{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/1835 <br>KARAR NO\t: 2024/2167<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/279 E.  -  2022/190 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/06/2022 tarih ve 2021/279 E. - 2022/190 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1979 yılından bu yana oyuncak tasarımı, üretimi ve pazarlaması sektöründe faaliyet gösterdiğini ve ürünlerinin halihazırda tüm dünyada satıldığını, müvekkilinin dava konusu edilen “...” markası altında ürettiği oyuncakları ilk olarak 2016 sonunda dünya çapında piyasaya sürdüğünü, bu oyuncakların 5 seneye yakın süredir 4-14 yaş arası çocuklar tarafından en çok tercih edilen 10 oyuncaktan biri olduğunu, bu ürünlerin elde ettiği bilinirlik sayesinde, davacının aynı yaş grubuna yönelik olarak tekstil gibi yan ürünleri de dünya çapında satışa arz ettiğini, müvekkilinin “...!” markasının 03, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28 ve 41. sınıflara giren mal ve hizmetlerde tescil ettirmek üzere yapmış olduğu 2019/76949 nolu başvurunun ilanı üzerine davalı firmanın \"...\", davalı şahsın ise \"...\" ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine 14, 16, 18 ve 21. sınıflara giren emtialarda davalı ... tarafından kısmen reddedildiğini, oysa taraf markalarının karıştırılma ihtimalini doğuracak şekilde benzer olmadıklarını, markaların genel görünümlerinin ve toplu intibalarının farklı olduğunu, karşılaştırılan markalarda ortak olan “...” ibaresinin yaygın kullanımı ve bilinen anlamı nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ve bu ibarenin kullanımının tek bir firmaya bırakılmasının mümkün olmadığını, davacının markasında ön planda olan ve ayırt edici bir konseptte yazılmış olan “....” ibaresine davacı tarafından dünya çapındaki faaliyetler kapsamında ayırt edicilik kazandırıldığını, ayrıca karşılaştırılan markaların kapsadığı emtiaların da aynı/benzer olmadığını, davacının markasının kısmen reddedildiği 16 ve 21. sınıflara giren emtiaların davacının tanınmış olduğu kendi sektörüne yönelik olarak dar alanda sınırlandırılmış ve özelleştirilmiş emtialar olduğunu, kısmi red kararına mesnet alınan “....” ibareli markanın tescilinden önceki tarihlerde müvekkilinin “....” ibareli markalarını Paris Konvansiyonu’na üye bir çok ülkede tescil ettirmiş olduğunu ve bu ibarenin SMK'nın 6/3. maddesi hükmü kapsamında “gerçek hak sahipliği” ilkesi uyarınca müvekkili adına Türkiye’de de koruma altında bulunduğunu, müvekkilinin bu markasını dava dışı üçüncü firmalara lisans vererek Türkiye’de de kullandığını, zaten davalı şahsın kısmi redde mesnet alınan markasının kötü niyetle tescil ettirildiğini, bu markanın müvekkilinin gerçek hak sahipliği nedeniyle dava konusu edilen markanın tescilinin önünde bir engel oluşturamayacağını ileri sürerek, ... YİDK'nın 18/10/2021 tarih ve 2021/M-5459 sayılı kararının iptaline ve müvekkilinin 2019/76949 sayılı marka başvurusunun tescil işlemlerinin kısmen reddedildiği tüm mallar bakımında da devamına karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, tarafların markalarının renk ve şekil unsurlarından yoksun birer kelime markası olduğu; davalıların markalarında ise, “...”, “...” ve “...” kelimelerinin markaların tek unsuru olarak yer aldığı, taraf markalarının sırf kelime markası olması, yani şekil ve renk unsurlarından yoksun olmaları itibariyle, genel görünümlerinin benzediği, ayrıca; markalarda kullanılmış olan kelime unsurlarının aynı kelimeler/kısaltmalar olmalarının işaretleri görsel, işitsel ve kavramsal açılardan daha da yakınlaştırdığı; \"süpriz\" anlamına gelen \"...\" ibaresinin çekişmeli emtialarda soyut ayırt ediciliğinin bulunduğu, yine de, böyle, ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri kendilerine marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, ancak; davalı firmanın markalarında bu tür “ilave/diğer unsurlar”ın bulunmadığı ve davalı firmanın ayırt ediciliği düşük “...” ibareli markalarının hükme bağlanmış ve halen korunuyor olduğu gerçekleri gözetildiğinde, davacının markasında geçen “....” kısaltmasının ve markasal hüviyette ayırt ediciliği bulunmayan, ancak ve sadece “...” ibaresinin anlamını daha da pekiştirip ön plana çıkaran ünlem işaretinin varlığının, yerleşik içtihatlarda ifadesini bulan “bazı tedbirler almak ve ilaveler yapmak...” şartı ile örtüşmediği, zaten de; davacının markasında yer alan ve davalı şahsın markasının tek unsuru olan “...” ibaresi ile ayniyete yakın benzeyen “....” kısaltmasının da, bilinen/yerleşik