{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2024/1466 Esas  - 2024/1422 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1466 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1422<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t      ...<br>KATİP\t\t: ...\t    ...<br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 06/07/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/512 Esas 2022/393 Karar <br>DAVACILAR <br>VEKİLİ<br>DAVALI \t<br><br>DAVA\t: Şirketin Feshi<br>DAVA TARİHİ\t: 14/10/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 13/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 13/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki şirketin feshi istemine  ilişkin davada Dairemizce verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay tarafından verilen onama kararı üzerine ilk derece mahkemesince verilen davanın feragat nedeniyle reddine, davalı tarafın kabul nedeniyle kısmen kabule karar verilmesi talebinin reddine yönelik ek karara karşı  davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... ve müvekkillerinden her birinin eşit %25 hisseye sahip olduğu 4 ortaktan oluşan ve 10.000 TL esas sermayeye sahip bir şirket olduğunu, diğer ortakların şirkete hiç bir maddi katkıda bulunmadıklarını, şirketin banka hesaplarının incelenmesi neticesinde öğrenmeleri nedeniyle ortaklar arasındaki güven ilişkisinin tamamen sarsıldığını, şirketin mali vb. tüm kayıtlarını incelemek isteyen müvekkillerinin diğer ortaklar tarafından tehdit hakaret gibi ticari ahlaka sığmayacak bir çok hususla karşılaştığını, müvekkillerinin davalı şirketin banka hesabına ve şirketin diğer ortağı ...'nin banka hesabına kredi borçlarını ödemek ve yapılacak yatırımları finanse etmek için paralar gönderildiğini, gönderilen paraların tamamının şirket hesaplarına girerek şirket tarafından kullanıldığını ancak şirketin ticari defterlerine ne şekilde yansıdığının taraflarınca öğrenilemediğini, şirketin çekmiş olduğu kredilerin ...'ye ait dolar hesabına gönderilerek döviz alım satımından kâr elde edildiğini ve elde edilen kârın ... üzerinde kaldığını, davalı şirketin ciddi bir kredi yükü altında olduğunu ve tek öz kaynağının 21/01/2016 tarihinde imzalanmış olan düzenlenme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olduğunu, sözleşmede verilen sürenin dolduğunu ve arsa sahibi tarafından sözleşmenin feshedileceğine dair ihtarnamelerin davalı şirkete ulaştığını, ticaret sicil gazetesi kayıtlarına göre davalı şirketin son gazete tarihi 05/12/2013 tarihli olup, şirketin kanundan kaynaklı hiçbir sorumluluğunu yerine getirmediğini, dava dışı ortakların faaliyetini sürdüremeyen davalı şirket nezdinde münferit yetkili olmalarından dolayı şirketi ve dolayısıyla ortaklık payları oranında müvekkillerini zarara uğratacak iş ve işlemlerin engellenmesi amacıyla tedbiren davalı şirkete kayyım atanmasını ve davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini,  müvekkili şirketin ... ve ... tarafından 14/07/1980 tarihinde kurulduğunu, ...'nin oğlu olan ...'nin de 27/06/2000 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanan karar ile şirket ortağı ve müdürü olarak atandığını, ... ve ... ile akrabalık ilişkisi olan davacıların şirkete katkı sağlayıp şirketin değerini yükseltme taahhüdünde bulunarak ortak olma teklifinde bulunduklarını, ... ve ... tarafından bir iyi niyet göstergesi olarak davacılardan herhangi bir ücret alınmadan davacılara %25'şer hisse verildiğini ve ...'nin şirketi münferiden temsil etmek üzere şirket müdürlüğüne atandığını, şirketin diğer münferiden temsile yetkililerin ... ve ... olduğunu, davacıların kötü niyetli olarak şirketin işleyişini ve faaliyetlerini yürütemez hale gelmesini sağlamak amacıyla şirketten ayrılma bedeli olarak talep ettikleri ödenmesi imkansız bedeli tahsil etmek istediklerini, şirketin yükümlülüğü altında olan inşaat projesinin taahhütlerinden ve kredi borçlarından kurtularak sorumluluğu diğer ortaklar üzerinde bırakmak istediklerini, davacıların