{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/1125 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1955<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                                   : 09/09/2020 (Dava) - 28/04/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/359 Esas - 2022/291 Karar<br>DAVA             \t\t: Tazminat <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/12/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2022 tarih ve 2020/359 Esas - 2022/291 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.09.2017 tarihinde, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazanın oluşumunda araç sürücüsü müvekkilinin kusursuz olduğunu, 2918 sayılı yasaya göre ... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, karşı yana başvuru yapıldığı esnada kusura ilişkin herhangi bir ihtirazi kayıt belirtilmediğini, kaza sebebiyle müvekkilinde meydana gelen arazların tespiti maksadıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na, müracaata istinaden yetkili hekimlerce müvekkiline yapılan fiziki muayene ile eldeki trafik kazasının meydana gelmesinin ardından tanzim edilen tıbbi kayıtlar incelenerek müvekkilde meydana gelen fonksiyon kaybı oranının % 4 ( dört ) olduğunu, yapılan ödemenin % 4'lük maluliyet oranını karşılamadığı için, arabulucuya başvurulduğunu, arabulucuya başvuru neticesi karşı yan sigorta şirketinin bakiye alacağa ilişkin taleplerine icabet etmediğini, başvurunun olumsuz neticelendiği, davalının talebi kabul etmediği için 30.04.2019 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu (2019/37493 Esas) talebin komisyonda reddolduğunu, davacının yaşına, aktif ve pasif dönem yaşam süresine, beden gücü kayıp oranına, davalı sürücünün asli kusuruna ve yargılama sırasında toplanacak delillere göre, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesine göre belirlenecek maddi tazminatın hüküm altına alınmasını, kalıcı sakatlığın yarattığı ruhsal ve yaşamsal olumsuzluklar ile davacının yaşı ve davalının kusur durumu da gözetilerek, yargılamanın son aşamasında sorumluluğun derecesi ve zararın kapsamı kesin belli olduktan sonra miktarı açıklanacak manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek faiziyle birlikte işleten ve sürücüden tahsiline karar verilmesini, müvekkilinin kazada yolcu konumunda olduğundan iş bu kazada ...nın yasal sorumluluğunun %100 olduğunu, müvekkilinin maluliyet oranının % 4 olduğu halde müvekkiline daha düşük bir orana karşılık gelen  23.953,00 -TL  ödendiğini, bakiyenin  aktüer hesabı yapılmak suretiyle  ödenmesi gerektiğini beyanla, trafik kazasında bedensel zarar nedeniyle, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesine göre belirlenecek 5 bin TL maddi tazminat ile zarar ve sorumluluk kapsamı belli olduktan sonra açıklanacak şimdilik kaydıyla 5 bin TL  manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte işleten ve sürücüden tahsiline; Sigorta Şirketi yönünden, yetersiz ödemeye ilişkin ibranamenin iptali ile bakiye maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek faiziyle, sorumluluk sınırlarına göre yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme tahsiline; işleten ve sürücünün taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı ...Ş.'ne dava dilekçesi ve tensip zaptı usulünce tebliğ edilmiş, süresi içerisinde herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamış, davanın reddi talebi mahiyetinde olduğu kabul edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Motorlu bir aracın karayollarında işletilmesi sırasında bir kimsenin zarar uğramasına neden olunması durumunda o aracı iletenin üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli sınırlar içinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüne Zorunlu Mali sorumluluk sigortası denilmektedir. KTK’nun 91. Maddesine göre “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” İşleten KTK’nun 3. Maddesinde “işleten : Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” Olarak tanımlanmıştır. KTK’nun 85/1 fıkrasına göre “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”.  Maddenin devamı fıkralarda ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır. KTK’nun 85. Maddesi incelendiğinde, bir zararın ZMMS kapsamında sigorta şirketi tarafından karşılanabilmesi için Zarara KTK kapsamında bir motorlu aracın neden olması, Zararın KTK kapsamında bir motorlu aracın işletilmesi esnasında meydana gelmesi kazanın karayolu olarak tanımlanan yerde meydana gelmesi gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değişiklik yapılarak, zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği belirtilmiştir. 