{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1231 Esas<br>KARAR NO:2025/45<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/03/2022<br>NUMARASI:2017/928 E. - 2022/175 K.<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:09/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:  ...numaralı ve 31.12.2016 tarihli faturadan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu takibe ilişkin dosya borcuna davalı borçlu tarafından 28.03.2017 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak, alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz edildiğini, müvekkili tarafından verilen hizmete karşılık olarak takip konusu e-faturadan daha önce kesilen ve davalı şirket tarafından hesaplama yöntemine itiraz edilen başka bir fatura bulunduğunu, bu faturanın iptal edildiğini ve davalı şirketin itirazı doğrultusunda yapılan hesaplama üzerinden mutabakata varılmak suretiyle takip konusu faturanın düzenlendiğini, faturanın davalı şirketin kullandığı metrekare alanı ve davalı istemi üzerine yapılan fazla mesailerini içerdiğini,  hesaplama şekli davalı şirket tarafından belirlenmiş olmasına rağmen, davalının yine de itiraz ettiğini, takip konusu e-faturanın Bakırköy ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 06.02.2017 tarihli ihtarnamesi ile davalı şirkete tebliğ edildiğini,  ancak davalı tarafından ihtarname ile iade edildiğini, bu durum karşısında, Kadıköy ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 23.02.2017 tarihli ihtarnamesi ile e-fatura bedelinin ödenmesi talep edilmiş ise de tüm iyiniyetli çabalarına rağmen takip konusu e-fatura bedelinin ödenmediğini beyanla davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan haksız ve kötü niyetli itirazının reddi ile alacağın %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkili şirket tarafından satışa konu hazır giyim ürünlerine ilişkin olarak davacı firmadan lojistik hizmeti alındığını, hizmet alımına ilişkin tüm ticari şartları içeren sözleşmenin görüşmeleri imzalanmak üzere taraflar arasında süregelmiş, son olarak gerek gerçekleştirilen toplantı gerekse tarafların sözleşme üzerinde gerçekleştirdiği incelemeler neticesinde “V12 – 10.08.2016” sözleşme üzerinde mutabık kalındığını, taraflar arasında devam eden sözleşme değerlendirmeleri sürecinde, şirketin ihtiyaçları neticesinde hizmet alımına imzadan önce başlandığını, sözleşme gereği... Listesinin yer aldığını, ürün çıkış elleçleme bedelinin KDV hariç, tüm sigortalar dâhil olmak üzere 1,28 TL olarak belirlendiğini, davacı tarafından 12.08.2016 tarihli satış tipli ... numaralı 99.445,59 TL tutarlı faturanın kesilmesi üzerine, hak edişin dışında mantık ilkesine uygun olmayan şekilde fatura düzenlendiğinin fark edildiğini, bu doğrultuda davacıya 31.08.2016 tarihli ... numaralı iade faturası kesildiğini, davacı tarafından Ekim ayı sonlarına kadar herhangi bir fatura tanzimi gerçekleşmediğini, 26.10.2016 tarihinde müvekkili şirketin satış tipli ... numaralı 62.790,00 TL bedelli ve satış tipli ... numaralı 72.360,00 TL bedelli toplamda 135.150,00 TL bedelinde iki fatura ile karşı karşıya kaldığını, müvekkili şirket tarafından gerek davacı şirketin gerekse müvekkili şirketin sevk irsaliyelerine göre ürün çıkışını içeren kayıtlar doğrultusunda yapılan çalışma neticesinde ilgili birim fiyat tablosunda çıkış elleçleme bedeli, ardiye bedeliolarak günlük irsaliyeler ve envanter miktarları baz alınarak ve hak ediş tutarları hesap edilerek KDV hariç 119.272,10 TL tespit edildiğini, davacı tarafından mutabık kalan birim fiyatına uygun olarak tanzim edilmemiş olunan fatura bedelleri ile birim fiyat hesaplaması arasındaki fark bedel olan 15.877,90 TL için müvekkili şirket tarafından 30.11.2016 tarihinde ... numaralı iade faturası kesildiğini ve fazla olarak faturaya konu edilen işbu tutara itiraz edildiğini,  dava konusu olan 15.877,90 TL asıl alacağa ilişkin ihtilafın başladığını ancak davacı tarafından iade faturalarının ilk olarak 8 günlük yasal süre içerisinde iade edilmediğini ve kayıtlara alınmadığını,  