{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1127 Esas<br>KARAR NO:2025/36<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:10/02/2022<br>NUMARASI:2020/2 E. - 2022/23 K.<br>DAVANIN KONUSU:Endüstriyel Tasarım (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:09/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesi ile; Avrupa’nın çeşitli kentlerine açılan müvekkili şirket tarafından üretilen ürünlerin 100’den fazla ülkede satışa sunulmakta olduğunu, 1967 yılında “...” markası altında “Yeni Yıl” konseptiyle ilk defa piyasaya sürülen yuvarlak çikolataların, 1969 yılında tüketiciler tarafından en çok tercih edilen ürünler arasında yer alması nedeniyle, bu tarihten itibaren müvekkilinin ürün yelpazesine kalıcı olarak dahil edilmiş olduğunu, müvekkil ile özdeşleşmiş kutuların biçimleri ve üzerinde yer alan çizgiler, renkler, kutuların içerisinde yer alan çikolataların ambalaj ve şekilleri ile davalı tarafından kullanılan ürün ve kutular incelendiğinde, söz konusu kullanımların müvekkili kullanımları ile ayırt edilemeyecek  derecede benzer olduğunun görüldüğünü, bunun üzerine davalıya eylemlerini sonlandırması amacıyla noter aracılığıyla ihtarname keşide edildiğini, davalı tarafından gönderilen cevabi ihtarnamede, “...” sloganının TPMK nezdinde kendi adına tescilli olduğu ve kullanılmaya devam edileceği, “...” ve “...” markalı ürün ambalajlarında değişikliğe gidilmeyeceğini, ancak “...” markalı ürün ambalajında gerekli değişikliğin yapılacağının beyan ettiğini, bu süreçten sonra davalının “...” markalı ürün ambalajlarına ilişkin olarak değişikliğe gidileceğini bildiren taraf ile uzlaşma görüşmelerine başlandığını ve davalı ile “...” markalı ambalajların yalnızca ambalaj üzerindeki çiçek deseni kaldırılarak değişikliğe gidilmiş olduğunu, davalının söz konusu değişikliğinin genel görünüme bir etkisi olmadığını ve yapılan değişikliğin davalı ambalajının davacı ambalajından uzaklaştırmaya yetmediği belirtilmiş olmasına rağmen herhangi bir yanıt alınamadığını, bu süreç devam ederken müvekkili şirkete ait olan “...” markalı emoji çikolatalarının da benzerinin davalı firma tarafından üretildiğini tespit ettiklerini, davalının “...”, “...”, “...”, “...” markalı çikolata ambalajı ve ambalaj içindeki çikolata ambalaj tasarımlarının, müvekkilinin haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek, davalının üretimini yaptığı dava konusu ürünlerin ve eylemlerinin müvekkiline yönelik tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, men'ini, ref'ini ve  tecavüz teşkil eden ürünlerin toplatılarak imhasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin 1990 yılında kurulmuş olduğunu, ancak müvekkili şirketin sektördeki ticari faaliyetlerinin 1924 yılına dayandığını, müvekkilinin o yıllarda “..., ... ve ...” adın altına faaliyet göstermiş olduğunu, bugün müvekkili şirketin çikolata kaplı draje çeşitlerinden madlen çikolatalara, spesiyal çikolatalardan tablet çikolatalara kadar çikolatanın hemen her çeşidinden oluşan dev ürün yelpazesiyle “...” markası altına ürünlerini dış piyasalarda pek çok ülkeye satarak dünya pazarlarına sunmakta olduğunu, müvekkilin TPMK nezdinde tescilli olan 150’den fazla markası bulunduğunu, davacı ile müvekkil arasındaki ihtilafın davacının Ankara ... Noterliği vasıtasıyla müvekkiline gönderdiği 02.02.2017 tarihli ihtarname ile başlamış olduğunu, müvekkil tarafından Beyoğlu .... Noterliği vasıtasıyla 28.02.