{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 30/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 17/11/2021<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 30/12/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacının davalıya 28.579,60 TL bedelli ve 62.186,00 TL bedelli faturalar uyarınca mal sattığını, bedelin ödenmemesi üzerine davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın iptaline, %20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İspat yükünün davacı üzerinde olduğunu, taraflar arasında anlaşma bulunmadığını, alacağın likit olmadığını, davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; \"Dava fatura nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Faturaların her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle davacının fatura konusu malları davalıya teslim ettiği yönünde karine oluşmuş ispat yükü davalıya geçmiştir. Davalı ödeme yaptığına ilişkin veya malları teslim almadığına ilişkin yazılı bir belge sunmamış, yemin delili hatırlatılmasına rağmen verilen kesin süre içerisinde de yemin deliline dayanmamıştır. Bu nedenle davacının yemin delilinden de vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne, alacak likit ve davalı takibe itirazında haksız olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu malı ne zaman ve nasıl teslim ettiği, bu tür malları her zaman başka üçüncü kişilere satıp satmadığı, şirketin gerçek olup olmadığı, aradaki ticaretin nasıl ve ne şekilde işlediği vs hususlarının  davacı tarafça somutlaştırılması gerektiğini,  taraflarının iddiasına göre taraf şirketleri arasında gerçek bir ticaret bulunmadığını, davacı tarafın tek taraflı kesmiş olduğu faturaların tek başına bu davanın ispatına yeterli  olmadığını, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, bundan ayrıca davacı tarafın iki adet faturadan birinde herhangi bir imzalarının olmadığı gibi tek taraflı düzenlenmiş olması nedeniyle tek başına delil olma özelliği bulunmadığını, diğer faturada ise davalı şirket çalışanı .... imzasının gerçekten .... ait olmadığını, açıkça imza inkarında ve itirazında bulunduklarını, ... imza örneklerinin alınarak bu faturadaki imzanın kendisine ait olup olmadığının krimnal inceleme ile denetlenmesi gerektiğini, mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan doğrudan doğruya ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılmasının usul ekonomisine aykırı olduğunu, bu tür davalarda ispat yükü yani malın teslim edildiği hususunun davacı tarafa (iddia edene) ait olduğunu, dosyada böyle bir ispatın mevcut olmadığını, davalı taraf olarak davaya konu faturaya itiraz edilmemesi ve bu faturaları ticari defterlerine kaydetmesinin faturalara konu olan malların teslim edildiği anlamına gelmeyeceğini, davalı tarafın malların teslim edildiğini yöntemine uygun olarak ispat etmesi gerektiğini, kötü niyet tazminatının verilmemesi gerektiğini  beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı vekili, 31/12/2021 tarihli dilekçesi ile istinaf taleplerine ek beyanlarda bulunduklarını ve hukuki mütaala sunduklarını belirtmiştir. Bu dilekçesinde de davalı vekili özetle; fatura düzenlenmesi için taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı gerektiğini, faturanın ifa safhası ile ilgili bir belge olduğunu, sözleşme ilişkisinin varlığının ispatının davacı tarafta olduğunu, davacının kağıt üzerinde olan, gerçekte üretim yapmayan bir şirket olduğunu, kendisinin faturalarda bulunan ürünleri üretmesinin ve satmasının söz konusu olamayacağını, dosya kapsamında sevk irsaliyesinin bulunmadığını, davacının dosyaya sunamadığın, faturalardaki imzaların incelenmediğini, taraf defterlerinin uyumlu olmadığını belirterek,  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilen evraklarının incelenmesinde; davacının davalı aleyhine 28.579,60 TL ve 62.186,00 TL bedelli iki adet fatura uyarınca toplam 90.765,60 TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalının süresi içerisinde borca ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. <br>Taraflar, TTK m. 124 gereği ticaret şirketidirler ve TTK m. 16 gereği tacir sıfatına sahiptirler. Bu nedenle, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta ticari defterlerin incelenmesi gerekmektedir.<br>HMK m. 222 gereği; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. <br>İlk derece mahkemesince tarafların ticari defterleri incelenmiş ve davacının ticari defterlerinin incelendiği 23/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, defter kayıtlarına göre davalıdan 90.765,60 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından iki adet faturanın BS ile vergi dairesine bildirildiği; davalının ticari defterlerinin incelendiği talimat yoluyla alınan 18.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;  davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı şirket ile davalı şirket arasında davacı şirket satıcı, davalı şirket de alıcı olmak üzere 2018 yılında takibe ve davaya konu edilen iki adet fatura ile gerçekleşmiş olan bir ticari ilişkinin olduğu, taraflar arasındaki bu ticari ilişki davalı şirketin ticari defterlerinde açık cari hesap şeklinde izlendiği; takibe ve davaya konu edilen iki faturanın da davalı şirketin ticari defterlerinde veresiye mal alışı olarak davacı şirket alacaklandırılmak suretiyle kayıtlı olduğu, bu fatura bedellerine karşılık 2019 yılında 21.928,73.-TL kredi kartı ile 68.700,00.-TL de alacak senedi ciro edilmek suretiyle ödeme kayıtları olduğu, kalan 136,87.