anlamı ve kullanımı nedeniyle, davacının markasına kattığı ayırt ediciliğin yine çok düşük olduğu; davacının markasında geçen “....” kısaltmasının, internetteki sosyal/sanal platformlardaki sohbetlerde sıklıkla kullanılan ve anlamı herkes tarafından iyi bilinen bir kısaltma olduğu ve “...” yani “yüksek sesle gülmek” anlamına geldiği; dolayısıyla, bu ibarenin/kısaltmanın da markasal hüviyette soyut ayırt ediciliğinin çok düşük olduğu; hal böyle olunca; yani taraf markalarında geçen kelimelerin ayniyetinin yarattığı yakınlaşmayı bertaraf edebilecek kelime, şekil ve renk yan unsurlarının mevcudiyetinden bahsedilemeyince, yerleşik içtihatların somut uyuşmazlığın çözümüne etkisinin olamayacağı; somut olayda, karşılaştırılan markaların görsel, duyusal ve anlamsal/kavramsal açılardan benzer olduğu; davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtialar açısından, emtia ayniyeti/ benzerliği/ türdeşliği şartının gerçekleştiği, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğundan ve markaların kapsamına giren/alınmak istenilen emtialar da aynı/benzer/türdeş olduğundan, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtialar yönünden, taraf markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunduğu, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının üçüncü kişilerin yaptığı marka başvuruları veya edindikleri tescillere karşı ileri sürülebilecek itiraz ve/veya marka sahibine karşı hükümsüzlük gerekçeleri olup, davacının kendi başvurusuna ilişkin “gerçek hak sahipliği” durumundan faydalanarak, SMK'nın 6/1. maddesinden kaynaklanan tescil engelini aşmasını sağlamasının mümkün olmadığı, davalıların hüküm ifade eden/kısmi redde mesnet alınan markaları hükümsüz kılınmadığı/iptal edilmediği sürece, davalıların bu markalara dayalı olarak benzer markaların benzer emtialarda tescilini engellemesinin hukuken mümkün olduğu, ayrıca; Paris Sözleşmesi’nde yer alan “Ticari markaların başvuru ve tescil koşulları, her bir Birlik ülkesinin yerel yasaları ve  mevzuatıyla belirlenecektir” hükmü gereğince, davacı adına başka ülkelerde aynı marka için yapılan tescil başvurusunun kabul edilmiş olmasının, aynı markanın Türkiye’de de tescilini mevzuat açısından zorunlu kıldığı anlamına gelemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  \t\t\t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, \"...\" ibaresinin \"süpriz\" anlamında olması nedeniyle ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, kullanımının bir kişinin tekeline verilemeyeceğini, .... ibaresinin anlamının da herkes tarafından bilinmeyeceğini, müvekkilinin bu ibareyi \"...\" anlamında kullandığını, müvekkilinin mallarının 4-14 yaş grubuna hitap etmekle birlikte bu malları satan alacak kişilerin bilinçli ebeveynler olduklarını, taraf markaları arasında emtia benzerliği de bulunmadığını, müvekkilini markasının davalı ... adına kayıtlı marka nedeniyle kısmen reddinin yerinde olmadığını, müvekkilinin markasını SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca gerçek hak sahipliği nedeniyle koruma altında olduğunu, davalı şahsın itiraza mesnet markası kötü niyetli olduğundan müvekkili marka başvurusuna yaptığı itirazın da kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava,  marka ile ilgili YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının \"...!\"  markalarıyla davalı şirketin \"...\" ve davalı şahsın \"...\" ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira dava konusu markanın davalı taraf markalarının esas unsurları olan ibarelerden oluştuğu, söz konusu ibarelerin ayırt ediciliğinin düşük kabul edilmesi halinde dahi, başvuruda ayırt ediciliği sağlayacak herhangi bir unsura yer verilmediği, başvuru kapsamından çıkartılan mallar yönünden de emtia benzerliğinin gerçekleştiği, bu hale ile başvuruyu gören tüketicilerin bunun davalıların mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabilmesinin mümkün olmadığı, SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca kısmi tescil engeli oluşmuş olup, davacı vekilinin müvekkilinin gerçek sahipliği ve mesnet markaların kötü niyetle tescil ettirildiği iddialarının benzer bir marka varken tescil imkanı sağlamayacağı, marka başvurusuna itiraz ya da hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri sürülebileceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 28/01/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>                        <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ecb5a0898b761628","SID":"43ab9299420c7567"}}