{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1113 <br>KARAR NO:2024/1862<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:26/01/2021<br>NUMARASI:2018/803 Esas -  2021/78 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin gazlı ve gazsız içecek ürünlerinin satış dağıtım ve pazarlamasını yaptığı, davacı ile davalıların da müşterek ve müteselsil kefil olduğu, \"Gazlı ve Gazsız Ürün - Miktar Direkt Satış Noktası sözleşmesi\", davalılar ile imzalanan sözleşme gereğince \"işletmeci, şirketin ve bayiinin yazılı onayını almadan bu sözleşmenin ve oluşmuşsa eklerinde hak veya yükümlülüklerini başkasına devir ve temlik etmemeyi, sözleşme süresince satış noktasında sözleşmenin devam ettirilmesine etki edecek hiçbir değişiklik yapmamayı kabul ve taahhüt eder.\" şeklinde olduğu, ancak davalıların sözleşmelerdeki taahhütlerine aykırı davranarak ve davacı şirkete herhangi bir bildirim yapmaksızın ticari faaliyetlerine son vermiş olması ve adreste bulunmamasının Beyoğlu ... Noterliği'nin 28/03/2018 tarih ve... yevmiye sayılı resmi tutanağı ile tespiti üzerine, Kadıköy ... Noterliği'nin 29/03/2018 tarih ve... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacı şirket ile davalılar arasında imzalanan söz konusu sözleşmenin feshedildiği, davalının sözleşmeye aykırı davrandığının tespiti üzerine T.C. istanbul Anadolu... icra Dairesî'nin ... sayılı dosyasıyta icra takibi başlatıldığı, davalıların haksız ve yersiz itirazları üzerine takibin durduğu, davalı aleyhine açılan icra takibinin konusu ve dayanağının davalıya faturaya dayalı ödenen 100.000,00TL tutarında \"Pazarlama Faaliyetlerine Katkı Bedeli\" alacağının kıstelyevm hesabı gereğince kalan bakiyesi olan 58.850,00TL ve 565,48TL noter masrafları olmak üzere toplam 59.415,48TL'nin ödenmesi talebi olduğu, sonuç olarak fazla ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile davalı taraftan icra dosyasına yapılan haksız itirazın iptali ile icra takibi ve itirazın iptali davası konusu olan toplam 59.415,48TL'lik davacı şirket alacağının icra takibi tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davalıların imzaladığı müşterek borçlu ve müteselsil kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, kefalet sözleşmesinin yasa gereğince yazılı yapılması gerektiği ve kefalet tarihinin belirtilmek zorunda olduğu, ancak icra dosyasına sunulan kefalet sözleşmesine bakıldığında kefalet tarihinin belirtilmediği ve birçok kısmın boş bırakıldığının görüldüğü ve kefalet için eş rızasının da alınmadığı, davalıların el yazısıyla yazması gereken maddelerin el yazısıyla yazılmadığı, kefalet sözleşmesinin hukuka aykırı olduğu, davalıların kefaletinin geçersizliğine İlişkin bu itirazların kabul edilmemesi halinde dahi, davalıların kefil olduğu sözleşmedeki asıl borçlu olan ... A.ş.'den herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığı, davacı tarafın alacaklarına esas alarak gösterdiği sözleşme eklerinin davalılara tebliğ edilmemesinden dolayı beyanda bulunma hakkının saklı tutulduğu, asıl firmanın işyerini kapatmasının sorumluluğunun davalılara yüklenmesinin hiçbir yasal dayanağının bulunmadığı, ... A.ş.'ye başka alacaklı şirketlerden haciz ve tahliye talebiyle icra takibi başlatıldığı, ... sayılı dosyasından yapılan tahliye ve muhafaza İşlemi nedeniyle işyeri faaliyetlerinin sonlandırıldığı, .... A.ş.'nin devam eden davasının kesinleşmesini beklediği, mahkeme kararının bozulmasına müteakip şirketin faaliyete devam edeceği, bu nedenle satış noktasının kesin olarak kapanmasının söz konusu olmadığından dolayı dava sebebinin de hukuki dayanağının olmadığı, davalının davacıya gerek geçersiz kefalet sözleşmesi nedeniyle gerekse ... A.ş. hakkında icradan yapılan tahliye nedeniyle hiçbir borcun olmadığı, sonuç olarak haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın her iki davalı açısından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\"Toplanan deliller, icra takip dosyası, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ticari defterler, bilirkişi incelemesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde;Davacı ile davalılar arasında,davalıların müteselsil kefil oldukları 'gazlı ve gazsız ürün-miktar direkt satış sözleşmesi' imzalandığı,davacı tarafça davalılar aleyhine sözleşmeye aykırılık sebebiyle faaliyetlere katılım bedelinin tahsili amacıyla icra takibi yapıldığı,borçlunun itirazı üzerine mahkememizde icra takibi başlatıldığı,ancak taraflar arasında esas sözleşmeye ek olarak imzalanan kefalet sözleşmesi incelendiğinde söz konusu sözleşmenin geçersiz olduğu kanaatine varılmıştır.