davacı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı 15.877,90 TL asıl alacak ve 289,72 TL faiz olmak üzere toplam 16.167,62 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını ancak taraflarınca takibe itiraz edildiğini beyanla  faturaya konu hizmetin ve söz konusu hizmete ilişkin hesaplamanın iddia edilen fatura bedelinin ispat külfetinin ispatının davacı tarafta olduğunu, taraflarınca icra takibine konu iddia edilen alacağa ve ferilerine tamamen itiraz edildiğini, davacı tarafından verilen hizmete karşılık olarak, kullanılan m2 ve de iş için yapılan fazla mesai dikkate alınarak faturalar tanzim edildiği iddia edilmişse de, işbu haksız ve dayanaksız hesaplama yönteminin kabulünün mümkün olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....İspatlanamayan davanın REDDİNE, Şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine,\" karar verilmiştir Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Taraf şirketler arasındaki ticari ilişkinin 10.08.2016 tarihli sözleşme çerçevesinde yürütüldüğü iddiasıyla davalı tarafça dosyaya sunulan taslak sözleşmenin müvekkili şirket yetkilisince imzalanmadığını, dolayısıyla  davacı alacaklı müvekkilinin bu metin ile bağlı olmadığını, yalnızca e-mail yazışmaları ile görüşülen taslak sözleşme üzerinde mutabakata varılamamış olması nedeniyle imzalanmadığını, geçerli bir sözleşme bulunmadığını, Dava konusu ile ilgili olmayan 12.08.2016 tarihli ve 99.445,59 TL bedelli fatura, tamamıyla farklı bir nitelik taşıdığından, örnekleme amacıyla dahi kullanılmaması gerektiğini, bu faturanın mutat işler için düzenlendiğini, Müvekkili tarafından verilen hizmete karşılık olarak, takip konusu e-faturadan daha önce kesilen ve davalı şirket tarafından hesaplama yöntemine itiraz edilen bu faturanın iptal edildiğini ve davalı şirketin itirazı doğrultusunda yapılan hesaplama üzerinden mutabakata varılmak suretiyle 26.10.2016 tarihli ve 62.790,00 TL bedelli fatura ile 26.10.2016 tarihli ve 72.360,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini, dava konusu faturaların, davalının mutat işleri aşar şekilde depolama alanındaki m2 kullanımı ve yine davalı istemiyle yapılan fazla mesai ücreti kalemlerini de içerdiğini, depolama alanı ve fazla mesai kalemlerinin yansıtıldığı 26.10.2016 tarihli faturaların davalı ile varılan mutabakat doğrultusunda düzenlenmiş olmakla, faturalar her iki taraf ticari defterlerine işlendiğini,  süresi içinde itiraz edilmeyen fatura bedellerinin ödenmemesinin kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin hiçbir ihtirazı kayıt ileri sürmeden faturaları ticari defterlerine işlediğini, ilgili faturalarda, depolama bedeline ek olarak mesai ücreti faturalandırıldığını, davalı taraf alıp kayıtlarına işlediği 2 fatura toplamı olan (26.10.2016 tarihli ve 62.790,00 TL bedelli fatura + 26.10.2016 tarihli ve 72.360,00 TL bedelli=)135.150,00TL tutarlı hizmetin 18.735,92 TL tutarlı kısmını ticari defterlerine işledikten sonra iade faturası kestiğini,  davalı şirketin, 8 günlük yasal süreden sonra faturaya itiraz ettiğini,  aradaki farkın, (taslak metindeki verileri kabul etmemek kaydıyla) mutabık kalınan birim fiyatına  aykırı olarak faturalandırılmasından kaynaklandığı ifade edilmiş ise de esasen farkın, davalı şirketin kullandığı metrekare alanı ve davalı istemi üzerine yapılan fazla mesailerden kaynaklandığını, iki fatura toplamında yer alan fazla mesai ücreti, davalı tarafça iadeye konu edilen takip konusu fatura bedelinden oldukça fazla olduğunu, davalı şirketin birtakım fazla mesai kalemlerinin davalı şirketin kabulünde olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesince davalı aleyhine olabilecek delil sunulmadığı yönündeki tespit ve değerlendirmenin hatalı olduğunu, -dava konusu faturanın mutabık kalınan hesaplama yöntemiyle hesaplandığını, dava konusu faturaların depolama alanındaki m2 kullanımı ve yine davalı istemiyle yapılan fazla mesai ücreti kalemlerini içerdiğini, hesaplama yönünden bir yanlışlık bulunmadığını, fatura içeriğinin izah