{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1930 Esas 2024/1536  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1930 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1536<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2014/370 Esas 2020/767 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI \t<br><br>DAVA\t: Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinde Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 21/05/2014<br><br>KARAR TARİHİ\t : 24/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t : 23/01/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, aracın karıştığı trafik kazası sonucu pert olduğunu, davalının müvekkilinin zararını gidermediğini belirterek şimdilik 3.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 28/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 20.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu hasarın meydana geldiği kazada sürücü değişikliği yapıldığını, araçta yolcu olduğu iddia edilen ...'nun kazanın hemen ardından alınan ifadesinin farklı olduğunu, yaptırılan araştırmaya ilişkin raporda çelişkili ifade ve beyanlar bulunduğu, dava konusu kazanın ne şekilde sigortalı aracın kimin sevk ve idaresi altında iken meydana geldiği konusunun açık olmadığı, kazanın meydana gelmesinin hemen ardından sürücü değişikliğine gidilmiş olduğu hususlarının açıkça ortada bulunduğunun değerlendirildiğini, dava konusu kazanın sürücünün alkollü veya ehliyetsiz olarak araç kullanması sonucu meydana geldiğini, bu durumun tespitini engellemek amacıyla sürücü değişikliği yaptığını, davacının hasarının sigorta teminatı kapsamı dışında kaldığını, ispat külfetinin davacıda olduğunu, temerrüt tarihinden itibaren avans faizi talebinin haksız bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, savcılığın takipsizlik kararında araç sürücüsünün ... olduğu ve ...'nun araçta yolcu olarak bulunduğunun kararda belirtildiği, ZMMS'ye karşı aynı kazaya ilişkin açılan davada ...'nun araçta yolcu olarak bulunduğu, ...'un ise sürücü olduğunun ileri sürüldüğü, anılan dosyada davalı tarafından yapılan ödeme nedeniyle davadan feragat edildiği, her iki dosyada da sürücü değişikliği yapıldığına ilişkin somut bir delilin olmadığı, olay sonrasında düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında da sürücünün ... olduğunun belirlendiği, ...'nun soruşturma sırasındaki beyanında aracı ismini ... olarak bildiği, soyadını hatırlamadığı bir kişinin kullandığını beyan etmiş ise de, daha sonraki tüm aşamalarda bu beyanını inkar ederek sürücünün ... olduğunu beyan ettiği, dinlenen tanık ...'un da araç sürücüsünün ... olduğu, ...'nun araçta yolcu olarak bulunduğunu ifade ettiği, ... isimli şahsın kimliğine ve kaza sırasında araç sürücüsü olduğuna dair bir delillin olmadığı, kazada sürücü değişikliği yapıldığına dair somut bir  delilin ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça ispatlanamadığı, davaya konu trafik kazasında davacı ...'un sevk ve idaresindeki sigortalı araç ile yaptığı kaza nedeniyle aracın hasara uğradığı, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının 20.000,00 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam 20.000,00TL'nin (3.000,00 TL'sinin temerrüt tarihi olan 06/02/2014 tarihinden itibaren, geriye kalan 17.000,00 TL'sinin ise 22/12/2020 tarihinden itibaren) yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; araç sürücüsü alkollü ve/veya aşırı süratli bir şekilde kazaya karıştığını, daha sonra da sürücü değişikliği yapılarak olay yerinden firar ettiğini, başka bir şahsın sürücü olarak gösterildiğini, dava konusu kazanın sürücünün alkollü ve süratli olarak araç kullanması sonucu meydana geldiğini, bu durumun tespitini engellemek amacı ile sürücü değişikliği yaptığını, hasarın sigorta teminatı kapsamı dışında olacağını, kaza yerinde yapılan incelemede, sürücü kapı kolu iç kısmında kan lekesi tespit edilmiş olup, sürücü olduğu iddia edilen davacıda herhangi bir yaralanmanın ise mevcut olmadığının görüldüğünü, kendisinin kaza esnasında araç sürücüsü olduğunu iddia eden davacının, trafik kazası akabinde hazırlanan hastane raporunda kazaya dair hiçbir emare taşımadığını, herhangi bir yaralanmasının bulunmadığının belirtildiğini, sigortalı aracın kaza sonrası çekilmiş fotoğrafları göz önüne alındığında sürücünün yaralanmamasının mümkün olmadığını, davacının ihbar yükümlülüğünü iyiniyet kaidelerine göre yerine getirmediğini,  ispat külfetinin bu nedenle yer değiştirdiğini, davacının davasını