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile davacının iddia ve taleplerine usulüne uygun olarak cevap verilmiş olduğunu, müvekkilin ... nolu “...”, ... nolu “...”, ... nolu “...” ve ... nolu “...” markalarının TPMK nezdinde müvekkili adına tescilli markalar olduğunu, müvekkilin in“...” markalı ürününün ambalaj tasarımındaki silindir şekil, sarı ve altın sarısı renklerin davacıya verilmiş münhasır unsurlar olmadığını, bunların çikolata ürünlerinin satış ve dağıtımında sıklıkla kullanılan şekil, renk ve takdim tarzı olduklarını, piyasada aynı takdim tarzı ile tüketiciye sunulan pek çok ürün bulunduğunu, müvekkilin “...” ve “...” markalı ürünlerinin ambalaj tasarımlarının renk ve şekil unsurlarının benzerliği ile ilgili davacı iddialarının hiçbir surette kabul edilemeyeceğini, müvekkilin ...” markasının tescil ve kullanımının davacının “...” ibareli ... nolu markasından çok daha önce tescil edildiği ve kullanıldığını, bu nedenle markalar arasında bir benzerlik var ise de bunun davacı lehine yorumlanamayacağını ve bu bakımdan hiçbir surette davacı iddialarının kabul edilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının \"...\" isimli ürün ambalajı kullanımının davacı adına tescilli \"...\" tescil nolu tasarımlar ve bu tasarımların kullanıldığı ambalaj tasarımından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, ihlal teşkil eden davalı tarafa ait \"...\" ürününe ait ambalajların bulundukları yerde el konularak imhasına, davacının sair tescilsiz tasarımlara ilişkin talepleri yönünden davasının REDDİNE,\" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-davanın tümden kabulünün gerektiğini, Davalıya ait ‘...’ markalı çikolataların ambalaj tasarımı ve yine ambalaj içerisindeki çikolataların yuvarlak biçimi ve paketlemesinin müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı ‘...’ markalı çikolata ambalajıyla iltibas yaratacak derecede benzemekte ve haksız rekabet yaratmakta olduğunu, bilirkişi raporunda yalnızca ambalajların dış paketlemesi ve silindir şeklindeki kutu incelemesi yapılmış olup, kutunun içerisinde yer alan yuvarlak çikolata paketleme şekline değinilmediğini,  müvekkilinin ... adını verdiği silindir paketleme biçimi ile ... markasını piyasaya sürdüğünü, yine söz konusu silindir paketlemenin içeriğinde de kare şeker kağıdının iki taraftan kıvrılması suretiyle içerikteki yuvarlak çikolata paketlemesi gerçekleştiğini, ... markalı çikolataların ambalaj görsellerden görüldüğü üzere müvekkilinin ambalajlama biçimi birebir aynı olup iki ambalaj da silindir boru şeklinde tasarlandığını Bilirkişi raporunda da:“Karşılaştırılan ambalajlar benzer oranlarda silindir gövdeye sahip olup, kapaklarının biçim ve oranları benzerdir” denilmek suretiyle genel görünümdeki benzerliğe vurgu yapıldığını, her iki görselde de orta kısımda ambalajın içindeki çikolataların gözükebileceği birbölüm yer almakta olup, markalar ambalajın yukarısına yerleştirildiğini, ambalajın en alt bölümünde ise ürüne ilişkin bilgiler yer aldığını, ambalajların renginin de aynı olması iltibas tehlikesini arttırdığını, her iki ambalajın üzerindeki çatı markalar ... ve ... altın sarısı renkte olduğunu, silindir şeklindeki dış ambalajın içerisindeki ürünler de aynı olup, yuvarlak Çikolatalar olup ve yine bu çikolataların ambalajlanma biçimi de aynı olduğunu, davalı tarafa ait ... markalı çikolataların ambalajlanma biçimi, kullanılan renkler, içeriğindeki çikolata ve çikolatanın ambalajlanma biçimi müvekkili firmanın... markası ile satışa sunduğu ürünle ile aynı olduğunu,-Müvekilinin... çikolatalarının ambalaj biçimi ve kutu tasarımına ayırt edilemeyecek kadar benzer olan “...” VE “...” Markalı çikolata paketlemesi arasında da büyük benzerlik olduğunu, aynı şekilde dikdörtgen prizma biçimde tasarlanmış olan kutuların ön tarafındaki pencereden kutunun içerisinde yer alan ürünler gözükmekte olup, müvekkilinin ambalajında yer alan yukarıdaki tutma kulakçığı aynı şekilde davalı tasarımında da kullanıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da seçenek özgürlüğünü ortaya koymak adına yine, farklı firmaların kullanımları örnek gösterilmişse de, söz konusu kullanımların hiçbirinde müvekkilinin ambalajı