edildiğini,Davalı tarafça sunulan sözleşme taslağının taraflarını  bağlamadığını, değerlendirmeler bu sözleşmeye göre yapılmış ise de faturaların depolama alanı ve fazla mesai bedeline ilişkin olduğunu,  bilirkişi heyeti tarafından da fazla mesai ücretlerinin davalı kabulünde olduğunun  tespit edildiğini, ek depolama ücreti ve fazla mesai kalemlerinin işlendiği faturalara ilişkin kısmi ödeme yapılması, müvekkili şirketten ek depolama ücreti ve fazla mesai talebinde bulunulduğunu,  davalı tarafın kabulünde olan ve ödenen fazla mesai ücretlerinin hangi yöntem ve birim fiyatlar esas alınarak yapıldığına dair davalıda bulunan bilgi ve belgelerin teminini, davalı ödemesine esas alınan fazla mesai birim ücreti ile taslak sözleşmedeki birim ücretlerinin; davalı tarafça ödenen fazla mesai ücretlerine oranlanması ile hesaplamada ortalama fazla mesai saatine ulaşılabileceğini, eksik inceleme sonucunda hazırlanan ek raporun da itirazları karşılamadığını, raporda taraflar arasında fiilen uygulanan akdi ilişki gözetilerek ulaşıldığı açıklanmış ise de, davalı beyanlarının aksine fazla çalışma yapıldığının kabulü gerekeceğini,  davalı iddiasının, fazla mesai yapılmadığı yönünde olduğunu, dosyada mübrez raporda yer alan; mutabakat olmadığı sürece iade faturasının alacak mesnedi olamayacağına dair kanaatin ilk olarak davalı tarafça kesilen iade faturası bakımından uygulanması gerektiğini,  Davalı tarafça düzenlenen iade faturasında, iadeye konu istemin ne olduğunun açıkça yazılı olmadığını,Fatura içeriklerinde açıkça “fazla mesai” yazılmış olmasına rağmen, bu faturaları kabul eden davalının, bu aşamada fazla mesai yapılmadığı iddiasının kötü niyetli olduğunu, ikinci ek raporda, peş peşe düzenlenen iade faturaları itiraz olarak değerlendirildiğinde, asıl iade iddiasını ispat külfetinin davalı yanda kaldığı belirtildiğini, davalı taraf süresinde itiraz hakkını kullanmamış ise de bir an için aksinin düşünülmesi halinde dahi ispat külfetinin davalı tarafından yerine getirilmediğini, bilirkişi heyetince de raporun sonuç kısmında, süregelen ticari ilişkide davalının birtakım fazla çalışmalı hizmetleri kabul ettiği ve ona göre faturaları ödediğinin gözetilmesi gerektiği, bunun taraflar arasında ticari uygulama olduğunun da söylenebileceği, fazla çalışma yapılarak hizmet verildiği ve bu yönde mutabakata varıldığı değerlendirilecek olursa davacının 15.877,90 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile talep edebileceği kanaati açıklandığını, müvekkili şirkete ait ticari defter ve belgelerin delil kabiliyeti bulunduğunu, açık kayıtlara karşın faturaya süresinde itiraz etmeyerek ticari defterlerine işleyen davalının, müvekkili şirketten fazla mesai talep ettiğini, müvekkili tarafından verilen fazla mesai hizmetinin, kısmen davalı tarafça kabul edildiğini ve bu kalem bakımından kısmi ödeme de yapıldığını, dolayısıyla, müvekkili şirket tarafından depolama ve fazla mesai hizmetine ilişkin cari hesap ilişkisi çerçevesinde icra takibi ile talep edilen tutarda alacaklı oldukları, davanın kabulünün gerektiğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın haksız ve mesnetsiz olan alacak iddiasının herhangi bir delile dayandırmadığını,16.11.2021 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu’nda, Davacı tarafından faturalandırılan depolama ve mesai hizmetlerinin verildiğinin ispatına yarar bilgi ve belgelerin dosya içerisinde tespit edilemediği, yine davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşmeye itiraz edilmekle birlikte iddia edilen faturaya konu hizmetlerin davacı tarafça hangi birim fiyat üzerinden ne şekilde hesaplandığının dosya kapsamından anlaşılamadığı, 03.12.2018 tarihli Bilirkişi Kök Raporu’nda ise, takip dayanağı faturanın buna dair bir anlaşma sabit olmadığı sürece tek başına davacının alacaklanması için yeterli olmadığının tespit edildiğini,Davacı tarafından mutabık kalan birim fiyatına uygun olarak tanzim edilmemiş olunan fatura bedelleri ile (135.150,00 TL) birim fiyat hesaplaması (119.272,10 TL) arasındaki fark bedel