{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1941 <br>KARAR NO\t\t: 2025/30<br>KARAR TARİHİ\t: 15/01/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN D.İŞ KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/11/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/276 D.İş - 2024/277 D.İş<br>TALEP\t                : İhtiyati Tedbir<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 15/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15/01/2025<br><br>\t      İhtiyati tedbir isteyen vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:               <br>TALEP: İhtiyati tedbir isteyen vekili talep dilekçesinde özetle; karşı taraf ... tarafından 30/12/2014 düzenleme ve 11/11/2024 vade tarihli bono ile müvekkili şirketin kendisine ödemesi gereken 3.670.000 Euro üzerinden icra takibinin başlatıldığını, dava açılış tarihi itibariye efektif satış bedeli olan 36.5028 TL'den yapılan hesap ile TL karşılığının bugün itibariyle yaklaşık 134.057.760 TL olduğunu, söz konusu bono üzerindeki yazıların ve/veya şirket adına altına atılan imzanın dava dışı şirket eski ortağı ... tarafından güncel olarak atıldığının veya attırıldığının muhtemel olduğunu, bu kişinin, müvekkili şirketteki hisselerini ...'ya devrettiğini, devir işleminin 06/11/2020 tarihinde ilan edildiğini, bu hisse satışının da ibra edildiğini; ...'ın Almanya'da yaşadığını ancak karşı taraf ... tarafından Türkiye'ye çağrılarak bu bononun düzenletilerek işleme konulduğunu, bono üzerindeki yazıların benzerliği bakımından diğer şikayet edilen ... tarafından da yazılmış olma ihtimalinin bulunduğunu, el yazısı incelemesiyle bu durumun ortaya çıkacağını,  İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2024/10058 sayılı dosyasında takibe konulan ve icra dosyası içinde olan bu bono incelendiğinde; üzerindeki kaşenin müvekkili şirketin 2014 yılının Aralık ayında, başka bir anlatımla güya bononun düzenlendiği tarihte kullanılan kaşe olmadığının ve sonradan sahte olarak hazırlandığının çıplak gözle görüldüğünü, bono üzerindeki kaşenin hiçbir zaman şirkete ait olmadığını ve sonradan yaptırıldığını, buna ilişkin belgeleri sunduklarını, bononun düzenlendiği tarih 30/12/2014 olarak gösterilmekle beraber şirket kasasına karşı taraf ... tarafından aktarılmış/ödenmiş bir miktarın görülmediğini, şirketin böyle bir borcu olmasını  gerektirecek bir durumun bulunmadığını, şirket kayıtlarının incelenmesiyle durumun anlaşılacağını; bononun düzenlenme tarihi olan 30/12/2014 tarihi itibariyle Ticaret Sicil Gazetesinden de görüleceği üzere şirketin sermayesinin 50.000 TL'den 101.000 TL'ye çıkarıldığını, 50.000 TL sermayenin zaten ödendiğini,  kalan 51.000 TL nin 1/4'ünün tescile kadar, kalan 3/4'ünün de 24 ay içinde ödeneceğini, 30/12/2014 tarihi itibariyle düzenlenen bononun düzenlendiği tarihte Merkez Bankası Euro döviz satış  kurunun 2,8258 TL olduğunu, müvekkili şirkete karşı taraf ...'nın verdiğini iddia ettiği 3.670.000 Euro'nun TL karşılığının ise 10.370.686 TL civarında olduğunu, şirketin 2014 sonu devir bakiyesinin 46.778,38 Euro (132.186,34 TL) olduğunu, bu miktarı karşılamadığını, 2015 yılları içerisinde Euro hareketlerinde belirtmiş oldukları rakamın bulunmadığını, şirketin bonoda yazılı bulunan bir bedeli almasının ve karşılığında bu bonoyu düzenlemesinin söz konusu olmadığını; müvekkili şirketin sermayesini en son 13.000.000 TL'ye çıkardığını, söz konusu bononun şirketin sermayesinden 10 kat fazla olduğunu, şirket verileriyle söz konusu bononun uyum sağlamadığını ve sahte olduğunun açık olduğunu, şirket kayıtları ile davalının hesap kayıtları incelendiğinde durumun görüleceğini, bono için 10 yıllık vadenin yazılmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; bononun düzenlenme sebebinin; müvekkili şirketin tek ortağı olan ...'nın şikayeti üzerine ... hakkında İzmir 1. Aile Mahkemesi tarafından 05/11/2024 tarihli ve 2024/3920 D.