{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1675 <br>KARAR NO\t: 2025/82<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ... \t\t\t\t\t\t\t\t\t (...)<br>KATİP\t\t: ... \t\t\t\t (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 07/03/2023<br>NUMARASI\t: 2020/434 Esas - 2023/132 Karar<br><br>DAVACI\t: ... (T.C. NO:...) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI \t: ... (T.C. NO:...) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -  ...<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ\t: 24/09/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 17/01/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 17/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/87451 esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 195.000,00-TL tutarındaki bono ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibe konu bono üzerinde bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, böyle bir senedin varlığından takip başlamasıyla haberdar olunduğunu, icra takibine, imzaya, borca ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini, sahtecilikten savcılığa da suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkilinin takibe konu bonoyu, ödeme emri ile ilk kez gördüğünü, müvekkilinin takibe konu senedi asla imzalamadığını, davalı ile müvekkili arasında kiracı kiralayan ilişkisi dışında hiçbir para, iş, ticari, hukuki hatta insani ilişkisinin bulunmadığını, aksine davalının müvekkiline kira borcunun bulunduğunu, müvekkilinin kendisine borcu olan kişiden borç alması hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, asıl borçlu olan kişinin davalı olduğunu, senedin bedelsiz olarak sahte olduğunu, icra takibinin dayanağı olan belgede nakden kaydı bulunmasına karşı aralarında kesinlikle borç alışverişi olmadığını, borç alışverişi yapılacak ilişkilerinin bulunmadığını, müvekkilinin iyi niyetinin davalı tarafından kötüye kullanıldığını, hiçbir şekilde ihtiyacı olmadığı parayı bir nakit olarak aldığı iddia edildiğini, böyle bir yüksek meblağın elden nakit ödenmesi de hayatın olağan akışına, yasalara ve ilgili düzenlemelere göre de aykırı olduğunu, senede konu miktarın elden alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin kullandığı tek banka emekli maaşını aldığı Ziraat Bankası olduğunu, banka kayıtları dahi incelendiğinde böyle bir ilişkinin bulunmadığının anlaşılacağını, tahrifat ve değişiklikler yaparak, sahtecilik ve dolandırıcılık eyleminin içinde haksız yere icra takibine konu edildiğini, takibe konu senedin bedelsiz ve hükümsüz olduğunu, iyi niyetin kötüye kullanıldığını beyan ederek öncelikle teminatsız olarak veya müvekkilinin ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebeplerinden dolayı uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir talebini kabulüne, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile Kocaeli 8. İcra müdürlüğünün 2020/87451 esas sayılı icra takibinin iptaline ve kötü niyetli ve ağır kusurlu olunması nedeniyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz, herhangi somut bir delile dayanmadığını, bir imzanın taklit edilmesi mümkün olsa dahi profesyonelce ve iyi taklit edilmesinin imkansız olduğunu, Davacı/borçlunun bahsedilen bu durumu mahkemeye beyan ederek kendi imzasından bile şüphe edeceğini, bu nedenle de takip konusu senetteki imzanın taklit ve kendi el ürünü olmadığını ileri sürerek borcu ödemekten kaçınmaya çalıştığını, davacının imza hususundaki itirazlarının dayandığı sebebin dahi iyi niyetli olmadığının ve imzaya itirazının haksız olduğunun göstergesi olduğunu, senet üzerinde nakden kaydı düşülmüş olmakla bir borç ilişkisi olduğunun açık olduğunu, senedin bedelsiz ve sahte olduğu yönündeki iddialarda gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın tek amacının borcu ödemekten kaçınarak bu borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, davacı vekilinin menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükünün davalı/alacaklıda olduğunu belirtmesinin yasalara aykırı olmakla borcun varlığını