olan 15.877,90 TL için müvekkili şirket tarafından 30.11.2016 tarihinde ...numaralı iade faturası kesildiğini ve fazla olarak faturaya konu edilen işbu tutara itiraz edildiğini, işbu hesaplama tablosunun 26.12.2016 tarihli elektronik posta ile davacı tarafa da gönderildiğini, iade faturalarının ilk olarak 8 günlük yasal süre içerisinde iade edilmediğini, kayıtlara alındığını, iade faturasının kabul edilmiş olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2 maddesine göre, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağını, Davacının müvekkili şirket tarafından düzenlenen ... numaralı 15.877,90 TL bedelli iade faturasına itiraz etmediğini, işbu faturayı kabul ettiği ve ticari defterleri işlediğini, Davacı tarafından kötü niyetli olarak 1 ay gibi uzun bir süre sonra, ihtilafa ve yargılamaya konu olan 27.12.2018 tarihli ... numaralı 15.877,90 TL bedelli haksız ve mesnetsiz fatura düzenlendiğini, bu faturanın müvekkili şirket tarafından kabul edilmeyerek noter kanalıyla iade edildiğini, müvekkili şirketin keza defterlerine de işlenmediğini,  faturaya konu hizmetin verildiğini, faturanın kaynağı olan alacak ilişkisini davacı tarafın ispatlaması gerektiğini, davacı tarafça alacağın kaynağı olarak kullanılan m2 ve fazla mesai gösterildiğini, ancak dosyada bulunan bilge ve belgelerde davacının taleplerine dayanak olabilecek ve davalı aleyhine borç doğurabilecek bir delilin bulunmadığını, taraflar arasındaki yazılı sözleşmeyi kabul etmeyen davacının alacak hesabını neye dayanarak ve hangi hesaplama tablosuna göre yaptığının dosya kapsamından anlaşılamadığını, Davalının daha önce fazla mesai ücreti  ödemiş olmasının davaya konu mesai ücreti alacağı yönünden de borçlu olacağı sonucunu doğurmayacağını, yine dosya kapsamında bu yönde oluşmuş bir teamülden bahsedilemeyeceğini, böylece davacının dayanak iade faturası nedeniyle alacaklı olduğunu ispatlayamadığı anlaşıldığını, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; kullanılan depolama m2 ve fazla mesai alacağına dayalı olarak faturaya istinaden başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. ... sayılı dosyası ile; fatura iadesi yazan 31.12.2016 tarihli faturaya dayanılarak  15.877,90 TL Asıl Alacak ,  289,72 TL Faiz olmak üzere 16.167,62 TL “Tutarındaki toplam alacağın icra gideri, vek.ücr. ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek (15.877,90 Tl yıllık %9,00 Yasal Faiz) faiz ile tahsilinin davalıdan talep edildiği anlaşılmıştır.<br>03.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \" İncelenen davacı şirkete ait 2017 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, İncelenen davalı şirkete ait 2017 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, Takibe konu edilen faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı yanın kendi kayıtlarına nazaran 16.03.2017 takip tarihi itibariyle bakiyesine göre davalı yandan 18.735,92 TL alacaklı olduğu, davalı yanın kendi kayıtlarına nazaran 16.03.2017 takip tarihi itibariyle bakiyesine göre davacı yana herhangi bir borcunun bulunmadığı,  Davacının alacaklı bulunmasının sebebinin takibe konu ettiği iade-yansıtma faturası olduğu; oysa iade faturası düzenlemek konusunda taraflar arasında bir mutabakatı ortaya koyamadığı, davacının sırf dayanak faturaya istinaden alacaklı sayılamayacağı,  Davalının da “sertrans depolama elleçleme gideri” konulu düzenlediği ... numaralı faturanın ise davacı yanca düzenlenen hizmet faturalarında yer alan “mesai ücreti” konulu alacak kalemlerine itirazdan kaynaklandığı ve bu nedenle davacının faturalarında hizmet tanımına ek mesai için bedel talep etmesinin hukuki gerekçesini ortaya koyması gerektiği, Davacının esasen lojistik hizmeti sunması ve bu hizmetler bakımından ihtilaf bulunmaması karşısında, ayrıca mesai ücreti talep etmesinin gerekçesinin dosyadan anlaşılamadığı, davalının bu nedenle ticari defter kayıtlarında davacı yanca düzenlenen iade faturasının işlenmemiş olmasının somut olaya uygun olduğu, Takip dayanağı faturanın buna dair anlaşma sabit olmadığı sürece tek başına davacının alacaklanması için yeterli olmadığı\" yönünde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.Dosya kapsamına alınan 26.06.