İş sayılı uzaklaştırma kararının verilmesi olduğunu; gerçekleştirilmiş bulunan nitelikli dolandırıcılığın ortaya çıkarılması bakımından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın 2024/168327 soruşturma numarası ile devam ettiğini, soruşturma dosyasında bono üzerindeki mürekkep yaşının tespit edilmesinin ve 2014 yılında kullanılan şirket kaşesi örnekleri ile halen İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nde bulunan bono üzerindeki kaşenin bilirkişi tarafından incelenmesinin istendiğini, icra takibinin kesinleşmesi halinde müvekkili şirketin mahvına ve çalışamaz hale gelmesine sebep olacağını, bu sebeple gümrükleme yapılmış olan üçüncü kişi konumundaki gerçek ve tüzel kişilerin önemli derecede mağdur olmasına sebep olacağını, yapılan takibin kesinleşmesiyle birlikte müvekkili şirketin bankalardaki hesaplarına haciz konulacağını ve asıl amacına yönelik olarak kullanılan TIR'larına yakalama çıkarılarak çalışamaz hale geleceğini, karşı tarafın asıl amacının bu olduğunu, bononun dava sürecinin sonuna kadar icra veznesine yatırılmasının da mümkün olmadığını, yapılan yeni düzenlemeler çerçevesinde menfi tespit davası açılmasında arabuluculuk başvuru şartı zorunluluğu getirildiğinden arabuluculuk başvurusu yapıldığını, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda menfi tespit davası açılacağını belirterek, İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2024/10058 sayılı takip dosyasında yürütülen icra takibi hakkında teminatsız olarak (en azından menfi tespit davası açılana kadarki süre için) ihtiyati tedbir kararı verilmesine, giderlerin ve vekalet ücretinin borçlu tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde; \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği\"; 391. maddesinde; \"mahkemenin tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin  yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak ve zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebileceği\"; 390/3. maddesinde de; \"tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu\" düzenlemelerine yer verilmiştir.<br>İİK'nın 72/2. maddesinde; \"icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin istek üzerine alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceği\"; 72/3. maddesinde ise; \"icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebileceği” düzenlenmiştir.<br>Sunulan belgeler yasal mevzuat ile birlikte değerlendirildiğinde; ihtiyati tedbir isteyen vekili tedbir istemli dilekçesinde ve 22/11/2024 tarihli dilekçesinde takibin ve hacizlerin durdurulması şeklinde ihtiyati tedbir isteğinde bulunmuştur. Öncelikle; İİK'nın 72. maddesinin 3. fıkrasında açık bir şekilde \"icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebileceği” düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; icra takibine girişildikten sonra ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi istenebilecek olup, ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyecektir. Diğer yandan; yukarıda anılan yasal düzenlemeler de belirtildiği şekilde; ihtiyati tedbir isteğinde bulunan tarafın haklılığını, yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kanıtlaması gerekir. Soyut iddiadan daha çok, tam ispattan daha az bir durumun varlığı halinde yaklaşık ispat halinden söz edilebilecektir. Dolayısıyla; ihtiyati tedbir isteyenin, ileri sürülen hakkın varlığı ve bu hakkın tehlikede olduğu konusunda mahkemede güçlü bir kanaat oluşması gerekir. Zira; diğer hukuki koruma tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati tedbirde amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar vermek ve uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Somut olayda; ihtiyati tedbir isteğinde bulunan vekili \"takibe konu bono üzerindeki yazıların ve/veya şirket adına altına atılan imzanın dava dışı şirket eski ortağı ... tarafından güncel olarak atıldığının veya attırıldığının muhtemel olduğunu, ...'