{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1306 <br>KARAR NO: 2024/2290<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 02/03/2022<br>NUMARASI: 2020/449 Esas - 2022/153 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 26/12/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/06/2020 günü Eşme/Yelegen Beldesi istikametinden Eşme /Dereli köyü istikametine seyir eden ... çekme plakalı/plakasız siyah renkli ... marka motosiklet sürücüsü ..., mevkiiye geldiğinde yolun hafif virajlı olması ve virajı şerit ihlali yaparak içten alması ile karşı istikametten gelen ... yönetimindeki tescilsiz mavi renkli ... marka motosiklet ile karşılıklı çarpışması sonucu çift taraflı, ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza  neticesinde   motosiklet sürücüsü olan müvekkillerinden ... ve ...'un oğulları ...'un vefat ettiğini, kazanın ... çekme plakalı motosiklet sürücüsü ...'ın asli kusuruyla gerçekleştiğini, kaza tarihi ve saati itibariyle geçerli bir trafik poliçesi bulunmadığını, 5684 Sayılı Kanun'un 14. maddesine göre, davalının sorumlu olduğunu fazlaya ilişkin talep ve hakları  saklı kalmak kaydıyla HMK'nın 107. maddesi gereğince şimdilik  200,00-TL (baba ... için 100,00-TL, anne ... için 100,00-TL) temerrüt tarihi 01/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte TBK'nın 163. maddesi gereği  davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  trafikten men edilen araçların trafik poliçesi yaptırma zorunluluğu bulunmadığından 2 ay önce 29/04/2020 tarihinde trafikten çekildiği için Güvence Hesabının sorumluluğunun bulunmadığını, kaza tespit tutanağından anlaşılacağı üzere müteveffanın kaza esnasında kask ve koruyucu ekipman kullanmadığını ve ehliyetsiz olarak aracı sevk ve idare ettiğini, ölenin  müterafik kusurunun bulunduğunu, bu durumun ise kişinin kazada kusuru bulunup bulunmadığı hususundan bağımsız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabulü ile; davacı ... yönünden 213.648,27 TL'den TBK'nın 52. maddesi uyarınca %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılarak neticeten 170.918,61 TL'nin; Davacı ... yönünden de 172.341,80 TL'den TBK'nın 52. maddesi uyarınca %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılarak neticeten  137.873,44 TL'nin davalı Güvence hesabından temerrüt tarihi 01/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacılara ödenmesine,  TBK'nın 52. maddesi uyarınca yapılan takdiri indirimler sebebiyle reddolunan kısımlar üzerinden karşı vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına\" karar verilmiştir.  Bu karara karşı davacılar vekili ve davalı Güvence Hesabı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından maddi tazminat bedelinin müterafik kusur indirimi uygulanmak sureti ile hesaplanarak hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan hesaplamaya ilişkin bilirkişi raporunda maddi tazminat hesaplamasına ilişkin olarak kullanılan yöntem, bakiye ömür tablosu, gelire ilişkin veriler ve diğer veriler de hatalı olduğunu,  kararın kaldırılması halinde doğacak fazlaya ilişkin tüm hakları ve ek dava haklarının saklı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Trafikten men edilen araçların zorunlu mali mesuliyet sigortası yaptırma zorunluluğu bulunmadığını, ZMSS yaptırma zorunluluğu bulunmayan araçlar için poliçe düzenlenemeyeceğinden Güvence Hesabı’nın sorumluluğu kapsamında yer almadığından davanın reddi gerektiğini, Kusura ilişkin bilirkişi raporunun Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanmış olması gerektiğini, denetime elverişli olmayan kusur raporunun esas alınarak hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunu, aksini kabulde dahi kusur raporu ile izafe edilen kusur oranı lazım gelenden yüksek olup kabulü mümkün olmadığını, kaza tarihi itibariyle yürülükte olan TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanması gerekirken hatalı hesaplama yapılması kararın kaldırılmasını gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müteveffanın destek süresi ve destek payları  hatalı hesaplandığını, dayanaksız şekilde, 28 yaşın evlenme yaşı olarak kabul edilerek tazminat hesabı yapılmasının kabulü mümkün olmadığını, müteveffanın askerlikte geçireceği süre ve askerliği bittikten sonra geçireceği iş arama süresi düşülerek hesaplama yapılması gerektiğini, askerlik süresi olarak 6 ay esas alındığını, ancak bu sürenin sonunda müteveffanın iş arayarak geçireceği süreler göz önüne alınmadığını, bu konudaki itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkilinin temerrüdü de söz konusu olmadığını, bu nedenle 01.09.2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin kabulü mümkün olmadığını, temerrüt tarihi ancak dava tarihi olabileceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, ... plakalı aracın kullanılamaz (hurda) hale gelmesinden kaynaklanan bir trafikten çekme durumu bulunmadığı ve çalışır vaziyette olan aracın davaya konu kazayı yaptığı; çalışır vaziyette olan ve sahibinin talebi üzerine 29/04/2020 tarihinde trafikten çekilmesine kadar tescilli olan aracın araç malikinin talebi üzerine her zaman yeniden tescilinin mümkün olduğu dikkate alınarak, davalı Güvence Hesabı'nın zarardan sorumlu olduğunun kabulünde isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay  4.  