taşıma kolaylığı sağlayan üst kulakçık  yer almadığını, Davalı tarafından, müvekkili ambalajlarının üst kısmının aynen taklit edilmek suretiyle ve bir bütün olarak paketleme biçimi oluşturulduğunu, müvekkiline tasarımın ... nezdinde ...sayı ile tescilli olduğunu, Bilirkişilerce tasarımların farklı olduğu sonucuna “genel görünümde belirgin farklılıklar bulunduğu sonucuna varılmıştır” şeklinde açıklanmakta isede bu tespitin dayanağının somut olarak ortaya konulamadığını, müvekkiline ait ... ibareli tasarım ile karşı tarafın ... isimli tasarımlarının davalı tarafından müvekkili ürün ve paketleme biçimleri takip edilerek uygulanmakta ve haksız rekabet yaratılmakta olduğunu,-Müvekkilinin uzun yıllardır Türkçesi “...” anlamına gelen “...” sloganını kullandığını, sloganın ülkemizde de ... sayı ile marka olarak tescil ettirildiğini ve 1998 tarihinden bu yana yurt dışında ve ülkemizde aktif olarak kullandığını, Davalı tarafın da ...internet sitesinde reklamlarında  ve firmaya ait ürün kataloglarında  kendi markasını ‘...’şeklinde nitelendirdiğini, ilgili Yargıtay kararlarında da bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini,  dava konusu ürünlerin tasarımcısının, tasarımı geliştirmek açısından sayısız seçeneği bulunduğu ve hiçbir teknik zorunluluk bulunmadığı halde,müvekkilinin tasarımına ayırt edilemeyecek derecede benzer tasarımları kullanmış olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ nun 55/1-a-4 maddesi ve  56. Madde hükmü ve 57/5 nci maddesi uyarınca başkasının mallarının ambalaj ve dizaynlarında da benzerlik yaratma halinin, haksız rekabetin varlığının kabulünü gerektirdiğini, ilgili sunulu Yargıtay kararların da da ürünlerin ambalajları arasındaki benzerliğin haksız rekabet teşkil ettiğinin hükme bağlandığını,  davalı tarafın eylemlerinin tümü bir arada incelendiğinde haksız rekabet yarattığı ve yine müvekkiline ait ... sayılı tasarımdan kaynaklanan  haklarına  tecavüz teşkil ettiğini, bu nedenle davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;-Yerel Mahkemenin müvekkilinin .... ürünleri ile ilgili olarak vermiş olduğu kararın, eksik incelemeye dayalı Bilirkişi Kök ve Ek Raporuna dayanılarak verildiğini, sektörel kullanım göz önünde bulundurmadan değerlendirme yapıldığını, Kök Raporda bilirkişilerin sadece müvekkilinin ...ürünlerinin ambalajları ile davacının ... sayılı tasarım tescili arasındaki genel benzerliği değerlendirdiklerini, her ne kadar Ek Raporda, itirazlarıdoğrultusunda tekrar birdeğerlendirme yapılarak sektörden verilen benzer konseptli ürün örneklerinin görüntüleri Ek Rapor kapsamına alınmışsa da bunlarla ilgili yine bir değerlendirme yapılmadığını, Müvekkilinin... markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde... sayı ile tescilli ve korunan bir marka olduğunu, Müvekkili şirketin bu ürünlerin ambalaj tasarımlarında tüm Dünya’da yaygın olarak kullanılan ve kimsenin üzerinde münhasır bir hakka haiz olmadığı, harcı alem birer unsur haline gelmiş emojilerden esinlendiğini, davacının emoji konseptinin yaratıcısı olmadığı gibi, emoji kullanımı hususunda münhasır bir hakka da sahip olmadığını,Ek Bilirkişi Raporu’nun15 Sayfasında  “Davalı tarafa ait ambalajlar incelendiğinde benzer yüz mimik ve aksesuarlarında karakterize edilmiş farklı göz rengine sahip oldukları görülmüştür. Karşılaştırılan tasarımları oluşturan bütün öğeler benzer renk, oran ve biçimdedir. Tasarımlar arasında bulunan farklar küçük ayrıntılarda olup, tasarımların bütüncül algısında ayırt edici nitelik kazandırmamaktadır.” görüşünün yer aldığını, ... sektör dışındaki kullanımlarında da sarı zemin üzerine, gözlüklü, kalpli, dil çıkaran, gülümseyen bazı görsellerin yer alması, bu tasarımlar bakımından belirtilen unsurların benzerlik ve iltibas olarak değerlendirilemeyeceğini gösterdiğini, teciline konu