Şöyle ki ;Bilindiği üzere Kefalet sözleşmesi 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 581 ila 603. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 581. maddesinde “kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmıştır. Kanunda yer alan bu tanıma göre kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Türk Borçlar Kanunu'nda kefalet sözleşmesinin geçerliliği 818 Sayılı Borçlar Kanunu'ndan daha ağır şartlara bağlamıştır. Kefalet sözleşmesinin geçerli olması, genel hükümlerin yanında, Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584. maddelerde kefalet sözleşmesi için öngörülen koşulların varlığına bağlıdır. Bu koşullar mevcut ve geçerli borcun bulunması, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve kefil evli ise eşin rızasının alınmasıdır. Borçlar Kanunu'nun 583.maddesinde kefalet sözleşmesinin geçerliliği bakımından kefilin sorumlu olacağı azami miktarı ,kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesinin  şart olarak belirtildiği,ancak dosyada mübrez kefalet sözleşmesinin incelenmesinde,emredici hüküm niteliğindeki TBK m.583/1 hükmü gereğince geçerlilik şartı olarak sözleşmede olması gereken kefalet tarihinin olmadığı,kefilin kefalet tarihini,kefalet miktarını,müteselsil kefil olduğunu,kendi el yazısıyla yazmadığı,her ne kadar davacı tarafça kefalet sözleşmesinin, 01.06.2012 tarihinde imzalanmış olması sebebiyle o tarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılı TBK uyarınca geçerli olduğu iddia edilmişse de bu hususun ispat edilemediği,dosyaya bunu destekler nitelikte  bir delil sunulmadığı, bu yönüyle kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davacı Şirketin alacağının varlığı bilirkişi ek ve kök raporları ile ispatlanmış olup, bilirkişi kök ve ek raporunda yer alan değerldndirmeler çerçevesinde cari hesap başlangıç tarihinin 16/09/2011 olduğunu, davacı ve davalıların ticari ilişkisinin başlangıç tarihinin 16/09/2011 olup, davalıların müşterek ve müteselsil kefil olduğu sözleşmenin dava dışı ... A.Ş.’ne dava konusu edilen Pazarlama Faaliyetlerine Katılım Bedeli KDV dahil toplam 100.000-TL tutarlı fatura ise 27/06/2012 tarihinde düzenlenerek davacıya iletildiğini, taraflar arasındaki ticari ve hukuki ilişki TBK yürürlüğe girme tarihi olan 1 Temmuz 2012 öncesinde olduğunu, cari hesap ekstresinin dava dosyasına sunulduğunu, Türk Borçlar Kanunun yürürlük tarihi 01/07/2012 tarihinden önce imzalanan sözleşme ve buna göre düzenlenen kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğuna ilişkin değerlendirmenin yerinde olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, kefalet sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kefaletin hangi tarihte imzalandığı ve geçerli olup olmadığı noktasındadır.Davacı ile dava dışı ... A.Ş. Arasında bila tarihli direkt satış noktası sözleşmesi imzalanmış, davalılar ise bu sözleşmeden kaynaklanan borca müteselsil kefil olduklarına ilişkin bila tarihli kefalet sözleşmesi imzalamışlardır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında,... sayılı takip dosyasında, \"sözleşme, ihtarname, noter tespit tutanağı\" sebebine dayalı olarak 58.850,00 TL asıl alacağın 337,19 TL noter ihtarname masrafı, 228,29 TL noter tespit masrafıyla birlikte tahsili istemiyle 13/06/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı taraf davalıların sorumluluğunu bila tarihli kefalet taahhütnamesine dayandırmaktadır. Ancak, ilk derece mahkemesince davalı kefiller yönünden TBK'nın 583. maddesi uygulanarak kefilin kefaleti geçersiz kabul edilmiştir.Oysaki kefalet sözleşmesinde tarih bulunmamakla birlikte kefalete konu alacağın dayanağı alacak dava dışı şirkete 27/06/2012 tarihli ve 100.000,00 TL  bedelli pazarlama faaliyetlerine ilişkin katılım bedeli açıklamalı fatura karşılığında ödenen 100.000,00 TL'den kaynaklanmaktadır. Direkt satış noktası sözleşmesinin özel hükümler bölümünde düzenlenen katılım destek bedelinin ödenmesine ilişkin faturanın dava dışı ... A.