{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/2665 <br>KARAR NO: 2025/89<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/06/2024<br>NUMARASI: 2022/926 E. 2024/656 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 15/01/2025\t\t<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 13/06/2024 tarih ve 2022/926 E - 2024/656  K kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin davalı kooperatifle sözleşme yaptığını, ödemelerini sözleşmeye göre yaptığını, buna rağmen davalı şirketin müvekkiline tapu devrini yapmadığını, kooperatif üyeliğinin müvekkilinin kıza ... üzerine olup ödemelerin onun üzerine gerçekleştirildiğini, 14/04/2009 tarihinde ise talep üzerine kooperatif yönetiminin hisse devrini ...'dan alarak müvekkili ...'e devrine karar verildiğini, müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesine rağmen davalının üzerine düşen yükümlülüğü kötü niyetli olarak sürüncemede bıraktığını ileri sürerek; ... Mah. ... ada ... ada ... parsel üzerinde bulunan B blok 1. Kat 1 nolu taşınmazın hacizlerden arındırılmış şekilde tapusunun müvekkiline devrine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kooperatifin gereği gibi ifa edilmemesinden kaynaklı sözleşmeden dönülmesi ve bu kapsamda müvekkilinin ödediği bedel, şimdilik 500,00 TL ve menfizararla birlikte tapunun güncel rayiç bedeli üzerinden fazlaya ilişkin belirsiz alacak davası olarak şimdilik 500,00 TL, eve yapılan iyileştirmeler ve masraflar için şimdilik 500,00 TL olmak üzere toplamda 1.500,00 TL olarak iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br> Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Alacağın zamanaşıma uğradığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kesin maliyet bedeli henüz hesaplanmadığından belirli olmayan maliyet hesabına göre davacıya daire teslim edilmeyeceğinin belirlenebilecek konumda değilken davacının daire sahibi olma talebinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının ikinci talebinin de olmasının mümkün olmadığını, davacının halen kooperatifin üyesi olduğunu, müvekkilinin alacaklıya muaccel hale gelmiş bir borcu bulunmadığını, davacının muaccel bir alacağının varlığı kabulü halinde dahi bu alacaktan genel giderler düşülmeden tamamının talep edilmesinin haksız olduğunu ileri sürerek; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretini davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.       <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; \"... Taraflarca getirilme ilkesinin bir sonucu olarak davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmesi gerekir. Kanun (md. 194) buna (vakıaları) somutlaştırma yükü demektedir. Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü (6100 sayılı Kanun md. 194) yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır.  Dayanılan vakıalara uygulanacak hukuki sebepler de dava dilekçesinin zorunlu olmayan unsurları arasında sayılmıştır. Türk hukukunu resen uygulamakla görevli olan hâkim (6100 sayılı Kanun md. 33) için gösterilen hukuki sebepler bağlayıcı değildir. Buna karşılık, hâkim, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalarla bağlı olup davacının bildirmediği vakıaları kendiliğinden inceleyemez ve onları hatırlatabilecek hâllerde dahi bulunamaz (6100 sayılı Kanun md. 25). Davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalar davanın temelidir. Çünkü, sadece bu vakıalar davanın sınırını çizmekte, hâkim ancak bu vakıalar hakkında inceleme yapabilmektedir.  Davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıaların doğru olduğu, yargılama sırasında ispat edilirse ve bu vakıalar, davacıyı talep sonucunda haklı gösteriyorsa, mahkeme davacının davasını kabul ederek davayı davacı lehine karara bağlar. Talep sonucu kısmında ise talebin ne olduğu açık bir şekilde belirtilmelidir. Çünkü, taleple bağlılık ilkesi gereğince hâkim talep sonucuyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (6100 sayılı Kanun md. 26). Bu ilke uyarınca davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Dava sonucunda kurulacak hükmün sınırını, tarafların karara bağlanmasını istediği talep sonucu belirler. Bu nedenle talep sonucu yeterince açık değilse hâkimin davayı aydınlatma ödevi (6100 sayılı Kanun md. 31) kapsamında açık olmayan talep sonucunu açıklatması gerekir. Somut olayda mahkememizce ön inceme duruşmasının 7 nolu ara kararı ile kesin süre verilmiş. Somut bir talep sonucu bildirilmemiştir. HMK'nun 119/2 maddesinde göre birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır. Anılan hüküm uyarınca ilgili talep nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Tazminata dair değerlendirmede; Kooperatifle sözleşme yapan ...’