ambalajlarının tek- tek inceleme konusu yapılması gerektiğini,... konseptinin kullanıldığı davacı ve müvekkiline ait ürün görselleri arasındaki benzerlik ve iltibas değerlendirmesini yaparken Sayın Bilirkişilerin yalnız tasarımda seçenek özgürlüğü yönünden değil, aynı zamanda tasarımın özgünlüğü bakımından da bir değerlendirme yapması gerektiğini, piyasada zaten yaygın olarak kullanılan bir tasarım ve ambalaj biçimini benimseyip kullanan davacının, bunun benzerlerine katlanması gerektiği ve bu nevi ürünler bakımından tasarımcının seçenek özgürlüğünün aslında çok da olmadığını, bu yönde 2. ek rapor düzenlemelerinin istenmesi gerektiğini,  Yerel Mahkeme kararında benzer olarak değerlendirilen davacı ve müvekkiline ait bu ürünlerin dökme ürün gibi değil, esasen birer dış ambalaj içinde satılıyor olduklarını, dış ambalajlar bakımından müvekkili ve davacı ürünlerinin benzer olarak algılanmalarının mümkün olmadığını,... sayılı tasarım ülkemizde tasarım korunması dahi olmayan bir tasarım olduğunu, müvekkilinin ... ürünleri yönünden, istinaf itirazlarının kabul edilerek Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini,-davacı tarafından Ankara .... Noterliği vasıtasıyla müvekkiline gönderilen 02.02.2017 tarihli ihtarnameye  istinaden davacıya Beyoğlu ... Noterliği vasıtasıyla 28.02.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı bir  ihtarname gönderildiğini,  cevabi ihtarnamede müvekkili ürün markası ve ambalaj tasarımları ile muhataba  ait ürünlerin marka ve tasarımları, takdim ve sunuş tarzları arasında iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığı, belirli kategorilerdeki ürünlerde yaygın olarak kullanılan bazı renklerin bulunduğu ilgili sektörde hizmet veren herkesin malumu olduğu, müvekkilinin “...” markasının tescil ve kullanımının davacının“...” ibareli ... sayılı markasından çok daha önce tescil edildiği ve kullanıldığı bu nedenle markalar arasında bir benzerlik var ise, bunun davacı lehine yorumlanamayacağı, sadece ... ürünü ambalajında bazı değişiklikler yapılabileceğine de dikkat çekildiğini, ve sulh görüşmelerine başlandığını, müvekkilinin ... ürünlerinin ambalajlarını değiştirip davacıya gönderdiğini ve kullanıma son verildiğini ancak eski ürünlerin bir raf ömrü olduğundan bunların kullanıldığını, taraflar arasındaki yazışmalarda da eski ambalajları değiştirdiklerini, ... ürünleri için yeni ambalaj kullandıklarını ve bunların uzun süredir piyasada olduğunu, Romanya’da tespit edilen ürünlerin raf ömrü dolmamış eski ürünler olabileceğini belirttiklerini, yazışmaların sunulduğunu, davacının sunulan yazışmalara ilaveten 11.03.2019 ve 29.05.2019 tarihinde taraflarına iki mail göndererek müvekkilinin ambalajlarda yaptığı değişikliğin yeterli görülmediğini yazılı olarak bildirdiklerini iddia etse de belirtilen bu yazışmaların hiçbir suretle taraflarına uluşmadığını, Davacı ile sulh görüşmelerinin 2017 yılının Mayıs ayında başladığını ve 2017 yılının Haziran ayında ... ürünlerinin ambalajları değiştirilerek davacıya onay için gönderildiğini,Davacının da yapılan değişiklikleri kabul ettiğini ve eski ambalajların kullanımına da son verildiğini, Aralık 2017’den Ocak 2019’a kadar davacı ile aralarında hiçbir yazışma olmadığını, davacının müvekkili ile dava tarihinden yaklaşık 3 yıl önce yapmış olduğu mutabakatı hiçe saymak suretiyle iş bu davayı açtığını, sulh olunduğu yönünde inancın oluşmasına sebebiyet veren davacının, uzun süre sessiz kalmak suretiyle bu duruma kendisinin sebebiyet verdiğini, davacının ... ürünlerinin silindir ambalajlarının, bu ambalajlarda kullanılan renklerin ve ambalaj içinde yer alan çikolataları saran sargıların davacı tarafından üretilen ... ürünleri ile haksız rekabet yaratacak şekilde benzer olduğunu  iddia etmişse de genel itibariyle bu takdim şeklinin davacıya ait veya