{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br>16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>  <br><br><br>ESAS NO\t: 2022/531 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/865<br><br>DAVA\t: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA DEĞERİ\t: 714.167,64 TL<br>DAVA TARİHİ\t: 26/05/2015<br>KARAR TARİHİ\t: 19/12/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında 31/08/2007 tarihinde, ...İşletme Müdürlüğüne ait El Bilgisayarı/Endeksör ile (...) Endeks Okuma Hizmet Alım sözleşmeleri imzaladıklarını, bu sözleşme gereği müvekkil şirket tarafından davalının hükümve tasarrufunda bulunan sahalarda, alçak gerilimden beslenen abonelerin el bilgisayarı endeksör vasıtasıyla abone adresinde endeksin okunarak aboneye fatura bildirimi yapılması ve fatura tanzimi, durum kodu konmasına sayaç ve mühür kontrolü, kaçak ve usulsüz elektrik kullananların belirlenmesi, abone kayıtlarının güncellenmesi ile bu bilgilerin idare bilgisayarına ... üzerinden aktarılarak faturaya dönüştürülmesi, sözleşmede 5. madde işin tanımı olarak belirlenen yükümlülüklerin tamamı yönünde anlaşmaya varılmış, yüklenici tarafından bu hizmetlerin yerine getirilmesi karşılığı olarak da davalı idare tarafından bedel ödenmesi hususlarında anlaşmaya varıldığını, sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Teknik Şartname 3.1'de ana hizmet tanımı olarak \"Elektrik abonelerine ait sayaçların  endeks tespiti, tespit edilen endekslerin el bilgisayarı/endeksöre kaydedilmesi, bildirim tanzimi ve aboneye bırakılması, abone ve sayaç durum kodları konmasına yönelik abone sayaçlarının ve mühürlerinin kontrolü, kaçak ve usulsüz elektrik kullananların tespiti, fatura kontrolü, raporlama ile tespit edilmiş bilgilerin idare'deki bilgisayarlara aktırılması, işlerinin yapılması şeklinde tanımlandığını, kaçak elektrik kullanan abonelerin idare'ye bildirilmesi halinde kaçak kontrol hizmetinin karşılığı olarak yüklenici'ye EPDK Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 25. maddesi uyarınca ...'den beslenen aboneler için belirlenen kesme-bağlama birim bedelinin %50'sinin ödeneceğini,  ancak bu bedellerin ödenebilmesi için kaçak tutanağının EPDK müşteri hizmetleri yönetmeliğine göre işlem yapıldıktan sonra tahakkuka bağlanması şarttır.\" kaçak ihbarının da sözleşmedeki izahı yapıldığını, müvekkil şirketin görevinin sadece kaçak elektrik kullananları ...'a bildirmeden ibaret bulunduğu, müvekkil şirket tarafından İdareye milyonlarca bildirim yapıldığını, bu bildirimlerin müvekkil şirket açısından farkı birim fiyatlarının değişmesi sonucunda hakettiği ücret olduğunu, idare her ne kadar tahakkuk olduğu takdirde yüklenicilere kod üzerinden işbu bildirimleri ödese de aboneden fatura dökümünde kaçak bildirim üzerinden tahakkuklandırma yapılması , aksi iddia edilse dahi bu işlem hem özü itibariyle hem de yasal olarak müvekkili şirketi bağlamadığını, müvekkilin kaçak ihbarları ile ücrete hak kazandığını ve ihaleye bu amaçla katılarak iş aldığını, müvekkilinin kendi edimini yerine getirdiğini ve davalının da edimini yerine getirip, davacının bildirdiği ihbarların doğru olup-olmadığını iyi niyet kuralları içinde makul sürede değerlendirip tutanağa bağlaması ve ücretini  müvekkiline ödemesi gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 11.800,00TL'nin (10.000,00TL'si asıl alacak, 1.800,00TL'si KDV olmak üzere) avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın dava açmasının hukuken mümkün olmadığını, ne sayıda ihbarda bulunduğunu ve bunlardan dolayı ne miktar alacaklı olduğunu beyan etmesi ve bu miktar üzerinden harç yatırarak davayı açması gerektiğini, davacı tarafça yapılan ihbar sonucunda,  davacı tarafa ödeme yapılabilmesi için müvekkilinin gerek işletme müdürlüğü ve gerekse genel müdürlük bünyesinde oluşturulan kaçak elektrik ekipleri tarafından yapılan kontrollerde kaçak elektrik kullanıldığının tutanağa bağlanması, kaçak elektrik zaptının düzenlenmesi düzenlenmesinin gerektiğini, davacı firma elemanlarının kaçak elektrik kullanıldığının tespiti konusunda  bilgi ve deneyimden uzak olduklarını, davacı firma