen gözönünde tutulur (Yargıtay 11. H.D.nin 27.06.2002 Tarih 2002/3160 E.  2002/6688 K. sayılı ilamı bu yöndedir ). Kanunda yangın, su baskını veya yer sarsıntısı ibarelerinden sonra yer alan \"gibi\" sözcüğüyle benzer olayların kastedildiği, zıya haline ilişkin sınırlı sayıda bir düzenleme getirilmediği anlaşılmaktadır (YHGK. 5.10.1984 tarih, 82/11-852 E, 84/788 K).<br>İstinaf incelemesine konu, ilk derece mahkemesi dosyasındaki polis ifade tutanağındaki tarihe bakıldığında, davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. <br>Türk Ticaret Kanunu, tacire, bütün ticarî faaliyetlerinde, basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü getirmiştir. Dosyada talep eden ticaret şirketi olmakla, tacirdir. TTK m. 18/2 gereği;  Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiret, sağduyu, ilim, tecrübe ve feraset ışığıyla görüp sezmeye ve bilip değerlendirmeye esas teşkil eden konuları etraflıca ve tam olarak kavrayabilmedir(KARAHAN, Sami, Ticarî İşletme Hukuku, 6102 Sayılı TTK. ile 6098 Sayılı TBK. ve 6100 Sayılı HMK‟ya Göre Güncellenmiş 20 Baskı, Konya 2011, s. 86; AYHAN, Rıza, Ticarî İşletme Hukuku, Ankara 2007, s. 203). Basiret, tacirin ticarî işletmesiyle ilgili olarak, fiilî ve hukukî işlemlerde göstermesi gereken dikkat, tedbir ve objektif özen yükümlülüğü demektir. Tacir, tüm bu hukukî ve fiilî işlemlerini yaparken, ticarî hayatın gerektirdiği tüm tedbirleri almalı ve meydana gelebilecek değişmeleri önceden tahmin etmeye çalışarak yükümlülük altına girmesi gereklidir. Tacirden beklenen basiretin ne olduğu kanundan değil ticarî hayattan, özellikle ticarî teamüllerden çıkartılabilir (KİZİR, Mahmut., \"Yargıtay Kararları Işığında Basiretli İşadamı Gibi Hareket Etme Yükümlülüğünün Sözleşmenin Değişen Şartlara Uyarlanmasına Etkisi\", Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 19 Sayı: 2 Yıl: 2011, s. 245-283).<br>İstinaf incelemesine konu dosyaya bakıldığında, talep edenin, zayi olduğunu bildirdiği belgeleri muhafaza yönünden basiretli iş adamı gibi davranmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin bu yöne ilişkin kabulü yerindedir. Ancak, dava dilekçesinde, davacının karar defterine yönelik de talebi mevcuttur ve hüküm kısmında talebe konu her belge ayrıca yazılıp, karar defteri yazılmadığından, bu talep hakkında karar verilmediği anlaşlımıştır.<br>6100 sayılı HMK m. 297/2 hükmü; \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" şeklindedir.<br>6100 Sayılı HMK 'nın 353/1-b-2 maddesinde de; davanın esası ile ilgili olarak \"yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, düzeltilerek  yeniden esas hakkında\"  duruşma yapılmadan karar verilir hükmü mevcuttur.<br>İlk derece mahkemesinin, davanın reddine ilişkin kabulü doğru olsa da taleplerin tümünü karşılar şekilde hüküm kurulmadığından yeniden esas hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/1-b-2 maddesi gereğince karar vermek gerekmiştir.<br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın  tüm talepleri kapsar şekilde reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/03/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın REDDİNE;<br>a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, <br>b-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>c-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, <br>3-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının ve 220,70 TL istinaf  kanun yoluna başvuru harcının talebi halinde  davacıya İADESİNE, <br>b-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"94a12169d5998444","SID":"ce4dc51b9e8c05f3"}}