6704 sayılı Kanun'un 26.04.2016 tarih, 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması ile yayım tarihi olan 26.04.2016 tarihinden itibaren KTK'nın 97. maddesinde yapılan  değişiklik yürürlüğe girmiştir. Yasal değişiklikle birlikte, artık mahkemede dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir. 2918 sayılı KTK.nun 99/1. maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta olup bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Davacı tarafından zararın meydana gelmesinden sonra davalı ... şirketine başvuruda bulunulmuş ve başvurusu da kısmen karşılık bularak davacıya kısmi ödeme yapılmıştır. Meydana gelen trafik kazası TBK kapsamında haksız fiil niteliğinde olup davalı ... şirketi  KTK kapsamında sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere gerçek zarardan sorumludur. Meydana gelen kazadan sonra davacının başvurusu üzerine davalı ... şirketi tarafından ödeme yapılmıştır. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir...\" O halde mahkemece yapılacak iş; başka bir uzman aktüer bilirkişiden denetime elverişli, açık, ayrıntılı rapor alınarak, öncelikle ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi, bunun için de ödeme tarihi verileri (ödeme tarihindeki asgari ücret vs. gibi) dikkate alınarak davacının iş göremezlik tazminatı için  hesaplama yapılması, sonra ortaya çıkan miktar ile ödeme miktarı karşılaştırılarak ödemenin yeterli olup olmadığının araştırılması; ödemenin yeterli bulunması halinde davacının bakiye zararı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi; şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez  karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak davacının iş göremezlik  tazminatının hesaplanması, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, güncellenen rakamın tenzili ile ortaya çıkan miktara ( kazanılmış haklara halel gelmemek kaydıyla ve usuli kazanılmış hak kuralına uygun şekilde) karar verilmesinden ibarettir. (Bknz. Yargıtay 17.HD'nin 2015/17938 Esas, 2018/12168 Karar sayılı ilamı) Davalı ... şirketi tarafından davacının başvurusu üzerine davacıya 23.953,00-TL ödeme yapılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre, davalı ... şirketi tarafından ödemenin yapıldığı tarih itibarı ile davacının gerçek zarar miktarı 24.124,35-TL olup yapılan ödeme ile gerçek zarar arasındaki fark 171,35-TL'dir. Bu kapsamda davalı ... şirketi tarafından yapılan ödeme ile gerçek zarar arasında fahiş oranda fark olmadığı bu itibarla davacının tüm zararının davalı ... şirketi tarafından karşılandığı anlaşılmıştır...\" gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama devam ederken dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, müvekkilinin %4'lük maluliyetine uygun olarak yapılan hesaplamada bakiye tazminata ilişkin rapor düzenlendiğini, 13/01/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile 14.040,62 TL alacağın davalı şirketten alınarak müvekkiline ödenmesinin talep edildiğini, kazaya sebebiyet veren tam kusurlu davalı aleyhine ve kusursuz yolcu konumundaki müvekkili lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken manevi tazminat hususuna kararda hiç yer verilmediğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.\t<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazası sebebiyle maddi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br> Davacı, trafik kazasına sebebiyet veren aracın sigortacısı olan davalıya davadan önce başvurarak maddi zararın tahsilini talep etmiş, 09.01.2019 tarihinde davalı tarafından davacıya 23.953,00 TL ödenmiş, davacı ise bu bedelin gerçek zararı karşılamadığı iddiasıyla eldeki davayı açmıştır. Mahkemece davacının maluliyet raporu aldırılmış, aktüer rapor uyarınca yapılan ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre yeterli olduğu tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir. Alınan aktüer rapordan da anlaşılacağı üzere, davacıya ödenen bedelin gerçek zarara göre yetersiz veya fahiş olmadığı açıkça belli olduğundan davacının zararının karşılanmış olduğunun kabulüyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmuş,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/359 Esas - 2022/291 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansında  kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  19/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8846345040bb6b68","SID":"45ce5e4013ebd6b4"}}