{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1160 <br>KARAR NO:2025/103<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:10/02/2022<br>NUMARASI:2021/153 E. - 2022/5 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı - karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin yetkilisi ...'nın müvekkili şirketi 07.07.2004 tarihinde devraldığını, şirketin eski ticaret unvanının .... Şti. olduğunu, unvanın 11.11.2010 tarihinde alınan karar ile bu günkü hale getirildiğini, müvekkili şirket yetkilisi ...'nın bu yargılamaya konu “...” ibaresine verdiği önem sebebi ile 26.07.2004 tarihinde 29, 30 ve 43. sınıflarda marka başvurusunda bulunduğunu ancak bu işlemin tamamlanamadığını, daha sonra 2006 yılında 43. sınıf için “...+şekil” markasını ... numara ile tescil ettirdiğini,  davalı yanca müvekkiline ait  markanın tek başına ya da esas unsur olarak kullanılmasının tecavüz teşkil edeceğini, müvekkili şirketin bu ibareyi kullanımın çok eskilere dayandığını, şirket yetkilisi ...'nın İstanbul'un Mecidiyeköy'de yıkılan... Stadyumu yanında kendine ait kırmızı bir minibüste köfte ekmek sattığını, o dönemlerde dahi “...” ibaresi ile tanındığını, bu tanınırlığın bütün Türkiye'de gerçekleştiğini, ekşi sözlükte dahi müvekkilinin markası ile ilgili yazılar bulunduğunu, davanın esas konusunun ... numara ile tescilli “...+şekil” markasının davalı tarafından kullanılması olduğunu, davalı tarafın “...” ibaresini “...”'in iskender ismi ile dükkanında kullanmakta olduğunu, yine tabak kenarlarında, yemek menülerinde kullanıldığını, bunun üzerine davalıya haksız kullanıma son vermeleri amacıyla ihtar keşide edildiğini ancak davalı tarafın haksız kullanıma devam ettiği davalı tarafın ... markası ile müvekkilinin markasının benzemediğini ileri sürse de davalı yanın markasını tescil ettirdiği şekilde degil de sadece “...” olarak kullandığını, müvekkilinin kullanımı ile davalının kullanımın aynı olduğunu, 2002 tarihli Galatasaray Dergisinde ...'nın “...” markasına ilişkin röportajın bulunduğunu, davalı eyleminin  marka tecavüzü ve  haksız rekabet teşkil ettiğini, ortalama bir tüketici bakımından iki kullanımın iltibasa mahal verdiğini, davalı yanın tecavüz fiilleri nedeniyle şimdilik 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi ve 5.000,00 TL itibar tazminatına hükmedilmesini, davalının, müvekkiline ait markaya ve alan adına tecavüzün durdurulmasını, haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti, meni ve durdurulmasını, davalının bütün markaya tecavüz teşkil eden eylemlerinin engellenmesini, mahkeme kararının Türkiye'de yayın yapan tirajı en yüksek gazetede bir defa ilan yoluyla kamuya duyurulmasına karar verilmesini, karşı davanın reddini talep etmiştir.Davalı - karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle: Davacı - karşı davalının ... numara ile tescilli markasının tanınmış marka olduğuna ilişkin beyanlarının kabul edilemeyeceğini, karşı tarafın markanın kullanılmamasına ilişkin çektiği ihtamameye müvekkili tarafından cevabi ihtarnamede markayı kullanmalarının herhangi bir art niyete dayanmadığını, tam aksine kendisinin yıllardır kullandığı isim olduğunu, davacının markasının tanınmış marka olduğunu kabul etmenin imkansız olduğunu, davacı-karşı davalı yanın dilekçesinde bulunan “...\" şeklindeki açıklamaların akla uygun olmadığını, müvekkilinin “...” ibaresinin dahi Google'de çıkmasının davacınını iddialarını çürüttüğünü, ekşi sözlükteki açıklamaların ve ...ın röportajının kaç kişiye ulaştığının bile belli olmadığını, müvekkiline ait ...  işletmesine Prof. Dr ...'