ın peşin bedelli sabit fiyatlı üye olduğu anlaşılmaktadır. Çeşitli nedenlerle konut tahsisi imkânsızlaştığı durumda tazminat hesaplanması gerekir. Bu durumda davacı peşin bedelli ortak ise ve yükümlülüğünü tam olarak  yerine getirmiş ise kendisine tahsis edilmesi gereken taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri üzerinden tazminat ödenmelidir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2013/1698 E., 2013/2243 K. Sayılı ilamı ) Bu nedenle kademeli formülle tazminat hesaplaması yapılamaz. Dosyadaki 31.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda asli müdahale dava tarihi itibariyle taşınmaz değerinin 550.000,00 TL olduğu belirtildiğinden bu bedel üzerinden tazminata karar verilmiştir. Esas  dava için; Davacı ...'in davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Asli müdahale davası için; Davacının menfi tespit istemi hakkında davanın açılmamış sayılmasına, Davacının iyileştirmelere ilişkin davasının reddine, Davacının tescil istemi talebinin reddine, Davacının tazminat talebinin kabulü ile; 550.000,00 TL 'nin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı taraflarca yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin gerekçeli kararın 1 No'lu kararında müvekkili ... hakkında aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, HMK 65. Maddesi; “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır” şeklinde olduğunu, asli müdahalenin, asıl davadan ayrı bir dava olarak kabul edildiğini, asli müdahalenin, açılmış bir davanın konusu üzerinde, davanın her iki tarafından (davacı ve davalı) da  bağımsız, tarafların iddialarına karşıt bir hakkın sahibi olduğunu iddia eden üçüncü kişinin davaya katılması olduğunu, davaya asli müdahale durumunda, yargılama sonunda asıl dava ve müdahale davası konusunda iki ayrı karar verilecek ve bu karar hem asıl davanın tarafları, hem de asli müdahil için bağlayıcı hukuki sonuçlar doğuracağını, müvekkili davalı kooperatifine ait ... Mahallesi ... ada ... ada ... parsel üzerinde bulunan B Blok 100m2 dosya içerisinde yer alan sözleşmeye binaen 1 kat 4 nolu dairenin verilmesi hususunda anlaşıldığını, dosya içerisinde bulunan sözleşmede de yapılan tüm ödeme planındaki ödemeler davalı kooperatife yapıldığının görüldüğünü, ancak buna rağmen davalı şirket sözleşmeye aykırı davrandığını ve müvekkiline tapu devrini yapmadığını, İlk derece mahkemesi tarafından: \"davacıya verilecek dairenin bulunduğu blokun arsa sahiplerine ait bir blok olduğu, bu bloktan davalı kooperatife düşen dairenin satıldığı kooperatif merkezindeki bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu anlaşılmıştır. Davalı kooperatifin arsa sahiplerine ait bloktan taşınmaz satma yetkisi olmadığından, taşınmazın 3. Kişiye ait olmasından tescil talebi reddedilmiştir.\" şeklindeki gerekçe ile tescil taleplerinin reddedildiğini, ancak keşif mahalline gidildiğinde gezilen daire davalı kooperatif tarafından zilyetliği müvekkiline verilen ve içerisinde kiracı oturan daire olduğunu, bu dairenin fiili durum olarak aslında bahsi geçen blokta arsa sahiplerine ait olan değil davalı kooperatife ait olan daire olduğunu, zaten ilk alınan raporda \"Ancak tarafımıza gösterilen taşınmaz onaylı kat irtifakı projesine göre 4 no.lu bağımsız bölüm olup,  Kayseri İli, Kocasinan İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada ... Parsel, 2384,50 m² yüzölçümlü arsa  üzerinde kain henüz cins tahsisi yapılmamış Arsa vasıflı ana taşınmazın, B Blok, 1.normal katında yer alan  4 bağımsız bölüm no.lu 62/3884 arsa paylı mesken olduğu tespit edilmiştir. Taşınmaz tamamı 20.04.2012 tarih, ... yevmiye no.lu satış işlemi ile S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi adına tescil  edilmiştir.