{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2542 <br>KARAR NO: 2025/70<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/09/2024<br>ESAS NO: 2023/833<br>KARAR NO: 2024/884<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/01/2025<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 14/01/2025<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2024 tarih ve 2023/833 Esas -  2024/884 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalı arasında 17/12/2022  tarihinde sözleşme tanzim edildiğini, işbu sözleşmeye istinaden müvekkili tarafından davalıya boş senet verildiğini, müvekkili tarafından verilen boş senede davalı tarafça kötü niyetli olarak borç miktarının çok üzerinde bir bedel olan 1.350.000,00-TL yazıldığını, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ilgili sözleşme içeriğine bakıldığında sözleşmede bahsi geçen senet ile icraya konulan senedin aynı olduğunu ve senedin sözleşmeye istinaden verildiğinin apaçık görüleceğini, sözleşmede yer alan \"17/12/2022 tarihli senet verilmiştir.\" ifadesinin de bu hususu ortaya koyduğunu, taraflar arasındaki temel ilişkinin altın borcuna dayalı olduğunu, mezkur senedin 17/12/2022 tarihinde 44 adet çevrek altın ve 22 ayar  80 gram altın karşılığında verildiğini, bu hususun şikayet olunanın kendi el yazısını da içeren sözleşme ile sabit olduğunu, sözleşmedeki imzalardan birisinin davalının oğluna ait iken diğerinin de müvekkiline ait olduğunu, el yazısının ise davalının bizatihi kendisine ait olduğunu, davalı tarafça borç miktarı ve borcun ödendiğini bilindiği halde kötüniyetli olarak mezkur senedin kullanıldığını ve alacağın onbeş katından fazla miktar yazılarak icraya konulduğunu, esasında davalının,  oğlu... ile müvekkili arasındaki hukuki ihtilaflardan kaynaklı olarak haksız yere işbu icra takibini açtığını, müvekkilinin davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, öyle ki davalının emekli maaşından başkaca bir geliri olmadığının sabit olmasına rağmen bu tutarda bir senet alacaklısı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının yalnızca haksız kazanç elde etme ve müvekkilini ekonomik olarak zor durumda bırakma gayesi içerisinde olduğunu, bu hususa ilişkin açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçlaması ile Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı hakkındaki soruşturmanın devam ettiğini belirterek, öncelikle tedbir talebinin kabulü ile müvekkilinin ekonomik varlığında telafisi güç ve imkansız zararlar doğmasının önüne geçebilmek amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibin tedbiren durdurulmasına, mahkeme aksi bir kanaatte ise de paranın alacaklıya ödenmesinin durdurulmasına, davanın kabulüne karar verilerek müvekkili aleyhine başlatılan takipte kesinleşen 1.363.711,15-TL'lik miktar yönünden müvekkili ...'in borçlu olmadığının tespiti ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin  ... Esas sayılı icra takibinin iptaline, kötüniyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tamamen haksız, asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde ve müvekkilinin alacağına ulaşmasını sürüncemede bırakmak adına işbu davayı açtığını, müvekkili ...'in, oğlunun uzun yıllardır arkadaşı olması ve davacının işyeri açma sürecinde ve akabinde dönem dönem paraya ihtiyacı olması sebebiyle davacı ...'e uyuşmazlık konusu senet meblağı olan 1.350.000,00-TL'yi borç olarak verdiğini, söz konusu meblağın borç olarak verilmesinin akabinde ve davacının işlerinin belirli bir düzene oturmasının akabinde taraflar toplanarak toplam verilen borç miktarının hesaplamasını yaptığını, bu uğurda takip dayanağı senedin davacı ... tarafından müvekkili ...'e teslim edildiğini, müvekkilinin vade tarihinde mevcut senet borcunu ödemeyen ve ödeme noktasında da erteleyici beyanlarda bulunan ...'e şifahen borcunu ödemesi gerektiğini belirtmişse de olumlu bir geri dönüş alamadığını, akabinde kendilerince hukuki yollara başvurulduğunu, ihtiyati haciz kararının devamında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasının açıldığını, davacı tarafın ödeme emrine itiraz etmediği gibi bütün hukuki aşamalarda söz konusu alacaklarını sürüncemede bırakmak ve süreci uzatarak alacak miktarının enflasyon karşısında erimesini hedeflediğini, ödeme emrine itiraz etme ve takibi durdurabilme imkanı olmasına rağmen davacı tarafça bu yola başvurulmayarak menfi tespit davası açma yoluna gidilmesinin alacaklıyı zarara uğratma kastının ispatı niteliğinde olduğunu, işbu dava bakımından davacının korunmaya değer hukuki bir menfaati bulunmadığını belirterek davacının haksız, mesnetsiz ve dayanaksız iddialar çerçevesinde açmış olduğu davanın bütün fer'i unsurları ile birlikte reddine, davacının alacak miktarının yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"....Tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına dayanak yapılan 17/12/2022 düzenleme, 30/05/2023 vade tarihli 1.350.000,00-TL bedelli dava konusu senet davacı ...'e ve davalının oğlu ...'e davacının borç altın vermesi karşılığında teminat amaçlı ve boş olarak davalıya verildiği, davalının boş senedi aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurarak icra takibine dayanak yaptığı iddia edilmektedir. Davacı senet altındaki imzayı inkar etmemektedir. Senedin davalıdan borç altın alması sırasında teminat amaçlı olarak ve açık senet olarak düzenlendiğini ileri sürmektedir. Davaya ve takibe konu bono üzerinde \"nakden\" ibaresinin bulunduğu, bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olduğunun davacının kabulünde olduğu, davacının boş olarak verildiğini iddia ettiği senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu yazılı delil ile ispat etmesinin gerektiği, yine davacının senedin teminat olarak verildiğini ileri sürmekle senet metninde nakden yazan ihdas nedenin talil etmiş olduğu ve ispat yükünün yine davacıda olduğu, senedin tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacının bu yöndeki iddiasının yazılı delille ispatlayamadığı,  whatsapp yazışmalarının ve \"... ve...'e 17/12/2022 tarihinde altın verilmesi\" konusunda düzenlenen yazı fotoğrafının, bu  senedin teminat senedi olduğunu ve anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispata yeterli olmadığı, yargılama sonunda toplanan ve tüm deliller ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/40972 soruşturma sayılı dosyasının içeriği ve diğer tüm deliller dikkate alındığında ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. <br>İİK'nun 72/3-4. maddesinde icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği tazminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararının kalkacağı, buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış olmaktan dolayı doğan zararını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı, bu zararın herhalde yüzde %40'tan aşağı tayin edilemeyeceği hüküm altına alınmış, 6352 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle 05/07/2012 tarihinden itibaren  %40 oranı %20 olarak değiştirilmiştir.<br>Bu yasal düzenleme doğrultusunda davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekir. Somut olayda, mahkememizce 15/09/2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Bu nedenle ihtiyati tedbir dolayısıyla davalının alacağını geç almış olmaktan dolayı doğan zararı bulunduğundan İİK'nun 72/4. maddesinin yasal koşulları gerçekleştiğinden, yine cevap dilekçesinde talep edildiğinden İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca harçlandırılan takip konusu alacak olan 1.363.711,15-TL'nin taktiren %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine  karar verilmelidir....\"  gerekçesiyle Davanın REDDİNE karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kötü niyet tazminatı şartları oluşmaksızın kötü niyet tazminatına hükmedildiğini,  yerel mahkemenin kötü niyet tazminatına hükmetmiştir Ne var ki yerel mahkemenin red kararı bir an doğru olsa dahi kötü niyet tazminatının şartları oluşmadığını, İİK'nun 72. Maddesinde \"...Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez...\" düzenlemesine yer verildiğini, görüleceği üzere menfi tespit davasının reddi halinde takibin durdurulmasına yönelik tedbir kararı arandığını, yerel mahkemenin ise tedbir talebini hiçbir zaman kabul etmediğini, yine paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ara kararın ise hiçbir zaman uygulanmadığını, dolayısıyla yerel mahkemenin dosyası nezdinde var olan bir tedbir kararı bulunmadığını, alacaklının alacağına geç kavuşmasına neden olacak bir tedbir kararının icra dosyasına yansımadığını, hal böyle olunca yerel mahkemece şartları oluşmayan kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf dilekçesinde ayrıntılı bir şekilde açıklanan ve Başkanlık tarafından re’sen dikkate alınacak sebeplerle;\tKayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/833  E. 2024/884 K. sayılı ve 30.09.2024 tarihli kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak, yeniden yapılacak yargılama neticesinde itirazlarımız doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesine,\tBaşkanlık tarafından esas hakkında karar verilmesi mümkün değil ise dosyanın yerel mahkemeye iadesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Dava, İİK.72 mad gereği takipten sonra açılan menfi tespit davasıdır.