üzerlerine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmeyerek şirkete olan özen, bağlılık ve rekabet yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, davacı ...'nin 2013 yılından bu yana müvekkili şirketin müdürü ve ortağı olduğunu, yapılan tüm iş ve işlemlerle ilgili bilgiye sahip olduğu halde kötüniyetli olarak basiretli bir yönetici ve tacir gibi davranmadığını, şirketin muhasebe hesaplarını incelemek için şirkete geldiğinde kendisinin şirkete alınmadığı yönünde gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu, şirketin muhasebe işlerinin şirket dışında bulunan bir muhasebe ofisi tarafından yürütüldüğünü ve her türlü bilgiyi ve belgeyi temin etme hakkı olduğunu, davacıların kendi davranışları ile sebep oldukları bir durumdan dolayı haklı nedenle fesih davası açmalarına olanak bulunmadığını, davacıların rekabet yasağına, bağlılık ve özen yükümlülüklerine aykırı hareket ettiklerini, davacıların şirkete olan yükümlülüklerini ve borçlarını yerine getirmediklerini, şirketin kredi borçlarının ve tüm ödemelerinin ... tarafından yapıldığını ve yapılmaya devam ettiğini, şirketin fesih koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; tüm dosya kapsamı dikkate alınarak, davacıların davalı şirketin feshi davasının reddine, davacıların davalı şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesine, ayrılma akçesi olarak her bir davacı için 5.411.271,26'şar TL olmak üzere toplam  10.822.542,52 TL'nin davalı şirketten alınarak 5.411.271,26 TL'nin davacı ...'ye, 5.411.271,26 TL'nin davacı ...'ye ayrı ayrı ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesi kararına karşı  davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurulmasından sonra davacılar vekilince 22/11/2022 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğinin bildirilmesi, davalı vekilince ise 23/11/2022 tarihli dilekçe ile ortaklıktan çıkmalarına karar verilmesi talepleri ile ayrılma akçesi ödenmesine dair talep sonuçları yönünden kısmen kabul talebinde bulunması üzerine Dairemizin 15.02.2023 tarih ve 2022/1603 Esas, 2023/148 Karar sayılı ilamı ile davacılar vekilinin istinaf isteminin feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerinin feragat ve kabul dilekçeleri hakkında ilk derece mahkemesince ek karar verilmesine karar verildiği, Dairemiz kararının davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.06.2024 tarih ve  2023/2646 Esas  2024/5323 Karar sayılı ilamı ile \"...temyiz olunan  davacılar vekilinin istinaf isteminin feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerinin feragat ve kabul dilekçeleri hakkında İlk Derece Mahkemesince ek karar verilmesine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca onanmasına..\" karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesinin  23/09/2024 tarihli ek kararı ile kabul nedeniyle kısmen kabul yönünde hüküm kurulması isteğinde bulunmuş ise de; davacı tarafın 22/11/2022 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği, ortada davacılar tarafından açılan tek bir dava bulunduğu, feragat karşısında bu kabul beyanının hüküm ifade edemeyeceği, feragatin karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmadığı gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine davalı vekilinin kabul nedeniyle kısmen kabule yönelik talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili  istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince duruşma açılmadan ek karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, davacı tarafın, sadece müvekkili şirketi zarara uğratmak  ve haksız kazanç elde etmek amacıyla iş bu davayı açtığını, ardından söz konusu amacını gerçekleştiremediği için kötü niyetli bir şekilde feragat dilekçesi verdiğini, dilekçenin reddi gerektiğini, ilk kararın kabule ilişkin kısmının istinaf edilmeyerek kesinleştiğini,  ardından müvekkili şirket tarafından kabul dilekçesi verildiğini,  dolayısıyla müvekkili  şirketin talebiyle ilgili olarak kısmen kabul yönünde ek karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. \t<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; şirketin