\" şeklindeki tespit ve ikinci bilirkişi raporundaki \"Davacının Tescil Hakkı Bulunup Bulunmadığı; Dava Konusu Taşınmazın  Kooperatife Ait Taşınmazlardan Biri Olup Olmadığı: Kocasinan Tapu Müdürlüğünün  mahkemenin müzekkeresine vermiş olduğu 28.10.2022 tarihli yazı ekindeki tapu kayıtları  incelendiğinde ... Mahallesi ... Pafta, ... ada, ... parsel üzerine yapılan B Blok 4  numaralı dairenin halihazırda kooperatif adına kayıtlı olduğu görülmektedir.\" şeklindeki tespit ile tapunun tescilini talep ettikleri taşınmazın arsa sahiplerine ait olan daire değil davalı kooperatife ait olan daire olduğunun anlaşıldığını, Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesi: \"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" düzenlemesini içerdiğini, dolayısıyla davalı kooperatifin işbu davada kötüniyetli olduğu ve hukuk düzenince korunmaması gerektiğinin açık olduğunu,  tapunun tescili taleplerinin reddi şeklindeki kararın hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan incelemede müvekkilinin kooperatif üyesi olmadığını, kooperatif üyesinin dava dışı ... olduğu tespit edildiğini, ancak bu durumun söz konusu alacağın devrine engel oluşturmadığını, söz konusu üyeliğin kurulması için devredenin  üye olması ve üyeliğinin alıcı tarafından ayrıca devir alınması gerektiğini, dolayısıyla müvekkilinin söz konusu kooperatifte üyeliği olma şartı aranmadan alacağın devri üzerinde hak iddia etmesinin mümkün olduğunu, Kooperatif üyeliğinin müvekkilinin kızı ... üzerinde olup ödemeler onun adına gerçekleştirildiğini, kaldı ki dosya kapsamında 04/04/2009 tarihli kooperatif kararı ile kooperatif üyesi olan ...'ın vermiş olduğu dilekçeye istinaden üyeliğin müvekkiline devredildiğinin tespit edildiğini, ayrıca bilirkişi raporunda dosyadaki daire satış sözleşmesinin genel kurul kararına dayandığı, dava dışı ...'ın kooperatif üyesi olması ve kooperatife yazılı olarak  daireyi annesine devretmek istediğini bildirmesi sebebiyle alacağın temliki şeklinde olduğunu, alacağın temliki işleminin kanunda sadece yazılı şekilde yapılması gerektiği ve sözleşmenin buna uygun yapıldığını , kooperatif üyeliğine müvekkilin dahil olmasının davalı kooperatif genel kurulunca onaylanması açıkça görülmekte olup söz konusu taşınmazın tapu tescilinin müvekkili üzerine yapılması gerektiğini, müvekkilinin borcu yoktur yazısı aldıktan sonra da kooperatif tarafından çevre düzenlemesi ve mesken adı altında 8.000 TL daha ödeme talep edildiğini ve müvekkili tarafından istenen bedellerinyatırıldığını, müvekkilinin iyi niyetli olarak söylenen tüm ödemeleri yaparken davalı kooperatif diğer tüm üyelerin tapu devrini yaparken müvekkiline devir işlemini yapmayıp kötü niyetli olarak oyaladığını, müvekkili kooperatife 2009 yılında o tarihe kadar yatırdığı 35.000 TL dışında 20.000 TL daha ödediğini  ve 2012 yılına kadar ödeme planı çıkarıldığını, bu ödeme planı ve müvekkilinin yaptığı ödemelerin planda da görüldüğünü, kooperatif üyesi olarak müvekkilinin üzerine düşen aidat yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen davalı yönetim kendi üzerine düşen yükümlülüğü kötü niyetli olarak sürüncemede bıraktığını, davalı kooperatifin müvekkilinin kötü niyetli olarak oyalamasının sebebi ise kooperatifin borçlarından müvekkiline ait bağımsız bölümüne koyulan hacizlerden kaynaklı olduğunun belli olduğunu, taşınmaz üzerinde yer alan hacizlerin ise müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, kooperatif borcu olması sebebiyle de sorumluluğun kooperatifin mal varlığıyla sorumluluğu olduğunu, tapudaki bağımsız bölümün müvekkilinin uhdesine geçirilmemiş olmasının müvekkili açısından kusuru olmaması sebebiyle hacizsiz devri gerektiğini, müvekkilinin 2009 yılında ödemelerin tümünü yaparak borcu olmadığının tespiti yapıldığını, bu sebeple Yargıtay kararları gereğince de tüketici konumunda olan müvekkili açısından borçlarını ödediği tarihteki taşınmazın iadesine karar verilmesi gerektiğini, yine Yargıtay kararı gereğince  haciz şerhinin kaldırılmasına karar verilmiş olup uygulama mevcut dava için de emsal teşkil eder nitelikte olduğunu, bu sebeple müvekkilinin ödemesini bitirdiği tarihten sonra koyulan hacizlerin kötü niyetli olduğunu ve bu sebeple müvekkiline takyidatlardan ari olarak tapunun devrine karar verilmesini, aksi