kanıtlanması iddiasına da karşın, davalı/alacaklının icra takibine koymuş olduğu senet ile alacaklı olduğunu ispat ettiğini ve herhangi bir ispat külfeti altında olmadığının da açık olduğunu beyan ederek; davanın reddine ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın KABULÜ ile, 1-Davacının davalıya Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/87451 esas sayılı icra takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, 2-Asıl alacağın %20'si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece İstanbul Rumeli Üniversitesinden alınan rapora ve davacının davaya ilişkin ıslah beyanı karşısında yaptıkları itirazlarının dikkate dahi alınmadan ve hiçbir değerlendirme yapılmadan davanın esası hakkında karar verildiğini, taleplerinin neden kabul görmediğine dair gerekçeli kararda da herhangi bir gerekçenin belirtilmediğini, davacı/borçlunun mahkemeye beyan ederek kendi imzasından bile şüphe edeceğini bu nedenle de takip konusu senetteki imzanın taklit ve kendi el ürünü olmadığını ileri sürerek borcu ödemekten kaçınmaya çalıştığını, imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı yönünde bir açıklık getirilmeyen raporun kabul edilmesinin taraflarınca ve hukuk düzenince imkansız olduğunu, davacının bir haftalık süre içerisinde yeni bir dava dilekçe sunması ve ıslah ettiği işlemleri açıkça belirtmesi gerektiğini, davacının yeni bir dilekçe sunmadığı gibi ıslah hakkı kullanılmış sayılmakla huzurdaki davaya ıslah hiç kullanılmamış gibi devam edilmesine karar verilmesi gerekli iken mahkemenin gerekçeli kararında belirttiği üzere davacı tarafa ıslah için mahkemece süre verilmediğini bu nedenle de davanın ıslahının geçerli olduğunu kabul ederek hüküm kurulmasının imkansız olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/03/2023 tarih, 2020/434 Esas - 2023/132 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davalı tarafından davacı hakkında Kocaeli 8.İcra Müdürlüğünün 2020/87451 esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, takibe dayanak senedin; 15.01.2019 tanzim tarihli, 01.10.2019 vade tarihli 195.000,00 TL bedelli, düzenleyeni davacı, lehtarı davalı olan, “nakden” ihdas nedenli bono olduğu, davacı tarafından öncelikle sahte imza ve sahtecilik nedeniyle eldeki davanın açıldığı, daha sonra 19.12.2022 tarihli dilekçesi ile davasını tamamen ıslah ettiğini bildirerek bu sefer senedin tuzaklama yöntemiyle elde edildiğini iddia ederek menfi tespit talep ettiği, davalı taraf ıslahın usulüne uygun olmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu ve senedin mevcut haliyle davacı tarafından davalıya verildiğini beyan ederek davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>1-Davalının ıslaha yönelik istinaflarının incelenmesinde; Mahkemece, davacının davasını tamamen ıslah ettiğinden bahisle ıslaha göre karar verilmiş, davalı tarafça ıslahın usulüne uygun yapılmadığı iddiasıyla istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. (HMK m.176) Taraflar ıslah yolu ile iddialarını ve savunmalarını genişletip değiştirebilirler. Buna göre, davacı dava dilekçesinde belirttiği dava sebebini değiştirebileceği gibi, vakıaları eksik belirtmişse, onları ıslah yolu ile tamamlayabilecektir. Ayrıca, davacının dava dilekçesinde belirttiği talebini ıslah yolu ile artırması da mümkündür. Aynı şekilde davalı da, vermiş olduğu cevap dilekçesini ıslah edip, daha önce eksik bıraktığı savunmasını tamamlayabileceği gibi, savunmasını dayandırdığı vakıaları tümüyle de değiştirebilir. Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir. (HMK m. 176) Fakat, ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliği, ıslahın geçerliliği için şart değildir. Çünkü ıslah, davacı veya davalının tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile yapılır. Islahın tamamlanması ve hüküm ifade etmesi, karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Bunun gibi ıslah, mahkemenin de kabulüne bağlı değildir.