tarafından yapılan ihbarın bir şüpheden ibaret olduğunu, kaçak elektrik kullanımının müvekkili şirketin eğitimli ve tecrübeli her türlü donanıma sahip elemanları tarafından yerinde değerlendirilip tespit yapılarak zaptın düzenlendiğini, bu zabıt düzenlenip tahakkuka bağlanırsa ve davacı yönünden ana hizmet tanımı içinde belirtilen tahakkuka bağlanması koşulu gerçekleşmesi durumunda ödeme yapıldığını, abone sayısına göre değil, okuma sonucunda endeksör kayıtlarından alınan bilgilere göre tahakkuk ettirilen (fatura bedeli x ana hizmet bedeli) 'ne göre ödeme yapıldığını, kaçak elektrik kullanımı olarak kabul edilebilmesi için gerçek veya tüzel kişilerin mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi, tüzel kişinin mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, yükümlülüklerini yerine getirmeden dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin izni dışında açması gerekmektedir. Dolayısıyle davacı tarafın icra takibi yapılan abonelerin elektrik kullanımı kaçak elektrik olarak değerlendirmesinin hukuken yerinde olmadığından davacı tarafın haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.<br>            DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır. <br> Mahkememizde açılan işbu dava,  yanlar arasında akdedilen 10/09/2010 tarihli,...İşletme Müdürlüğüne ait alanlarda alçak gerilimden beslenen abonelerin el bilgisayarı endeksör vasıtasıyla abone adresinde endeksin okunarak aboneye fatura bildirimi yapılması ve fatura tanzimi, durum kodu konmasına sayaç ve mühür kontrolü, kaçak ve usulsüz elektrik kullananların belirlenmesi, abone kayıtlarının güncellenmesi ile bu bilgilerin idare bilgisayarına GPRS üzerinden aktarılarak faturaya dönüştürülmesi ve yüklenici tarafından bu hizmetlerin yerine getirilmesi karşılığında davalı idare tarafından bedel ödenmesi hususlarına ilişkin El Bilgisayarı/Endeksör ile (GPRS) Endeks Okuma Hizmet Alım sözleşmesi kapsamında 2007 Ekim-2010 Ekim tarihleri arasında fatura yok/faturalandırılmadı (THK Yok) adı altında davacı bilgisayarına elektronik ortamda aktarıldığı iddia olunan  kaçak elektrik tüketim ihbarlarına ilişkin hak ediş bedelinin tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkememizin 2015/565 Esas 2018/74 Karar sayılı 01/02/2018 tarihli kararı ile; \"Davanın kabulü ile 714.167,64TL'nin 11.800,00TL'lik kısmına dava tarihi, bakiye kısmına 13.11.2017 ıslah tarihinden (Yargıtay HGK'nin 2015/22449-2017/128 esas ve karar sayılı, 25/01/2017 tarihli kararı) itibaren değişen oranlarda avansı faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, \" dair verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiştir.<br>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/1385 Esas 2021/427 Karar sayılı 25/03/2021 tarihli ilamı ile;\"...Tüm doya kapsamına göre; davacı şirketin sözleşme dönemi içerisinde elektronik ortamda abonelere ilişkin  endekslerin okunarak abone ve sayaç durum kodlarının endeksörlere yüklendiği ve davalıya bildirildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve eki şartnamelerde davalının, davacının bildirdiği durum kodlarının yanlış, eksik veya hatalı olup olmadığını inceleme ve  tutanak düzenleme, doğru olmayan bildirimler  için sözleşmenin 17. maddesi uyarınca ceza uygulaması hak ve yükümlülüğünün bulunduğu, davalı idarenin cevap yazısı ve eklerinden, dava konusu işlemle ilgili olarak sözleşmenin 17. maddesi kapsamında, herhangi bir ceza uygulamasında bulunmadığı, bu durumda davacının sözleşmede kararlaştırılan kaçak/usulsüz bildirime ilişkin edimini yerine getirdiğinin kabulü gerektiği, durum kodlarının tutanağa bağlanmasının, davalı idarenin yükümlülüğünde olup, bu bildirimlerin objektif iyiniyet kuralları doğrultusunda, makul bir sürede değerlendirilip tutanağa bağlanması ve davacıya ücretinin ödenmesi gerektiği, davalı idarenin yükümlülüğünü yerine getirmemesinin  davacının alacak hakkını ortadan kaldırmayacağı,<br>24.05.2019 tarih ve ... Esas, 2019/3 Karar numaralı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun kararı uyarınca kısmi davada faiz talebinde bulunulmuşsa aynı alacak ve tazminatların artırıldığına dair ıslah talebinde açıkça faiz istenilmemişse bile faize karar verilmesi gerektiği, mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.\" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. <br>İşbu kaldırma kararına karşı Başkan ... (40185) muhalefet şerhi vermiş olmakla; <br>İŞBU MUHALEFET ŞERHİNDE ;<br>\"Davacının kaçak/usulsüz elektrik kullanımı bildirimlerinde ücrete hak kazanabilmesi için Teknik Şartname’nin Ana Hizmetler başlıklı 2.1/c maddesi gereğince, madde 5’deki Abone ve Sayaç Durum Kodlarına göre el bilgisayarı/endeksöre kaydedilmesi ve hazırlanacak raporun zimmetle idareye teslim edilmesi gerektiği, Aynı Teknik Şartname'nin Yapılacak İşler İçin Ödenecek bedeller başlıklı 3.1. Maddesine göre, zimmetle teslim edilen bildirimlerin ilgili fatura bildirim bilgilerinin yazıcıdan yazdırılarak aboneye tebliğ edilmesi, rapor bilgilerinin idari bilgisayarına aktarılması şartına bağlandığı, ayrıca Ayrıca Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesi a bendi kapsamında kaçak (Usulsüz kullanımı kapsamamakta) elektrik kullanıcısının tarih ve zaman belirtilerek görüntülenmesi şartıyla (fotoğraf veya video kaydı), idareye bildirilmesi halinde yüklenicinin bedele hak kazanacağı, davacının bu yükümlülükleri yerine getirmediği, davalının, bu konuda davacıyı uyarmaması veya ihtar etmemesi, davacıya eksik ifa edilen edime dayanılarak alacak talep etme hakkını vermeyeceği, böylece, sözleşme ve teknik şartnamede belirlenen ücrete hak kazanmadığı kanaatinde olduğumdan  istinaf başvurusunun reddine dair çoğunluk görüşüne katılmıyorum. \" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. <br>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/1385 Esas 2021/427 Karar sayılı 25/03/2021 tarihli ilamı ile yerel mahkemenin istinafına ilişkin davalı ...'ın istinaf sebepleri reddedilmiş, işbu karar ... tarafından temyiz edilmekle, dosya Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'ne intikal etmiştir. <br>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/1333 - 2022/2761 Karar sayılı ilamı ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/1385 Esas 2021/427 Karar sayılı yerel mahkeme kararının istinaf sebeplerinin reddine ilişkin karar kaldırılarak mahkememiz kararı;<br>\"Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.<br>Taraflar arasındaki Sözleşmenin eki Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinde yüklenicinin geçici hakedişlere itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri, idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunu “idareye verilen ... tarihli dilekçemde yazılı ihtirâzi kayıtla.” cümlesini yazarak imzalaması gereklidir. Eğer yüklenicinin, hakediş raporunun imzalanmasından sonra tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar, yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olursa hakedişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere en çok on gün içinde bu itirazını dilekçe ile idareye bildirmek zorunda olduğu, bu şekilde itiraz edilmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı düzenlemesine yer verilmiştir. <br>Buna göre, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin 42. maddesi HMK’nin 193/1. maddesi anlamında davalı idare ile davacı yüklenici arasında delil sözleşmesi niteliğinde olup hakedişlere itirazın ne şekilde yapılacağı açıkça düzenlendiğinden belirtilen usule uygun olarak itiraz edilmediği takdirde geçici hakedişler hizmet veren açısından kabul edilmiş sayılacaktır. <br>Somut olayda, geçici hakedişlerin icmal tablolarında davacının imzasının bulunduğu, davaya konu alacak kaleminin icmal tablolarında yer alıp hakedişlerde yer almadığının davacı tarafça bilindiği, davacının bu hakediş raporlarına Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinde gösterilen şekilde itiraz etmediğinden hakedişlerin kesinleştiği ve bu nedenle davacının davaya konu bedeli talep edemeyeceği gözetilerek, davanın reddine karar karar verilmesi gerekirken istinaf başvurusunun esastan reddi kararı doğru olmamış, istinaf mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması uygun görülmüştür. \" şeklinde mahkememiz kararı bozulmuş ve mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır.<br>Mahkememiz tarafından tensip ara kararı ile bozmaya uyulup uyulmayacağının değerlendirilmesi için duruşma günü taraflara tebliğ edilmiş ve davacı vekili mahkememize sunduğu 26/12/2022 günlü dilekçe kapsamı ile, Yargıtay bozma kararına karşı, taraflar arasındaki el bilgisayar ve endöksör ile GPS yardımı ile endeks okuma hizmet alım sözleşmesi başlığını taşıyan 2010/8905 ihale kayıt numaralı ihale gereğince yapılan sözleşmenin eki niteliğindeki hizmet işleri genel şartnamesinin 42.maddesinin, Yargıtay bozma kararında, \"davacı yüklenicinin geçici hak edişlere ilişkin itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu gösteren dilekçe ile gerekçelerini açıklar şekilde bir örneğinin hak ediş raporuna ekleyerek hak ediş raporunu \"idareye verilen tarihli dilekçede yazılı itirazı kayıtlı\" cümlesi yazılmak suretiyle imzalaması gerektiği, yüklenicinin hak ediş raporunu imzalamasından sonra tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olursa hak edişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere en çok 10 gün içinde bu itirazını dilekçeyle idareye bildirme zorunda olduğu, bu şekilde itiraz edilmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağına\" ilişkin düzenlemenin Danıştay 13. Dairesinin 2020/1740 E. Sayılı dosyasında yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği ve sonrasında ... esas ve 01/12/2021 tarihli karar ile üye hakim ...'ın karşı oyuyla davanın reddine karar verildiği, işbu karar temyiz edilmekle, Danıştay Dava Daireleri Kurulunun 03/11/2022 gün ve 2022/899 Esas 2022/3100 sayılı kararı ile Danıştay 13. Dairesi kararı bozulması sonrasında işbu dairesinin 2023/404-2023/2898 sayılı ve 06/06/2023 günlü kararı ile; Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliği Eki Hizmet İşleri Genel Şartnamesi 42/a Maddesinde yer alan düzenlemelerinin iptaline karar verildiği ve henüz yapılan temyiz üzerine kararın Danıştay Dava Daireleri Kurulunda olduğu bildirilerek mahkememizden işbu kararın kesinleşmesinin beklenmesi talep edilmiş, mahkememizce davacının talebine konu iptal kararının mahkememizdeki davanın esasını etkileyecek nitelikte bulunduğu ve dosyaya sunulan 10/05/2022 günlü Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ... tarafından tanzim edilen hukuki mütalaa ve kapsamı da dikkate alınarak, mahkememizce bekletici mesele yapılması talebi kabul edilerek ilgili kararın kesinleşmesi beklenilmiştir.<br>Mahkememize Danıştay 13. Dairesi'nin 2023/404 sayılı, 06/06/2023 gün ve 2023/2898 sayılı Danıştay 13. Hukuk Dairesi kararına yönelik davalı kamu ihale kurulunun temyiz istemi Danıştay İdari Dava Daireleri kurulunun 22/01/2024 gün ve 2023/2290 esas 2024/63 sayılı kararı ile kesin olarak reddedilerek, Danıştay 13. Hukuk Dairesi kararının onanmasına karar verildiği ve kararın 22/01/2024 tarihinde kesinleştiği, ilgili dairesinin 11/07/2024 tarihli kesinleşme şerhinden anlaşılmıştır. <br> Mahkememizce verilen bozmaya konu ... - ...sayılı karar ile; davacı yanın talebi; Davacı vekili, davalı idare ile müvekkili şirket arasında 10.09.2010 tarihinde Avcılar İşletme Müdürlüğü’ne ait el bilgisayarı/Endeksör ile (GPRS) Endeks Okuma Hizmet Alım Sözleşmesi imzalandığını, kaçak elektrik kullanan abonelerin bildirilmesi halinde  EPDK Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 25. maddesi gereğince kesme-bağlama birim bedelinin ödenmesi gerektiğini, sözleşme gereği müvekkili yüklenici şirketin görevinin kaçak elektrik kullananların tespiti ile davalıya bildirilmesi olduğunu, davalının kaçak elektrik bildirimiyle ilgili eksik ödemelerde bulunduğu ileri sürerek, 11.800,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 13.11.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 714.167,64 TL'ye çıkarmıştır.