halde ise tapunun eklenen değerlerle rayiç bedelinin hesaplanarak bedelin iadesine karar verilmesi gerektiğini,  Yargıtay 12 Hukuk Dairesi 2012/15866es. 2012/32868kar.kararı gereğince tapuda şerh olması halinde haczin geçersiz olduğunun kararı verildiğini, mevcut dosyada da kararda yer aldığı üzere iyi niyetli müvekkiline haciz ve borçlardan sorumlu olmaması sebebiyle hacizlerin borçların bitim tarihinden sonra olduğu da göz önüne alındığında kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, evin içerisine dolap yaptıran ayrıca balkona dolap yaptıran, cam balkon ile kapatan müvekkil için toplamda yapılan 20.000 TL değerindeki iyileştirme tespiti yapılarak bilirkişi marifetiyle rayiç bedelinden hesaplanan miktarın değere katılması gerektiğini, tapunun tescili taleplerinin reddi üzerine tazminat talepleri bakımından \"Kooperatifle sözleşme yapan ...’ın peşin bedelli sabit fiyatlı üye olduğu anlaşılmaktadır. Çeşitli nedenlerle konut tahsisi imkânsızlaştığı durumda tazminat hesaplanması gerekir. Bu durumda davacı peşin bedelli ortak ise ve yükümlülüğünü tam olarakyerine getirmiş ise kendisine tahsis edilmesi gereken taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri üzerinden tazminat ödenmelidir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2013/1698 E., 2013/2243 K. Sayılı ilamı)\" şeklindeki gerekçe ile 550.000 TL üzerinden tazminata karar verildiğini, ancak dava dilekçesi ve dosya kapsamındaki beyanlarından açıkça anlaşılacağı taleplerinin taşınmazın karar tarihine en yakın tarihteki bedelinin saptanarak bu bedel üzerinden hüküm kurulması olduğunu, dilekçelerinin lafzından anlaşılacağı üzere müvekkili davalı ile arasında yapılan sözleşmeye duyduğu güvenin boşa çıkması gerekçesiyle zarara uğradığını, dolayısıyla burada müvekkilinin edinmiş olması gereken bir taşınmaz varken bu taşınmaz mülkiyetine girmemiş ve zarara uğradığını, dolayısıyla burada talep etmiş oldukları zararın müspet zarar olduğunu, bu miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken 550.000 TL üzerinden hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı kooperatif adına borçların müvekkilinin borçları bittikten sonra kötü niyetli olarak müvekkiline tahsisi yapılmayan bağımsız bölüme koyulması sebebiyle; hacizlerden arındırılmış şekilde tapunun müvekkile tescilini, tapunun tesciline ilişkin taleplerinin kabul edilmemesi halinde taşınmazın karar tarihine en yakın tarihteki bedelinin tespit edilerek müvekkiline verilmesine, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının esas dava yönünden red kararı verilmesinin yerinde olduğunu,  asil müdahale davası yönünden red kararı verilen kısımlar yerinde olmakla birlikte davacının tazminat talebi yönünden kabul kararı verilmesinin açıkça hatalı olduğunu,  yerel mahkemenin gerekçesine bakıldığında kooperatifle sözleşme yapan ...'ın peşin bedelli sabit fiyatlı üye olduğu yönünde hatalı bir tespite gidildiğini ve bu bağlamda karar tesis edildiğini, Kooperatif konut imalatına devam ettiğinden, halen dairesi teslim edilmeyen çok sayıda üye bulunduğundan ve davacı tarafça kesin maliyet bedeli ödenmediğinden tazminat talep edilemeyeceğinin açık olduğunu, tazminat talep edilebilmesinin ön koşulu daire tesliminin imkansız hale gelmesi olduğunu, yerel mahkemece davacı lehine tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tazminat talep edilebilmesinin koşullarına bakmak ve somut olay ile birlikte değerlendirmek gerektiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda dakesin maliyetin çıkarıldığını ancak davacı tarafça kesin maliyet bedelinin ödenmediğinin belirtilmiş olup kesin maliyet bedelini ödemeyen ortağın daire veya tazminat hakkı olmayacağının açık olduğunu, bu nedenle yerel mahkemece tazminat alacağına hükmedilmesinin açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının 55.000 TL Ödeme yaptığını ve kendisinin bu ödeme ile birlikte başka hiçbir borcu kalmadığını ileri sürse de davacının kesin hesap maliyet bedelini ödemeyeceğini beyan ettiğinden kendisine daire verilme ihtimali bulunmadığının açık olduğunu, kaldı ki, bahse konu daire davacıya kura ile çıkmadığını, davacının peşin ödemeli ortak olduğunda dair yönetim ve genel kurul kararının bulunmadığını, bu