{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/4193 <br>KARAR NO: 2025/271<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/09/2024<br>NUMARASI: 2023/515 Esas - 2024/645 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket işyerinde davalı Bilkur tarafından borçlusu ... hakkında ihtiyati haczin müvekkilinin işyeri merkezi adres gösterilerek ifa edildiğini, takip talebinde müvekkilinin adresinin ... adresi gibi gösterildiğini, İcra mahkemesinin takibin devamına karar verdiğini ve kararın infaz olduğunu, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünden gönderilen ödeme emrinin borçlunun sicil adresine tebliğe rağmen, haciz için kötü niyetli olarak müvekkilinin adresine gelindiğini, müvekkilinin 3. Şahıs istihkak iddiasında bulunduğunu, İcra md. 99 md. göre işlem yapılması gerekirken 97. Maddenin uygulandığını, müvekkili şirket kuruluşundan beri ... ve şimdiki adresinde olduğu Ticaret Sicil kayıtlarıyla sabit olduğunu, bu adreslerde Borçlu dava dışı ... hiç bir zaman olmadığını, ortak adres kullanılmadığını, ortaklık bağı da olmadığını, müvekkilinin adresinde haczedilen malların 2009-2010 yıllarından başlayarak alınan demirbaşlar olduğunu, defter kayıtlarında sabit olduğunu, borçlu ... ile ticari ilişkileri olduğunun açık olduğunu, aynı sektörde oldukları için karşılıklı ticari işlemler yapıldığını, zor duruma düşmesi sonucu ilişki sonlandırıldığını ve müvekkili şirkette alınan belgeler muavin kayıtları ve ticari ilişkiye ait belgeler olduğunu, müvekkilinin ortaklarından ...'ın borçlu şirket ortaklarından ...' ın ağabeyi olup kötü niyetle şirketten tahsil amaçlı haciz infaz edildiğini, bu sebeplerle 15.03.2019 tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte şimdilik 31.500 TL maddi ve 12.02.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle 4.725,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 36.225,00 TL nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın muhatabının müvekkili değil borçlu olduğunu, husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, davacının borcu ödeyerek borcundan kurtulan Jüpiterden bu bedeli istemesi gerektiğini, davacı ile borçlu şirket arasında organik bağ olduğunu, davacı iddialarının muvazaalı ve mal kaçırma amaçlı olduğunu, ... Sitesi Yenibosna adresinde yapılan haciz işleminde Akmaz barkod adına istihkak iddiasında bulunulduğunu, haciz adresi borçlunun alacaklıları yanıltmak amacıyla ticari ve muhasebe faaliyetleri adresi talimat adresi olduğunu, İlk haciz işleminde şirket yetkilisi ... ilişkileri olduğunu önce kabul ettiğini ve sonra inkar ettiğini, haciz mahallinde evrak araştırmasında borçlunun faaliyette bulunduğunu kanıtlayan evraklar bulunduğunu, borçlu ile davacı şirket ortaklarının akrabalık ilişkisi olduğunu, sıkı bir organik bağ mevcut olduğunu, haciz mahallinde haczedilen menkule ait fatura veya aidiyet belgesi sunulamadığını, davacının hacizde istihkak iddiasında bulunduğunu, Büyükçekmece ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2 adet takibin devamına karar verdiğini, somut olayda manevi tazminat şartları oluşmadığını, takip ve haciz yapmanın alacaklıya tanınan kanuni bir hak olduğunu, bu sebeplerle davanın husumetten reddine ve kötü niyetli davacının % 20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.  İlk Derece Mahkemesince; \"... Tarafların sunduğu belge ve bilgiler ile Ticaret Sicil kayıtlarında şirketlerin ortaklık ve sermaye tescilleri üzerinden yapıldığı tespit edilmiştir.  Mahkememiz dosyası arasına alınan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacının davalı tarafından Doğu Sanayi Yenibosna adresinde bulunan şirket merkezinde davadışı ... Tic. San. A.Ş. faaliyette bulunduğu iddiasıyla Büyükçekmece İcra Müdürlüğü tarafından yapılan takiplere istinaden alacağını tahsil edebilmek için Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Talimat dosyasında 31.10.2018 tarihinde yapılan İcra infazında haciz tutanağıyla haczedilen tutanağın 6 ve 7. Sahifesinde dökümü yapılan menkul malların davacıya ait olduğu, İstihkak iddiası üzerine İcra Hukuk mahkemesi tarafından itirazın reddi ve takibin devamına karar verildiği, davacının haciz baskısı altında şirket ortağı tarafından şirket adına ödenen 31.500 TL 'nin davalıdan alınmasını talep ve dava ettiği, davacı şirketin defter ve belge incelemesinde Yenibosna adresinde haczedilen malların demirbaşlar hesabında kayıtlı ve faturaların davacı adına düzenlenmiş olduğu görülmüş mizan dökümünde demirbaşlar listesi alınarak dosyaya ek yapılmış, davacı tarafından talep edilen 31.500 TL maddi tazminat ... tarafından  08.03.2019 tarihinde 20.000 TL, 08.03.2019 tarihinde düzenlenen 15.03.2019 vadeli 11.500 TL lik senetle 31.500 TL ödediği tespit edildiğinden davanın reddine ...