Ş. Tarafından 27/06/2012 tarihinde düzenlenmiş olup, bu tarihte ise 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlüktedir. Bilindiği üzere 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1. maddesine göre TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler  hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Kefalet sözleşmesi 818 sayılı BK yürürlükte iken kurulduğundan 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemez. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 7. maddesinde 6098 sayılı TBK'nın derdest davalara uygulanması ile ilgili düzenleme yapılmışsa da bu hüküm 818 sayılı BK'ya uygun olarak kurulan kefaletin kamu düzenine aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Açıklanan bu hükümler çerçevesinde somut olayda dava konusu sözleşme çerçevesinde katılım destek bedeli faturası 01.07.2012 tarihinde düzenlenmiş olduğundan o tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uyuşmazlığa uygulanması gerekecektir.Davalıların imzaladığı bila tarihli kefalet sözleşmesinde kefalet limiti 100.000,00 USD olarak belirtilmiştir.  818 sayılı BK'nın 484. maddesi hükmü uyarınca kefaletin geçerli olabilmesi için kefaletin yazılı olması ve kefalet limitinin belirlenmiş olması yeterlidir. Bu kapsamda kefalet miktarı açıkça belli olduğuna ve kefalet yazılı olarak verildiğine göre davalıların anılan kefalet sözleşmesindeki kefaletinin geçersiz olduğu kabul edilemez. Bu nedenle, davalıların kefaleti geçerli olup, davacıya karşı sorumlulukları bulunmaktadır.Davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasında bila tarihli direkt satış noktası sözleşmesinin özel hükümler bölümünde, işletmeye 100.000,00 TL pazarlama faaliyeti katılım destek bedeli ödeneceği, işletmecinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı davranması nedeniyle sözleşmenin süresinden önce sona ermesi halinde bu meblağın kıstelyevm usulü iade edileceği düzenlenmiştir. Dosyada örneği bulunan Beyoğlu ... Noterliğinin 28/03/2018 tarih ve ... YN'lu düzenleme şeklinde tutanak ile, dava dışı ... A.Ş.'nin sözleşmede belirtilen iş yerinde faaliyette olmadığı tespit edilmiştir. Buna göre, dava dışı ... A.Ş. Faaliyetlerini sona erdirmesi sözleşmeye aykırılık teşkil etmesi nedeniyle adı geçen şirkete ödenen katılım destek bedelinin kıstelyevm usulü iadesi gerekir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda iadesi gerekecek tutar kıstelyevm usulüne göre 58.850,00 TL olarak hesaplanmıştır. Bu halde, davalılar bu miktar ve noter masrafları yönünden davacıya karşı sorumlu olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, TBK'nın 583 maddesi hükmünün uygulanması ve buna göre de kefaletin geçerli olmadığı kabul edilerek davalı-kefiller yönünden davanın reddine karar vermesi doğru görülmemiştir. İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.  Eldeki davada, dava konusu fatura karşılığı ödenen katılım destek bedelinin kıstelyevm usulü iadesi istemine dayalı alacak likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KABULÜNE,2-Davalı-takip borçlularının, ... sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibine vaki itirazının İPTALİNE, takibin  devamına, 3-Kabulüne karar verilen alacağın %20'si olan 11.883,10- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Başlangıçta peşin olarak alınan 717,59 TL harcın  icra harcı 297,08 TL ile birlikte alınması gerekli olan 4.058,67 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.044,00 TL karar ve ilam harcının davalılardan  alınarak hazineye irat kaydına,5-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 35,9 TL, peşin harç 717,59 TL, icra harcı 297,08 TL ile birlikte posta ve tebligat gideri 301,25 TL, bilirkişi ücreti 2.193,75 TL, olmak üzere toplam 3.545,57 TL yargılama masrafının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 59,50 TL olmak üzere toplam 221,60 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ad0f52a179030d8c","SID":"a36cb510b30c7d27"}}