<br>Davacı, icra takibine konu bononun teminatı olarak verildiğinden  bahisle açılan  menfi tespit talebine ilişkindir. <br>Davalı tarafından davacı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... E sayılı icra takip dosyasında 17.12.2022 tanzim tarihli, 30.05.2023 vade tarihli, 1.350.000,00 TL bedelli nakden bono nedeniyle kambiyo senetlerine mahsusu haciz yoluyla takip başlatılmış olduğu görülmüştür. Bononun davacı tarafından davalı  lehine tanzim edildiği görülmüştür. <br>Kural olarak kambiyo senetleri, kayıtsız şartsız soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu  ispat etmekle yükümlüdür. Bu  bakımdan kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer. Bu itibarla, dava konusu bononun anlaşmaya aykırı olduğunu, teminat vasfında olduğunu iddia eden davacının öncelikle bu iddiasını HMK’nın 201. maddesi  uyarınca yazılı delille ispatlaması gerekmektedir. Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğince açığa imza atan sonucuna katlanır. Belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğu hususunun davacı tarafından aynı kuvvetteki delillerle ispatlanması gerekir.<br>Somut olayda imzası inkar edilmeyen bono takip konusu yapılmış olup,  davacı taraf söz konusu senedin boş olarak verildiğini, teminat amaçlı verildiğini, takip yapılamayacağını ileri sürmüştür. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere;  bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiği belirtilmeli, ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması sağlanmalıdır. Senet üzerine yazılacak olan \"teminattır\" ibaresi dahi tek başına senede teminat senedi olma hüviyetini kazandırmaz. \"teminat senedidir,\" \"devredilemez\", \"ciro edilemez\", ibareleri de tek başına geçersiz olup, hiç yazılmamış kabul edilir. Aynı yönde  (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 2014/11410 E. 2014/13843 K. sayılı ilamı), bir senedin teminat senedi olduğunu ileri süren taraf bunu yazılı bir belge ile ispatlamalıdır. Somut olayda takip konusu bononun teminat amacıyla düzenlendiği yönündeki iddialar yönünden davacı tarafça dosyaya herhangi bir yazılı belge sunulamadığı, sunulan belgede takibe konu senede atıf olmadığı, whatsapp kayıtlarının taraflar arasında olmadığı, bu hususun tanıkla ispatının mümkün olmadığı, kesin delille ispatı gerekirken davacının bunu ispat edemediği,  davacı tarafın açıkça yemin deliline dayandığı, yeminin eda edildiği, fakat  HMK.226/1-c maddesi gereği yemine konu edilemeyeceği, bedelsiz senedi işleme koyma suçundan davalı hakkında takipsizlik kararı verildiği gözönüne alınarak bu durumda HMK'nın 200. Maddesine göre senede karşı senetle ispat yükümlülüğü altında bulunan davacı tarafça senedin teminat amacıyla verildiği veya anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu hususunun kanıtlanamadığı anlaşılmakla davanın reddi kararı yerinde görülmüştür.<br>Davacının istinaf incelemesinde yargılama sırasında ilk derece mahkemesince İİK.72/3 maddesi gereğince teminat karşılığı tedbiren icra veznesi yatan paranın davanın sonuna kadar davalı alacaklıya ödenmemesine karar verildiği, davacının ara karara konu teminatı yatırmadığı, bu suretle ihtiyati tedbir kararının infaz edilmediği, davalı alacaklının alacağına geç kavuşulmasına sebebiyet verilmediği, bu suretle İİK.72/4 mad. şartları oluşmadığı anlaşılmış, davacının istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. Bu husus ayrıca yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacının istinaf isteminin bu nedenle kabulü ile kararın kaldırılarak, hükmün bu yönleriyle HMK.353/1-b.2 mad gereği düzeltilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE ; HMK'nın 353/1-b,2. maddesi gereğince düzelterek yeniden karar verilmek üzere Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  istinafa konu edilen 30/09/2024 tarih ve 2023/833 Esas -  2024/884 sayılı nihai kararının KALDIRILMASINA,<br>Düzeltilerek yeniden bir karar verilmesine, buna göre;<br>\"1-Davanın REDDİNE, <br>2-İİK'nun 72/4. Maddesi şartları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına<br>3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 427,60-TL karar harcının peşin alınan 23.288,78-TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 22.861,18-TL'nın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, <br>4-Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, <br>6-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,<br>7-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın reddi nedeniyle hesap ve taktir olunan 180.008,22-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,\"<br>2-Davacı tarafın istinaf aşamasında yatırmış olduğu 427,60 TL istinaf karar harcının  talep halinde davacıya iadesine, <br>3-Davacı tarafın istinaf aşamasında yapmış olduğu posta gideri 390,00 TL'nin ve 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi.  09/01/2025\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"beb0657780ee4b43","SID":"b503cc62b8cc6a50"}}