ün dahi konuk olduğunu, müvekkilinin Ş.T. ... ibaresinin 30.04.2010 tarihinde markasını tescil ettirdiğini, müvekkilinin her ne kadar bu markayı 2010 tarihinde almış olsa bile 1981 yılında Elazığ'da bu sektöre girdiğini  ve o tarihten itibaren bu ibareyi kullandığını, 2003 yılından bu tarafa bu kullanıma ilişkin kayıtlara ulaşıldığını,  müvekkilinin “...” ibaresini ciddi manada kullandığını ve özellikle doğu ve güney doğu illerinde bu markayı tanıttığını, davacı-karşı davalının iddia ettiğinin aksine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin de söz konusu olmadığını, davacı-karşı davalının markası ile müvekkilinin markası arasında bir benzerliğin bulunmadığını, haksız ve mesnetsiz olarak açılan esas davanın reddini, dava konusu “...” ibaresi üzerinde müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, karşı dava olarak davacı-karşı davalı adına tescilli ... numaralı “...+şekil” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \" asıl ve karşı davanın reddine \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın asıl dava yönünden onanmasını, karşı dava yönünden verilen red kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, müvekkilimi 08.06.2009 tarihinde “Ş.T.... ...” markasını vez logosunu tescil ettirmek üzere başvuruda bulunarak koruma altına aldırdığını ve TPMK tarafından  30.04.2010 tarihinde de tescillendiğini, markanın başvurusunu belirtilen tarihte almışsa da, 1981 yılında Elazığ’da bu sektöre girdiğini ve o tarihlerden günümüze kadar müvekkilinin ilgili markayı kullandığını, yapılan araştırma ve çalışmalar neticesinde  geriye dönük olarak 2003 yılından bu yana kayıtlara ulaşıldığını ve o tarihten itibaren günümüze kadar markanın müvekkilince kullanıldığı ve tanıtıldığı ispatlandığını, marka üzerindeki gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi ek ve kök raporlarında ve gerekçeli kararda da bu hususun açıkça belirtildiğinden asıl davanın reddine ilişkin kararın yerinde olduğunu, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davacı-karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın asıl dava yönünden kaldırılmasını, karşı dava yönünden verilen red kararının  onanmasını talep ettiklerini, müvekkili şirket ortağı ...'nın ticaret alanında \"... + şekil\" ibaresini ilk olarak 2002 yılında kullanan kişi olduğunu ve halen müvekkili şirketin ortağı olduğu nazara alındığında gerçek hak sahibi olduğunu, bu husus 29.11.2021 tarihli bilirkişi raporunun \"8. Gerçek Hak Sahipliği\" başlıklı bölümünde de vurgulandığını, dosyadaki deliller incelendiğini, müvekkilinin ve şirket ortağının ... markasını aralıksız kullandıklarının sabit olduğunu, eski ... stadının yanında 1995 tarihinden bu yana uzun yıllardır aralıksız olarak müvekkil markanın faaliyet göstermesi ve ... gibi tanınırlığı Türkiye hatta dünya üzerinde bu denli ünlü bir spor kulübü ile birlikte anılarak maçlarla, statla ve taraftarlarla bu denli özdeşleşmiş olması \"...\" markasını, meşhur ve bilinen bir marka haline getirdiğini, davalı/karşı davacı tarafın \"...\" ibaresini tek başına esaslı unsur olarak kullanarak faaliyet göstermesinin müvekkili marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ve haksız rekabet oluşturduğunu,   davalı-karşı davacı markasını tescil edildiği şekliyle kullanmadığını, müvekkili markasını birebir kullandığını, müvekkili markasının tanınmış marka olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkiline ait markanın bilinirliği, anılan dergilerin tüm ülkede satılması sebebiyle tüm ülke sınırlarına yayıldığını ve  davalının faaliyetlerini sürdüğü Elazığ iline dahi ulaştığını, müvekkili markasının tanınmışlığı ile davalıya ait restaurant işletmemesinin tanınmışlık düzeyi eşit olmadığını, markasını geliştirmek ve etkin kılmak adına yatırımlar, reklamlar, yazılı ve internet basınında yer alan pek çok çalışmalar gibi büyük ekonomik giderler, emek, çaba ve zaman sarf eden müvekkili markasının tanınırlığından davalının haksız şekilde fayda sağladığının ortada olduğunu, müvekkilinin hem SMK hükümleri uyarınca hem TTK hükümleri uyarınca zarara uğraması sebebiyle istinaf incelemesi doğrultusunda asıl davanın kabulüne, karşı dava yönünden verilen kararın onanmasını  talep etmiştir.