{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1428 Esas<br>KARAR NO:2025/82<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:22/04/2021<br>NUMARASI:2018/601 Esas, 2021/333 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ:16/01/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde özel sağlık sigortası kapsamında bulunan sigortalı ...'nin ... Hastanesindeki tedavisi sebebiyle müvekkili sigorta şirketi tarafından ödenen 26.021,52 TL'nin %50'lik kısmı olan 13.010,76 TL'sinden Sağlık Sigortası Genel Şartlarının 12. maddesinde düzenlenen müşterek sigorta uyarınca davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 13.010,76 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı süresi içinde cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; Her ne kadar davalı vekili yapılan tedavinin poliçe teminat kapsamında olmadığını ve davacı tarafından yapılan ödemenin hatır ödemesi olduğunu ileri sürmüş olsa da bilirkişi heyetince alınan 2. Ek raporda; sigortalı ...’ in \"pulmoner emboli\" hastalığının davalı ... Sigorta tarafından tanzim olunan sigorta poliçesindeki özel şartların 4. maddesindeki \"Astım Krizi ve Akut Solunum Problemleri\" nin akut solunum problemleri sınıfında ve 6. maddesindeki \"Ciddi Genel Durum Bozukluğu\" sınıfında olduğundan poliçe kapsamında olduğunun belirtildiği, bilirkişilerin doktor ve sigortacılık uzmanı olması nedeniyle davalı vekilinin bilirkişilerin uzmanlığına yönelik itirazlarına itibar edilmediği, yapılan ödemenin uygulanan tedavi kapsamında kadri maruf olduğu, davacı ... Sigorta tarafından sigortalısı ...' in Dava dışı ... Hastanesi' ndeki tedavi giderleri için 11/08/2017 tarihli 26.021,52 TL bedelli fatura uyarınca 26/10/2017 tarihinde ... Hastanesi' ne 26.021,52 TL ödeme yaptığı, davacı sigorta şirketi tarafından yapılan tedavi masraflarına ilişkin ödeme 26.021,52 TL olmakla davalı müşterek sigortacı ... Sigorta tarafından da %100 ödemeli olarak teminat sunulduğundan davacı sigortacının davalı sigortacıya rücu edebileceği bedelin; 26.021,52 TL : 100 x 50 = 13.010,76 TL olup, davalı müşterek sigortacı ... Sigorta poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu bulunduğundan ve poliçede 20.000,00 TL ile sınırlı olarak teminat sunulduğundan poliçe limiti dahilinde olduğu, davacı... Sigorta' nın Davalı... Sigorta' ya rücu edebileceği toplam bedelin 13.010,76 TL olduğu, gerekçeli ve denetlenebilir 2. Ek raporun  hükme esas alındığı belirtilerek davanın kabulü ile söz konusu alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; dava konusu uyuşmazlığa ilişkin herhangi bir uzmanlığı bulunmayan bilirkişiler tarafından düzenlenen raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin poliçesi incelendiğinde, tıbbi acil durum hizmetlerinin kapsamının sınırlı olarak sıralandığını, dava dışı sigortalının tedavisinin poliçede belirtilen hastalıklara ilişkin olmadığından davacının talebinin teminat dışında olduğunu, ayrıca hastanın acilden giriş yapması yani durumunun acil olmasıdeğerlendirildiğinde, tüm masraflarının ... tarafından  karşılanması gerekirken davacı tarafından ödeme yapılmasının hatır ödemesi olduğunu, poliçe süresi için geçerli olan tazminat talebinin, üç aylık hastalık destek teminatı bekleme süresi sonrası geliştiğinden destek teminatı kapsamında olmadığını, sigortalının poliçeden seçim hakkını kullandığını, müvekkili nezdindeki indirimleri etkileyeceğinden müvekkili şirkete rücunun yerinde olmadığını, müvekkili şirketçe düzenlenen poliçe incelendiğinde iş bu poliçenin genel anlamda bir sağlık poliçesi olmadığını, zaten poliçede belirli hususların teminat kapsamına alındığını ancak söz konusu teminatların davacının talebini karşılamadığını, taraflarınca onaya sunulmayan tedavi giderleri bakımından, sigortalının davacıyı ibra ettiğini, müvekkilince yapılacak muhtemel ödemenin sigortalının ibrası alınmadan yapılmış olacağından, sigortalı ile müvekkili arasında ihtilafa yol açabileceğinden, davacının talebinin yerinden  olmadığını, davacının ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinin kabulünün mümkün olmadığını, yine davacının yargılama giderlerinin tahsili talebinin de poliçe limitiyle sınırlı olması nedeniyle haklı olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, sigortalı için ödenen tedavi giderinin %50'lik kısmının faizi ile birlikte müşterek sigorta kapsamında  tahsili istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, müşterek sigorta şartlarının mevcut olup olmadığı ve davacının bu kapsamda davalıdan talepte bulunup bulunamayacağı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece uyuşmazlık ile ilgili bilirkişiden rapor alındığı görülmüştür.TTK'nın 1466/1 fıkrası; \"Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur\" hükmünü içermektedir.Müşterek sigortanın önemli bir özelliği sigortacıların birlikte hareket etmesidir. Zira TTK m. 1466/1'de geçen \"aynı zamanda\" ifadesi bu hususa işaret etmektedir. Bu bağlamda sigortacıların müşterek hareket etmek suretiyle rizikoyu birlikte taşıma niyetlerinin müşterek sigortanın varlığı için şart olduğu ifade edilmiştir. (Sigorta Hukuku, M. Barış Günay, 2. Baskı, sh 171).Somut olayda, dava dışı sigortalı ...'nin diz operasyonu sonrası pulmoner emboli şikayeti ile ... Hastanesine 22.07.2017-29.07.2017 tarihleri arısında yatırıldığı,  bu sebeple davacı tarafından  26.021,52 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Yasanın aradığı anlamda müşterek sigorta şartlarının oluşup oluşmadığı ancak poliçelerin vade, kapsam ve limitleri gözönüne alınarak yapılacak değerlendirme ile tespit edilebilecektir.Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi ile sigortalı ...  arasında 18/11/2016 başlangıç 18/11/2017 bitiş tarihli Bireysel Sağlık Sigortası Poliçesi akdedildiği, diğer yandan davalı sigorta şirketi ile sigortalı ... arasında  07/12/2016 başlangıç, 07/12/2017 bitiş tarihli ... Poliçesi akdedildiği görülmüştür.Buna göre poliçelerin, tarafların rizikoyu beraber taşıma niyetleri olmadan düzenlendiği ve her iki poliçenin vade, kapsam ve limitlerinin farklı olduğu gözetildiğinde, somut olayda TTK 1466 madde kapsamında aranan şartların gerçekleşmediği, dolayısıyla TTK 1466. maddesinde düzenlenen müşterek sigorta hükümlerin uygulanmasının mümkün olmadığıanlaşılmaktadır.O halde somut uyuşmazlıkta müşterek sigorta şartları bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/601 Esas, 2021/333 Karar sayılı ve 22/04/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 222,20 TL'den mahsubu ile bakiye 393,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,d)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,e)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 13.010,76 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden;3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 222,19 TL harcın mahsubu ile bakiye 393,21 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davalı tarafından yatırılan 384,29 TL istinaf harç bedeli ve 32,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 416,79 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının  taraflara İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.16.01.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dca109502aa0e3bb","SID":"ed42fd93b8c59f62"}}