{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/1049 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1950<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/07/2021 (Dava) - 26/04/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2021/449 Esas - 2022/272 Karar<br>DAVA             \t\t: Tazminat<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/12/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2022 tarih ve 2021/449 Esas - 2022/272 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.03.2021 tarihinde ... ... Caddesi’nde müvekkiline ait ...  plakalı araca, davalı ...'in maliki olduğu, davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi ile sigortaladığı ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in kusurlu olarak arkadan çarpması sonucu müvekkiline ait  araçta değer kaybı meydana geldiğini ve  müvekkilinin  onarım süresince ikame araç bedeli zararına uğradığını, 26.04.2021 tarihinde değer kaybı zararı için sigorta şirketine yapılan başvuruya cevap verilmediğini, değer kaybı ile ikame araç bedellerinin şimdilik tespit etme imkanlarının bulunmadığını, müvekkilinin ticari işlerinde kullandığı araç zarara uğramış olmakla haksız fiil tarihinden itibaren reeskont avans faizi uygulanması gerektiğini ileri sürerek, davalıların taşınır, taşınmaz malları üzerine ihtiyati haciz konularak belirsiz alacaklarının  belirli hale geldiğinde tam miktarı bildirme hakkı saklı kalmak kaydı ile davacıya ait ... plakalı ... araçta kaza nedeni ile oluşan 5.000,00-TL  değer kaybı tazminatının haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tüm davalılardan müteselsilen, ikame araç zararı nedeni ile 100,00-TL tazminatın davalı ... ve ...'den haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP:<br>\tDavalılar ... ve ... vekili 03.09.2021 tarihli cevap dilekçesi ile; 13.03.2021 tarihinde ... ... Caddesi’nde müvekkili ...'e ait ... aracın müvekkili ...'in kullanımında iken ...  plakalı aracın aniden durması neticesinde söz konusu kazanın meydana geldiğini, müvekkili ... ile davacı taraf arasında trafik kaza tespit tutanağı düzenlendiğini,  davacının  aracında meydana gelen 9.931,00-TL hasar bedelinin, davacı yanın araç kasko sigorta şirketi olan  ... A.Ş. tarafından rücu edildiğini,  müvekkili aracın ZMMS  kapsamında  diğer davalı ... A.Ş. tarafından ödendiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta bir  değer kaybının  mevcut ise gerçek zarar kalemleri arasında yer aldığından davalı sigorta şirketinin sorumlu  tutulması gerektiğini, davacı tarafça aracın ön tarafında hiçbir hasar olmamasına rağmen ön tampona ilişkin işlem yapılarak hasar kaydı oluşturulmaya çalışıldığını,  müvekkilinin  asli  kusurlu olduğunu dair davacının iddiaların kabul etmediklerini, mahkemece kazanın meydana gelmesinde tarafların kusurunun hesaplatılarak bir değerlendirme yapılması gerektiğini,  2017 model aracın kazadan sonra değişen parçaları yüzeysel olup araçta değer kaybına sebep olmadığını, davaya konu  aracın,  kazadan kısa bir süre sonra 3.  kişiye rayiç değerinde satıldığını savunarak, davanın kasko  şirketine ihbarına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı sigorta şirketi vekili 03.08.2021 tarihli cevap dilekçesi ile;  davayı kabul etmediklerini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirkete başvuru aşamasında  evrakların tam ve eksiksiz sunulmadığını,  müvekkili şirketin yasal cevap süresi  dolmadan davanın açıldığını, müvekkili şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğu gözetilerek kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin 337126638/0 no’lu poliçe ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanan ...  plakalı aracın karıştığı kazaya dair zarardan sadece poliçe limiti ile karşılamakla mükellef olduğunu, faiz sorumluluğu dava tarihinden itibaren yasal faiz olarak kabul edilmesi, değer kaybı hesaplamasının reel piyasa şartlarına göre değil 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali mesuliyet Sigortası Genel Şartları- Ek 1 Değer Kaybı Hesaplama formulüne göre yapılması gerektiğini savunarak  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"...2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değişiklik yapılarak, zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği belirtilmiştir. 