\t<br>GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Asıl dava, marka hakkına tecavüz  ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması,  maddi,  manevi ve  itibar tazminatı istemine  ilişkindir.Karşı dava, ... numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğü istemine  ilişkindir.Asıl davada davacı vekili, şirket yetkilisi ...'nın  2006 yılında 43. sınıf için “...+şekil” markasını ... numara ile tescil ettirdiğini, dolayısıyla davalı yanca müvekkiline ait  markanın tek başına ya da esas unsur olarak kullanılmasının tecavüz teşkil edeceğini, davalı tarafın “...” ibaresini “...”' ismi ile dükkanında kullanmakta olduğunu, davalı tarafın Ş.T. ... markasını  tescil ettirdiği şekilde degil, sadece “...” olarak kullandığını, davalı eyleminin marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğini, ortalama bir tüketici bakımından iki kullanımın iltibasa mahal verdiğini,  tecavüz fiilleri nedeniyle şimdilik 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi ve 5.000,00 TL itibar tazminatına hükmedilmesini, davalının, müvekkiline ait markaya ve alan adına tecavüzün durdurulmasını, haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti, meni ve durdurulmasını, davalının bütün markaya tecavüz teşkil eden eylemlerinin engellenmesini, talep etmiştir. Karşı davada  davacı vekili,  ... numara ile tescilli markasının tanınmış marka olmadığını,  kendisinin yıllardır kullandığı isim olduğunu, ... ibareli markasını  30.04.2010 tarihinde tescil ettirdiğini,1981 yılından itibaren bu ibareyi kullandığını, gerçek hak sahibi olduğunu,  marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin de söz konusu olmadığını, esas davanın reddini,  davacı-karşı davalı adına tescilli ... numaralı “...+şekil” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.04/11/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacı-karşı davalı tarafından, dava dosyasına sunulan ticari kayıt ve belgeler üzerinde yapılan incelemeler de, ... ibareli markanın görüldüğü en eski tarihli belgenin, 01 Aralık 2002 tarihli ... Dergisinin 6. sayısında ki makalede davacı-karşı davalı şirketin kurucu ortağı ...'nın ismi ve ... ibaresinin bulunduğu, incelenen makalede davacı/karşı davalı tüzel kişiliğe ait bir ibare bulunmadığı, dava dosyası üzerinde yapılan incelemeler de söz konusu markanın şirket ortağı tarafından, tüzel kişiliğe devrini gösteren bir belgeye de rastlanmadığı, Mahkeme tarafından söz konusu kullanımın davacı/karşı davalı taraf adına yeterli görülmemesi halinde bunun dışındaki en eski tarihli kullanımın markanın tescil edildiği 02.01.2006 tarihi olduğu, davacı/karşı davalı tarafından, dava dosyasına sunulan ticari belgeler üzerinde yapılan inceleme de, dava konusu ... ibareli markanın tescilli olduğu 43. sınıfta sayılan, Yiyecek ve içeceklerin sağlanması hizmetlerinde kullanıldığı, davalı/karşı davacı tarafından, dava dosyasına sunulan ticari kayıt ve belgeler üzerinde yapılan incelemeler de, ... ibareli markanın görüldüğü en eski tarihli belgenin, 08.05.2003 tarihinde Elazığ Belediye Başkanlığı tarafından verilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı olduğu, söz konusu belge de işyeri sahibinin ... olduğu ve işyeri ünvanın ... Lokantası olarak kayıt edildiği, davalı/karşı davacı tarafından, dava dosyasına sunulan ticari belgeler üzerinde yapılan incelemede, dava konusu ... ibareli markanın tescilli olduğu 43. sınıfta sayılan, Yiyecek ve içeceklerin sağlanması hizmetlerinde kullanıldığı, karşı davada, ... numaralı “...