ispatlaması gerektiğini, davacının normal koşullarda poliçe teminat kapsamı dışında meydana gelen kazayı sigorta tazminatı almak amacıyla farklı olarak ihbar ettiğini, sigortalının kasko sigortası genel şartları ve TTK hükümleri gereğince rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmez ya da iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde kullanılması halinde, ispat külfetinin yer değiştirip, rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfetinin sigortalıya geçtiğini, davacının iddia ettiği şekilde bir kazanın gerçekleşmediğini, davacının açıkça iyiniyet kurallarına uygun davranmayarak ve kasten sırf sigorta tazminatı alma maksadıyla kazayı olduğundan farklı bir şekilde ihbar ettiğinin açıkça ortada olduğunu, davasını ispatlaması gerektiğini, aksi halde davanın reddedileceğini, bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığından hükme esas alınamayacağını, bilirkişi tarafından aracın kazadan önceki değeri ve hasarlı değerinin açık kaynak niteliğindeki unsurlardan elde edilen belgelerden çıkarımla tespit edildiği ifade edilmesine karşın, bu unsurlara ilişkin şeffaf ve denetime elverişli bir rapor tanzim edilmeden direkt olarak tutarlara ve tespitlere yer verildiğinden bu şekilde bir raporun hükme esas alınmasına hukuken olanak bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDava tarihi 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28/05/2014 tarihinden önce, 21/05/2014 olup, açılan davada tüketici mahkemesinin değil, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu görülmüştür. <br>\tKasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında sigorta ve aktüer hesap bilirkişiden alınan 23/12/2016 tarihli kök, 21/02/2018 tarihli birinci, 20/02/2020 tarihli ikinci ek rapor, makine mühendisi bilirkişiden alınan 31/08/2020 tarihli rapor, kasko ekspertiz raporu, sigortalı araç ruhsatı, sigortalı araç hasar fotoğrafları, kaza tespit tutanağı, dain mürtehin hakkı sahibi ... A.Ş.'ye yazılan müzekkereye verilen 03/03/2016 tarihli müzekkere cevabı, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/557 Esas 2016/336 Karar sayılı dosyası, dava dışı ...'nun alkol raporu, davalı tarafından alınan 24/02/2024 tarihli araştırma raporu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/27433 sr. sayılı soruşturma dosyasının Uyap'tan gelen sureti dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDavacı tanıkları ... ve ... mahkemece 19/12/2017 tarihli celsede, davacı tanığı ... 03/12/2019 tarihli celsede dinlenmiştir.<br>\tDavacı asil 03/12/2019 tarihli celsede beyanda bulunmuştur.  <br>\tYargılama aşamasında alınan birinci bilirkişi heyeti kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporlardı, aracın kaza sırasındaki sürücüsünün ... olduğu sonucu ortaya çıktığından anılan şahsın kaza tarihinde geçerli ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması, ehliyeti varsa kendi beyanında alkollü olduğu açık olduğundan münhasıran alkolün etkisiyle kazanın gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerektiği yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında makine mühendisinde alınan ikinci bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde sürücünün %100 kusurlu olduğu, araçta ekspertiz raporunda toplam 33.727,46 TL hasar olduğunun tespit edildiği, aracın ikinci el rayiç değerinin 50.000,00 TL olduğu, aracın pert total bulunduğu, sovtaj değerinin 30.000,00 TL, davacının talep edebileceği tazminat miktarının 20.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir.<br>\t Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/557 Esas 2016/336 Karar sayılı dosyasında, ... tarafından işbu dava konusu trafik kazası nedeniyle geçici ve kalıcı malul olacak şekilde yaralandığı, zarara uğradığı iddiasıyla aracın ZMMS şirketi olan ... Sigorta A.Ş. Aleyhine tazminat davası açtığı, yapılan yargılama sırasında 26/01/2016 tarihli makbuz ve ibraname ile tarafların 28.300,00 TL tazminat miktarında mutabakata vararak bu bedelin tahsil edilmesi üzerine davacı ... tarafından anılan davadan feragat edilmesi nedeniyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. <br>\tYargılama aşamasında ... Sigorta A.Ş'ye yazılan müzekkereye verilen cevapta, ... tarafından ... Sigorta A.