onun münhasır kullanımda olan bir takdim şekli olmadığını, sarı ve altın sarısı renkler üzerinde davacıya verilmiş münhasır bir koruma olmadığını, bunların çikolata ürünlerinin satış ve dağıtımında sıklıkla kullanılan şekil, renk ve takdim tarzı olduklarını, nitekim piyasada aynı takdim tarzı ile tüketiciye sunulan pek çok ürün bulunduğunu, ambalaj tasarımlarının da birbirlerinden çok farklı olduğunu, davacının müvekkilinin ... ürünlerinin eski ambalajlarında, ambalaj desenlerinin değiştirilmesi suretiyle aynı ambalajın kullanıma devam edilmesinde bir sakınca görmediğini, davacının münhasır bir hakka haiz olduğunu iddia ettiği,silindir ve plastik bir ambalaj kutusu içinde çikolata satışına ilişkin yöntemin sektörde yaygın olarak kullanılan bir satış ve pazarlama biçimi olduğunu, ... ürünlerinin markasal unsurları, bunların yazım biçimi, ambalaj üzerinde kullanılan renkler ve desenler davacının... markası ile piyasaya sürdüğü ürünlerin ambalaj tasarımlarında yer alan unsurlardan tamamen farklı olduğunu,  ... ve ... ürünleri bakımından da takdim şeklinin ilgili sektörde yaygın olarak kullanıldığını, harcı alem bir kullanım biçimi olduğunu, bu markalı ürünlerinin satışa sunulduğu çikolata kutuları gibi bu çikolata kutularının ambalaj desenleri, renkleri de davacının ürünlerinden oldukça farklı olduğunu, biçimi, rengi ve deseni yönünden ambalaj kutularının farklı olması gibi, bu ambalaj kutuları içindeki çikolata ürünlerinin de hiçbir suretle benzerlik göstermediğini, ürünlerdeki dikdörtgen şekil ve kulp detaylarının ilgili sektörde sıklıkla kullanılan unsurlardan olduğunu, Müvekkili şirketi “...” slogan markasını ilk defa 2012 yılında marka olarak tescil ettirdiğini, 2010 yılında çekilmiş TV reklam filmlerinde dahi bu slogan markasının kullanıldığını,“...” markasının tescil ve kullanım önceliğinin müvekkili şirkette olduğunu, müvekkilinin ... isimli ürün ambalajları yönünden kararın kaldırılarak, bu ambalaj tasarımları yönünden de davanın reddine, “...”, “...”, “...” ve “...” isimli ürün ambalajları yönünden Yerel Mahkeme kararı usul ve kanuna uygunbulunduğundan davacının yasal dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalının, davacıya ait tescilsiz ambalaj tasarımları ve davacı adına tescilli ... tescil numaralı tasarımdan doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti, men'i, ref'i ile tecavüz teşkil eden ürünlerin imhası taleplidir.Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... tescil numaralı tasarımın 17/08/2015 tarihinden itibaren 5 yıl müddetle davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 14/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu ürün ambalajı muhteviyatlarının yaş grubu gözetmeksizin, büyük küçük her yaşta insanın severek tükettiği, aynı tüketici grubuna hitap eden ve aynı satış ve pazarlama noktalarında satışa arz edilen ürünler olduğu,  davacı tarafa ait tescilsiz “...” ürün ambalajı ile davalı tarafa ait “...” ürün ambalajı arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin  farklılıklar bulunduğu, bu sebep ile farklı olarak algılandıkları, davacı tarafa ait tescilsiz ürün ambalajı ile davalı tarafa ait “...”, “...in ...” ve “...” isimli ürün ambalajları arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde  yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu, bu sebep ile farklı olarak algılandıkları, davacı tarafa ait ... numaralı tasarım tescili ile davalı tarafa ait “...” isimli ürün ambalajı arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları belirtilmiştir. 