{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2024/264 <br>KARAR NO: 2025/23<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 12/12/2023<br>NUMARASI: 2022/933 Esas, 2023/790 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/01/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında, davalı şirketin yapımı için üzerine aldığı; \"...  Villa Projesi, ... Dairesi ve ... Villa Projesi\"deki muhtelif inşaat işlerinin müvekkili tarafından tamamlanması konusunda taşeronluk (malzem+işçilik) sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu üç projenin muhtelif inşaat işlerinin yapılması karşılığında davalı şirketin müvekkili şirkete olan toplam borcunun 2.548.353,84 TL olduğunu ve buna ilişkin hakedişin davalı tarafça 28.04.2022 tarihinde onaylandığını, bu bedelin 2.349.285,78 TL olan kısmının ödendiğini, 13.400,00 TL'lik kısmının şantiye kesintileri sebebiyle düşüldüğünü ve davalı şirketin müvekkili şirkete 185.668,06 TL bakiye borcunun kaldığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında gerçekleşen mail yazışmaları, davalı tarafa karşı kesilen ve itiraz edilmeyen faturalar ile tarafların ticari defterleri incelendiği taktirde davalı tarafın takip miktarı kadar müvekkili şirkete borçlu olduğunun tespit edileceğini belirterek, bu alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üstünden davalı aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, sadece faturanın karşı tarafa tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olmasının yanlar arasında akdî ilişkinin kurulmuş ve iş bedelinin istenebilir olduğu, başka bir ifade ile faturanın verilmesine neden olan malın teslimi veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelemeyeceğini, davacı tarafça dava konusu faturalarda zikrolunan tutarlara karşılık gelen içerikte   müvekkiline verilmiş bir hizmet bulunmadığını, davacı tarafça, her ne kadar, muhtelif inşaat işlerinin yapılmasından doğan alacaklarının hakediş usulüyle takibinin sağlandığı ve dava konusu faturalara ilişkin hakedişlerin müvekkili tarafından onaylandığı ileri sürülmüşse de, davacının söz konusu iddia ve beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında akdolunan sözleşme ile öngörülen yükümlülükler davacı şirket tarafından hiç bir suretle ifa edilmediğinden müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı yararına icra inkar tazminatı tayini için gerekli yasal koşulların oluşmadığını belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davacının 27.05.2022 tarihi itibarı itibariyle davalıdan 185.668,07 TL alacağının bulunduğu, takibe bu miktar yönünden yapılan itirazın haksız olduğu, alacağın likit ve bilinebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatının yasal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı/takip borçlusunun, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, kabulüne karar verilen alacağın %20 'si  oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere, tespit olunan alacak tutarının sadece kaydi olarak hesaplanmış olup, faturalara konu malzeme, işçilik ve metraj detaylarının bilinmediğini, fatura içeriğinin belirsiz olması, karşı tarafça faturaya konu edilen hizmetlerin müvekkili şirkete verilmemesi sebebiyle yapılan alacak miktarına yönelik hesaplamanın hukuken kabulünün mümkün olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2004/7832 E. ve 2005/4738 K. sayılı ilamında, faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmaması halinde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesinin doğacağı, faturanın verilmesine sebep olan iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği yönünde karar verildiğini, bu karara göre sözleşme konusu işin yapılmış olduğunun davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini ve faturanın ticari deftere kaydedilmiş olmasının dahi yalnızca karine teşkil etmekte olup her zaman aksinin ispat edilebileceğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin 2017/897 E. ve 2018/808 K. sayılı ilamının da aynı yönde olduğunu, dava konusu faturaların \"Muhtelif inşaat işleri yapımı (malzeme+işçilik)\" şeklinde soyut ifadeler içerdiğini ve fatura kapsamında müvekkiline verildiği iddia olunan hizmet somutlaştırılmadığı gibi mezkur faturanın somut kanıtlarla da desteklenmediğini, fatura kesilen tutar ile yapıldığı iddia edilen işin, kullanılan malzemenin, gerçekleştirilen işçiliğin uyuşup uyuşmadığının tespiti gerektiğini, taraflarınca sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkili şirket tarafından karşı tarafa ödenen yüksek meblağ nazara alındığında ödenmediği iddia edilen bedel oldukça düşük olmakla, 2 milyon Türk Lirası ödeme yapan şirketin 200 bin Türk Lirası'nı ödememesinin hayatın olağan akışı ve ticari hayat ile bağdaşmadığını, itirazlarındaki haklılıkları, dava konusu alacağın yargılamayı gerektirdiği hususu ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin de reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dava, taraflar arasındaki \"bir kısım inşaat işlerinin yapımına ilişkin\" taşeronluk sözleşmesi kapsamında bakiye 185.668,06 TL iş bedeli (fatura) alacağının davalıdan tahsili talebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalı vekili, dava konusu faturalarda zikrolunan tutarlara karşılık gelen içerikte müvekkiline verilmiş bir hizmet bulunmadığını, bu fatura içeriklerine konu işlerin yapıldığının davacı tarafça ispatı gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davaya konu icra takibinde dayanak 3 adet fatura davalı defterlerinde kayıtlı olduğundan bu faturalara konu işlerin yapılıp teslim edildiğinin ispat edilmiş sayılacağı, bunun aksinin davalı tarafça ispatı gerektiği, davalı iş sahibi tarafından davaya cevap ve istinaf dilekçelerinde bir eksik ve ayıp savunmasında bulunulmadığı, sadece faturalara itiraz edilmesinin ve deftere kaydedilmesinin bu faturalara konu işlerin yapılıp teslim edildiğini ispata yeterli olmayacağının savunulduğu, bu durumda davalı ticari defterleri ile sabit olan takibe konu alacak bakımından itirazın iptaline ve alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/12/2023 tarih ve 2022/933 Esas, 2023/790 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Alınması gereken 12.682,99-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 3.171,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.511,99-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2fafbb54b8e69767","SID":"c82cd8ec5c96a433"}}