+şekil” markasının 43. sınıfta davacı-karşı davalı adına tescil edilmiş olduğu ancak dosya kapsamında yaptıkları incelemede davalı-karşı davacının “...” ibaresi üzerinde 43. sınıf kapsamındaki lokantacılık hizmeti alanında karşı davalının .... tescil numaralı “...+şekil” markasının tescilinden daha önceki bir tarihten itibaren kullandığı tespit edilmiş olmakla, ... tescil numaralı markanın tescil edildiği 43. sınıftaki hizmetler yönünden hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu, esas davada, ... numaralı “...” markası 43. sınıfta davalı-karşı davacı adına tescil edilmiş olduğu, SMK 155 maddesi uyarınca önceki tescilli hak sahiplerinin açtıkları tecavüz davasında sonraki tescilin dayanak savunma yapılmasının önü kapatılmış olduğu ancak davalı-karşı davacının lokantacılık hizmeti alanında “...” ibaresini davacı-karşı davalının ... tescil numaralı “...+şekil” markasının tescilinden daha önceki bir tarihten itibaren kullandığı tespit edilmiş olmakla, davalı-karşı davacının markasal kullanımının davacı-karşı davalı adına tescilli olan ... numaralı “...+şekil” marka tescilinden doğan hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak nitelenemeyeceği bildirilmiştir.21/03/2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Davacı/karşı  davalı  vekilinin, kök  raporda yaptıkları inceleme ve değerlendirmelere karşı beyan ve itirazlarının değerlendirilmiş olup, söz konusu itirazların kök raporda vardıkları sonuçlarda değişiklik yapılmasını gerektirecek nitelik taşımadığı ancak davacı/karşı davalı vekilinin 22.11.2019 tarihli itiraz dilekçesi ile, karşı davada hükümsüzlük talebi yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürmüş olup, bu yönde ayrıca inceleme yapıldığı, kök raporda “dosya kapsamında yaptıkları incelemede davalı-karşı davacının “...” ibaresini 43. sınıf kapsamındaki lokantacılık hizmeti alanında karşı davalının ... tescil numaralı “...+şekil\" markasının tescilinden daha önceki bir tarihten itibaren kullandığı tespit edilmiş olmakla, ... tescil numaralı markanın tescil edildiği 43. sınıftaki hizmetler yönünden hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu” yönünde görüş belirtilmiş ise de, davacı/karşı davalı vekilinin 22.11.2019 tarihli dilekçesindeki beyanı doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde, hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı “...+şekil” markasının tescil tarihinin 31.01.2007 olduğu ve Mahkemehuzurundaki davanın 12.10.2018 tarihinde ikame edilmiş olduğu göz önüne alındığında, gerçek hak sahipliğine dayalı olarak açılan karşı davada ... tescil numaralı “...+şekil” markasının hükümsüzlüğü talebi yönünden beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği bildirilmiştir.29/11/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacı/karşı davalı tarafından sunulan belgeler incelendiğinde 01.12.2002 tarihli ... Dergisi görüntüsünde ... isimli yazının altında ... ve ... yazısının bulunduğu, diğer deliller incelendiğinde “...” ibaresinin ... tarafından eski kullanımının olduğu ve halen de . ...