18/01/2022 havale tarihli ek raporda, \"Dava konusu ürün ambalajı muhteviyatlarının yaş grubu gözetmeksizin, büyük küçük her yaşta insanın severek tükettiği, aynı tüketici grubuna hitap eden ve aynı satış ve pazarlama  noktalarında satışa arz edilen ürünler olduğu, davacı tarafa ait tescilsiz “...” ürün ambalajı ile davalı tarafa ait “...” ürün ambalajı arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu, bu sebep ile farklı olarak algılandıkları, davacı tarafa ait tescilsiz ürün ambalajı ile davalı tarafa ait “...”, “...,...” ve “...” isimli ürün ambalajları arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu, bu sebep ile farklı olarak algılandıkları, davacı tarafa ait ... numaralı tasarım tescili ile davalı tarafa ait “...” isimli ürün ambalajı arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, davacı tarafa ait tescilsiz “...” ve “....” ürün ambalajları ile davalı tarafa ait “...”, “...”, “...” ve “...” markalı ürün ambalajları arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu kanaatine varılmış olmakla, belirtilen ürün ambalajları yönünden haksız rekabet koşullarının mevcut olmadığı, davacı taraf adına tescilli olan ... nolu tasarım ambalajı ile davalı tarafa ait “...” markalı ürün ambalajı arasında iltibasa sebebiyet verecek benzerliğin olması ve davalının ambalaj tasarımlarının kullanılması suretiyle bir çıkar elde edilmiş olması TTK m. 55/1/a/4 uyarınca davacının emeğinden haksız faydalanma olarak haksız  rekabet kapsamında değerlendirileceği\" belirtilmiştir. Davacı istinaf istemine ilişkin olarak; Davacı vekili tescilsiz tasarımlara yönelik olarak, tasarıma tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni ve ref'ini talep ettiği, davanın açılış tarihi dikkate alındığında, uyuşmazlığın çözümünde 6769 Sayılı SMK 59/2 maddesinin uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.6769 Sayılı SMK 59/2 maddesinde; \"Tescilsiz tasarım, sahibine birinci fıkrada belirtilen fiilleri engelleme hakkını sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması halinde verir. Korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğu kabul edilmez.\" hükmü düzenlenmiştir.Davacı, Davalıya ait ‘...’ markalı çikolataların ambalaj tasarımı ve yine ambalaj içerisindeki çikolataların yuvarlak biçimi ve paketlemesinin,  kendisine ait ‘...’ markalı çikolata ambalajıyla iltibas yaratacak derecede benzediğini ve haksız rekabet yarattığını istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü, tasarımların benzer oranlarda bir geometri üzerine uygulandığı, benzer oranlarda silindir gövdeye sahip olduğu, davacı tarafa ait ambalajda tam ortada yukarıdan aşağıya doğru dardan genişe doğru ilerleyen ve aşağıda tekrar daralan kavisli yapıda sınırlar içinde floral desen yer aldığı, davalı tarafa ait üründe ürünün üst kısmında her iki yanda dar bir alanda simetriğe yakın biçimde floral bir desen yer aldığı  ancak  yüzey üzerinde yer alan grafik kompozisyonlarının farklı olduğu, ayrıca dosyaya sunulu taraflar arasındaki yazışmalar incelendiğinde, grafik konusunda tarafların sulh oldukları, aksi yöndeki davacı iddialarının ise ispatlanamadığı, ambalaj tasarımlarının da birbirlerinden çok farklı olduğu, bilirkişi raporunda silindir ve plastik bir ambalaj kutusu içinde çikolata satışına ilişkin yöntemin sektörde yaygın olarak kullanılan bir satış ve pazarlama biçimi olduğunun tespitinin de yapıldığı, ambalaj üzerinde kullanılan renkler ve desenler ile markanın davacının desenleri ve markasından farklı olduğu, SMK 59/2 maddesinde düzenlenen \"aynılık veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerlik\" koşulunun gerçekleşmediği,  bu konudaki davacı istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalının kullanımında olan,  ... ve ... ürünlerinin, davacının ... ürünü ile benzer olduğu yönündeki istinaf isteminin ise, ambalajların benzer oranlarda dikdörtgen gövde yapısında sahip olduğu, üst yüzeylerinde birer taşıma sapı bulunduğu ancak renk, biçim, oran ve yerleşimlerin farklı olduğu, kutu üzerindeki  pencerelerin oran ve yerleşimlerinin çevresini saran grafik