Hukuk Dairesinin  2021/2460 E. ve  2021/1477 K. sayılı kararı). Dosya kapsamından hükme esas alınan kusur raporunun istinaf talep eden davalı vekiline  HMK 281. maddesi  gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde  davalı vekilinin süresi içerisinde rapora itirazında kusur oranı yönünden itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde kusur oranları  bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.  Müteveffa ...'un otopsi raporuna göre; ölümünün beden travmasına bağlı kafa kubbe ve kaide kemiklerinde kırıklar, beyin zarları arasında kanama, beyin prankim harabiyeti ve kontüzyonu, iç organ (akciğer, karaciğer, dalak) yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiğinin bildirilmesi ve kaza sırasında kask takılı olmadığı tespit tutanağında işaretli olmasına göre belirlenen tazminattan müterafik kusur indirimi uygulanmasında isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili tarafından davalı Güvence Hesabına yapılan 04.08.2020 tarihli başvurunun 19.08.2020 tarihinde tebliğ olunduğuna ilişkin ... gönderi takip ekran  çıktısının sunulduğu görülmüştür. Güvence Hesabı tarafından aracın kazadan önce trafikten çekildiği ve çekme belgeli olduğu, trafikten çekilmiş araçlar için ZMSS yaptırma zorunluluğu bulunmadığından genel hükümlerin uygulanması gerektiğinin bildirildiğine ilişkin 20.08.2020 tarihli yazı sunulduğu, başvurunun ekinde vekaletname, trafik kaza tespit tutanağı, aile nüfus kayıt örneği, ölü muayene inceleme tutanağının listelendiği görülmüş olup buna göre başvurunun usulüne uygun yapıldığının kabulü  ile 8.iş günü olan temerrüt tarihinin 01.09.2020 tarihinden itibaren faize karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Yargıtay  4.  Hukuk Dairesinin  2021/5092 E. ve 2021/5956  K. sayılı kararında; \"...Somut olayda; davacı ...'in desteği olan ..., kaza tarihinde 26 yaşında olup bekar ve çocuksuz ölmüştür. Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin karara esas aldığı 13.10.2017 tarihli raporda bilirkişi tarafından, ölenin yaşı da dikkate alınarak muhtemel evlilik yaşı 30 olarak belirlenmiş; evliliğinden 3 yıl sonra ilk çocuğu ve bundan 3 yıl sonra da ikinci çocuğunun olacağı kabul edilerek davacı anne ...'e kademeli destek payı ayrılmıştır. Anılan raporda, desteğin evlilik yaşı hayatın olağan akışına uygun olmayacak biçimde yüksek belirlendiği gibi, ileride çocuk sahibi olacağı tarihler de Dairemiz uygulamalarına uygun biçimde belirlenmemiştir. Esas alınan bilirkişi raporu, davacı ...'in destek paylarının belirlenmesi bakımından hatalıdır. Bu durumda İtiraz Hakem Heyeti tarafından; desteğin muhtemel evlilik yaşının 28 olarak esas alınması, evliliğinden 2 yıl sonra ilk ve bu tarihten itibaren 2 yıl sonra ikinci çocuğunun olacağı gözetilerek davacı ...'in destek paylarının belirlenmesiyle tazminat hesabının yapılması için, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, destek paylarının hatalı (yüksek) saptandığı rapordaki hesaplamanın kabulü doğru görülmemiştir. \" açıklamasına göre somut olayda, hükme esas bilirkişi raporunda; desteğin evlenme yaşının 28 olarak yapılan hesaplama ile desteğin askerden dönünce iş arama süresinin hesaba katılması gerektiği yönünde yasal düzenleme ve içtihat  bulunmadığından bu hususlara ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı aktüer bilirkişi raporunda desteğin kaza tarihindeki yaşına göre  muhtemel yaşam süresinin, davacıların kaza tarihinde yaşlarına göre destek süreleri belirlenerek geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek ve hüküm tarihine en yakın asgari ücret artışlarının bilinen dönem içerisinde değerlendirildiği ve güncellenerek, kaza tarihindeki yaşı da gözetilerek evlenme yaşı belirlenerek, 18 yaşından küçük desteğin 18 yaşına gelene kadar davacı anne ve babasının yetiştirme gideri sarf edeceğinden % 5 oranında yetiştirme gideri tenzil  edilerek, destek, anne ve babası ile  desteğin  28 yaşında evlenme ihtimaline göre eş ve çocuklara pay verilerek yerleşik yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması yapılmış olmasında ve İlk Derece Mahkemesince de bu rapora göre karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından  aktüerya raporuna karşı istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Taraf vekillerinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-a-Alınması gereken 427,60 TL  istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,b-Alınması gereken 21.093,58 TL istinaf karar harcından peşin alınan 5.275,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.818,58‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.26/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"47a208384c8d5823","SID":"5952b0e31121c4d8"}}