hususların da yerel mahkemece gözetilmemiş olup kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının muaccel bir alacağının varlığını kabulü halinde dahi bu alacaktan genel giderler düşülmeden tamamının talep edilmesinin haksız olduğunu, yerel mahkemece bu hususa da riayet edilmediğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olup bu hususun hiçbir şekilde değerlendirilmemesinin kabul edilemeyeceğini,  müvekkili kooperatifte peşin bedelli üyelik bulunmadığını, peşin bedelli üyelik söz konusu olabilmesi için genel kurul kararı gerektiğini, dosya içerisinde peşin bedelli üyeliğe ilişkin hiçbir genel kurul kararı bulunmamaktayken yerel mahkemece sözleşmeyi imzalayan ...'ın peşin bedelli sabit ödemeli üye olarak kabul edilmesinin açıkça hatalı olduğunu, yerel mahkemece yapılan bu nitelendirmenin dayanağı bulunmamakta olup kararın kaldırılması gerektiğini,  yerel mahkemece tesis edilen kararın gerekçesinde müvekkili kooparatif ile sözleşme imzalayan ...'ın peşin bedelli sabit ödemeli üye olduğunun ifade edildiğini, bu hususun kabulünün hiçbir şekilde mümkün olmadığını, yerel mahkemece tesis edilen kararda ilgilinin peşin bedelli sabit ödemeli üye olduğuna dair hiçbir dayanak belge - karar söz konusu olmadığını,  peşin ve sabit bedelle daire verileceğine dair bir genel kurul kararının bulunmadığını, bu nedenle davacı adına tapu iptali ve tescili mümkün olamayacağı gibi dairenin rayiç bedeli üzerinden tazminat ödenmesinin de söz konusu olmadığını, davacının 55.000 TL ödeme yaptığını ve kendisinin bu ödeme ile birlikte başka hiçbir borcu kalmadığını ileri sürse de kooperatifin halen devam etmekte olup kesin maliyet hesabı yapılmadığını, ödemelerini tam olarak yapmayan kooperatif üyesinin daire alabilmesinin söz konusu olmadığını,. bu hususlara rağmen yerel mahkemece asl müdahil lehine rayiç bedel üzerinden tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu,   davacının halen kooperatif üyesi/ortağı olduğunu, müvekkili kooperatifin alacaklıya muaccel hale gelmiş bir borcu bulunmadığını, davacının üyelikten istifa etmediğini ve genel kurul'da çıkma işlemi yapılmadığını, üyenin kooperatife borcu bulunduğunu, borcu bulunan ortağın daire talep edemeyeceğinin açık olduğunu, yerel mahkemece bu hususun da göz ardı edilmesinin kabul edilemeyeceğini, asli müdahilin muaccel bir alacağının varlığını kabulü halinde dahi bu alacaktan genel giderlerin düşülmesi gerektiğini, ancak yerel mahkemece hüküm tesis edilirken bu hususa da riayet edilmediğini, Kooperatif konut imalatına devam ettiğinden ve davacı tarafça kesin maliyet bedeli ödenmediğinden tazminat talep edilemeyeceğinin açık olduğunu,  hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla; mahkemece davacı yana tazminat ödenmesi gerektiği kanaatine varılsa dahi dava konusu daire 2011 yılında davacıya teslim edilmiş olup 2011 yılından beri yaklaşık olarak 13 yıldır davacı yan işbu daireden kira elde ettiğini, tazminat ödenmesine karar verilmesi halinde, öncelikle dairenin kesin maliyet bedelinin çıkartılması ve akabinde davacı yanca 13 yıldır elde edilen kira gelirinin hesap edilerek kesin maliyet bedelinden düşürülmesi gerekeceğinin de açık olduğunu, ancak yerel mahkemece bu hususa yönelik itirazlarının gözetilmeksizin tesis edilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini, davanın esas dava yönünden aktif husumet nedeniyle red kararı verildiği halde maktu vekalet ücretine hükmedilmemesinin kabul edilemeyeceğini, ayrıca menfi tespit istemi yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücretine hükmedilmemesinin kabul edilemeyeceğini, tapu iptal talebinin reddi yönünden vejkalet ücretine hükmedilmemesinin  kabul edilemeyeceğini ileri sürerek  Kayseri 1. Asliye Ticaret mahkemesi 2022/926 Esas 2024/656 Karar sayılı ilamının kabul edilen kısım yönüyle kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Dava, tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde taşınmaz bedeli ile yapılan iyileştirme bedelinin tahsili taleplerine ilişkindir.