öğeler ile beraber farklı algılandığı ve ambalajda ayırt edici niteliği oluşturan grafik kompozisyonlarının farklı olduğu, ambalaj kutuları içindeki çikolata ürünlerinin de benzerlik göstermediği,  ambalaj üzerinde kullanılan renkler ve desenlerin de davacının desenlerinden farklı  SMK 59/2 maddesinde düzenlenen \"aynılık veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerlik\" koşulunun gerçekleşmediği,  bu konudaki davacı istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Yargıtay 11. HD' nin benzer bir uyuşmazlıkta vermiş olduğu 2021/89 Esas,  2021/3954 Karar sayılı kararında; \"tescilsiz tasarımlar yönünden, 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 55/4, 56/4-5, 59/2 ve 69/2 maddelerinde getirilen yeni düzenlemeyle, ilk defa Türkiye’de kamuya sunulmuş olması, mutlak anlamda yeni ve ayırt edici olması koşuluyla, sadece üç yıl için koruma getirilmiştir. Söz konusu şartları taşıyan tescilsiz tasarımlara da tescilli tasarımlar gibi SMK hükümlerine göre koruma sağlanacaktır. Kanun madde gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, 6769 sayılı SMK’daki koruma bir yana, tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine ulaşması ve onunla özdeşleşmesi, öte yandan taklidini üretenlerce, işletmesel kökenleri itibariyle tasarıma konu malların işletmesel kökenlerinin karıştırılmasına yol açacak tedbirlerin alınmaması, diğer bir anlatımla hedef tüketici kitlesinin bakış açısına göre, orijinal ve taklit malların aynı veya aralarında idari, ekonomik ya da işletmesel bağ bulunan işletmelerce üretilmiş olabileceği hususunda karıştırılma ihtimaline yol açılması halinde söz konusu olabilecektir. Bunun dışında, orijinal tescilli tasarımlar için bile her beş yılda bir yenilenmek koşuluyla yirmi beş yıllık koruma sağlandığı ve sürenin sonunda tasarım hakkının topluma intikal edeceği kabul edildiği halde, haksız rekabet hükümlerinden ve emeğin korunması ilkesinden hareketle sırf orijinal olmasından dolayı tescilsiz tasarımlara daha fazla hak bahşedildiği de iddia edilemez (Füsun Nomer Ertan, Tasarımların Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Korunması Artık Söz Konusu Değildir, Türkan Rado’ya Armağan, Oniki Levha, İst-2020, s. 313-317).Haksız rekabetin önlenmesindeki amaç, serbest piyasa düzeninde, herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmesini sağlamak suretiyle bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.  Dürüst ve bozulmamış rekabetin varlığı, piyasa katılımcılarının (tüketiciler, tacirler, rakipler) yanında, bireysel rekabet düzeninin korunmasını da gerektirir. Tacirlerin korunması ilkesi çerçevesinde koruma unsurlarından biri de emeğin ve yatırımların korunması olmakla birlikte, fikri mülkiyet hakları özelinde, bütün dünyada ve ülkemizde geçerli olan tescile bağlı ve süreyle sınırlı koruma ilkelerinin de göz ardı edilmemesi gerekir. Bu çerçevesinde, haksız rekabet hükümlerine dayanılarak anılan ilkeleri geçersiz kılacak veya zedeleyecek yorumlardan dikkatle kaçınılmalı ve bu noktada haksız rekabet hükümleri dar yorumlanmalı, konuya ilişkin özel hükümlerin ötesinde, mal veya hizmetlerle ilgili olarak tekel yaratılmamalı, ekonominin sağlıklı şeklide işlemesi için serbest rekabet ortamı özenle korunmalıdır. \"denilmektedir.Emsal Yargıtay içtihadından da anlaşılacağı üzere, tescilsiz tasarımlara SMK ile getirilen korumanın belli koşulları bulunduğu, yeni ve ayırt edici tasarımın sahibi lehine işletmesel kökene işaret edecek şekilde yüksek bir ayırt ediciliğe sahip olması, kamuya sunuluş tarihinden itibaren üç yıllık süre için koruma sağlaması ve taklit tasarım yönünden tasarıma konu malların işletmesel kökenlerinin karıştırılmasına yol açacak tedbirlerin alınmaması halinde tescilsiz tasarım sahibinin SMK 59/2 maddesi gereğince koruma talep edebileceği