<br>Davalı vekili, davacıya kaçak elektrik bildirimiyle ilgili ödeme yapılabilmesi için kaçak elektrik kullanıldığının tutanağa bağlanmasının gerektiğini, davacıya, müvekkili idare tarafından yerinde inceleme yapılarak zapta bağlanmış abonelere göre tahakkuk yapılarak ödeme yapıldığını, her ihbarın kaçak elektrik bildirimi sayılamayacağı, kaçak elektrik kullanım ihbarının davacı yüklenici tarafından fotoğraf yada video görüntüsü ile de desteklenmesi ve bu kayıtlara ait tutanakların müvekkili idareye teslim edilmesi gerektiğini, ayrıca davacının düzenlenen hakediş ödemelerine herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık; yüklenici davacının yanlar arasında akdedilen hizmet sözleşmesi kapsamında kaçak elektrik kullanım ihbarlarına ilişkin olarak davalı iş sahibine ... yok durum kodu altında yaptığı ihbarlara ilişkin hizmet bedelini davalıdan talep edip edemeyeceği hususlarına ilişkindir.<br>Mahkememizce işbu davada sonuç itibariyle; \" iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sözleşme ilişkisi içerisinde düzenlenen hakedişlerde dava konusu ihbarlara ilişkin ücrete yer verilmemesine rağmen itiraz etmemesinin ve bunlara faturada yer vermemesinin bu ihbarlara ilişkin verdiği hizmet bedeli talep etmesine engel teşkil etmeyeceği, yüklenicinin sözleşme kapsamında kaçak kullanım ihbarlarına ilişkin kesme-açma ücretini tam olarak hak edebilmesinin ihbara konu abonelerin kaçak kullanımının yerinde tespit edilerek tutanağa bağlanmasının taraflar arasındaki sözleşmede hüküm altına alındığından, tam ücreti talep edemeyeceği, davacı yanın ancak dava konusu ihbarlar yönünden sayaç okuma hizmet bedeli talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 714.167,64 TL'nin 11.800,00 TL'lik kısmına dava tarihi, bakiye kısmına ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda avansı faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine\" karar verilmiştir.<br>Mahkememiz tarafından verilen kararın, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından; \"dava konusu sözleşmenin eki niteliğindeki hizmet işleri genel şartnamesinin 42/a maddesindeki prosedüre uygun olarak davacının itirazi kayıt koymaksızın hak edişlerin kendisine ödendiği, bu maddede belirtilen şekilde hak edişe itiraz edilmediği takdirde hak edişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağına ilişkin düzenlemenin 6100 sayılı HMK'nın m.193/1 anlamında, davalı idare ile davacı yüklenici arasında delil sözleşmesi niteliğinde olduğu ve geçici hak edişlere HİGŞ42/a maddesine uygun olarak davacı hizmet veren tarafından itiraz edildiği iddia ve ispat edilmediğinden davacının hakedişleri kabul etmiş sayılacağı tespit edilmiştir. <br>Bu nedenle geçici hak edişlerin icmal tablolarında davacının imzasının bulunduğu, davaya konu alacak kaleminin icmal tablosunda yer almasına rağmen, hak edişlerde yer almadığının davacı tarafından bilindiği, davacının bu hak ediş raporlarını HİGŞ42/a maddesinde gösterilen şekilde itiraz edilmediğinden hak edişin kesinleştiği kabul edilerek, davaya konu bedelin bu nedenle talep edilemeyeceği, davanın reddine karar verilmesi gerektiği,\" gerekçesiyle mahkememizin kararının bozulduğu tartışmasızdır.<br>Bahsi geçen Yargıtay kararındaki bahsi geçen, \"Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliği Eki Hizmet İşleri Genel Şartnamesi 42/a Maddesinin \" Danıştay 13. Dairesi'nin 2023/404 sayılı, 06/06/2023 gün ve 2023/2898 sayılı Danıştay 13. Hukuk Dairesi kararına yönelik davalı kamu ihale kurulunun temyiz istemi Danıştay İdari Dava Daireleri kurulunun 22/01/2024 gün ve 2023/2290 esas 2024/63 sayılı kararı ile kesin olarak reddedilerek, Danıştay 13. Hukuk Dairesi kararının onanmasına karar verildiği ve kararın 22/01/2024 tarihinde kesinleştiği, ilgili dairesinin 11/07/2024 tarihli kesinleşme şerhinden anlaşılan kararı ile, Yargıtay bozma kararındaki Hukuk İşleri Genel Şartnamesinin 42/a maddesinin iptal edildiği, Danıştay kararları ile iptal edilen mevzuata ilişkin kararların, ilgili mevzuatın düzenlendiği tarihten itibaren hiç düzenlenmemiş gibi tüm sonuçları ile ortadan kalktığı yargı uygulamaları ile benimsenmiş bir genel hukuk kuralıdır.<br>İdari Yargı iptal kararları 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2/1'de, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriyle hukuka aykırı olduklarından menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davalarını düzenlemiş bulunmaktadır.