Ş.''ye karşı açılan davada davacı vekili ile yapılan görüşmeler neticesinde sulh sürecinin tamamlandığı, asıl alacak ve fer'ileri toplamı 28.300,00 TL'nin ... vekili hesabına ödendiği bildirilmiştir. <br>\tKaza tespit tutanağının polis merkezinde verilen beyanlara göre tanzim edildiği, aracın emniyet bakımından çekici ile otoparka aldırıldığı belirtilmiştir. <br>\tDavalı tarafından alınan 24/02/2024 tarihli araştırma raporunda, kaza yerini gören kamera bulunmadığı, çevrede yerleşim olmadığından kazaya tanık bulunamadığı, sigortalı aracın ağır hasarlı olarak bekletildiği görülerek incelendiği, sürücü kapı kolu iç kısmında bir damla kan lekesi olduğunun görüldüğü, araçla sigortalının oğlu ...'un ilgilendiği bilgisinin alındığı, kaza yapan sürücü ...'ın kaza sonrası firar ederek araç sahibini kaza yerine yönlendirip sürücü değiştirilerek işlem yaptırıldığının anlaşıldığı, hasarla ilgili olumsuz kanaat oluştuğu belirtilmiştir. <br>\tAnkara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/27433 sr. sayılı soruşturma dosyasında, mağdurun ..., sanığın ... (davacı) olup, mağdurun işbu dava konusu kaza nedeniyle taksirle yaralanması sonucu başlatılan ceza soruşturmasında mağdurun şikayetçi olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği görülmüştür.<br>\tAnılan ceza soruşturmasında davacının 01/01/2014 tarihli kollukta alınan beyanında damadı ve torunu olan ...'yu hastaneye götürmek için yola çıktığını, direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, kazanın meydana geldiğini beyan etmiş, davalı ... şirketine verdiği 11/02/2014 tarihli beyan ile yargılama aşamasında alınan 03/12/2019 tarihli beyanında da benzer şekilde anlatımda bulunmuştur. <br>\t... 01/01/2014 tarihinde alınan kolluk beyanında evde 3 şişe bira içtiğini, sokakta yürürken daha önceden tanıdığı ...'ın arabayla geçerken beraber gezelim dediğini, aracın ön koltuğuna bindiğini, gezerken direksiyon hakimiyetini kaybederek refüjlere çarptığını, yaralandığını, polis ve ambulansın geldiğini, bu şahsın olay yerinden kaçtığını ifade etmiş, davalı ... şirketine verdiği 11/02/2014 tarihli beyan ile yargılama aşamasında alınan 19/12/2017 tarihli beyanında ise davacının eşinin dedesi olduğunu, kendisini hastaneye götürmek isterken kaza yaptığını, polise sürücünün ... olduğuna ilişkin beyanda bulunmadığını ifade etmiştir.<br>\tDavacı tanıkları ... ve ... da davacı ile benzer şekilde anlatımda bulunmuştur. <br>\tDava dışı ...'nun kaza sırasında 0,13 promil alkol, 13,0 etanol etkisinde bulunduğu alkol raporundan anlaşılmıştır.<br>\tDavacının dosyada yer alan ve dava konusu kaza üzerine yapılan muayene sonucu hazırlanan adli muayene raporunda herhangi bir yaralanmasının bulunmadığının belirtildiği görülmüştür. <br>\tDavacıya ait aracın kasko sigorta poliçesinde dain mürtehin hakkı sahibi olan ... A.Ş. Vekili 09/06/2015 tarihli celsede davaya kayıtsız şartsız muvafakatlerinin olmadığını, alacaklarının 27.233,00 TL olduğunu beyan ederek davaya müdahilliklerine karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında anılan şirkete yazılan müzekkereye verilen 03/03/2016 tarihli müzekkere cevabında, 03/03/2016 tarihi itibarıyla davacıdan alacaklarının 17.424,00 TL olduğu, alacakları devam ediyor ise de, davanın açılmasına ve devamına muvafakat ettiklerini bildirmiştir. Açıklanan bu durum karşısında davacının işbu davada aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir.<br>\tDavacı yan kasko sigortalı aracının karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu pert olduğunu, zararının davalı tarafından giderilmediğini iddia etmiş, davalı yan ise araçta sürücü değişikliği yapıldığını, davacı zararının kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, dava konusu tek taraflı trafik kazasının meydana geldiği, sigortalı aracın meydana gelen trafik kazası sonucu hasara uğradığı, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davacı aracında meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olup olmadığı, poliçe teminatı kapsamında ise hasar miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. \t<br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesinde, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait bulunduğu düzenlenmiştir. <br>\tSomut olayda, davalı yanın hasarın teminat kapsamı dışında kaldığı ileri sürülmüştür. Anılan savunma karşısında ispat külfeti davalı üzerinde olup, davalının hasarın teminat kapsamı dışında bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekmektedir. <br>\t Dosya içerisinde yer alan kaza tespit tutanağında, tutanağı tanzim eden kolluk görevlilerinin kazadan sonra yapılan ihbar üzerine olay yerine geldikleri, polis merkezinde verilen beyanlara göre tutanağı tanzim ettikleri belirtilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında davacı ve davacı beyanına göre kaza sırasında araçta yolcu olduğu bildirilen ... ile diğer davacı tanıklarının anlatımları aynı yönde olup, kaza sırasında aracın davacı tarafından kullanıldığı, davacının direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine işbu dava konusu kazanın meydana geldiğine ilişkindir. <br>\tTanık olarak yargılama aşamasında dinlenen ...'nun davalı ... şirketine verdiği beyanla yargılama sırasındaki beyanı ile aynı yönde ise de, kazadan sonra olayın sıcağıyla kollukta alınan ifadesinde evde alkol aldığını, yolda yürürken daha önceden tanıdığı ...'