-TL'nin de kâr/zarar hesabına virman edilmek suretiyle cari hesabın kapatılmış olduğu, sonuç olarak açık cari hesap şeklinde takip edilen kayıtlar sonucunda 31.12.2019 ve takip tarihi olan 25.06.2020 tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirkete açık hesaptan dolayı herhangi bir borcunun olmadığı (hesap bakiyesinin -sıfır- olduğu) belirtilmiştir.<br>Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir.(Yargıtay 6. HD, 2022/4227 E, 2024/1361 K)<br>Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" şeklinde tanımlanmıştır. 24.12.2003 tarihli ve ...sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ...K. sayılı kararında ise fatura; \"Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir\" şeklinde tanımlanmaktadır (Kumkale, R.:Hukuki ve Mali Yönleriyle Fatura, Ankara 2007, s:73).Faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın –miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay, İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Kısaca, ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma hâlinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır(Yargıtay HGK., 2017/19-823 esas, 2019/553 karar).<br>Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse,  satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir(...,  Y.: Ticari Nitelikteki (Tacirler Arasındaki) Satış Sözleşmelerinde Satış Bedelinin Tahsili İçin Açılan İtirazın İptali Davaları, Ankara, 2014 s:73,74).<br>Somut dosyada, davalı vekilinin, faturanın tek başına akdi ilişkiyi kanıtlayamayacağı yönündeki iddiaları kural olarak doğru olsa da uyuşmazlıkta faturaların davalının da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle akdi ilişki davacı tarafça ispatlanmıştır. Aksini savunan, davalı iddiaları hukuken yerinde değildir. Yukarıda da anlatıldığı üzere, sadece davacı tarafından tek taraflı düzenlenen ve sadece kendi defterine kayıtlı faturalar akdi ilişkiyi kanıtlamaz. Ancak, somut olayda faturalar davalı ticari defterlerine de kayıtlıdır.  Bunun yanında da ayrıca taraflar ticaret şirketidirler ve tacirdirler. Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden faturaların davalı defterinde kayıtlı olması faturalar içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine de karine oluşturur. Bu karinenin aksini davalı ispatlamalıdır (Yargıtay HGK., 14/05/2019 Tarih, 2017/19-823 E. 2019/553 K.).<br>Davalının, davacının gerçek bir tacir olmadığına ilişkin beyanları da,  dosyada şirketin sona ermiş olduğuna, terkin edildiğine yönelik bir delil olmadığından yerinde bulunmamıştır. İki adet faturadaki imzaya yönelik ve sevk irsaliyesine yönelik istinaf beyanları da yukarıda da anlatıldığı üzere, faturaların davalı ticari defterinde de kayıtlı olması nedeniyle sonuca etkili görülmemiştir. <br>Davalı vekili, istinaf dilekçesinde ve sundukları uzman görüşünde, somut dosyada incelenen ticari defterlerin birbirleri ile uyumlu olmadıklarını ileri sürmüştür.<br>Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).<br>Ticari defterlerin birbirini doğrulamasıyla ifade edilmek istenen ticari defter kayıtlarının aynı olması değil, birbiriyle uyumlu olması, bu kayıtların birbirini tutmasıdır HMK m. 202 de yer alan \"defter kayıtlarının birbirini doğrulaması\" ifadesi mülga 6762 sayılı kanun 82/3'de ifade edilen \"bir tacirin tuttuğu\" ticari defterleri anlamında olup davadaki iki tarafın defterlerinin karşılıklı olarak birbirini doğrulaması değildir (TOPAL, Önder, Ticari Defterlerin Delil Niteliği, Yetkin yayınları, 2. Bası, s. 204; YILMAZ, Ejder, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Yetkin yayınları, 2. Bası, s. 1157; KURU, Baki, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C I, Yetkin yayınları, Mart 2020, s. 734).<br>Somut uyuşmazlıkta, her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olduğu bilirkişi raporu ile anlaşılmıştır. Ticari defterlerin birbiri ile uyumlu olması yönünden usulen bir sorun yoktur. HMK m. 222/3 hükmü dikkate alındığında; davalının da ticari defterlerinin usule uygun olduğu anlaşılmaktadır. Faturalar davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğundan, \"diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması\" şartı da gerçekleşmiştir. Somut olayda, ayrıca, davalının ticari defterlerinde, ticari ilişki aşamalarda reddedilmesine rağmen, fatura bedellerine karşılık 2019 yılında 21.928,73.-TL kredi kartı ile 68.700,00.-TL de alacak senedi ciro edilmek suretiyle ödeme kayıtları olduğu, kalan 136,87.-TL'nin de kâr/zarar hesabına virman edilmek suretiyle cari hesabın kapatılmış olduğu yönünde kayıtların mevcut olduğu anlaşılmıştır. Defter kayıtlarının dayanaklarının da usul hukuku kuralları gereği ispat edilmesi gerekir (Yargıtay 11. HD.,  2014/12596 E,  2014/18367 K). Davalı ticari defterlerinde bu yönde bir delil olduğuna yönelik bir tespit olmaması yanında, davalının da bu yönde bir iddiasının olmadığı da anlaşılmaktadır. Davalı, akdi ilişkiyi inkar etmektedir. Davalı ticari defterlerinin lehe delil olarak değerlendirilmesi şartları da somut dosyada yukarıdaki açıklamalar ışığında mevcut değildir. <br>Tüm açıklamalar ışığında, HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının yemin deliline de dayanmamasına (gerekçede davacının dayanmadığı yazmakta ise de dosya kapsamından bu hususun sehven yazıldığı, davalıya yemin teklifinin hatırlatıldığı, davalının yemin deliline dayanmadığı anlaşılmaktadır), HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 6.200,19 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.800,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.400,19 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"082e93cff4aa5486","SID":"06a0a101d4b93cd8"}}