{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1405 - 2025/115<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/1405 <br>KARAR NO\t: 2025/115<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                       \t   K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/127 E.  -  2022/23 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/01/2022 tarih ve 2020/127 E. - 2022/23 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...” markasına, davalı Şirkete ait 2012/78473 sayılı “...”, 2012/78478 sayılı “...”, 2012/78480 sayılı “...” ve 2014/70149 sayılı “...” markalarına istinaden itiraz edildiğini, Kurum aşamasında kullanım ispatı talebinde bulunulduğunu, 2007/53903 sayılı “...” ve 2007/53902 sayılı “... konutları şekil” markalarının kullanımın ispatına ilişkin sunulan delillerin yeterli bulunmadığı tespit edildiğinden, SMK md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede bu markaların dikkate alınmadığını, buna karşın 2012/78473 sayılı \"...\", 2012/78478 sayılı \"...\", 2012/78480 sayılı “...” ve 2014/70149 sayılı “...” markalarının ve kapsamındaki mal/hizmetin benzer olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesi ile 2018/95900 sayılı “...” marka başvurusunun, 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Makine ve motorlar için silindir contaları. Metronomlar. Tespihler. Bebekler için kundak örtüleri. Enerji içecekleri (alkolsüz). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” hizmetleri, 36. Sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı ve 37. Sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı açısından reddine karar verildiğini, YİDK nezdinde itirazlarının reddedildiğini, markaların görsel ve işitsel yönden benzer olmadığını ve tüketici kesimi tarafindan karıştırılma ihtimalinin olmadığını, markalarda yer alan kelimelerin herkes tarafından tesadüfen tercih edilebilecek kullanılabilecek zayıf ibareler olduğunu, “...” kavramının Arapça çeşit, tür, Farsça olarak ise “yeni” anlamı taşıdığını, söz konusu “...” ibaresinin, asırlardır kullanılan zayıf bir ibare olduğunu ve “...” ibaresinin Türkçe'de de her zaman kelimenin başında kullanıldığını ileri sürerek YİDK’nın 2020-M-1011 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, başvuru konusu marka ve redde mesnet markalarda ön plana çıkan esas unsurun, birbirinin tıpatıp aynısı olan “...” ibaresi olduğunu, “Çarşı, avm, bazaar, kasaba, vadi” ibarelerinin ayırt edici niteliği bulunmayan ve markalar arasında farklılık yaratmayı sağlamayan ibareler olduğunu, dava konusu marka ile redde mesnet alınan markaların her birinin gözde ve kulakta bıraktıkları tesirin aynı olması karşısında, sonrakinin ilkinden ayırt ediciliğinin bulunduğunu söylemenin imkansız olduğunu, anılan ibarenin zayıf bir ibare olmayıp, aksine orijinal bir ibare olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı şirket vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı marka başvurusundaki SINIF 35: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Makine ve motorlar için silindir contaları, metronomlar, tespihler, bebekler için kundan örtüleri, enerji içecekleri (alkolsüz) malalrın bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptans atış mağazaları, elektronik ortamlar, katolog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir) SINIF 36: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler, Gayrimenkul Komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri SINIF 37: İnşaat hizmetleri, inşaat araç – gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri yönünden SMK'nın 6/1. maddesinde sayılan emtianın aynı/aynı tür olması şartının sağlandığı, davacının markasının incelenmesinde, davaya konu davacı markası beyaz zemin üzerine beyaz ve stilize edilmemiş harflerle herhangi bir şekil unsuru da içermeyen “...” kelime kompozisyonundan oluştuğu, “AVM” ibaresinin Alışveriş Merkezi ibaresinin kısaltması olduğu bu ibarenin çeşitli firmalarca kullanılan marka imajı yaratmayan bir unsur olduğu, yine “çarşı” ibaresinin de jenerik bir ibare olma karşısında markanın baş kısmında yazılan “...” ibaresinin, marka imajını aktaran esaslı/asli unsur olduğu, davalının markalarının incelenmesinde, davalı markalarının bir tanesinin üzere stilize bir yazı şekliyle mavi ve bordo renklerden oluşan “...” ibaresinden oluştuğu, diğer markaların ise beyaz zemin üzerine siyah harflerle herhangi bir şekil unsuru da içermeyen “...”, “...”, “...” “...” ibaresinden oluştuğu, markaların tamamında ortak “...” ibaresi bulunmakta olup, davalıya ait markaların “...” ibareli seri çerçevesinde yaratılan markalar olduğu, dolayısıyla davalı markalarının marka imajını aktaran esaslı/asli unsurunu “...” ibaresi olduğu, davalı adına tescilli \"...