<br>Yargı organının, iptale konu işlemdeki, sakatlığın tespitinin yaptırımı iptal kararı ile hukuki sonuç doğurmakta olup, iptal kararı sakatlığın ortaya çıktığı andan itibaren ortadan kalkmış olur. Ancak mahkeme bir kararı iptal ettiğinde iptal keyfiyeti karar mahkemece iptal edildiği andan değil idarece alındığı andan itibaren bozulmuş ve idarece tesis edildiği tarihten itibaren yürürlükten hiç yapılmamış gibi kalkmış sayılır. Buna İdare Hukukunda verilen iptal kararlarının geçmişe yürürlüğüne ilişkin etkisi denir.<br>Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu 09/07/1966 tarih ve 1966/21-1966/7 sayılı içtihadı birleştirme kararında, \"İdari Yargı kararıyla iptal olunan işlemin, idarece tesis edildiği tarihten itibaren kalkmış olacağına göre, o kadronun inhilal etmemiş sayılacağına...\" şeklinde karar verildiği ve alınan kararın yok sayıldığı görülmektedir.<br>Böylece idari işlemin yargı yerince iptal edilmesi durumunda \"işlem öncesi duruma dönmek\" bazı durumlarda yeterli olmayacağı ve işlemin tesis edildiği tarih ile mahkemece iptaline karar verildiği tarih arasında ilgilinin bu işlemden dolayı uğradığı bir takım kayıpların ya da bu süre içinde kullanmadığı hakların da olabileceği, işlem nedeniyle uğranan zararın giderilmesi için, eski durumun gelmesinin daha etkili bir ilke gerektiği açık olup, bu ilke \"iptal edilen karar ya da işlemin hiç yapılmamış sayılması\" ilkesi olarak idare hukukunun temel prensibidir.<br>İşbu kararlar yalnız davacı yönünden değil, iptal kararının niteliği itibariyle bütün menfaati olan ilgililer için sonuç doğurması, kararın genel etkili olma ilkesi olarak açıklanır.<br>1982 Anayasamızın m.138/4'de, \"Yasama, yürütme organları ve idare makamları, yargı kararlarına uymak zorundadır, bu organlar ile idare mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirmesini geciktiremez.\" ifadesi yer almak olup, bu madde ile yargı kararlarının bağlayıcılığı devlet organlarının hepsi için geçerli olduğunu ortaya koymuştur.<br>Ayrıca idare mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı İYUK m.28/1'de \"Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esas ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şeklinde kararın idareye tebliğinden itibaren başlayarak otuz günü geçemez ancak haciz ve ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem yapılacağı\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>1982 Anayasasının m.153/5'de Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği düzenlemesi mevcut iken, idari yargı makamlarınca verilen iptal kararlarının geriye yürüyüp yürüyemeyeceği konusunda açık bir düzenleme bulunmamakta olup, idari yargıda verilen iptal kararlarının geriye yürüyeceğine dair Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun içtihatları bulunmaktadır. (Danıştay Dava Daireleri Umumi Heyetinin 25/01/1938 Tarih ve 1937/202-1938/14 sayılı kararı ve Danıştay İçtihadı  Birleştirme Kurulunun 09/07/1966 tarih 1961/21-1966/7 sayılı kararı)<br>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı ile Danıştay 13. Hukuk Dairesinin iptal gerekçelerinde açıkça, HİGŞ'nin 42/a bendinde yer alan düzenlemenin, ...'in m.4/3 yer alan, bu kanun kapsamında yapılan kamu sözleşmelerinin tarafları sözleşme hükümlerinin uygulanmasında eşit hak ve yükümlülüklerine sahiptir. İhale dökümanı ve sözleşme hükümlerinde bu prensibe aykırı maddelere yer verilemez. Kanunun yorum ve uygulamasında bu prensip göz önünde bulundurulur, düzenlemesi uyarınca genel şartnamenin ilgili hükmünün taraflar arasındaki eşitlik ilkesini zedelediği, yüklenici aleyhine alacak hakkını ve hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelik taşıdığı gerekçesiyle iptal edilmiş olup, bu gerekçeye aykırı bir şekilde iptal kararının geriye yürümeyeceğini dava konusu olayda savunmak, yapılan ve verilen hizmetin bedelinin, icmal tablolarında yer almasına rağmen, hak ediş tablosunda yer verilmeyerek hak ediş dışı bırakılması, yapılan işin ifa edilmesine yönelik herhangi bir itiraz bulunmadığı halde bu hakkın talep edilemeyeceğinin kabulü hak ve nefaset ilkeleriyle açıklanamayacağı ortadadır. Kaldı ki, iş veren her zaman güçlü olup, hizmet verenin hak ediş bedelini alıp iş ve hizmet giderlerini karşılaması gerekmesi ve sözleşmenin devamını sağlayabilmesi bakımından hazırlanan hak edişi kabul etmemesi, güçlünün yanında daha zayıf konumda olan hizmet verenin yapacağı bir iş olmadığının kabulü gerekir.