<br>Somut olayda davacı, dava konusu olan dairenin kendisine ait olduğunu, ancak kooperatif üyeliğinin asli müdahale talebinde bulunan kızı ... üzerinde olduğunu ve ödemelerin de kızı adına yapıldığını, üyeliğin 2009 yılında kendisine devredildiğini belirterek taşınmazın adına tesciline, olmadığı taktirde iyileştirme masrafları ve taşınmazın rayiç bedelinin tahsilini talep etmiştir. <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda :<br>\"A-Esas dava için;<br>1-Davacı ...'in davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine,<br>B-Asli müdahale davası için;<br>1-Davacının menfi tespit istemi hakkında davanın açılmamış sayılmasına, <br>2-Davacının iyileştirmelere ilişkin davasının reddine,<br>3-Davacının tescil istemi talebinin reddine,<br>4-Davacının tazminat talebinin kabulü ile; 550.000,00 TL 'nindavalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" şeklinde karar tesis edilmiştir. <br>Gerekçeli kararın davacıya 02.11.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olup davacının 10.11. 2024 tarihinde istinaf dilekçesi sunduğu, davacıya 24.11.2024 tarihli muhtıranın gönderildiği  davacı tarafça  harç yatırılmaması üzerine mahkemece 03.12.2024 tarihli ek karar ile istinaf baş vurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği değerlendirme kararı ve davalının istinaf baş vuru dilekçesinin davacıya 08.12.2024 tarihinde tebliğ edildiği davacı tarafça  05.12.2.024 tarihinde de ... adına 427,60 TL istinaf karar harcı 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcını yatırdığı karara karşı katılma suretiyle istinaf yasa yoluna baş vurduğu   anlaşılmaktadır.<br>Dosyada bulunan 10.11.2024 tarihli 114442 sıra numaralı sayman mutemet alındısı incelendiğinde teslim edenin ...(asli müdahil) olarak gözüktüğü görülmüştür <br>Bu durumda;   Davalı Kooperatifin  mahkemece davacı yönünden  kabulüne karar verilen  tazminat talebi  ve  red edilen  dava yönünden  lehlerine verilen  vekalet ücreti yönünden  istinaf yasa yoluna baş vurduğu görülmüştür.<br>Davacı karara karşı 10.11.2024 tarihli istinaf ve 05.12.2024 tarihli   katılma  suretiyle istinaf dilekçesi ile  esas dava bakımından karara karşı kanun yoluna baş vurmuştur.<br>Davacı ...'in(CEBECİ) soy isminin ... iken \"...\"  sonrasında  ...  olarak düzeltildiği akabinde 12.09.2024 tarihinde evlenme suretiyle soy isminin...  olarak değiştiği nüfus kaydının incelenmesinden anlaşılmaktadır.<br>Asli Müdahil ...'nin eski soy adının \"...\" olduğu nüfus kaydının incelenmesinden anlaşılmaktadır.<br>Davacı davalı kooperatife ait  ... mahallesi ... pafta... ada bir parsel üzerinde bulunan B blok 100 metre karelik dairede bulunan binadan 1. kat 1. nolu daireyi kooperatiften satın aldığını Üyeliğinin kızı ... üzerine olduğunu 14. 4.2009 tarihinde hisse devrini ...'dan kendisine   devir edildiğini üye olarak üzerine düşen aidat ve diğer  yükümlülükleri    yerine getirdiğini davalı kooperatifin kötü niyetli şekilde taşınmazı kendisine tescil etmediğini belirterek eldeki davayı açmıştır .<br>Davalı cevap dilekçesinde; davacının halen kooperatif üyesi ortağı olduğunu, kooperatifin alacaklıya muaccel hale gelmiş bir borcunun bulunmadığını, davacının üyelikten istifa etmediğini ve genel kuruldan çıkma kararın alınmadığını belirterek davalının kooperatife ortak olduğunu ikrar etmiştir. Davalı Kooperatife ait 21.03.2009/1095 Sayılı yönetik kurulu  kararı incelendiğinde: Kooperatifin  ...(...) davalı kooperatifin üyesi olarak kabul ettiği, ...'nin 07.04.2009 tarihinde  kooperatife dilekçe vererek ... Mahallesi ... pafta ... ada ... parsel üzerine yapılan B Blok 1. Kat 1 numaralı daireyi annesi ...'ya devretmek istediğini belirtiği, Kooperatifçe 14.04.2009 Tarihli 1111 Sayılı  yönetim kurulu kararı ile  ...'ın kooperatife vermiş olduğu dilekçeye istinaden üyelik hakkı davacıya devrinin kabulüne karar verildiği, Kooperatifin  23.07.2009 Tarihli 1148 Sayılı yönetim kurulu  kararı ile  davacı tarafın üyelik hakkının kızları ... ile ...'ye devrine karar verildiği Dava dışı ...'nün 31.07.2011 tarihli dilekçesine istinaden  üyelik hakkının dava dışı ... ...'ye devrine karar verildiği,  ... tarafından 20.12.2012 tarihinde kooperatiften tapunun kendi adına tescili yönünde talepte bulunulduğu görülmüştür.Davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşme başlıklı belge incelendiğinde; \"... mahallesi ... pafta... ada ... parsel üzerinde bulunan B blok 100 metre karelik dairede bulunan binadan 1. kat 1. nolu daire 55.000 TL bedelle verilmiştir. 