{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1161 Esas<br>KARAR NO:2025/39<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:26/05/2022<br>NUMARASI:2021/876 E. - 2022/458 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:09/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ve davalı ... arasında yıllardan beri süregelen para alışverişi olduğunu,  davalı taraf medikal işi yaptığını, müvekkil ve davalı arasında medikal malzemeler konusunda bir alışverişi olmayıp, sadece para alışverişi olduğunu, bu ilişki sebebiyle davalıya  verilmiş çekler ve senetler olduğunu,  bunlar karşılığında banka yolu ile alınmış ve geri ödendiğini, davaya konu çekler de finansman oluşturmak amacıyla davalıya verildiğini, davalı finansman sağlamadığı gibi çekleri de iade etmediğini, müvekkili aleyhine icraya koyduğunu, müvekkili hakkında başlatılmış olan  haksız icra takipleri sebebiyle tüm mal varlığı haczedildiğini, şu anda emekli maaşı dışında herhangi bir geliri bulunmadığını, tüm malvarlığının hacizli olması ve satma imkanı bulunmaması sebepleriyle  huzurda açılan menfi tespit davasının adli yardım talepli açma zarureti hasıl olduğunu,  müvekkili, eski ortağı ...'nun iptal edilen tahkim kararları ile ele geçirdiği teminat senetlerini icraya koyması sebebiyle borçlu olmadığının tespiti için İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/157 E. Sayılı dosyası ile  adli yardım talepli menfi tespit davası açıldığını,   İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/157E. Sayılı dosyasında adli yardım  taleplerinin kabul edildiği gibi  Adli yardım taleplerinin kabulü ile davanın görülmesini, davalıya,  şirkete finansman sağlamak amacıyla verilen çekler sebebiyle  müvekkilin  borçlu olmadığının tespitini, müvekkil aleyhine başlatılmış olan Bakırköy ... İcra Dairesi ... Sayılı icra takibinin iptalini, takibe konu çeklerin bu hacizlere sebep olması nedeniyle dava sonuna kadar teminat alınmadan takiplerin durdurulmasını, davalının haksız ve kötüniyetli olduğundan müvekkil lehine %20 tazminatın tahsilini, sürecin başından beri uğranılan maddi ve manevi zararlarına ilişkin hakları şimdilik  saklı kalmak üzere, masraf ve vekalet ücretinin  davalılara yüklenmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının gerçek ve var olduğunu delillerle ispatlayacağını, davacının dava konusu çekin, hatır çeki olarak verildiği şeklindeki iddiasını, yasal yazılı delillerle ispat etme yükümlülüğü bulunduğunu, bu konuda davacının yazılı bir delil sunmadığını, davacı  dava dilekçesinde çeklerin hatır çeki olduğunu savunmuş olmakla, çeklerin hatır çeki olduğunun ispat yükünün  de artık davacıya ait olduğunu,  davacı borçlunun haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile müvekkilin alacaklı olduğunun tespitini, İİK m.72/4 uyarınca, müvekkilin alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacı borçlunun alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini,  haksız davanın açıkladığımız çerçevede tüm talepler yönünden reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...İspatlanamayan davanın REDDİNE, Dosya kapsamı itibariyle davacı tarafın kötü niyetli olduğu anlaşılamadığından kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, \" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Menfi tespit davasında ispat yükü konusunda aksine düzenleme olmadıkça TMK’nın 6. maddesinde ve HMK’nın 190. maddesinde yer alan genel kural uygulandığını, bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf o vakıayı ispat etmesi gerektiğini, Yargıtayın da menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak davalı alacaklı olduğu görüşünde olduğunu, Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe veya ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibine itiraz edilmemesinin sadece takip hukuku bakımından