{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1837 - 2024/2157<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/1837 <br>KARAR NO\t: 2024/2157<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                  K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/280 E.  -  2022/32 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/01/2022 tarih ve 2020/280 E. - 2022/32 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin \"...\" ibareli seri markalarını 35 yılı aşan süredir faaliyet alanı ve tescil kapsamına giren emtiada kullandığını, müvekkili şirketin \"...\" markasını tanınır hale getirdiğini, müvekkilinin bu markaları göstererek, davalı şirketin 2019/52270 sayılı ve \"...\" ibareli marka başvurusuna yapılan itirazın diğer davalı ... 2020-M-6660 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu davalı markasının müvekkili şirkete ait bir markaymış izlenimi yarattığını, davalı şirket markasının müvekkili şirket markasının da tescilli olduğu 25. sınıfta başvuruya konu edildiğini, davalı markasında bulunan “...” ibaresinin ise markaya ayırt edicilik katmadığını, \"...\" ibaresinin dar kesim giyim ürünleri için sıklıkla kullanıldığını, “...” ibaresinin müvekkilinin bu özellikte ürünleri için kullandığı bir markaymış gibi algılanacağını, tüketici nezdinde markalar arasında iltibas ve/veya markaların aynı veya ilintili olduğu algısı oluşacağını, davalı kullanımının müvekkili şirkete ait “...” marka ürünlerin piyasa ve tüketici nezdindeki konumuna zarar verdiğini ve markanın ayırt ediciliğini olumsuz yönde etkilediğini ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-6660 sayılı kararının iptaline, 2019/52270 sayılı “...” ibareli markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin Amerikalı eski bir jimnastikçi ve eşi tarafından kurulduğunu, “...” markasının bir güç ve kondisyon aktivitesi markası olarak müvekkili şirket kurucusu tarafından yaratıldığını, eğitim programları düzenlenmesi vb. alanlar yanında mal ve bağlantılı hizmetler için müvekkili tarafından kullanılan tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin faaliyete başladığı günden beri “...” ibaresini hem marka, hem ticaret unvanı ve hem de alan adlarının çekirdek/kılavuz unsuru olarak kullandığını, \"...\" markasını ilk kez 2006 yılında EUIPO nezdinde tescil ettirdiğini, ... nezdinde de marka tescillerinin bulunduğunu, www...com alan adının 1999 yılında tescil edildiğini, müvekkilinin Türkiye’de www...com.tr alan adını 27.05.2015’te tescil ettirdiğini, müvekkili markasının tanınmış olduğuna dair yabancı mahkeme kararları ve ... kararları bulunduğunu, davacı şirketin müvekkili şirkete ait “...” ibareli üç başvurusuna itiraz edildiğini, itirazlarının reddedildiğini ve davacı tarafça ret kararlarına karşı dava açılmadığını, davacı şirketin huzurdaki davayı açmakta menfaati bulunmadığını, davacı şirketin müvekkilinin 25, 28 ve 41. sınıflarda kazanılmış hakkının bulunduğu taraf markalarının 15 yılı aşkın süredir birlikte var olduklarını,  “...” markası için tescilli kazanılmış hakkı olduğunu, müvekkili şirketin “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili şirket tarafından kullanım ispatı talebine karşı davacının 165273, 19903, 2006/08869, 2006/46227 ve 2013/105646 nolu markaların kullanımını ispat edemediğini, SMK'nın 6/1. maddesi şartlarının oluşmadığını, eldeki davada da kullanım ispatı talep ettiklerini, davacı markalarının tanınmış olmadığı, kötü niyet iddialarının dayanağının da bulunmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı yanın ... nezdinde yapılan işlemler sırasında karşı görüş dilekçesi sunarak, itiraz sahibinin gerekçe olarak gösterdiği 165273, 19903, 2006 08869, 2006 46227, 2013 105646 sayılı markaların tescil kapsamındaki \"tüm mal ve hizmetler” bakımından, dava aşamasında ise cevap dilekçesi sunarak 88/103867, 95/010617, 95/010618, 95/012578, 95/012580, 95/012581, 95/014609, 96/000734, 96/004919, 97/012101, 97/012391, 2002/12844, 2004/20214, 2008/15001, 2011/91234 sayılı markaların tescil kapsamındaki “tüm mal ve hizmetler” bakımından kullanımının bulunmadığını iddia ederek, kullanımın ispatlanmasını talep ettiği, davacı tarafça sunulan belgelerden sadece faturalar ve ürün fotoğrafları, markasal kullanımı gösterir nitelikte olmakla birlikte, faturaları düzenleyen şirket ... Pazarlama ve Ticaret A.