{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2024/822 Esas 2024/1399 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/822 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1399<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE  TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/05/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/159 Esas 2024/330 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t: <br>DAVA\t: Şirketin İhyası<br>DAVA TARİHİ\t: 06/03/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 10/01/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki şirketin ihyası  istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin temizlik işine ilişkin hizmet alım sözleşmesi imzaladığı, ... Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin işçisi tarafından işçilik alacakları için açılan davada hüküm altına alınan işçilik alacaklarının müvekkili tarafından ödendiğini, ödenen bedelden ... Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin sorumlu olduğunu, ödenen bedelin rücuen tahsili için dava açıldığını, yargılama sırasında davalı şirketin sicil kayıtlarından silindiğinin tespit edildiğini, mahkemece şirketin ihyası yönünde dava açmak üzere taraflarına süre verildiğini belirterek ... Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı sicil müdürlüğü cevap dilekçesinde özetle; şirketin yasal prosedüre uygun olarak kapatıldığını, terkin tarihinde şirketin alacak ve borçlarının, derdest davalarının müdürlük tarafından bilinemeyeceğini, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, yasal hasım olunduğundan aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, şirketin yeniden sicile kaydedilmesinin ve ek tasfiye yapılmasının gerekleri içerisinde şirketin bir davada davalı olarak bulunması veya aleyhine icra takibi yapılmasının da söz konusu olabileceğini, dosya kapsamı itibariyle ... Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin geçici 7. madde uyarınca sicilden terkin edildiği, şirkete karşı Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/443 Esas sayılı dosyasıyla dava açıldığı, dava konusunun silinmeden önceye ilişkin olduğu, davanın sonuçlandırılarak infazının sağlanması amacıyla sicilden kaydı silinen ... Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin ihyası, ek tasfiyesine karar verilen şirkete önceki yetkilinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiği, davalı davanın niteliği gereği davada yasal hasım olup, sicilden resen silinen şirketin alacak veya borcu olup olmadığı, mal varlığı olup olmadığı, hakkında dava olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığından yargılama gideri ve davacı vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/443 Esas sayılı dosyaya hasren ek tasfiye işlemleri için ihyasına, tasfiye memuru olarak silinmeden önceki yetkililerden ...'in atanmasına, kararın ticaret sicil müdürlüğünde tescil ve ilanına  karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından yapılan işlemlerin geçici 7. maddenin 4/A fıkrasındaki usule göre de yerine getirilmediğini, silinme işlemi nedeniyle şirket temsilcisine ihtar gönderilmediğini, mahkemece talepleri doğrultusunda şirketin ihyasına karar verilmesi gerekirken ek tasfiyesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararının müvekkili aleyhine olan yönlerden kaldırılması gerektiğini, müvekkili lehine vekalet ücreti verilmemesinin ve davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmayarak yargılama sırasında yapılan yargılama giderlerinin müvekkili üzerinde bırakılmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalının TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası talep edilen şirketi ticaret sicilinden yasaya aykırı olarak re'sen terkin ettiğini, işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, davalının vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinden hukuken sorumlu tutulması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, müvekkili lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; şirketin ihyası istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; <br>\tİlk derece mahkemesi karar başlığında davalı olarak \"...\" yer aldığı gibi, dava dilekçesinde ise davalı olarak \"...Sicil Müdürlüğü\"nün yer aldığı, dava dilekçesinin ...Sicil Müdürlüğüne tebliğe çıkarıldığı, ...Sicili Müdürlüğünün davaya cevap verdiği anlaşıldığından davada husumetin ...Sicili Müdürlüğüne yöneltildiği, karar başlığındaki bu hususun maddi hata niteliğinde olduğu gözetilerek Dairemiz karar başlığında doğru hasım olan ...Sicili Müdürlüğü davalı olarak gösterilmiştir.  <br>\tİhyası talep olunan şirketin terkinine dayanak belgeler, ...Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/443 Esas sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDavacı yan ... Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin de içinde bulunduğu davalılar aleyhine açtığı rücuen alacak davasının yargılaması sırasında şirketin sicilden terkin edildiğinin anlaşıldığını, ihya davası açmak üzere mahkemece taraflarına süre verildiğini belirterek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile şirketin ek tasfiyesine karar verilmiştir.<br>\t6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının \"a\"  bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise;  dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta, şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ihyası istenen şirkete bila tebliğ olduğu ve şirket yetkilisine tebligat çıkarılmadığı anlaşılmaktadır.  <br>\tİhyası talep edilen ... Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin münfesih sayılmasına rağmen TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca kendisine yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, ihtarnamede infisah sebebi olarak 5174 sayılı kanuna göre odaca kaydı silinenler olarak yer aldığı dosya içeriğiyle sabittir. \t<br>\t6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının \"a\"  bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise;  dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir.<br>\tİhyası talep olunan şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise şirketin adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır. <br>\tÖte yandan 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesinde; \"Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içermektedir.<br>\t30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan \"Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin\"  Tebliğ'in 1. maddesinin \"d\" bendinde; \"18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler.\" ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir. <br>\t6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde; \"01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır\" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tahdidi nitelikteki (numerus clausus) bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında  anılan maddeki sayılan hallerin tahdidi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. Maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2017 tarih ve 2017/4-1358 esas  2017/1193 karar sayılı kararında; \"... Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır\" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.<br>\tÖzetle ikincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır.<br>\tDoktrinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek tebliğdeki düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve kanundaki sayımın sınırlı olduğu vurgulanmıştır (Murat Kaderoğlu Anonim Şirketlerin  İnfisahı, sayfa 350-351, dipnot 251 atfı Çalışkan s. 200; Şengül Al Kılıç, Anonim Şirketlerde Tasfiyeden Dönme, sayfa 168 dipnot 418-aynı yöndeki atıf Karaman Coşgun s.316,).<br>\tDavalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tahdidi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırıdır (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/12/2023 tarih ve 2023/6272 Esas 2023/7130 Karar, 04/12/2023 tarih ve 2023/6185 Esas 2023/7038 Karar sayılı ilamları). <br>\tHal böyle olunca mahkemece, davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, davacının ihyası talep olunan şirketin ortağı, yetkilisi olmadığı, ihyası talep edilen şirketin ticari hayata döndürülmesi amacıyla dava açılmadığı gözetildiğinde tasfiyeyle sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmesi, tasfiyeye tabi tutulması ve tasfiye memuru atanması gerektiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, yukarıda açıklandığı üzere davalı ticaret sicil müdürlüğü 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etmiştir. <br>\tBu durumda mahkemece, davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği, HMK'nın 312. maddesindeki koşulların da oluşmadığı dikkate alınarak, HMK'nın 326. maddesi gereği yargılama giderleri ve  vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasında isabet görülmediği gibi, karar ilam harcının da dava açılmasına sebebiyet veren davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde de isabet görülmemiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarih ve 2024/4996 Esas 2024/7128 Karar sayılı emsal içtihatı).<br><br>\tDairemizce yeniden kurulan hüküm sırasında, ilk derece mahkemesi kararında bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmediği gözetilerek tasfiye memuruna ücret takdirine yer olmadığına da hükmedilmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü kararında yargılama giderleri yönünden isabet görülmediğinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun yargılama giderleri yönünden kabulüne, sair istinaf itirazlarının reddine, ilk derece mahkemesi kararının yargılama giderleri yönünden kaldırılmasına, davanın kabulüne, şirketin ek tasfiyesine, şirketin son yetkilisinin ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına, ihya kararı kesinleştiğinde kararın tescil ve ilanına, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yargılama giderleri KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2024 tarih 2024/159 Esas 2024/330 Karar sayılı kararının yargılama giderleri yönünden KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,  <br>\tB)1-Davanın KABULÜNE, ...Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin TTK'nun 547. maddesi uyarınca, Ankara Asliye 45. Hukuk Mahkemesi'nin 2023/443 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olarak ek tasfiyesine,<br>\t2-Tasfiye memuru olarak silinmeden önceki yetkili ...'in (TC.No:...) atanmasına, tasfiye memuruna ücret takdirine yer olmadığına,<br>\t3-TTK'nun 547. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde kararın tescil ve ilanına, <br>\t4-Alınması gerekli 427,60 TL karar ilam harcının davalıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına, <br>\t5-Yargılama aşamasında davacı tarafından posta ve tebligat gideri olarak yapılan 47,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t8-HMK'nun 333. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının  karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>\tC)1-Davacı harçtan muaf olup, harç yatırmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t2-Davacı tarafından istinaf aşamasında posta ve tebligat gideri olarak yapılan 268,00 TL yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024<br><br>Başkan -               Üye -                  Üye -            Zabıt Katibi - <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a279a4fc80b924c0","SID":"982cfd78d1181fe0"}}