{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2559 <br>KARAR NO: 2025/57 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/06/2024<br>ESAS NO: 2022/466 <br>KARAR NO: 2024/694<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/01/2025<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 10/01/2025<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/06/2024 tarih ve 2022/466 E - 2024/694  K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekillerinden ...'nin, davalıya  icra dosyasına konu olan 25/06/2018 vade tarihli 200.000,00 TL  bedelli senedi verdiğini,  diğer müvekkili ...'nın ise bu senette ...'ye kefil olduğunu, inşaat taahhüt işiyle uğraşan müvekkilinin bu borcuna karşılık, yine inşaat işiyle uğraşan davalıya,  iki adet muvafakatname  ile iş yaptığı ...LTD. ŞTİ. 'den olan tapu alacaklarını, davalının fiilen birlikte çalıştığı kardeşi ...'a davalının talebi üzerine devrettiğini,  davalının tüm tapu işlemlerinde kardeşi ...'ı ve tüm banka işlemlerinde diğer kardeşi ...'ın hesabını kullandığını, borcun tamamen ve hatta fazlası ile ödenmiş olduğu halde,  müvekkilinin senedi davalıdan talep etmesi üzerine davalı, geçirdiği bir tefecilik örgütü soruşturması nedeniyle seneden kaçakçılık ve organize suçla mücadele ekipleri tarafından el konulduğunu,  senedi veremeyeceğini söylediğini,  aradan zaman geçtikten sonra davalı iş bu senedi 2021 yılında bahsi geçen dosya no ile icra takibine konu ettiğini, iyi niyetini koruyan müvekkilinin davalı ile anlaşarak taraflar arasında ve davalının kardeşi ... şahitliğinde 09/07/2021 tarihinde bir sözleşme yaparak icra takibine konu borç tutarının toplam 80.000,00 TL olarak ödenmesi ve ödemenin şekli konusunda protokol yaptıklarını, bu protokol gereği  müvekkilinin kardeşi ... vasıtası ile  davalının diğer kardeşi ...'ın hesabına davalının talebi üzerine 50.000.00 TL ödeme yaptığını,  söz konusu icra dosyasında senet kefili  diğer müvekkili ...'in maaşından da  icra kesintileri devam ettiğini,  yaklaşık 13.600,00 TL dosyaya kesinti yapıldığını, kesintilerin de devam ettiğini, bu haliyle müvekkilinin davalıya bir borcu kalmadığını, ancak davalı tarafından yapılan ödemeler gerekse kendisi adına kardeşine  yapılan tapu devirleri inkar edildiğini, bu sebeple iş bu davayı açtıklarını, davalarının kabulü ile,  müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığının tespitine,  icra takibinin iptalini, kötü niyetli davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin  inşaat duvar ustası olduğunu, genelde çalıştığı inşaatlardaki işleri tamamlayıp karşılığında inşaattan daire alarak çalıştığını,  müvekkilinin bu şekilde iktisap ettiği daireleri nakde çevirip geçimini sağladığını, davacılardan ...'ın  müteahhit olduğunu, müvekkili ile bu şekilde bir çok iş yaptığını, müvekkilinin zaman zaman işçilik karşılığı iktisap ettiği taşınmazları başka taşınmazlarla trampa etme yoluna da gittiğini, yine geçmiş yıllarda gerek müvekkilinden gerek kardeşlerinden araç ve taşınmazlar devraldığını, eldeki dava bakımından ise davacının dosyaya sunduğu muvafakatname başlıklı belgelerin eldeki dava ile hiç bir ilgisi bulunmadığını, dosyaya sunulan belgede müvekkilinin herhangi bir imzası da bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan 09.07.2021 tarihli sözleşmenin de ilgili muvafakatnamelerle bir alakası bulunmadığını, ispat yükü davacı tarafta olmakla birlikte dosyaya sunulan muvafakatler müvekkilinin davacı ile yaptığı başka bir işe ilişkin olup dava konusu borç ile bir alakası bulunmadığını, müvekkilinin davacı ile kendisine ait bulunan ... Bağlarında ... Market üzerinde olan ... Blok ... Kat ... nolu daire karşılığında ... Mevkinde bulunan ...İnşaattan daire verilmesi konusunda anlaşıldığını, ...'