\" karar verilmiştir.  Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dairemizin 2021/2700 E. - 2023/2037 K. Sayılı kaldırma kararı ile; \"... maddi ve manevi tazminat talebiyle açılan davanın reddine karar verildiği ancak  manevi tazminat talebiyle ilgili gerekçeli kararda bir değerlendirme yapılmadığı ve bu yönüyle ilk derece mahkemesi kararının gerekçeden yoksun olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince  sair yönler incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf isteminin usulen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine...\" karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince; \"...Büyükçekmece 2. İcra hukuk mahkemesine yazılan müzekkereye cevap verildiği, dosyanın İstinaftan döndüğü, 30/11/2021 tarihli ve 2021/2062 Karar sayılı İstihkak davasının reddine dair karar hakkında davacı tarafından yapılan İstinaf başvurusunun İstanbul Bam 22. Hukuk Dairesi 2022/2006 E ve 2024/542 K sayılı 27/03/2024 tarihli İstinaf talebinin reddi kararı verilmiştir. Gerekçe olarak \" Davacı 3. kişi şirket ile borçlu şirket yetkililerinin kardeş oldukları, borçlu şirketin yetkilisi olan ...'ın aynı zamanda 3. kişi şirketin eski ortağı olduğu, taraflar arasında ticari ilişkinin varlığının dosyadan aldırılan bilirkişi raporu ile tespit edildiği gibi tarafların da kabulünde olduğu,  aynı anda açılan Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı diğer dosyasının ödenmesi hususunda taraflar arasında protokol düzenlenmiş olması birlikte dikkate alındığında mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, karinenin aksini ispat yükünün davacıya düştüğü, davacı tarafından dayanılan faturaların her zaman için düzenlenebileceği, karineni aksinin kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin vermiş olduğu kararın yerinde olduğu\" hususları gösterilmiştir.  Davacının istihkak davasının reddine dair karar kesinleşmekle ve hukuka uygun olmakla,  haksız haciz ve haksız haciz baskısı altında bedeli tahsilatından bahsedilemeyeceğinden maddi temeli kalmayan davanın reddine....\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Taraflar arasında ticari ilişki bulunmasının organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceğini, muhafaza altına alınmak istenen malların borcun doğumundan çok önce edinilmiş müvekkili firmanın demirbaşı olduğunu, borçlu firma ile müvekkili firmamız arasında organik bağ bulunmadığını, aksine ticari ilişki bulunduğunu; icra tehdidi altında ödenen paranın ve icra ve dava süreçlerinde düşülen durumun maddi ve manevi zarara ve hatta kar kaybına sebebiyet verdiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\tDava; Haksız haciz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması  davacı  tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı). Haciz isteminin dayanağının  bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir. Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı). Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi ise, 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. Somut olayda davacı tarafın istihkak iddiasının icra mahkemesince reddedildiği ve istinaf denetiminden geçerek kesinleştiği, dava dışı borçlu şirketin yetkilisi olan ...'ın aynı zamanda 3. kişi şirketin eski ortağı olduğu, icra mahkemesince istihkak idiası yönünden verilen kararın maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği ve haczin haksız olduğu iddasının ispat edilemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.  Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.      <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/515 Esas 2024/645  Karar sayılı 30/09/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a28073efe0ce2831","SID":"d34f18035856cec4"}}