Ş. ile davacı şirket arasındaki bağlantının tespit edilemediği, dolayısıyla salt tarihsiz fotoğrafların, markaların ciddi kullanımı göstermeye yeterli olmadığı, açıklanan gerekçeler çerçevesinde kullanımı ispatlanamayan 2006/46227, 2006/08869, 98/011301, 95/014612 sayılı markalaın benzerlik değerlendirmesinde değerlendirmesi dışı bırakıldığı; davacı şirketin dava aşamasında, davalı şirketin kullanmama def’ine karşılık dosyaya herhangi bir delil sunmadığı, dolayısıyla dava aşamasında gerekçe olarak gösterilen markaların, benzerlik değerlendirmesinde değerlendirme dışı bırakıldığı, dava konusu marka kapsamında yer alan 25. sınıf emtianın, davacının gerek ... nezdinde yaptığı itirazda gerekse dava dilekçesinde gerekçe olarak gösterdiği 2018/89135, 2018/41492, 2017/45375, 2017/45369, 2016/97473, 2015/109376, 2013/105646 sayılı markaların kapsamında aynen yer aldığı, dolayısıyla, 25. sınıf emtia bakımından, taraf markaları arasında ayniyet oluştuğu, davacının markalarının 18, 25 ve 35. sınıfta yer alan mal ve hizmetleri içerdiği, dava konusu marka kapsamında yer alan 28 ve 41. sınıf mal ve hizmetlerin ise, davacıya ait markalar kapsamında yer almadığı gibi, davacının markalarında yer alan mal ve hizmetler ile benzer/ilişkili emtialar da olmadığı; \"...\" kelimesinin, davacı yana ait önceki tarihli markaların her birinin esas unsuru olduğu, bu ibarenin her iki taraf markasında da ön ses olarak yer aldığı, bu çerçevede her iki taraf markasının da birebir aynı esas unsuru taşıdığı ve dava konusu markanın “...” ve “...” kelimelerinin birleşik yazılması ile yeni bir anlam ortaya çıkarmadığı, “...” ibaresinin bütünsel olarak, davacı markalarından ayrılarak, özgün nitelikte bir kurumsal kimlik algısı yaratmadığı gözetildiğinde, ayniyet taşıyan 25. sınıf emtialar yönünden “...” esas unsurunu taşıyan markalar ile karşı karşıya kalan ortalama bir tüketicinin, taraf markaları arasında iktisadi - idari anlamda bir bağlantı bulunduğu, karşı karşıya kaldığı markaların, aynı ekonomik kaynağa ait olduğu yanılgısı yaşama ihtimali kuvvetle muhtemel olduğu, taraf markalarının “...” ibaresini benzer şekilde esas unsur olarak içerdikleri gerçeği karşısında taraflara ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunun kabulünün gerektiği, başvuruda yer alan “...” ibaresinin, özellikle 25. sınıf emtia için nitelik belirttiği ve giyim sektöründe sıklıkla kullanılan bir ibare olduğu ve nitelik belirten tali unsur niteliği taşıdığı, esas unsurları bakımından taraf markalarının ayniyet taşıdıkları gözetildiğinde işitsel, görsel, kavramsal ve ortalama tüketicide bırakılan genel algı itibariyle başvuruyu redde dayanak gösterilen markadan ayırt edecek bir unsur bulunmadığı, zira ortalama tüketicinin genel izleniminde yer edecek olan ibarenin başvuru ve itiraza dayanak gösterilen markalarda “...” ibaresi olarak tezahür edeceği, somut olayda “markaların benzer olması” şartının sağlandığı, davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, ... YİDK'nın 06.08.2020 tarih ve 2020-M-6660 sayılı kararının tescile konu 25. sınıf mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tescile konu 25. sınıf mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. <br>\t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin \"...\" markasının tüm dünyada bilinip kullanıldığını, tanınmışlığın ispatlanamadığını kabul etmediklerini, 28 ve 41. sınıflar yönünden de emtia benzerliğinin bulunduğunu, başvurudaki \"...\" ibaresinin ayırt ediciliği sağlamadığını, bu ibarenin dar kesim giyim ürünleri için kullanılan bir kelime olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDiğer davalı şirket vekili, müvekkili markasının tanınmış olduğunun davalı Kurum tarafından da kabul edildiğini, müvekkili markasını lisanslı olarak kullanan yirmiyi aşkın spor salonu bulunduğunu, müvekkilinin 25. sınıf yönünden kazanılmış hakkının bulunduğunu, daha önce itirazlarının reddi üzerine dava yoluna gitmeyen ve müvekkili markası ile 15 yılı aşkın süredir birlikte varolan davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmediğini, taraf markalarının benzer olmadığını, 2013/105646 nolu markanın hükümsüzlük dava tarihi itibariyle 5 yılı aşkın süredir tescilli olduğunu, bu markaya karşı kullanım ispatı defi ileri sürülmesinin mümkün olduğunu, 2018/41492 sayılı markada ise \"...