anlaşılıyorsa da, somut olayda davalı ürünlerinde işletmesel kökenin ayırt edilmesine yol açacak farklılıklar bulunduğu gibi, piyasada benzer ambalaj kutularının bulunduğu üzerindeki grafik unsurlar, renkler ve markalar ile farklılaştıkları anlaşılmış, somut olayda toplanan tüm deliller ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde davacının lindor ve lindt ürünleri yönünden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür.Davalı şirketin “...” slogan markasına yönelik  olarak kullanıma ilişkin Mahkemece değerlendirme yapılmadığı, ileri sürülmüş ise de, davanın sair hususlar yönünden reddinin bu hususu da kapsadığı ancak mahkemece bu hususta gerekçeye yer verilmemesinin yerinde olmadığı, davacının Türkçesi “...” anlamına gelen “...” sloganını kullandığı ve ... sayı ile marka olarak tescil ettirildiği, ancak markalar arasında anlam dışında bir benzerlik bulunmadığı, Fransızca'nın ve  “...” ibaresinin anlamının Türkiye'de yaygın olarak bilinmediği, davalının kullandığı ... sloganının davacı markası ile  iltibas tehlikesinin bulunmadığı, mahkemece bu marka yönünden de sonuç olarak davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de, kararın gerekçesi düzeltilmekle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı istinaf istemine ilişkin olarak; Davalı ... ürünleri ile ilgili raporun yeterli olmadığını ileri sürmüş ise de; Davacının davaya dayanak yaptığı tasarımın ... no.lu çoklu tasarım olduğu, konusunun şekerleme ambalajları (... sınıfı 09-05) olup,  Tasarım başvuru tarihinin 17.08.2015 olduğu, ambalajlar üst görünüşlerinde daire oranlarda yassı silindir olup, zemin renkleri benzer sarı tonlarda olup yüzey üzerinde farklı mimiklerde ve aksesuarlar ile karakterize edilmiş yüz çizimlerinden “...”den oluştuğu, davalı her ne kadar harcı alem tasarım olduğunu iddia etmiş ise de,  dosyada mevcut bilirkişi raporunun  tasarımcı bilirkişinin de bulunduğu heyetten alındığı, gerekçeli ve  denetime elverişli hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, yine   davalı tarafça davacı tescilli tasarımının yeni olmadığı defi olarak  ileri sürülmüş ise de, hükümsüzlüğe ilişkin dava açılmadığı, ileri sürülen tecavüze ilişkin taleplerin kabulünde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince düzeltilmiş gerekçe ile kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 10/02/2022 tarih, 2020/2 E., 2022/23 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının \"...\" isimli ürün ambalajı kullanımının davacı adına tescilli \"... tescil nolu tasarımlar ve bu tasarımların kullanıldığı ambalaj tasarımından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, ihlal teşkil eden davalı tarafa ait \"..\" ürününe ait ambalajların bulundukları yerde el konularak imhasına,Davacının sair tescilsiz tasarımlara ilişkin ve ... sloganına yönelik talepleri yönünden davasının REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu  ile 561‬,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, olmak üzere 108,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4/c-Davacı tarafından yapılan 250,00 TL tebligat-tezkere ve 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.250,00 TL yargılama giderinin, davanın kısmen kabul-kısmen reddi nedeniyle 812,50 TL'sinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin üzerinde bırakılmasına,4/ç-Davalı tarafından yapılan 3,00 TL yargılama giderinin, davanın kısmen kabul-kısmen reddi nedeniyle hesaplanan 2,25 TL'sinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin üzerinde bırakılmasına, 4/d-Davanın kabul edilen kısmı yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e-Davanın red edilen kısmı yönünden, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve ... Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"791778e8574c3ca7","SID":"b04a68a5168930c2"}}