sonuç doğuracağını, Borçlu takibe itiraz etmese bile ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu, Davalı takip alacaklısının ilamsız icra takibi yaptığını ve takibini süresinde ibraz edilmeyen çeklere dayandırdığını, takip dayanağı belgenin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını,  bu nedenle davalı takip alacaklısının takibe konu çeklerden dolayı alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, Mahkemece ispat yükünün davalı tarafta olmasına rağmen davacıda olduğunu kabul ederek karar vermesinin usule, yasaya ve emsal Yargıtay kararlarına açıkça aykırı olduğunu,-Süresinde ibraz edilmeyen çeklerden dolayı davalının, müvekkiline karşı kambiyo senedine dayalı müracaat hakkını kaybettiğini, bu durumda davalının temel ilişkiye dayanarak alacağın varlığını ispat etmesi gerektiğini, Yargıtay'ın süresinde ibraz edilmeyen çeke dayanarak yapılan takibe karşı açılan menfi tespit davasında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu kabul ettiğini, süresinde ibraz edilmeyen çeke dayanarak kambiyo hukuku çerçevesinde alacak talep edilemeyeceği gibi, böyle bir çek adi senede de dönüşmeyeceğini,  Mahkemece süresinde ibraz edilmeyen çekler adi senede dönüşmüş gibi karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,Yargıtay'ın çeki ciro yoluyla devralan hamilin kendi cirantasına karşı ancak temel ilişkiye dayanarak talepte bulunabileceğini kabul ettiğini, çek hamilinin temel borç ilişkisine dayanarak talepte bulunabilmesi için temel ilişkinin geçerli olması, temel borç ilişkisine dayanan alacağın talep ve dava edilebilir olması gerektiğini, somut olayda müvekkili tarafından davalıya çek verilmesi gerektiren temel bir borç ilişkisi bulunmadığını, Davalının savunmasında temel borç ilişkisi olarak davacının oğlu ...’e 6.2.2012 tarihinde 2 adet taşınmazını bedel almadan devrettiğini, bu devir işleminin inançlı temlik olduğunu, devredilen taşınmazlarda bulunan otel tamamlandıktan sonra tapu kaydının geri verileceğini, 2016 yılına kadar otelin tamamlanmaması üzerine ...’ün oteli gerçekten satın almak isteyerek dava konusu çekleri verdiğini belirttiğini, bu savunmaya göre davalının 2 adet taşınmazın davacının oğluna inançlı işlem olarak bedel alınmadan devredildiğini, daha sonra iade edileceğini ispat etmesi gerektiğini, inançlı işleme dayanan taraf iddiasını 5.2.1947 tarihli, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı delille ispat etmesi gerektiğini,  dosyaya sunulu Yargıtay’ın emsal kararında sözü edilen delil başlangıcının inançlı işlemi doğrulayacak delil başlangıcı olduğunu, Davalı tarafından davacının oğluna devredildiği belirtilen 2 adet taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde, satış bedelinin peşin ödendiği belirtildiğini, çeklerden doğan borcun dayanağı olarak gösterilen 2 adet taşınmaz devrinin inançlı işlemle yapıldığı davalı tarafından ispat edilmediği sürece davalı taraf sebebe bağladığı kambiyo senedi niteliğinde olmayan belgeye dayanarak alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, Davalı tarafın çeklerin dayanağı olan hukuki ilişkiyi ispat edemediğine göre menfi tespit taleplerinin kabulü gerekirken reddi usule, yasaya ve emsal Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu,  müvekkilinin çeklerin veriliş nedeniyle ilgili borç ilişkisini inkâr ettiğini, davalının da çeklerin veriliş nedenini inançlı işlemden kaynaklanan borca dayandırdığını, temel borç ilişkisini inançlı işlem olarak açıklayan davalının, inançlı işlemin varlığını 5.2.1947 tarihli, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına uygun olarak ispat edemediğinden, davanın reddinin hatalı olduğunu,-Davalı tarafından dava konusu çeklerin borca karşılık verildiğine ilişkin belge olduğu savunulduğunu ancak belge aslı sunulmadığı için sahte oluşturulup