6704 sayılı Kanun'un 26.04.2016 tarih, 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması ile yayım tarihi olan 26.04.2016 tarihinden itibaren KTK'nın 97. maddesinde yapılan  değişiklik yürürlüğe girmiştir. Yasal değişiklikle birlikte, artık mahkemede dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir. 2918 sayılı KTK.nun 99/1. maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta olup bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Davacı tarafından zararın meydana gelmesinden sonra davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulmuş ve başvurusu da kısmen karşılık bularak davacıya kısmi ödeme yapılmıştır. <br>\tMeydana gelen trafik kazası TBK kapsamında haksız fiil niteliğinde olup davalı sürücü kusuru oranında meydana gelen zarardan sorumludur. Davalı malik ve sigorta şirketi ise KTK kapsamında sorumludurlar. Ancak davalı sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalısının kusuru oranında gerçek zarar miktarı ile sınırlı olarak ve poliçe limiti dahilinde sorumludur. Mahkememizce dosya bilirkişiye tevdii edilerek talep edilen hasar miktarının gerçek hasar miktarını yansıtıp yansıtmadığı, talep edilebilecek ikame araç bedeli olup olmadığı ve miktarı ile kusur durumları hakkında rapor tanzimi istenilmiştir. Tanzim edilen rapora göre davacının aracında meydana gelen hasar miktarı 10.000,00-TL, ikame araç bedeli ise1.600,00-TL'dir. Kusur durumuna ilişkin ise bilindiği üzere bilirkişiler tarafından kusur oranlarının tespiti artık mümkün olmayıp kusur oranının mahkemece takdir edilmesi gerekmektedir. Ancak kusur oranının tam olarak yargılamanın devamı aşamasında ara karar ile tespit edilip taraflara tebliğ mi edileceği yoksa hüküm ile birlikte mi tespit edileceği hususları henüz açıklığa kavuşmamıştır. Lakin uygulamada hüküm ile birlikte tespit yapan mahkemeler olduğu gibi yargılamanın devamı aşamasında ara karar ile tarafların kusur durumları hakkında tespit yapan mahkemeler de bulunmaktadır. Kanaatimizce yargılamanın devamı sırasında ara karar ile hakimin kusur tespiti yapılması ihsas-ı rey kapsamında olacağından bu hususta bir ara karar kurulmamıştır. <br>\tKaza tespit tutanağı, taraf beyanları, eksper raporları ve bilirkişi incelemesinde yapılan tespitler dikkate alındığında, meydana gelen trafik kazasında, davalının tam kusurlu olduğuna kanaat getirilmiştir. <br>\tKural olarak araçta meydana gelen \"değer kaybı\" (istikrar kazanan yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre); aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle önceki kazalar araştırılarak niteliği ve etkisi göz önüne alınarak, tartışılarak hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, modeli, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki tamir edilmiş halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmadan ibarettir. Daha somut bir ifade ile aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriteri esas alınmalıdır. (Yargıtay 17. HD'nin 2016/16876 E - 2017/12161 K sayılı, 27/12/2017 tarihli ve 2015/5301 E - 2017/11098 K sayılı, 28/11/2017 tarihli kararları) Bir aracın onarılmış durumdaki değeri; ne kadar iyi onarılmış olursa olsun (kural olarak) aynı nitelikte hiç hasara uğramayan araç değerinden düşük olacağı bilinen bir gerçektir. 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları ile buna ilişkin kabul edilerek 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 Sayılı Kanunun 3.maddesiyle değişik 2918 Sayılı KYTK'nun 90.maddesinde \"zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. \" hükmü gereğince değer kaybının; genel şartların eki olan ek-1 de belirtilen formüle göre hesaplanacağı öngörülmüştür. Ancak söz konusu düzenlemede yer alan \"ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresi Anayasa Mahkemesinin 09/10/2020 tarih 31269 sayılı RG'de yayınlanan 2019/40 E- 2020/40 K sayılı 17/07/2020 tarihli kararıyla Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.  Trafik kazası 01/06/2015 tarihinden sonra 6704 Sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 26/04/2016 ve Anayasa Mahkemesinin kararın yayınlanma tarihi olan 09/10/2020 tarihinden önce meydana geldiğinden değer kaybının fark kriteri veya oran kriteri formülüne göre  hesaplanması doğru olmayacaktır.  Değer kaybı gerçek zarar niteliğinde sigorta teminatı kapsamında bulunmaktadır.<br>\tİkame araç bedeli, yansıyan zarar olup ZMMS şirketinin bundan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı gibi davacının da davalı sigorta şirketinden bu yönde bir talebi olmamıştır....