feshi  istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDosya kapsamından, ilk derece mahkemesinin 2020/512 Esas, 2022/393 Karar sayılı 06/07/2022 tarihli kararıyla davacıların davalı şirketin feshi davasının reddine, davacıların davalı şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesine,  ayrılma akçesi olarak her bir davacı için 5.411.271,26'şar TL olmak üzere toplam  10.822.542,52 TL'nin davalı şirketten alınarak 5.411.271,26 TL'nin davacı ...'ye, 5.411.271,26 TL'nin davacı ...'ye ayrı ayrı ödenmesine karar verildiği, davacılar vekili karara karşı 05/09/2022 tarihli dilekçe ile istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davalı vekili 26/09/2022 tarihli dilekçesi ile istinaf talebine cevap vererek dilekçesinde belirttiği hususlar yönünden hükmün düzeltilmesi isteğinde bulunduğu,  davacılar vekilinin 22/11/2022 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiğini bildirdiği, davalı vekilinin ise 23/11/2022 tarihli dilekçesi ile ortaklıktan çıkmalarına karar verilmesi talepleri ile ayrılma akçesi ödenmesine dair talep sonuçları yönünden kısmen kabul talebinde bulunduğu,  karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 15/02/2023 tarih 2022/1603 Esas 2023/148 sayılı kararı ile davacılar vekilinin istinaf isteminin feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerinin feragat ve kabul dilekçeleri hakkında ilk derece mahkemesince ek karar verilmesine karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/06/2024 tarih 2023/2646 Esas, 2024/5323 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. <br>\tYargıtay onama ilamı ile dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesinden sonra mahkemece 23/09/2024 tarihli ek karar ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>\tDavalı vekilinin ek karara yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; <br>\tİş bu dava davalı şirketin ortakları olan davacılar tarafından açılan fesih ve tasfiye davasıdır. <br>\t HMK'nun 310.maddesinin 2.fıkrası uyarınca hüküm verildikten sonra davadan feragat edilmesi halinde, mahkemece feragat doğrultusunda ek karar verileceği belirtilmiştir. <br>\tDavacı taraf  22/11/2022 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirmekle ve ortada tek dava olup mahkemece TTK'nun 636. hükmü de gözetilerek alternatif çözüm yöntemi olarak payın gerçek değerinin ödenmesi sureti ile çıkmaya karar verilmiş olup;  davacı vekilinin  feragat beyanı karşısında feragata göre karar verilmesinde hukuki aykırılık bulunmamaktadır. Davanın niteliği gereği fesih talebi davanın esasını oluşturmakta mahkemece alternatif çözüme hükmedildiğinden kısmen feragat mümkün olmadığı gibi kısmen kabul de mümkün değildir.  <br>\tHMK 311. maddesi uyarınca davadan feragat kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl eder. Davacılar vekilinin feragati aynı yasanın 309. maddesine uygun olduğundan ve yine aynı yasanın 74. maddesi uyarınca davadan feragate yetkili bulunduğundan davanın feragat nedeniyle reddine dair ek karar usul ve yasaya uygundur. <br>\tDavalı taraf 23/11/2022 tarihli dilekçesi ile; kabul nedeniyle kısmen kabul yönünde hüküm kurulması isteğinde bulunmuş ise de; davacı tarafın 22/11/2022 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği, ortada davacılar tarafından açılan tek bir dava bulunduğu, feragat karşısında bu kabul beyanının hüküm ifade edemeyeceği, feragatin karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDava TTK'nun 630.4.maddesine dayalı haklı sebeple fesih davası olduğundan davalı yararına maktu vekalet ücreti hükmedilmesi de usul ve yasaya uygundur. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ek kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/12/2024<br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                            Üye - ...                 Zabıt Katibi -...<br>...              ...       ...                 ...<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8644aa1770a985d1","SID":"da2c7cdf25a0c33f"}}