\" esas ibareli markalar ile davacının \"...\" ibareli markası arasında esaslı unsurların aynı olması nedeni ile biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacının kullanımı kapsamında çıkarılmasına karar verilen yönünden iltibas ihtimali olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkeme kararının aksine, müvekkili şirkete ait 2018/95900 sayılı “...” markası ile davacı şirkete ait 2012/78473 sayılı “...”, 2012/78478 SAYILI “...”, 2012/78480 sayılı “...” VE 2014/70149 sayılı “...” markaları benzer olmayıp markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, “...” ibaresinin üçüncü kişiler tarafından da sıklıkla kullanılan ve marka olarak tercih edilen bir kelime iken müvekkili şirketin kullanımının engellenmesinin açıkça hukuka aykırı bulunduğunu, anılan markalar arasında görsel, işitsel ve genel kompozisyon olarak pek çok fark mevcut olup bu farkların halk tarafından da ayırt edilebileceğini, başta yer alan ve sadece üç (3) harfe tekabül eden ve ayırt ediciliği düşük olan “...” ibaresi haricinde işitsel bir benzerlik bulunmadığını, ... kelimesinin manaca çeşit, tür, cins anlamlarına geldiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11.05.2016 T., 2015/10948 E. ve 2016/5359 K. sayılı ilamında da, “...” ve “...” ibareleri ile “... ...” markaları arasında iltibas tehlikesi oluşturacak nitelikte bir benzerlikten bahsedilemeyeceğinin ifade edildiğini, SMK’nın 6/1. maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmede esas alınacak ortalama tüketici kitlesinin dikkatli ve seçici olduğundan, markalar arası iltibas ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, niteliği gereği tüketicilerin dikkatli ve seçici olacakları, uzun bir araştırma yaptıktan sonra karar verecekleri hizmetler olduğunu, hal böyleyken ortalama tüketici açısından, iş bu davaya konu markalar arasında iltibas veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında tescili istenen marka ile tescilli markalar arasında “karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlikten” bahsedilmek için üç ayrı ihtimalin varlığının söz  konusu olması gerektiği, buna göre; markalar arasında ayniyet, ürünler arasında benzerlik bulunması, markaların benzer, ürünlerin aynı olması, markaların benzer ve ürünler arasında da benzerlik bulunması şeklinde üç ayrı ihtimalin varlığının söz konusu olduğu, ayrıca 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında markaların karıştırılmasından söz edebilmek için, hedef tüketici kitlesi nezdinde, tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerektiği, karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacağı, karıştırma ihtimalinin tespitinde, marka olarak kullanılan ibare ve şekillerin birbirlerine benzerlikleri, bütüncül bir bakış açısıyla görsel, kavramsal ve sesçil açıdan değerlendirilmesi gerektiği, önemli olanın bütüncül bir yaklaşım sonucu oluşan genel intiba olduğu, somut olayda,  davacının marka başvurusu kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden SMK'nın 6/1. maddesinde sayılan emtiaların aynı/aynı tür olması şartının sağlandığı, davacının markasının “...” kelime kompozisyonundan oluştuğu, “...” ibaresinin markanın asli unsuru olduğu, davalının markalarının “...”, “...”, “...” “...” ibarelerinden oluştuğu, bu markaların da asli unsurunu “...” ibaresinin oluşturduğu, davalı adına tescilli \"...\" esas ibareli markalar ile davacının \"...\" ibareli markası arasında esaslı unsurların aynı olması nedeni ile biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının \"...\" markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, SMK’nın 6/1.maddesi hükmü anlamında ortalama tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimali ve/veya tehlikesi olduğu, ... kelimesinin herkes tarafından kullanılan zayıf bir ibare olarak nitelendirilemeyeceği, davacı tarafça belirtilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11.05.2016 T., 2015/10948 E. ve 2016/5359 K. sayılı ilamınında davacı vekilinin iddia ettiği üzere,  “...” ve “...” markaları arasında iltibas tehlikesi oluşturacak nitelikte bir benzerlikten bahsedilemeyeceğinin değil, birlikte kullanım ve öncelik hakkından bahsedildiği, yani aynı taraflar arasında bulunmayan bu ilamın somut uyuşmazlık için ibarelerin benzerliği açısından emsal olmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/01/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70fc551023f80ef4","SID":"9ec212f3d4ca2485"}}