<br>Islah kısmi ve tam ıslah olarak ikiye ayrılır. Sadece talep sonucunun arttırılması kısmi ıslah olarak kabul edilir. Davanın tamamen değiştirilmesi ve yeni bir davaya çevrilmesi ise tam ıslahtır. Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. (HMK m. 180) Davayı tamamen ıslah edebilecek olan taraf, davacıdır. Bunun yanı sıra, karşı davada, karşı davacı durumunda olan davalı da, karşı davasını tamamen ıslah edebilir. Tam ıslahta davacı, davasını dava dilekçesinden itibaren ıslah ederek ve yeni bir dava dilekçesi verebilir.<br>Davanın tam ıslahı yoluna, dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur. Yani bu halde, dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin (bazı istisnalar dışında) tamamının yapılmamış sayılması veya düzeltilmesi söz konusu olduğu için, buna davanın tam ıslahı denilmektedir. Davasını tam ıslah etmiş ve bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermiş olan tarafın ilk dava dilekçesi, hiç verilmemiş sayılır; yani, mahkemece nazara alınmaz. Başka bir deyişle ıslah, bunu yapan tarafın kapsatacağı noktadan itibaren, bütün usul işlemlerini yapılmamış sayılması sonucunu doğurduğundan, davanın tamamen ıslahında, dava dilekçesi dahil olmak üzere, dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan bütün usul işlemleri yapılmamış sayılır ve mahkeme davayı yeni dava dilekçesine göre görür.<br>Davasını tamamen ıslah etmiş olan davacı, ıslah dilekçesinde aynı zamanda ıslah ettiği işlemi açıkça belirtmişse (yani ıslah dilekçesi aynı zamanda yeni bir dava dilekçesi niteliğinde ise) davacının artık HMK m. 180'e göre bir hafta içinde yeni (ikinci) bir dava dilekçesi vermesine gerek yoktur. (Prof.Dr. Baki Kuru/Prof. Dr. Ramazan ARSLAN/Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları 22. Baskı, 2011 s.557; Prof. Dr. Bilge Umar, Hukuk Muhakemeleri Şerhi, Ankara 2011 s.506; HGK'nin 12.7.1957gün ve E. 2/66 K. 64; HGK'nin 2.10.1974 gün ve E. 4/378 K. 1030; ) (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2015/19676 esas 2016/8156 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda; Davacı dava dilekçesinde imza inkarı ile tahrifat iddialarına dayalı olarak menfi tespit talep etmişken, 19.12.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dayandığı maddi vakıaları değiştirerek bu sefer bononun tuzaklama yöntemiyle elde edildiği iddialarına dayanmış, anılan ıslah dilekçesinde ise davayı tamamen ıslah ettiğini açıkça beyan etmiştir. Mahkemece verilen sürede ise ıslah harcını ikmal etmiştir.<br>Az yukarıda açıklandığı üzere; Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. (HMK m. 180) Davasını tamamen ıslah etmiş olan davacı, ıslah dilekçesinde aynı zamanda ıslah ettiği işlemi açıkça belirtmişse (yani ıslah dilekçesi aynı zamanda yeni bir dava dilekçesi niteliğinde ise) davacının artık HMK m. 180'e göre bir hafta içinde yeni (ikinci) bir dava dilekçesi vermesine gerek yoktur. <br> Eldeki olayda da, davacı taraf dayandığı maddi vakıaları değiştirmiş olup, bunu verdiği ıslah dilekçesinde açıkça belirttiğinden ve anılan ıslah dilekçesinden önce davayı ıslah edeceklerine dair ayrıca bir taleplerinin de bulunmadığı anlaşıldığından artık ayrıca bir dava dilekçesi vermesine gerek yoktur. Bu nedenle davacı tarafından yapılan ıslahın usulüne uygun olduğu anlaşılmış olup, mahkemece ıslah dilekçesi dikkate alınarak yargılama ve değerlendirme yapılması isabetlidir. Bu nedenlerle davalının bu yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.<br>2-Davalının esasa yönelik istinaf taleplerinin değerlendirilmesinde; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. <br>Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı \"malen\" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı \"nakten\" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni \"mal\" ya da \"nakit\" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.<br>Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik \"bedel kaydı\"dır. Yinelemek gerekirse \"bedel kaydı\" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip, edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel  def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. <br>Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. <br>Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (YİBK'nun 12.4.1933 gün ve 1933/30-6 sayılı ilamı).