ŞTİ.” inde ortak olduğu, ...” nın halen şirket ortağı olması ve markayı 2002 tarihinde kullanan kişi olması sebebi ile gerçek hak sahibi olarak kabul edilebileceği, Mahkemece söz konusu kullanımın davacı/karşı davalı taraf adına yeterli görülmemesi durumunda  2002 yılı dışındaki en eski kullanımın 02.01.2006 tarihi olduğu, 02.01.2006 tarihinde TPMK da tescili bulunan ... başvuru numaralı markanın halen 43. sınıftaki mal ve hizmetler için  tescilinin bulunduğu “yiyecek ve içeceklerin sağlanması” hizmetlerinde kullanıldığı, markanın tanınmış marka olmadığı davacı/davalı karşı tarafça maruf hale getirildiği, davalı/davacı karşı tarafça kullanılan “...” ibaresinin dosyaya sunulan  belgeler incelendiğinde ; 08.05.2003 tarihindeki Elazığ Belediye Başkanlığı tarafından verilen işyeri açma ruhsatındaki belgede işyeri sahibinin ... olduğu ve ünvanının kayıtta “...” olduğu, bu tarihten itibaren ünvanın bu şekilde kullanıldığı ve yine ... numaralı “Ş.T. ... ...” markasının da “yiyecek ve içeceklerin sağlanması hizmetlerinde kullanıldığı, markanın 2003 yılından beri kayıtlarında belgelerinde ünvandaki şekli ile kullanıldığı, markanın tanınmışlık özelliğinin bulunmadığı ancak davalı/karşı davacı tarafından“...” ünvanı ile bulunduğu bölgede maruf hale getirildiği, davalının /karşı davacının unvan tescilinin üzerinden 15 senelik bir süre geçtiği, 2009' daki tescil başvurusunun üzerinden de davanın açıldığı tarih olan 2018 tarihi itibarıyla 9 senelik bir süre geçmiş olması sebebiyle sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğranmış olduğu, gerçek hak sahibince davalı/karşı davacıya unvan terkini talebinde bulunulamayacağı, aynı şekilde markanın davalı/karşı davacı tarafından tescilsiz olarak aynısının kullanılmış olmasına 5 yıldan çok sessiz kalınmış olması sebebi ile piyasada biri tescilli diğeri de tescilsiz olarak mükerrer ve fiilen kullanılan aynı markanın mevcut olacağı bu sebepten dolayı dava açma hakkının bulunmadığı, davacı/karşı davalı ve davalı /karşı davacı markalarının birbirlerine karşı talepleri yönünden yaptıkları tespitler neticesinde marka hakkının ihlali, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz davaları ile hükümsüzlük davaları açma haklarının bulunmadığı tespiti ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Uyuşmazlığın çözümü bakımından öncelikle marka hükümsüzlüğüne ilişkin karşı davadaki talebin incelenmesi gerekmektedir.02.01.2006 başvuru tarihli ,  ...  numaralı  \"...+şekil\" markasının 43. Sınıfta  davacı şirket  adına tescilli olduğu, ... numaralı “..” markasının 43. sınıfta davalı-karşı davacı adına tescil edilmiş olduğu , Asıl davacı Şirketin ilk olarak “... ŞİRKETİ” ünvanı adı altında 06.02.2003 tarihinde kurulduğu, kurucu ortakların ... ve ... olduğu, 07.07.2004 tarihinde ...'ın hisselerini ...'ya, ...'ın ise  ...'ya devrettiği,  11.11.2010 tarihinde unvan değişikliği ile ...ŞTİ. Unvanının alındığı , şirket ortaklarının ...ve ... olduğu görülmektedir. Davacı şirketin davaya mesnet gösterdiği markanın şirket ortağı dava dışı  ... tarafından ihdas edildiği ve 2004 yılında  şirket ortağı olduktan sonra markanın şirket adına tescil başvurusu yapıldığı neticelenmediği , 2006 yılında markanın davacı şirket adına tescil edildiği ,  2011 yılında şirket unvanına markanın asli unsuru olan ... ibaresi ile ünvan değişikliğine gidildiği  dikkate alındığında .... yazıcının markanın davacı şirket  adına tesciline  muvafakati olduğu, davacı şirketin tescilli koruma kapsamındaki markasına dayalı olarak markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla dava açabileceği açıktır. Tarafların 43. Sınıftaki markasal kullanımları; Davacı- karşı davalı şirketin  “...” ibaresinin en eski kullanımın 02.01.2006  tarihli olduğu,  şirket ortağı ... tarafından  en eski kullanım  tarihinin ise 01.12. 2002 tarihli ... Dergisinde yer alan  görüntüsünde ... isimli yazının altında \"... ve...