26.03.2009 tarihinde 20.000 TL peşin alınmıştır. Kalan miktar 35.000 TL 2012 yılının Aralık ayında tamamlanacaktır. Daire tesliminde abonelik ücretleri alıcıdan alınacaktır. Bu sözleşme 1 Nisan 2009 tarihinde kooperatif yönetim kurulu kararı noterden onaylatıp alıcıya teslim edilecektir.  ...'dan başka hiçbir ödeme istenmeyecektir. İş bu sözleşme 26.3 2009 tarihinde taraflar arasında 2 suret olarak imza altına alınmıştır. Alıcı ... satıcı ... yapı kooperatifi \"şeklinde ibarelerin olduğu görülmüştür. Bilindiği üzere Konut yapı kooperatifleri, aidat ödeme yükümlüğünü yerine getiren ortaklarına kullanılabilir durumdaki bir daireyi tahsisle yükümlüdür. Kooperatif ana sözleşmesinin 62 nci maddesi uyarınca, konutlar maliyet bedelleri kesinleştikten sonra ortaklar veya temsilcilerinin katılımıyla noter önünde çekilecek kur'a ile dağıtılır. Konutların anasözleşmenin 59/2 nci maddesine göre ortaklara dağıtılması halinde kur’aya başvurulmaz. Bu durumda, bir konutun ortağa tahsis edildiğinden söz edilebilmesi için ya kur’a sonucu konutun tahsis edilmiş  olması veya konutların genel kurulca belirlenecek esaslar dahilinde ortaklara dağıtılmış olması ve genel kurulun bu dağıtımı açık veya zımni olarak onaylaması gerekir. Anlatılan ilkeler dışında, yönetim kurulu genel kurulun kararı veya onayı olmaksızın bir konutu belli bir ortağa tahsisine karar veremez. Tahsis ortağa şahsi hak sağlar. Kooperatifçe bir dairenin geçerli bir tahsis işlemiyle bir ortağa tahsisi halinde, tahsis edilen ortağın rızası olmaksızın, ortaklığı devam ettiği sürece konutun başka bir ortağa tahsisi mümkün değildir. Kooperatif tarafından taşınmazın ortağa tahsisi, mülkiyeti geçiren bir işlem olmayıp, kooperatifle olan iç ilişkide bir hak bahşeden ve koşulları oluştuğunda kooperatife karşı tapu iptal ve tescil talebinde bulunma hakkı yanında ortağa, tahsis hakkına karşı yapılan haksız saldırılarda üçüncü kişilere karşı müdahalenin men'i ve ecrimisil davası açmaya izin veren bir haktır. Tahsis hakkına dayanan ortak, taşınmazını işgal eden üçüncü bir kişiye karşı müdahalenin men'i ve ecrimisil davası yanında tahsis hakkını tanımayan kooperatife karşı birlikte tek bir dava açabileceği gibi, sonradan açılan davalar da, bağlantı sebebi ile birleştirilmelidir. Diğer bir anlatımla, tahsis hakkına dayalı müdahalenin men'i ve ecri misil davalarında mülkiyet hakkı, kooperatife ait olduğundan ve tahsis hakkı, bu hak ile doğan bağlı bir hak olduğundan, kendisinde tahsis hakkı bulunduğu kooperatif tarafından kabul edilmeyen kişi, haksız şagil olduğu iddiasındaki kişiye ve kooperatife dava açmalıdır. (Yargıtay 6. H.D Esas    No : 2023/3157Karar No: 2024/1420- Esas    No : 2023/1020 Karar No : 2024/1303 )<br>  Bu bilgiler ışığında somut olayda, davacı taraf dava konusu edilen 1. Kat 1 no.lu dairenin  31/07/2015 tarihli 14.04.2009 sayılı  kooperatif yönetim kurulu kararı ile kendine ait olduğuna ilişkin karar alındığını iddia ederek  asıl talep olarak dava konusu dairenin hacizlerden ari şekilde   adına tescilini  olmadığı takdir sözleşmeden dönülerek  ödediği bedel ile birlikte   menfi zarar konuta yatığı  iyileştirme bedeli ile masrafları talep etmiş,   mahkemece davacının aktif dava husumetinin bulunmadığından davanın reddine  tescil isteminin reddine  iyileştirme talebinin reddine tazminat talebinin kabulüne  karar verilmiştir.<br>Davalı Kooperatif davacının halihazırda kooperatif üyesi olduğunu kooperatiften istifa etmediği ihracına karar verilmediğini kabul etmiş olup davacının tescilini talep ettiği taşınmazın somut olarak belirlenmesi önem arz etmektedir.<br> Dosya kapsamında alınan  31.10.2024 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde: Dosyada mevcut tapu kayıtlarının incelenmesinde, dava konusu taşınmazın Kayseri İli, Kocasinan İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada ... Parsel, 2384,50 m? yüzölçümlü arsa üzerinde kain henüz cins tahsisi yapılmamış Arsa vasıflı ana taşınmazın, B Blok, 1.normal katında yer alan 1 bağımsız bölüm no.lu 62/3884 arsa paylı mesken olduğu tespit edilmiştir. Taşınmaz tamamı 30.12.2011 tarih, ... yevmiye no.lu satış işlemi ile ... adına tescil edilmiştir.Ancak tarafımıza gösterilen taşınmaz onaylı kat irtifakı projesine göre 4 no.lu bağımsız bölüm olup, Kayseri İli, Kocasinan İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada ...Parsel, 2384,50 m2 yüzölçümlü arsa üzerinde kain henüz cins tahsisi yapılmamış Arsa vasıflı ana taşınmazın, B Blok, 1.normal katında yer alan 4 bağımsız bölüm no.lu 62/3884 arsa paylı mesken olduğu tespit edilmiştir. Taşınmaz tamamı20.04.2012 tarih, ... yevmiye nolu satış işlemi ile S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi adına tescil edilmiştir.