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; Kök rapor sonuç ve kanaatlerinin aynen devam ettiği yönünde rapor sunulduğu görülmüştür. Dosya kapsamına alınan 10.03.2020 tarihli bilirkişi ikinci ek raporunda özetle ;\"...Süregelen ticari ilişkide davalının bir takım fazla çalışmalı hizmetleri kabul ettiği ve ona göre faturaları ödediğinin gözetilmesi gerektiği, bunun taraflar arasında ticari uygulama olduğunun da söylenebileceği,  Fazla çalışma yapılarak hizmet verildiği ve bu yönde mutabakat olduğu değerlendirilecek olursa, davacının 15.877,90 TL asıl alacağı 16.03.2017 takip tarihinden itibaren talep ile sınırlı olmak üzere yasal faizi ile tahsil talep edebileceği,  Aksi kanaat halinde, davalının düzenlediği iade faturası kabul edilmesine karşın, davacının iade faturasının kabul edilmediği değerlendirilecek olursa Kök ve 1. Ek Rapor sonuçlarının devam ettiği\" yönünde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. Dosya kapsamına alınan 16.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"...1. Taraflar arasındaki hukuki ihtilaf davacı yan tarafından tanzim edilen 26/10/2016 tarihinde tanzim edilen ... nolu 62.790,00 TL ve ... nolu 72.360,00 TL tutarlı 2 adet faturaya istinaden, davalı tarafından davacı yana 30/11/2016 tarihinde ...nolu, 18.735,92 TL tutarlı iade faturası  tanzim edildiği, davacı yan tarafından davalı yan tarafından düzenlenen ... nolu iade faturaya istinaden 27/12/2016 tarihinde ... nolu 18.735,92 TL tutarlı iade faturası tanzim edildiği, davalı yan tarafından davacı yan tarafından tanzim edilen ... nolu iade faturaya istinaden 31/12/2016 tarihinde ... nolu 18.735,92 TL tutarlı iade faturaya istinaden davacı yan tarafından davalı yana tanzim edilen ... numaralı ve 31.12.2016 tarihli faturadan kaynaklanan alacağıntahsili amacıyla davalı aleyhine... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, bu takibe ilişkin dosya borcuna davalı şirket tarafından sözleşmede belirtilen hesaplama yöntemine göre düzenlenmediğinden bahisle  28.03.2017 tarihinde itiraz etmesinden kaynaklandığı, Davacı ve davalı şirketlere ait 2016 yılına ait tüm ticari defterlerinin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Davacı tarafından keşide edilen ve ihtilafa konu olan 31/12/2016 tarih,...nolu kdv dahil 18.735,92 TL tutarlı faturanın davalıya ait ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ,  Davacı yanın 2016 yılı kapanış bakiyesinin 18.735,92 TL olduğu, 2017 yılı açılış bakiyesinin 18.735,92 TL olduğu, 16/03/2017 takip tarihi itibariyle bakiyesinin 18.735,92 TL olduğu, Dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde;  Davalı tarafından sunulan sözleşme örneğinin tarafların imzasını içermediği, işbu sözleşmenin davacı tarafından kabul edilmediği, davalı tarafından sunulan mail yazışmaları ile sözleşmenin maddelerinin mail yazışmaları doğrultusunda kararlaştırıldığı ve bu şekilde sözleşmenin kurulmuş olduğu iddiasının hukuki değerlendirmesinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Dava konusu icra takibine esas faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespiti doğrultusunda faturada belirtilen hizmetin/malın verildiğinin ispatının davacı üzerinde olduğu, Davacı tarafından faturalandırılan depolama ve mesai hizmetlerinin verildiğinin ispatına yarar bilgi ve belgelerin dosya içerisinde tespit edilemediği, yine davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşmeye itiraz edilmekle birlikte iddia edilen faturaya konu hizmetlerin davacı tarafça hangi birim fiyat üzerinden ne şekilde hesaplandığının dosya kapsamından anlaşılamadığı bu sebeple taraflar arasındaki hesap farkının sebebinin tespitinin mümkün olmadığı, zira faturalardan anlaşıldığı üzere iade edilen tutarın esasen uyuşmazlık konusu edilen mesai ücreti tutarından düşük olduğu, bu durumda hesap farkının yalnızca mesai ücretinin faturalandırılmasından