ın arabayla geçerken birlikte gezelim dediğini, aracın ön koltuğuna bindiğini, gezerken direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza yaptığını, yaralandığını, araç sürücüsünün olay yerinden kaçtığını ayrıntılı olacak şekilde ifade etmiştir.<br>\tHer ne kadar anılan tanık kollukta bu şekilde bir ifade vermediğini beyan etmiş ise de, ifadeye ilişkin tutanak altında imzası yer alan kolluk görevlileri ile aralarında husumet bulunduğuna ilişkin bir anlatımı bulunmadığı gibi, kolluk görevlilerinin olay sırasında araç içinde yaralanan ...'nun ifadesini anlatılan dışında tutanağa geçirmelerini gerektirir herhangi bir durum da söz konusu değildir.<br>\tDavalının işbu dava konusu kazaya ilişkin aldığı araştırma raporunda da, kaza yapan sürücü ...'ın kaza sonrası firar ederek araç sahibini kaza yerine yönlendirip sürücü değiştirerek işlem yaptırıldığı anlaşıldığından hasarla ilgili olumsuz kanaat bildirilmiştir. <br>\tAyrıca anılan araştırma raporunda, sigortalı aracın sürücü kapı kolunda kan lekesi olduğu tespit edilmiş, kazadan sonra araç sürücüsü olduğunu ileri süren davacı da ise kaza nedeniyle bir yaralanmanın meydana gelmediği adli muayene raporundan anlaşılmıştır. <br>\tBu durumda, sigortalı aracın sürücü kapı kolunda kan lekesi bulunduğu, sürücü olduğunu beyan eden davacının kazadan sonra yapılan muayenesinde herhangi bir yaralanmasının bulunmadığının tespit edildiği, kaza sırasında araç içerisinde yolcu olarak bulunan ...'nun olayın sıcağı ile ve ayrıntılı olacak şekilde verdiği beyanında araç sürücüsünün başka biri olup, kazadan sonra olay yerinden kaçtığını beyan ettiği, anılan ifadeyi tutanağa geçiren kolluk görevlilerinin ifadeyi beyan edilen dışında başka bir şekilde tutanağa geçirmelerini gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı, savcılık ceza soruşturmasında takipsizlik kararı verilmesinin gerekçesinin mağdur ...'nun şikayetinin bulunmaması olduğu, anılan kararın sürücünün savcılık tarafından davacı olarak belirlendiği sonucunu doğurmayacağı gözetildiğinde davalının kazanın sigortalı tarafından beyan edildiği şekilde gerçekleşmediğini, kaza tutanağına geçen ve sürücü olduğunu beyan eden ...'un kaza sırasında sürücü olmadığını, araçta sürücü değişikliği yapıldığını, sigortalı araçta meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını usulüne uygun olarak ispatladığının kabulü gerekecektir.  <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacının sigortalı aracında meydana gelen zarara ilişkin olarak gerçeğe uygun şekilde ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle zararın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/12/2020 tarih ve 2014/370 Esas 2020/767 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, <br>\t3-Davanın REDDİNE,<br>\t4-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin yatırılan 78,95 TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 291,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 57,65 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan  20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>\tB)1-Davalı tarafından yatırılan 341,55 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, <br>\t2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile posta gideri olarak yapılan 77,00 TL olmak üzere toplam 297,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t3-Davalı tarafından teminat olarak Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2024/19310 sayılı takip dosyasına yatırılan 45.775,00 TL nakit teminatın İİK'nun 36. maddesi uyarınca talep halinde davalıya iadesine, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/12/2024<br><br>Başkan - ...              Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...          ...       ...        ... <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"98652589082eb88e","SID":"a83bbff05cbc313f"}}