oluşturulmadığı, imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda inceleme yapılamadığını, müvekkili tarafından açıkça kabul edilmeyen fotokopi belgenin geçerli olduğuna ilişkin mahkeme gerekçesinin Yargıtay’ın konu ile ilgili tüm kararlarına aykırı olduğunu, belge aslı sunulmadan bu belgenin davacının kabulünde olduğuna ilişkin gerekçenin dosya kapsamına açıkça aykırı olduğunu, bir an için böyle bir belgenin doğru olduğu kabul edilse bile, davalı taraf borcun sebebinin iki taşınmazın inançlı işlemle devrinden doğan alacak olarak açıkladığını, Davalı borcun sebebini bu şekilde açıkladığına göre; YİBK’nın 12.4.21933 tarihli, 30/6 sayılı karar uyarınca borcun doğmadığı ispat edilebileceğini, Davalı inançlı işlemin varlığını ispat edemediğine ve davalı tarafından aslı sunulmayan belgenin aslı sunulsa bile davalı taraf çeklerin geçerli, talep ve dava edilebilir bir hukuki ilişki nedeniyle verildiğini ispat edemediğinden, davalarının kabulü gerektiğini,-Çeklerde keşideci olarak yer alan ... A.Ş.’nin dava konusu çeklerden dolayı borcu olmadığının yapılan bilirkişi incelemesi sonucu anlaşıldığını, Dava konusu çeklerin ... A.Ş.’ne finansman temin etmek amacıyla kredi çekmesi için davalı ...’ye verildiğini, ...’nin çekleri kredi temini için bankaya sürüp sonra geri almasına ilişkin iddiaları üzerinde durulmadığını, çeklerle ilgili araştırma yapılmış olsaydı, sadece kredi temini için bankaya sürülüp sonra geri alındığı banka kayıtlarından anlaşılacağını,-Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/422 Esas sayılı dosyasından görülen dava bilirkişiye rüşvet verilerek düzenlenen  rapor dayanak gösterilerek müvekkili aleyhine açılan bir  dava olduğunu, ayrıca bilirkişiye rüşvet verilmesi olayıyla ilgili olarak  ... ve ... Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi 2020/399 E. Sayılı dosyası ile yargılandığını, Davalı ..., ... ve ... ile birlikte ... lehine sahte hakem raporu tanzim eden kişi olduğunu,  Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/422 E. Sayılı dosyasında müvekkilinin, davaya konu çekleri şahsi olarak kullandığının iddia edildiğini, dosya kapsamında, üç kişilik  bilirkişi heyetince düzenlenen raporlarda  davacının davalı ...’ye borcu bulunmadığı tespit edildiğini, ...'nin o davada taraf olmasa bile her iki mahkeme dosyası dava konusu çeklerle ilgili olduğundan yapılan bilirkişi tespitinin müvekkilinin iddiasını doğruladığını, Bilirkişi Kurulunun 28.3.2022 tarihli raporundaki tespitler değerlendirilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yargıtay' ın kabul ettiği kritere göre; bir çekin \"hatır çeki\" olduğu yönündeki iddianın usulüne uygun yazılı delillerle ispat edilmesi gerekeceğini, ispat yükünün davacıda olduğunu,  müvekkilinin ... isimli bir kişi ile hareket ettiğini, bu şahsın saldırısı nedeniyle, takibe süresinde itiraz edemediğini belirtmişse de, konuya ilişkin dosyaya hiçbir ispata yarar delil sunamadığını, davaya konu olan çeklerin bir borç ilişkisine dayanılarak verildiğini, Davacı vekilinin, dava dilekçelerinde çelişkili beyanlarda bulunduğunu, çeklerin, finansman sağlamak amacıyla verildiğini beyan ederek kendi içerisinde çelişkiye düştüğünü, hatır çeki olduğu yönündeki iddiaların kabul edilemeyeceğini,  Davacı ..., hem çeklerin altına hem de ayrı bir kağıda el yazısı ile yazı yazarak, müvekkiline olan borcunu kabul ettiğini, müvekkiline karşı, borcumu kabul ediyorum derken, herhangi bir teminat amaçlı ya da iddia ettikleri gibi \"hatır çeki\" bilgisi yazılmadığını ya da bankaya kredi sağlamak için bu çekleri ...' ye veriyorum gibi bir ibare de belgelere şerhen eklenmediğini,  istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava  İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden  sonra  açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Dava konusu çeklerle ilgili