{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/2118 <br>KARAR NO\t: 2025/68<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/195 E.  -  2022/99 K.<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Tescil <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/03/2022 tarih ve 2020/195 E. - 2022/99 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 2018/120419 sayılı \"...\" markası için yaptığı başvurunun, davalı şirketin 2013/97397 sayılı “...” ibareli markaya dayalı itirazı üzerine kısmen reddedildiğini ve YİDK'ya yapılan itirazın da reddedildiğini, \"...\" markasının, anne ve bebekler için geniş bir ürün yelpazesi sunmayı hedefleyen bir kadın girişimi olduğunu, davalıya ait \"...\" markasının \"kuzu\" olarak algılandığını ve zayıf bir marka niteliğinin bulunduğunu, bu ibarenin giyim sektöründe yaygın kullanıldığını ve SMK 6/1. maddesinin şartlarının oluşmadığını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığını, markaların farklı alanlarda faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek, Türkpatent YİDK'nın 2020-M-4002 sayılı kararının iptalini ve 2018/120419 no'lu markanın 25 ve 35. sınıflarda tescil edilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı Şirket vekili, müvekkiline ait markanın ülke genelinde bilinir hale geldiğini, müvekkilinin markası ile davacı markasının görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu, davacının müvekkili ile birebir aynı mal ve hizmetlere ilişkin tescil talebinde bulunulduğunu, davacı ile müvekkilinin başka alanlarda çalışıyor olmasının iltibas değerlendirmesinde nazara alınacak bir kriter olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarının \"...\" ve \"...\" ibarelerinden oluştuğu ve her iki markanın da Türkçe \"kuzu\" kelimesini çağrıştırarak yüksek işitsel benzerlik taşıdığı, bu işitsel benzerliği, görsel ve anlamsal benzerliklerin takip ettiği, redde konu emtia grupları göz önüne alındığında, makul düzeyde bilinç ve dikkat düzeyine sahip tüketicilerin bu markaları karıştırma ihtimalinin bulunduğu, hatta daha dikkatli tüketicilerin bile yüksek işitsel benzerlik nedeniyle yanılgıya düşebileceği, ayrıca davalı markasının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı, bu nedenle SMK 6/5. maddenin uygulama şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkemenin \"...\" ve \"...\" markaları arasındaki karıştırılma ihtimaline dair verdiği kararın hatalı olduğunu, mahkemenin bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik ve taraflı bir değerlendirme yaptığını, bu raporun yetersiz ve hukuken hatalı olduğunu, müvekkilinin alanında ehil akademisyenlerden oluşturulacak yeni heyetten rapor alınması taleplerinin mahkemece reddedildiğini, müvekkilinin markasının özgün olduğunu ve davalının markasıyla karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve tescil istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davalı Şirketin \"...\" ibareli markasını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği, itirazının YİDK tarafından kısmen kabul edildiği ve davacının başvurusunun kısmen reddine karar verildiği anlaşılmakta olup, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davacının başvurusuna konu \"...\" ibaresi ile davalının itirazına mesnet \"...\" ibareli markası arasında SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı görülmektedir.  <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki \"ihtimal\" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). <br>\tAçıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. <br>\tSomut uyuşmazlıkta davacının başvurusuna konu \"...\" ibareli işaretin Türkçe'de hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Baş harfinin \"g\" olması ve son iki harfinin çift \"uu\" olması itibariyle ortalama tüketiciler tarafından hiçbir ibare ile ilişkilendirilmeyecek kadar özgün bir ibaredir. Diğer bir deyişle başvurunun başındaki \"g\" harfi ile sonundaki çift \"uu\" harfi, ortalama tüketicilerin derhal dikkatini çekecek ve bu ibare, \"kuzu\" ibaresini çağrıştırmayacaktır. Davalı Şirketin itirazına mesnet gösterdiği \"...\" markasının da Türkçe'de bilinen bir anlamı yoktur. Her ne kadar mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda \"...\" ibaresinin Azerbaycan Türkçesi'nde \"kuzu\" anlamına geldiği bildirilmişse de Türkiye'deki ortalama tüketicilerce anılan anlamın bilinemeyeceği düşünülmüştür. Esasen bir an için anılan ibarenin \"kuzu\" ibaresini akla getirdiği düşünülebilir ise de \"Q\" ibaresinin İngilizce dilinden gelen bir ibare olduğunun ortalama tüketicilerce de bilineceği, dolayısıyla \"K\" harfi olarak değil \"Q\" harfi olarak algılanacağı ve \"...\" ibaresinin \"kuzu\" olarak algılanmasının güç olduğu değerlendirilmiştir. Sonuçta taraf markaları arasında, markaların biçim ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davacının başvurusuna konu işareti davalının itirazına mesnet markası ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davalıların itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, somut uyuşmazlıkta da davacının başvurusunun yeterli ayırtedicilik sağladığı, yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartlarının bulunmadığı için mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmamıştır. <br>\tBu itibarla her ne kadar tarafların markaları arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden benzerlik bulunmakta ise de marka işaretleri arasında yukarıda açıklanan nedenlerle benzerlik olmadığından somut olayda SMK'nın 6/1. maddesi koşulları gerçekleşmemiştir. <br>\tYargıtay 11. HD'nin benzer bir olayda verdiği 19/04/2022 tarih ve 2020/7283 E.- 2022/3128 K. sayılı kararında yer alan, \"...\" ibaresinin Türkçe'de bir anlamının olmadığına, \"kuru\" ibaresini akla getirdiğine, anılan davalı markası ile davacının \"...\" esas unsurlu markaları arasında görsel, sesçil ve anlamsal yönden önemli farklılıklar olduğuna, olaya uygulanacak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca karıştırma ihtimalinin bulunmadığına ilişkin değerlendirmeler de aynı yöndedir. <br>Davacı tarafça YİDK kararının iptali ile birlikte, dava konusu marka başvurusunun tescili talebinde de bulunulmuştur. 6769 sayılı SMK kapsamında mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmamaktadır. Tescil işlemi idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuçtur. Yine tescil istemi ayrı bir dava olarak değerlendirilemez. Bu nedenledir ki, açılan davada iki ayrı talebin olduğu ve tescil isteminin de reddedildiği gerekçesiyle davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemez. Dolayısıyla Dairemizce davacının tescil isteminin reddine karar verilmiş, ancak bu nedenle davalı taraf yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Yargıtay'ın emsal uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay HGK.'nın 22.03.2017 gün ve 2017/11-78 E.-521 K.)<br>Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.  <br>\tHMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>\tBu yeni kararın istinaf kararı olduğu ve istinaf karar tarihinde geçerli bulunan harç ve vekalet ücretine göre hüküm kurulması gerektiği ise tabiidir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/03/2022 tarih ve 2020/195 E.- 2022/99 K. sayılı sayılı kararının KALDIRILMASINA;\t<br>\t2-Davanın KABULÜ ile Türk Patent ve Marka Kurumunun 2020-M-4002 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,<br>\t3-Davacı vekilinin tescil talebinin, tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olması nedeniyle REDDİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 561,00.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00.TL bilirkişi ücreti, 88,50.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 85,50.TL tebligat ve posta giderleri, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamından oluşan 2.644,7‬0 TL yargılama gideri ve 54,40.TL başvurma harcı, 54,40.TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.753,5‬0.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2fe574b1bcb1e1f0","SID":"2ace95c3f22a9a8e"}}