\" şeklinde tespitlere yer verilmiştir.Bilirkişi raporu içeriğinden dava konusu 1. Kat 1 no.lu bağımsız bölümün davalı Kooperatife ait  olup olmadığı sabit olmamakla beraber 3. kişinin kullanımında olduğu anlaşılmakta ve bu kişinin hangi hakka dayalı olarak bağımsız bölümde hak sahibi olduğu bilinmemektedir. Bu durumda mahkemece, keşif icra edilerek davacının davaya konu ettiği taşınmaz davacıdan sorulup somut şekilde belirlenip    dairenin dava dışı 3. kişi  adına tescil edilip edilmediği yada 3. Kişi tarafından  kullanılıp kullanılmadığı tespit edilmelidir.Davacı, kooperatif  üyeliğinde edindiğini iddia ettiği 1. Kat 1 nolu dairenin kendisine tahsis edildiğini belirterek dairenin kendisi adına hacizlerden ari şekilde  tescilini   talep ettiğine davalı kooperatifçe davacının kooperatif ortağı olduğunu davacının daireyi 2011 yılında teslim aldığı kabul edilip davacının taşınmadan  kira geliri elde ettiği iddia edildiğine  göre;  özellikle davaya konu edilen  bağımsız bölümün davalı kooperatif adına kayıtlı olup olmadığı, davalı kooperatif adına kayıtlı ise davacı hacizlerden ari şeklide tescil talep ettiğine göre haciz sahipleri hakkında ayrı bir dava açmak için davacıya süre verildikten sonra dava açılması halinde ise birleştirilmek suretiyle tescil talebi hakkında  oluşacak sonuca göre karar verilmesi,  taşınmaz   3. Kişiler adına kayıtlı ise  kaydın neye dayalı olduğu, taşınmaz için başkaca tahsis yapılıp yapılmadığı, taşınmazda dava tarihinde ve halen başka birinin oturup oturmadığı araştırıldıktan sonra, tapu kaydı başkasına ait, taşınmaz başkasına tahsis edilmiş ve/veya başkası oturuyorsa kayıt maliki, tahsis edilen  ve/veya  oturan aleyhine ayrı bir dava açmak için davacıya süre verildikten sonra dava açılması halinde ise birleştirilmek suretiyle dava konusu dairenin öncelikle kim adına kayıtlı olduğu, kime tahsis edildiği, dairede fiilen oturan şahsın hakkının dayanağı, bu dairede kimin üstün hak sahibi olduğu araştırılarak tarafların iddia, savunma ve delilleri çerçevesinde  bağımsız bölümün netleştirilmek suretiyle davacının tescil talebi hakkında olumlu yada  olumsuz  bir karar verilmesi gerekirken tapunun aidiyeti yönünden aktif dava husumetinin bulunmadığı belirtilip tescil talebinin esastan reddine karar verilip çelişkili hüküm oluşturulması  usul ve yasaya aykırı görülmüştür.<br>Yine davalı davacı Kooperatif üyesini olduğunu kabul ettiğine göre  mahkemece tescilin mümkün olmadığının tespiti halinde davacının ikincil talebinin konut teslim edilmesinin imkanzız olması nedeniyle tazminat istemine mi ilişkin  olduğu yoksa kooperatiften ayrılma nedeniyle ödenen bedele  ilişkin mi olduğu somut şekilde belirlenip davacı tarafça belirtilen talep doğrultusunda Yerleşik Yargıtay Kararlarında benimsenen ilkeler çerçevesinde  sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul yasaya aykırı görülmüştür.<br> Açıklamalar ışığında davacının katılma suretiyle istinaf talebinin kabulü ile davacının istinaf nedenine göre davalının istinaf talebinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 13/06/2024 tarih ve 2022/926 E - 2024/656 K sayılı kararın  KALDIRILMASINA, <br>3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye  GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davacının istinaf nedenine göre davalının istinaf talebinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine , <br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>7-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>8-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.15/01/2025 \t\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d7daa369cfa3eb3d","SID":"893591e55072432f"}}