<br>Kaldı ki, HMK'nın m.193/2' de açıkça, \"Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımı imkansız kılan ve fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir.\" şeklindeki düzenleme karşısında, Danıştay kararı ile iptal edilen  ...'nin 42/a bendinde yer alan düzenleme iptal edilmemiş olsa dahi, hakkın ileri sürülmesini zorlaştırdığından, mahkemece işbu hükmün geçersiz olduğunu kabul ederek, imzalanan hak ediş kapsamında bulunmayan ve hizmetin verildiği konusunda tartışma olmayan hakkın, Anayasanın angaryanın yasak olduğuna ilişkin düzenleme de dikkate alınarak, verilen hizmetin bedelinin davalı asıl iş verenden tahsili ile yükleniciye ödenmesi gerektiğine ilişkin mahkememiz düşüncesini pekiştirmiştir.<br>Bu nedenle mahkememiz YHGK'nun dava konusu olayımıza benzer bir uyuşmazlıkta ki 2021/6-208 - 2023/822 sayılı kararındaki ,  HİGŞ'nin 42/a bendinde yer alan düzenlemenin sözleşme hükmü haline geldiğine ilişkin çoğunluk görüşüne mahkememizce iştirak edilmemiştir.<br>Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu somut uyuşmazlıkdaki çoğunluk görüşün aksine benzer uyuşmazlıklarda yasaklayıcı delil sözleşmelerinin taraflardan birinin ispat hakkını ve anayasa ile güvence altına alan '' hak arama özgürlüğünü '' ve “adil yargılama hakkının” unsurlarından biri olan” silahların eşitliği” ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle bu tür delil sözleşmelerinin geçersiz olduğuna karar vermiştir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.04.2021 tarih 2017/(13-3-691) Esas, 2021/534) Karar sayılı ilâmı ve 21.06.2022 tarih 2020/(15)6-610 Esas 2022/976 Karar sayılı ilâmları ) Taraflardan birinin ispat imkanını ve yargı yoluna başvurma hakkını elinden alan delil sözleşmelerinin geçersiz olduğu, bu tür sözleşmelerin hem HMK’nın 193/2 nci maddesindeki emredici hüküm hem de anayasal güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünü ihlal edeceği, adil yargılama hakkının unsurlarından biri olan silahların eşitliği ilkesi uyarınca, kamu gücünü elinde bulunduran idare ile birey arasında gerçek anlamda eşitlik ve denge sağlanmasının son derece önemli olduğu vurgulanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.04.2021 tarih 2017/(13-3-691) Esas, 2021/534 Karar.<br>Esasen taraflardan birinin yargı yoluna başvuramayacağı delil sözleşmesi ile yargı yoluna başvurmuş olsa dahi yaptığı iş ve imalatı ispatlama ve buna ilişkin delil ve belgelerini sunma olanağı tanımayan delil sözleşmelerinin sonuç bakımından birbirinden bir farkı bulunmamaktadır.<br>Kuşkusuz ara hakedişlere ihtirazı kayıt konulması koşulunun aranmaması yüklenicinin bütün iddialarını dilediği gibi ileri sürebileceği ve bu iddiaaların kabul edileceği anlamına gelmemektedir. Burada yükleniciye sadece iddiasını diğer yasal delillerle ispat ve hukuki dinlenilme hakkı tanınmaktadır.<br>Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve anayasamızın m.36 gereğince, \"Herkes meşru vasıtalarla ... iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.\" , Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin m.6 gereğince, \"Her şahıs ... adil yargılanma hakkına sahip olduğu\" ve bu hakkın hakkaniyete uygun yapılan yargılamada, \"silahların eşitliği\" ilkesine göre kullanılması gerekir. <br>Açıkça bir haktan feragat edilmedikçe, bir hakkın kullanılmasını engelleyen düzenlemenin yukarıdaki düzenlemeler karşısında ve Danıştay iptal kararı karşısında, bu haktan vazgeçme sonucunu doğuracak bir yorumun kabul edilmesi hukuk düzenince kabul edilen bir sonuç olarak düşünülemeyeceği, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunun m.53/b, 2 ve 9 maddeleri ile, aynı yasanın m.1 , 2 , 4 ve 6098 sayılı TBK'nın Borçlar Kanunun sözleşme özgürlüğünün sınırlarını belirleyen m.26 ve m.27 ile ve 6100 sayılı HMK'nın m.193/2'deki tarafların ispat hakkını ortadan kaldıracak şekilde delil sözleşmesinin yapılamayacağına ilişkin yasal hükümlerine aykırı olarak yapılmış ve iptal edilmiş  HİGŞ'nin 42/a bendinde yer alan düzenlemenin iptal edilmiş olması karşısında, davacı yanın verilen hizmet bedelini talep edebileceği  kanaatine mahkememizce varılmıştır.