kaynaklanmayıp aynı zamanda depolama ve elleçleme bedelinin hesaplanmasındaki farktan kaynaklandığı, Dava konusu Takip Dosyasına İlişkin;  Takibe konu fatura bedelinde belirtilen asıl alacak miktarı olan 15.877,90 TL’nin davacı tarafın ticari kayıtları ile uyumlu olduğu, davalı tarafın ticari kayıtlarında bulunmadığı, takibe konu işlemiş faizin 289,72 TL yasal faiz(%9)  olduğu anlaşılmakla, bu faizin davacı tarafından fatura tarihi olan 31/12/2016 tarihinden takip tarihi olan 15/03/2017 tarihine kadar işletilmiş yasal faiz olduğunun anlaşıldığı,Bununla birlikte dosyada ödeme zamanı ile ilgili taraflar arasında kararlaştırılmış bir <br>vade tespit edilemediğinden, davalının ihtar ile temerrüde düşeceğinin kabulü halinde, dosyaya getirtilen ihtarnamelerin tebliğ şerhlerinin incelenmesinde, taraflar arasında karşılıklı iade faturalarının kesilmesi sonrası davacı tarafından takibe konu 31/12/2016 tarihli 15.877,90 TL bedelli iade faturasının Bakırköy ... Noterliği’nin  06/02/2017 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile kayıtlara alınması hususunda davalının ihtar edildiği ihtarnamenin 09/02/2017 tarihinde davalıya ulaştığı, bu şekilde işleyecek faizin 09/02/2017-15/03/2017 tarihleri arası yasal faiz için (15.877,90*9/100=1.429,01 TL, 1429,01/365*34)   133,11 TL olduğu tespit edilmiştir. Tarafların, inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin  takdir ve Değerlendirmesi içerisinde kaldığı\" yönünde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.Davalı şirketin ilk 26.10.2016 tarihinde davacı tarafından düzenlenmiş olan satış tipli ... numaralı 62.790,00 TL bedelli ve satış tipli ... numaralı 72.360,00 TL bedelli toplamda 135.150,00 TL bedelinde iki faturayı kayıtlarına aldığını, sonrasında elleçleme bedeli (tek sefer 1,28 TL), ardiye bedeli (günlük 0,01 TL) olarak günlük irsaliyeler ve envanter miktarları baz alınarak ve hakediş tutarları hesap edilerek KDV hariç 119.272,10 TL tespit edilmesi nedeniyle 31/11/2016 tarihinde 18.735,92 TL tutarlı iade faturası kestiği, dava konusunun bu iade faturasına ilişkin olduğu, iade faturalarının ilk olarak 8 günlük yasal süre içerisinde iade edilmesi gerektiği ancak davalı tarafça kayıtlara alındığı, kayıtlara alındıktan 8 günlük yasal süre geçirildikten sonra  kısmen iade faturası kesildiği ve  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlemesine göre davalının  davacı tarafından faturalandırılan depolama ve mesai hizmetlerine itiraz edemeyeceği,  davacı şirket tarafından depolama ve fazla mesai hizmetine ilişkin cari hesap ilişkisi çerçevesinde icra takibi ile talep edilen tutarda alacaklı oldukları, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken anılan gerekçe ile talebin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle  davacı vekilinin istinaf başvurusunun  6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme  kararının kaldırılmasına, .... sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan itirazının iptali ile alacağın %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/03/2022 tarih, 2017/928 E., 2022/175 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,Bu kapsamda;3- Davanın KABULÜNE,-... sayılı dosyasında 15.877,90 TL Asıl Alacak,  289,72 TL Faiz olmak üzere 16.167,62 TL yönünden itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına,-15.877,90 TL asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatı olan  3.175,58 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.104,41 TL karar harcından peşin alınan 276,11 TL'nin mahsubu  ile 828,3‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 276,11 peşin harç, 4,40 TL vekalet harcı, 2.400,00 TL bilirkişi ücreti, 199,75 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.911,66‬ TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 16.167,62 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 91,5‬0 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 312,2‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"efdc81d5e5462fbf","SID":"2c367d3b55fb408b"}}