olarak, ... Sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığı, takibe dayanak çekin  keşidecisinin dava dışı, davacının da ortak olduğu şirket  olduğu, davacı adına düzenlenen çekin arka yüzünde davacı cirosu sonrasında, davalının isminin bulunduğu ve fotokopi belge üzerinde 06/11/2017 tarihli \" \"...ye borç karşılığı teslim ettim\" ibaresinin bulunduğu, çekin muhataba ibraz edildiğine dair şerh bulunmadığı görülmektedir.6102 sayılı TTK.nun 796. ve 808. maddeleri gereğince; çekin yasal süresinde ödenmek üzere muhataba ibraz edilmesi zorunludur. Süresinde ibraz edilmiş olan çekin ödenmediğinin, aynı Kanunun 808/1-b maddesi gereğince; \"muhatap tarafından, ibraz günü de gösterilmek suretiyle çekin üzerine yazılmış olan tarihli bir beyanla\" belirlenmesi halinde, hamilin, cirantalar, keşideci ve diğer çek borçlularına karşı müracaat hakkının varlığından söz edilebilir.  TTK.nun 809/1.maddesine göre de; çekin ibraz müddeti içinde muhatap bankaya ibrazı, protesto veya buna denk olan işlemle tespit edildiği takdirde, yasal şekilde ibraz edildiğinin kabulü gerekir.İbraz süreleri hak düşürücü nitelikte olup,  çek süresinde ibraz edilmediğinde  kambiyo senedi özelliğini yitirir ve kambiyo senetlerine özgü yasal düzenleme gereği  ciro ile devir ve teslim edilemeyeceği gibi  kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkı  kalmadığından kambiyo senetlerine özgü icra yoluyla takip konusu  edilemez. Süresinde ibraz edilmeyen çekler yönünden taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde böyle bir çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabilir ve alacaklı alacağını her türlü delille kanıtlayabilir. Taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde TTK 732.maddeye göre hamilin keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme nedeniyle başvurma hakkı bulunmaktadır.Somut olayda, davaya konu çek fotokopilerinden; keşidecinin ... A.Ş., lehtarın ... olduğu, ... tarafından  ... ve ... A.Ş. Aleyhine 30.10.2019 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, taraflar arasında temel ilişki bulunması nedeniyle belgenin yazılı delil başlangıcı kabul edilerek ve ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu kabul edilerek, davalıya ispat imkanı tanınması gerekirken, mahkemece ispat yükünün ters çevrilerek davacıya yüklenmesi yerinde olmayıp, davalı delillerinin incelenmesi ve alacağın ispatlanıp ispatlanmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerekirken ispat yükünün ters çevrilerek yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamına göre, davacının Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/422 Esas sayılı dosyasından görülen davada beraat ettiği, davalı tarafından dava konusu çeklerin borca karşılık verildiğine ilişkin belgenin aslının sunulmadığı, aslının getirtilerek taraf beyanları alınarak incelemesi yapılması, Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/422 E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun da değerlendirilmesi  gerektiği, temel ilişkiyi ispat yükü davalı tarafta olup, Mahkemece ispat yükünün ters çevrilerek davacıya yüklenmesi yerinde olmayıp, ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu değerlendirilerek delillerin incelenmesi ve alacağın ispatlanıp ispatlanmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerekirken ispat yükünün ters çevrilerek yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu, tüm bu delillerin değerlendirilmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmeksizin kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. hükmü uyarınca kaldırılmasına, yöntemince inceleme yapılarak değerlendirme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2022 tarih, 2021/876 E. 2022/458 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f30597cb2aceb94","SID":"9fd4d0c25e9b408c"}}