<br>Sonuç olarak, iptal kararı bütün sonuçları ile  HİGŞ'nin 42/a bendinde yer alan düzenlemenin işbu şartnamenin tanziminden itibaren geçerli olmak üzere yok sayılması gerektiği sonucunun kabul edilerek, Danıştay iptal kararı ve 6100 sayılı HMK'nın m.193/2 dikkate alınarak, anayasanın m.138 ve danıştay kararlarının uygulanmasına ilişkin İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı dikkate alınarak, davacı hizmet verenin dava konusu hizmet nedeniyle tespit edilen  714.167,64TL'lik alacağının, 11.800,00TL'lik kısmına dava tarihi, bakiye kısmına 13.11.2017 ıslah tarihinden (Yargıtay HGK'nin 2015/22449-2017/128 esas ve karar sayılı, 25/01/2017 tarihli kararı) itibaren değişen oranlarda avansı faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, şeklindeki mahkememizin 2015/565-2018/74 sayılı ve 01/02/2018 tarihli kararında ısrar edilmesine, karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>Davacı şirketin davalı aleyhine açtığı davada;<br>Mahkememizin ... Karar sayılı ve 01/02/2018 günlü kararında ısrar edilmesine,<br>1-Davanın kabulü ile 714.167,64TL'nin 11.800,00TL'lik kısmına dava tarihi, bakiye kısmına 13.11.2017 ıslah tarihinden (Yargıtay HGK'nin 2015/22449-2017/128 esas ve karar sayılı, 25/01/2017 tarihli kararı) itibaren değişen oranlarda avansı faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile DAVACIYA ÖDENMESİNE, <br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 48.784,80 TL. karar harcından, peşin ve ıslahla yatırılan 12.227,50 TL harcın mahsubu ile, bakiye 36.557,30 TL.nin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, -mahkememizin 2015/565 Esas 2018/74 Karar sayılı kararında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-<br>3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş bulunduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesaplanan 111.125,15 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,   -mahkememizin 2015/565 Esas 2018/74 Karar sayılı kararında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-<br>4-Davacı tarafından yatırılan sarf edilen 1.970,85 TL yargılama gideri davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,  -mahkememizin ... Esas...Karar sayılı kararında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-<br>5-Davacı tarafından yatırılan 27,70 TL başvuru harcı, 201,52 TL peşin harç ve 12.026,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 12.255,22‬ TL'nin davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE,  -mahkememizin ... Esas 2018/74 Karar sayılı kararında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-<br>6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -mahkememizin ... Esas ...Karar sayılı kararında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-<br>7-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333.  maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü TARAFINDAN İADESİNE,<br>Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde Temyiz yasa yolu açık olmak üzere; temyiz edilmesi halinde dosyanın öncelikle temyiz dairesi olarak Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Başkanlığına direnme kararımızın değerlendirilmesi ve sonrasında gerektiğinde Hukuk Genel Kuruluna intikalinin sağlanması bakımından Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine, oy birliği ile karar verildi. Verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/12/2024<br><br><br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır   <br>Üye ...<br>  ¸e-imzalıdır  <br>Üye ...<br>  ¸e-imzalıdır  <br>Katip ...<br>  ¸e-imzalıdır  <br>   <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26be83bc0929b247","SID":"7d87899be47b89eb"}}