<br>Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı \"malen\" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı \"nakten\" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni \"mal\" ya da \"nakit\" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir. (HGK’nun 17.12.2003 tarih ve E:2003/19-781, K:2003/768; 17.04.2015 gün ve E:2013/19-1622, K:2015/123 sayılı ilamları) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2013/19-2402 Karar No: 2015/1532 Karar Tarihi: 10.06.2015 ) (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No:2016/8917, Karar No: 2018/696, Karar Tarihi: 15.02.2018. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No:2016/7407, Karar No: 2017/2252, Karar Tarihi: 21.03.2017. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No:2016/15201, Karar No: 2018/1176, Karar Tarihi: 13.03.2018.) (Tutumlu, Mehmet Akif: Senedin (Bononun) Düzenlenme Sebebine ve Bedelsizliğine İlişkin İddiaların İspatı, Terazi Hukuk Dergisi, Cilt: 13, Sayı: 143, 2018, s. 173.)<br>Somut olayda; Davacı taraf taraflar arasında senet düzenlenmesini gerektiren bir ilişki bulunmadığını, senedin tuzaklama yöntemi ile oluşturulduğunu, davalının senedin ihdas nedenine ait çelişkili beyanlarının olduğunu beyan ederek menfi tespit talebinde bulunmuştur.<br>Mahkemece davalı asilin isticvabına 08.04.2022 tarihinde karar verildiği, davalı asilin 24.06.2022 tarihli celseye katılarak bizzat senede karşı beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı asil isticvabında anılan senedin davacıdan alacağı dört adet taşınmaza karşılık davalı tarafından satıştan önce ödenen bedeller karşılığı verildiğini beyan etmiştir. <br>Az yukarıda açıklandığı üzere; her ne kadar kambiyo senetleri soyut borç ikrarı içeren senetlerden olup, ispat yükü davacı borçluda ise de, senet üzerine ihtiyari kayıt olan ihdas nedenine ilişkin kayıt konulması halinde ve bu kaydın aksinin iddia edilmesi durumunda, bu husus senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senet üzerinde yer alan “nakden” kaydı yukarıda detaylandırıldığı üzere, para alışverişi anlamında olup, davalının senedin taşınmaz alışverişi kapsamında düzenlendiği yönündeki beyanı anılan ihdas nedenini malen yani mal alışverişi karşılığı olarak talil etmiş olduğundan, ispat yükü davalı üzerine geçmiştir. Bu durumda davalı senedin mal alışverişi kapsamında düzenlendiğini ve alacaklı olduğunu ispat etmekle yükümlüdür. ( Benzer yönde HGK’nun 17.12.2003 tarih ve E:2003/19-781, K:2003/768; 17.04.2015 gün ve E:2013/19-1622, K:2015/123 sayılı ilamları) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2013/19-2402 Karar No: 2015/1532 Karar Tarihi: 10.06.2015 ) (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No:2016/8917, Karar No: 2018/696, Karar Tarihi: 15.02.2018. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No:2016/7407, Karar No: 2017/2252, Karar Tarihi: 21.03.2017. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No:2016/15201, Karar No: 2018/1176, Karar Tarihi: 13.03.2018.) (Tutumlu, Mehmet Akif: Senedin (Bononun) Düzenlenme Sebebine ve Bedelsizliğine İlişkin İddiaların İspatı, Terazi Hukuk Dergisi, Cilt: 13, Sayı: 143, 2018, s. 173.)Dosya kapsamında davalının anılan iddiasını bildirdiği deliller ile ispat edemediği gibi dosyaya gelen soruşturma evraklarındaki beyanlarında ve isticvaptaki beyanlarının çelişki olduğu da anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olup, davalının bu yöndeki istinaf istemleri de yerinde görülmemiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 13.320,45-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 3.331,11-TL'nin mahsubu ile kalan 9.989,34‬-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/01/2025<br><br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b99b9027b3fec0d","SID":"8582fcc211679b7f"}}