ın müvekkiline vereceği daireye teminat olarak da icra konusu senet verildiğini, müvekkilinin kendisine ait dairenin tapusunu davacı tarafa devretmiş olmasına rağmen davacı taraf süresi içerisinde aralarındaki sözleşmede belirtilen dairenin tapusunu müvekkiline devretmediğini, bu sebeple de müvekkilinin sözleşme kapsamında davacı taraftan aldığı 200.000,00 TL değerindeki senedi dava konusu ettiğini, davacı taraf 09.07.2021 tarihinde sözleşme imzalandığını, bu kapsamda da anlaşılan miktarların müvekkiline ödendiğini iddia etmiş ise de yapıldığı iddia edilen ödemeler müvekkiline yapılmadığını ve sözleşmede 20.07.2021 tarihinde 10.000,00 TL ve iki ay sonra da 75.000,00 TL ödeme yapılacağı kararlaştırılmasına rağmen belirtilen süreler içerisinde anlaşılan ödemeler yapılmadığından ilgili sözleşmenin hükümsüz olduğunu, zira süresi içerisinde anlaşılan paranın ödenmemesi halinde senede ilişkin icra takibinin devam edeceğinin belirtildiğini, kabul manasına gelmemekle birlikte davacının sunduğu dekontlar kabul edilecek ise dahi senet borcu kapsamında yapılan ödemeler olduğunun kabulü ile icra takibindeki toplam borçtan düşülerek icra takibinin kalan miktar üzerinden devamına karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği vakıalar tamamen gerçek dışı olup senedin borç ödenmesine rağmen davacı tarafa verilmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, menfi tespite konu icra takibi davacının iddia ettiği sözleşmeden önce başlatıldığını, karşı taraf ile böyle bir sözleşme imzalanmış ise dahi sözleşmenin gereği yerine getirilmediğinden davacının dayandığı sözleşmenin eldeki dava bakımından bir önemi bulunmadığını,  davacı tarafın davasının reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"...Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun  15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnaidir ve bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunmaktadır. Nitekim senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehtarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç göstermektedir. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir. (Bakınız Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun  2020/11-698 E., 2022/1545 K. Sayılı ilamı) Teminat senetleri (teminat bonosu, teminat poliçesi, teminat çeki), tarafların temel borç ilişkisi kapsamında edimin ifasını güvence altına alması amacıyla düzenlenen senetlerdir. Edim ifa edilmediği taktirde teminat senedi vasıtasıyla, lehtar tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılabilecek veya senet ciro ve zilyetliğin devri yoluyla tedavül edilme imkânı bulabilecektir. Davacının dosyamıza sunmuş olduğu, dava konusu icra takibi ile ilgili sözleşme başlıklı 09/07/2021  tarihli, ... ve ... tarafından imzalı 09/07/2021 tarihli sözleşmenin incelenmesinde \"ben ... 20/07/2021 tarihinde 10.000,00 TL iki ay sonra 75.000,00 TL'lik çek verilecek, şuan icrada olan 25/06/2018 tarihli 200.000,00 TL senet icradan çekilecek, ödemeler yapılmadığı halde icra takibi devam edecek, bu anlaşma ...'ın evinde kardeşi ... ben ... anlaştık. Hatır koyduk. 120.000,00 TL ikram ettim. 80.000,00 TL'yi yukarıda yazan tarihte ödeyeceğim\" şeklinde olduğu, davalı olduğu görülmüştür. Davalı cevap dilekçesinde, dava konusu senedin ... market üzerindeki  ...blok ... Kat ... nolu  dairenin daire karşılığında ... mevkiinde bulunan ...inşaatta daire verilmesi konusunda, anlaşıldığını, ...'ın davalıya vereceği daireye karşılık olarak dava konusu senedin teminat olarak verildiğini beyan etmiştir. Yine davalı  taraf 09/07/2021 tarihli sözleşmenin cevap dilekçesinde doğrulamış ancak sözleşmede belirtilen şekilde ödeme yapılmadığından dolayı , sözleşmenin hükümsüz olduğunu ve takibe devam ettiklerini beyan etmiştir. Davacı taraf , dava konusu senedin teminat senedi olduğunda bahisle kambiyo senedini talil etmiştir. Davalı ise cevap dilekçesiyle kambiyo senedinin talilini  doğrulamıştır. Yukarıda açıkça açıklandığı üzere teminat senedi alacağı teminat altına almak için verilen alacağın doğması halinde kambiyo senetlerine özgü olarak takip yapılan senetlerden olduğu belirtilmiştik. Davacının sunmuş olduğu 09/07/2021 tarihli sözleşmede teminat koşuluna konu 200.000,00 TL 'lik borcu \"hatır koyduk, 120.000,00 TL ikram ettik \"şeklindeki imzalı beyanı dikkate alınarak teminata konu alacağın 200.000,00 TL olduğunu doğrulamıştır. Bu nedenle alacaklı olan davalının teminat koşulunun gerçekleşmesi ve teminata konu davalının cevap dilekçesinde geçen dairenin teslim edilmemesi, sözleşmeyle de anlaşıldığından davalının takip yapmasında ve takibe devam etmesinde herhangi bir yasal engel bulunmadığından davanın reddine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacılar vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacılar vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde açıklamış olduğu üzere müvekkil ..., davalıya olan borcuna karşılık eldeki davaya konu icra takibine konulmuş olan senedi teminat olarak verdiğini, ancak taraflar arasında senet verilirken senedin teminat olduğuna dair yargı uygulamasının aradığı koşullarda yazılı anlaşmalar yapılmadığını, ancak açmış olduğu iş bu menfi tespit davası zımnında davalı vekili, hem cevap dilekçesinde, hem de 13.05.2023 tarihli beyan dilekçesinde iki kez olmak üzere senedin taraflar arasındaki alacak borç ilişkilerine karşılık teminat senedi olarak alındığını ikrar ettiğini, bunun üzerine dava sebebinin ıslah edilerek senedin teminat senedi olması nedeniyle kambiyo vasfını taşımaması nedeniyle kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibine konu edilemeyeceği gerekçesi ile takibin iptaline karar verilmesi istendiğini, ancak mahkeme tarafından son derece hatalı değerlendirme ile uzun uzun hatalı açıklamalarla yargılama sırasında müvekkilin davalıya borçlu olduğunun anlaşıldığından bahisle davamızın reddine karar verildiğini, oysa ki Yargıtay uygulaması bunun tam aksine, teminat senetlerinin kambiyo vasfı olmaması nedeniyle kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibine konu edilemeyeceği, alacaklı tarafından ancak ilamsız icra ya da alacak davası yoluna başvurulabileceği şeklinde olduğunu, bir başka deyişle senet teminat senedi ise, mahkemenin gerekçesinin aksine, teminat hususlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, borçlunun açtığı menfi tesbit davasında araştırılamayacağını, kısaca teminat senetleri kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibine konu edilemeyeceğini, senedin teminat senedi olduğunun yazılı delillerle ıspatı gerektiğini, ancak taraflar arasında ihtilafsız olan hususların ıspatı gerekmeyeceğini, aynı şekilde ikrar da kesin delillerden olup özellikle mahkeme içi ikrar varsa bu artık kesin delil yerine geçeceğini, ekte sunduğu Yargıtay 3. HD. 2023/2748 E.-2024/847 no lu son derece yeni kararında aynen bu hususlara değinilmekte ve eldeki davada birebir uyan olayda senedin teminat senedi olduğunun alacaklı tarafça ikrar edilmiş olması sebebiyle kambiyo senetlerine özgü yolla yapılan icra takibinin iptaline karar verildiğini, yine Yargıtay HGK 2012/12-768 E.-2013/312 K. ve yine Yargıtay HGK 2017/12-269 E.-2020/591 K. Sayılı ilamları da aynı doğrultuda olduğunu, bu sebeplerle davanın reddine ilişkin hatalı değerlendirmeye dayalı iş bu kararın bozulması için istinaf talebinde bulunmak zorunlu olduğunu, istinaf talebinin kabulü ile gerekli görülürse duruşma da icra edilerek, ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına/kaldırılmasına ve davanın kabulü ile icra takibinin iptali ile söz konusu senetten dolayı müvekkillerin davalıya borcu olmadığının ve icra dosyası kapsamında yapılmış olan ödemelerin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle;  davacının işbu istinaf başvurusunun haksızlığı tanık beyanları ve bilirkişi raporu  ile de ayan beyan ortada olduğunu, davacı taraf sözleşmede kararlaştırılan tarihe kadar taahhüt ettiği ödemeyi yapmadığını, bu borç ve ödeme yerel mahkemenin de değerlendirdiği üzere davacının mahkemeye  sunmuş olduğu 09.07.2021 tarihli sözleşmeden açık bir şekilde 200.000 TL borcun olduğu açık bir şekilde anlaşıldığını, açıklanan sebeplerle davacının işbu istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Dava, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit talebine ilişkindir.<br>Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davacının davaya konu kambiyo senedinden borçlu olmadığını yeterli ve kesin delillerle ispat edememesi nedeniyle davanın reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1- KAYSERİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/06/2024 tarih ve 2022/466 E - 2024/694  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davacılar tarafından peşin yatırılmış 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davacılardan alınarak Hazineye Gelir kaydına,   <br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.  09/01/2025\t<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"368375eaba40d2a7","SID":"89428472c60f88ea"}}