\" ibaresi kullanımının olduğu, bu nedenle ...'nın ticaret alanında “orijin + şekil” ibaresini  2002 yılından itibaren  kullanan kişi olduğu,  davalı-karşı davacının ise  Elazığ ilinde 2 adet şubesi olduğu, tescilli markasının “Ş.T. ... ...” olduğu ,  kullanıma ilişkin en eski kaydın lokantacılar odasınca düzenlenmiş ünvanı ...  olarak görünen 24.03.2003 tarihli mesleki faaliyet belgesi ve ... Lokantası ünvanı 08.05.2003 tarihli T.C. Elazığ Belediye Başkanlığı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı olduğu bu sebeple en eski kullanma tarihinin 2003 olduğu ve işyeri sahibinin ... olduğu tespit edilebilmektedir.Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Esasen sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilk kez SMK 26/6 maddesinde hükümsüzlük davaları için düzenlenmişse de, temelini TMK 2. Maddeden alan bu itirazın, markaya tecavüzden kaynaklanan davalar ile ticaret unvanı ve alan adı terkini davalarında da uygulanacağı  uygulamada mahkemelerce ve yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir .Hemen belirtilmelidir ki; sessiz kalma nedeniyle dava açılamayacağı yönündeki savunma bir def’i olmayıp itirazdır. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Keza TMK’nin 2/2. maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.(bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26/02/2020 Tarih, 2017/11-27 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararı).Karşı dava konusu hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı “...+şekil” markasının tescil tarihinin 31.01.2007 olduğu, karşı davacının tescilsiz kullanımlarının karşı davalı şirketin kullanımından eski tarihli olduğu görülüyorsa da,  gerçek hak sahipliğine dayalı  hükümsüzlük  davasının  23.11.2018  tarihinde ikame edilmiş olduğu, bu durumda marka tescil tarihi üzerinden 11 yıl geçtikten sonra açılan   karşı dava yönünden sessiz kalma yolu ile hak kaybının gerçekleştiği,  davanın reddi gerektiği anlaşılmıştır. Her ne kadar tescilsiz kullanım süresi hükümsüzlük davası yönünden dikkate alınamayacaksa da, markaya tecavüz, haksız rekabet ve buna bağlı olarak tazminat davaları ile terkin istemli davalarda ileri sürülebileceği, sessiz kalma suretiyle hak kaybının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti, MK 2. Madde de düzenlenen hakkın kötüye kullanılmasının korumayacağı ilkesine dayandığından, somut olayın özellikleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bulunan belgeler ve delillerden, 2003 yılından itibaren davalının markayı tescilsiz olarak kullandığı birden fazla şubesi olduğu,  bulunduğu bölgede bilinirlik kazandığı , 2009 tarihinde marka başvurusu yaptığı, asıl davacının   12.10.2018 dava tarihine kadar tescilsiz kullanımla birlikte 15 yıl , tescilden sonra 9 yıl gibi  bir süre dava açmadığı, her iki tarafın sektörde barışçıl şekilde birlikte faaliyet gösterdiği, bunca yıl sonra davalının  markaya tecavüz ve haksız rekabette bulunduğu  ileri sürülerek dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği ve korunamayacağı kanaatine varılarak, markaya tecavüz, haksız rekabet,  ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği  kanaatine varılmıştır.Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.  Davacı ve Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verilmesi gerektiği kanaati ile dosyanın müzakere için heyete tevdii gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/02/2022 tarih ve 2021/153 E., 2022/5 K. sayılı kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacı-karşı davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.16/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9dcad9e3d8dbdafe","SID":"1a9d4a07f10e9ff5"}}