ın Almanya'da yaşadığını ancak karşı taraf ... tarafından Türkiye'ye çağrılarak bu bononun düzenletilerek işleme konulduğunu, bono üzerindeki yazıların benzerliği bakımından diğer şikayet edilen ... tarafından da yazılmış olma ihtimalinin bulunduğunu, el yazısı incelemesiyle bu durumun ortaya çıkacağını, şirket verileriyle söz konusu bononun uyum sağlamadığını ve sahte olduğunu, şirket kayıtları ile davalının hesap kayıtları incelendiğinde durumun görüleceğini bono üzerindeki kaşenin hiçbir zaman şirkete ait olmadığını ve sonradan yaptırıldığını\" ileri sürmüştür. Davaya konu bonoda imza sahteciliği olduğu yönünde bir iddia ileri sürülmemiştir. Dilekçede ileri sürülen \"yazı yaşı, kaşenin sahte olup olmadığı\" hususu ve diğer yandan \"taraflar arasında bononun düzenlenmesini gerektirir bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı\" hususu yaptırılacak gerek bono ve kaşe gerekse şirket defter ve belgeleri üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemeleri sonucunda belirlenebileceğinden, yargılamayı gerektiren bu hususlar yönünden dilekçe ekinde sunulan delil ve belgeler yaklaşık ispat koşulunu sağlar nitelikte bulunmadığından, yerinde görülmeyen ihtiyati tedbir isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir. '' gerekçesi ile; <br>KARAR : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;<br>1-İhtiyati tedbir isteyen vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü ihtiyati tedbir isteğinin REDDİNE,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>İhtiyati tedbir isteyen vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan delillerden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, mahkemeden istenenin ihtiyati bir işlem olduğunu, bilirkişi incelemesinin yapılmış olmasının davanın esasının çözümlenmesi olduğunu, yaklaşık ispatta tam ve kesin bir kanaate sahip olunamayacağını buna karşın iddia edilen vakanın kuvvetle muhtemel görünmesinin ve o vakanın mevcut olup olmadığı konusunda yaklaşık bir kanaatin oluşmasının yeterli görüldüğünü, yaklaşık ispatın, geçici hukuki himayenin alt türü olan ihtiyati tedbir kararlarında olduğu gibi, hâkimin çoğu kez acele karar verilmesi gereken haller ile delil gösterilmesinin oldukça zor olduğunu ve bu sebeple de kesin ispatın beklenemeyeceği hallerde dikkate alınan ispat ölçüsü olarak tanımlandığını, müvekkil şirketin 2014 yılına ait kayıtlarındaki resmi belgeler üzerindeki kaşe ile işleme konulan bono üzerinde yer alan kaşenin hiç bir şekilde birbirine benzemediğini, bu durumun açık olduğu için bilirkişi incelemesine de gerek bulunmadığını, bononun düzenlendiği tarihin 30/12/2014 olarak gösterilmekle beraber, şirket kasasına ... tarafından ve üçüncü kişiler tarafından dahi olsa aktarılmış, ödenmiş  bugünkü değerlerle 134.057.760 TL, bono tarihindeki değerler ile 10.370.686 TL veya buna yakın bedeli ilişkin bir miktarın da görülmediğini, şirket verileri ile söz konusu bono ile hiç bir şekilde uyum sağlamadığını ve sahte olduğunun açık olduğunu, gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağının tatışmasız ortada olduğunu, anılan bononun tahsilinin sağlanması halinde geri dönüşünün de mümkün olmayacağı hususunun önemle belirtilmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Talep: ihtiyati tedbir  istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; tedbir hususunda artık mevcut bir takip olduğundan ve takip hukuku uygulanacağından, İİK nun 72/2 maddesi gereğince takibin durdurulması kanunen mümkün olmadığından, senedin sahte olduğu da kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile ortaya konulamadığından, takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir verilemeyecek olmasına, yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada gerçekleşmemiş olmasına  göre talep eden vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/276 D.İş 2024/277 Karar sayılı  ihtiyati tedbir isteğinin reddine ilişkin olarak verilen 26/11/2024 Tarihli Değişik iş karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 427,60 TL harcın tenzili ile bakiye 187,80 TL harcın ihtiyati tedbir isteyenden alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati tedbir isteyen tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbir isteyen aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  \t<br>5-Kararın tebliği ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 15/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"841f6a7a2afcd3ee","SID":"654ae777b41b81ac"}}