\" gerekçesiyle Davanın Kabulü ile, 10.000,00-TL araç değer kaybı bedelinin davalı sigorta şirketi yönünden 06/05/2021 tarihinden, davalılar ... ve ...’den 13/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>1.600,00-TL ikame araç bedelinin kaza tarihi olan 13/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den  müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının, davaya konu aracı kazadan hemen sonra değerinde sattığını, değer kaybı bulunmadığını, delillerinin toplanmasının davanın aydınlatılması anlamında büyük önem taşıdığını, ancak yerel mahkemece bu husus göz ardı edilerek delillerinin toplanmaksızın hatalı ve yanlı bir karar tahsis edilerek savunma haklarının engellendiğini, yerel mahkeme gerekçeli kararında araştırma yapılmadan müvekkilinin tam kusurlu olduğu yönünde kanaatte bulunulduğunu, ancak bilirkişi raporuna itirazlarında ve kusurun belirlenebilmesi için, yol durumu, hava ve iklim durumu, araç, sürücü ve yayaların durumu, trafik ışık ve uyarıları, asli, tali yol önceliği, araçların geldikleri yön, kavşak, viraj ve şerit gibi durumlar ve kazyol durumu, hava ve iklim durumu, araç, sürücü ve yayaların durumu, trafik ışık ve uyarıları, asli, tali yol önceliği, araçların geldikleri yön, kavşak viraj ve şerit gibi durumları ve kaza yerindeki ip uçları ile bulguların dikkate alınması gerektiğini, davacının aracının ön tarafından hiç bir hasar olmamasına rağmen araçta ön tampona ilişkin işlem yapılarak hasar kaydı oluşturulmaya çalışıldığını, bu konuda yerel mahkemenin dosyaya ibraz edilen kazaya ilişkin fotoğrafların dikkate alınmadığını, bu konudaki bilirkişi raporunda yer alan araç değer kaybına ilişkin itirazlarının da dikkate alınmadığını, bu nedenle aracın ön tarafından hasarlandığı yönünde düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasını kabul etmediklerini, bilirkişi raporunda değer kaybı hesabında değerlendirilmeye alınmaması gereken parçaların tespitinin gerçekleştirilmediğini, bu nedenle tespit edilen değer kaybının fahiş olduğunu, yerel mahkeme tarafından ilgili eski hasara ilişkin bilgiler temin edilerek hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacının, aracın tamiri esnasında ikame araç kullandığına ilişkin dosyaya fatura sunmadığını, bu bağlamda davacının kaskodan araç temin edip etmediğinin yerel mahkeme tarafından araştırılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta, bir değer kaybı mevcut ise gerçek zarar kalemleri arasında aldığını, bu nedenle davacıya ait araçta bir değer kaybı tespit edilmesi halinde davalı sigorta  şirketinin sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme  kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirket tarafından ... Aş.'ye 20/08/2021 tarihinde 9.931,000 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödeme ile davacı yanın zararının davadan önce giderildiğini, müvekkili şirketin  üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, değer kaybı yönünden ise; 14.05.2015 tarihinde Resmi Gazetenin 29355 sayısı ile yayımlanarak devreye giren “Araçlarda Değer Kaybı Hesaplama Formülü” ile değer kaybı hesabı yapılması gerekmekte olup tespit edilen 10.000 TL değer kaybı bedelini kabul etmediklerini, bilirkişi  tarafından da belirtildiği üzere eski tarihli 13.11.2020 tarihli kazanın detaylarına ulaşılmadan değer kaybı tespit edilmiş olması sebebi ile hesapta değerlendirilmeye alınmaması gereken parçaların tespiti gerçekleştirilmediğini, bu sebeple tespit edilen değer kaybının fahiş olduğunu, davacının oldukça fahiş bir miktar talep ettiğini, bu şekilde müvekkili şirket aleyhine zenginleşeceğini, zarar veren aracın neden olduğu riziko sebebiyle sigortalıya ait şeylere ve bedenlerine verilen zarardan ötürü sigorta şirketince poliçede gösterilen üst meblağın tamamının değil, üçüncü kişinin maruz kaldığı gerçek zarar miktarının araştırılıp ödeme yapılması gerektiğini, bu zararın davadan önce müvekkili şirket tarafından giderildiğini, bu nedenle müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, araçtaki hasar bedeli ve değer kaybının tahsili istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davacının duran aracına arkadan çarpmak suretiyle meydana gelen kazada davalı sürücünün tam ve asli kusurlu olduğunun açık olduğu, hasar ve kazanın uyumlu olduğu, değer kaybı tespitinin Yargıtay yerleşik içtihatlarında belirtilen usule göre doğru şekilde yapıldığı, davalıların aracın onarım bedeli haricinde değer kaybından da sorumlu oldukları anlaşılmakla,  davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalılar vekillerinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/449 Esas - 2022/272 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalılar  ... ve ... istinafı yönünden; alınması gerekli 792,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 198,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 594,30 TL istinaf karar harcının davalılar  ... ve ...’den tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br> Davalı sigorta şirketi istinafı yönünden; alınması gerekli 683,10 TL istinaf karar harcından peşin alınan 148,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,53 TL istinaf karar harcının davalı sigorta şirketinden tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  19/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c37b445836fb0f7b","SID":"7437f037b503b697"}}