\" ibaresinin okunamayacak kadar küçük yazıldığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin \"...\" ibaresinin 25, 28 ve 41. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için davalı Kuruma başvurduğu, davacının ise \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, itiraz üzerine davalı başvuran şirketin kullanım ispatı def'i ile müvekkilinin kazanılmış hakkının bulunduğunu ve taraf markalarının uzun süredir birlikte var olduklarını ve bu kapsamda davacı şirketin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını ileri sürdüğü, davacının itirazının markaların benzer görülmemesi nedeniyle Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2020-M-6660 sayılı kararıyla reddedildiği, taraf markaları benzer bulunmadığından, davalı şirketin kazanılmış hak ve birlikte var olma iddialarına ilişkin YİDK kararında bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, mahkemenin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunup bulunmadığı, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca tanınmışlığın tescil engeli oluşturup oluşturmadığı ve davalı şirketin kazanılmış hak ve birlikte var olma iddialarının yerinde olup olmadığı noktasındadır.<br> \tYargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2008 tarih ve 2007/5747 E. - 2008/10251 K. sayılı “...” kararında da ifade edildiği üzere, bir marka sahibinin önceden adına tescil olan ve kullanmakta olduğu markasını ayırt edici işareti değiştirilmeksizin ve başkaları adına tescilli markalara yanaşılmaması kaydıyla aynı mal ve hizmetler yönünden yeni bir marka başvurusunda bulunmak istemesi kazanılmış haklar ilkesinin gereğidir. 11. Hukuk Dairesinin 11.11.2019 tarih ve 2018/2050 E. - 2019/7034 sayılı kararında açıklanan “birlikte var olma” olarak tanımlanan ilke (Buket Gün, Marka Hukukunda Birlikte Var Olma, Oniki Levha Yayıncılık, 2019) uyarınca ise, itiraza gerekçe markanın tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden, anılan markaya kural olarak karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzer olan bir işaretin uzun yıllar marka olarak kullanılması, kullanımın sürekli ve yoğun şekilde olması ve kuvvetli tanıtımla markanın ayırt edici kılınması, buna karşılık tescilli marka sahibinin marka başvuru tarihine kadar niza çıkarmaması halinde her iki markanın uzun yıllardır barış içinde birlikte var oldukları ve artık tescilsiz markanın başvuru tarihi itibariyle kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğinin ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceğinin  kabulü gerekmektedir. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesinin söz konusu içtihatlarında belirtilen koşulların somut uyuşmazlıkta bulunması halinde, davacı markalarının dava konusu marka bakımından tescil engeli oluşturmayacağı tabiidir. Ancak, mahkemece, davalı şirketin bu iddiaları açısından bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durum ise, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması mahiyetindedir. <br>\tBu itibarla Dairemizce, davalı şirket vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekili ile davalı ... vekilinin tüm, davalı şirket vekilinin ise diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 27/01/2022 gün ve 2020/280 E. - 2022/32 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin tüm, davalı şirket vekilinin ise diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Taraflarca istinaf başvurusunda peşin olarak ayrı ayrı yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde taraflara ayrı ayrı iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 26/01/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0da877cddf6267e","SID":"23dc24249bf2fa0c"}}