{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1268 Esas<br>KARAR NO:2025/89<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/02/2024<br>NUMARASI:2019/157 Esas, 2024/93 Karar<br>DAVA:İFLAS (Doğrudan İflas (İİK 177))<br>KARAR TARİHİ:16/01/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin  davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında takip başlatmasına rağmen alacağını tahsil edemediğini, davalı şirketin Bursa'da bulunan ticaret siciline kayıtlı adresine hacze gidildiğinde, söz konusu adreste, şirket yetkilisinin kayınbabasının avukatlık ofisi olarak kullanıldığının tespit edildiğini, sonrasında davalı, adresini İstanbul'a taşımışsa da, bu adrese gidildiğinde de şirketin burada olmadığının anlaşıldığını, ayrıca davalının maden ruhsatlarının iptal edildiğini, iptal edilen maden ruhsatlarının satışının mümkün olmadığını, davalının çıkardığı madenleri hileli yollardan satarak alacaklıları zarara uğrattığını, davalının borçlarını ödeyemediği gibi malvarlığının da kalmadığını ileri sürerek davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı şirket, süresinde davaya cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davalı şirketin ihtar edilmesine rağmen şirket merkezinde yapılan inceleme sırasında ticari defterlerini bilirkişiye ibraz etmediği, davalının Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı iken gösterdiği adresin avukatlık ofisi olarak kullanıldığı, davalının İstanbul'a taşınmasından sonraki adresinin ise sanal ofis olarak kullanıldığı,  bir kısım icra dosyalarında davalı adına kayıtlı araçların haczedilmelerine ve araçlar hakkında yakalama kararı çıkarılmasına rağmen, araçların tespit edilememesi nedeniyle satılamadığı, davalı şirketin bildirim dışı üretim yaptığının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü raporu ile tespit edildiği; bu haliyle davalı şirketin malum yerleşim yerinin bulunmadığı, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçtığı, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunduğu ve de haciz yoluyla yapılan takipte araçlarını sakladığı anlaşıldığından İİK'nın 177. maddesi uyarınca davalının iflasına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili şirketin davacının alacağı karşılamak için malvarlığı bulunduğunu, ancak depo emri kararı verilmeden iflasa karar verildiğini, şirketin ticaret siciline kayıtlı adresi mevcut olup, faaliyetlerini bu adresten yürüttüğünü, bu nedenle şirketin belirli yerleşim yeri bulunmadığı iddiasının yerinde olmadığını, bilirkişi raporunda müvekkilinin alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğu ya da teşebbüs ettiği ya da mallarını sakladığına dair kesin bir kanaat belirtilmediğini, hacizli araçların maden sahasında bulunduğunu, fiili haciz yapılmamasının müvekkilinin kusuru olmadığını, müvekkilinin taahhütlerinden kurtulmak isteseydi maden ruhsatını devretme imkanı bulunduğunu, şirketin özkaynaklarının tespitinde maden ruhsatının değerinin hesaba katılmadığını, ayrıca raporda aynı değerdeki ürünlerin değerinin üç kattan fazla farklı tespit edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava; İİK'nın 177. maddesine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindir.Mahkemece;  davalı şirketin  malum yerleşim yeri bulunmadığı, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçtığı, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunduğu ve de haciz yoluyla yapılan takipte araçlarını sakladığı gerekçesiyle davalının iflasına karar verilmiştir.Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.1-İİK'nın 177/1 maddesi uyarınca, borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoliyle yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; alacaklının talebiyle iflasına karar verilir. Davacının ileri sürdüğü nedenler İİK'nın 177/1 maddesinde belirtilen doğrudan doğruya iflas halleridir.Doğrudan iflası düzenleyen İİK'nın 181 maddesinde İİK'nın 158 maddesine atıf bulunmadığından, davalıya depo emri çıkartılması mümkün değildir. Bu nedenle davalının depo emri çıkartılmadan İİK'nın 177/1 maddesine göre iflas kararı verilemeyeceği yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir.Ayrıca mahkemece davalı şirketin borca batık olduğu gerekçesiyle iflasına karar verilmediğine göre, davalının malvarlığının tespitine yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesine de gerek görülmemiştir.2-Mahkemece borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçtığı, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunduğu ve de haciz yoluyla yapılan takipte araçlarını sakladığı gerekçesiyle iflasına karar verilmiştir.İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda; davalı şirketin maden sahalarının bulunduğu ve ilgili bakanlıkça denetlendiği, şirket adına kayıtlı araçlar üzerinde birden fazla yakalama ve haciz kararı bulunduğu halde fiili haciz yapılamadığı, bu haliyle taşıtların gizlendiğinin değerlendirildiği, bakanlık raporunda tespit edildiği üzere şirketin bildirim dışında üretim yaptığı, bu haliyle bildirimi yapılmayan ürünlerin satışının yapıldığının değerlendirildiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde iflas nedeni olan, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunulduğu ya da teşebbüs edildiği, haciz yoluyla yapılan takiplerde mallarını sakladığı sonucuna varılmasının  mümkün gözüktüğü, bu hususun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.Alınan rapor ve dosya kapsamına göre davalı şirketin önceki adresinin avukatlık ofisi olarak kullanılması, sonradan değiştirilen adresin ise sanal ofis olarak kullanılması,  şirket merkezinde yapılan inceleme sırasında ticari defterlerin bilirkişiye ibraz edilmemesi, şirket adına kayıtlı araçların haczedilmelerine ve araçlar hakkında yakalama kararı çıkarılmasına rağmen, araçların bulunamaması nedeniyle satılamaması, davalı şirketin maden sahasında bildirim dışı üretim yapıp sattığının tespit edilmesi karşısında, ilk derece mahkemesince, şirketin  taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçtığı ve alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunduğu kabul edilerek iflasa karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin\t 2019/157 Esas,  2024/93  Karar sayılı ve 15/02/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164. Maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere üye hakim ...'ın karşı oyu ile  oy çokluğuyla karar verildi.16/01/2025<br>MUHALEFET ŞERHİ:Öncelikle doğrudan iflası düzenleyen İİK'nın 181. maddesinde İİK'nın 158. maddesine atıf bulunmadığından, davalıya depo emri çıkartılmasının mümkün olmaması, ayrıca davalı şirketin borca batık olduğu gerekçesiyle iflasına karar verilmemesi karşısında, davalının bu yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığına dair sayın çoğunluk ile aramızda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Ancak sayın çoğunluk, ilk derece mahkemesinin iflas kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermişse de, aşağıdaki nedenler ile  davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim. 1-Mahkemece, borçlunun yerleşim yerinin belli olmadığı nedeniyle iflasına karar verilmiştir. Yerleşim yerinin belli olmaması sadece gerçek kişiler için doğrudan doğruya iflas sebebidir. Tüzel kişi tacirlerin \"yerleşim yerleri\" tüzüklerinde belli olduğu için bu hükme dayanarak tüzel kişilerin doğrudan iflası istenemez (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sh. 717) Yargıtay 19. HD'nin 23.02.2011 tarih ve 2010/14818, 2280 sayılı kararında da ticaret şirketlerinin adreslerinin ticaret sicilinde kayıtlı yer olması nedeniyle, şirketin yerleşim yerinin belli olmaması nedeniyle iflasına karar verilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesinin borçlunun yerleşim yerinin bulunmaması nedeniyle iflasına karar verilmesi doğru değildir.2-Yine mahkemece borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçtığı gerekçesiyle de iflasına karar verilmiştir. Alacaklı, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile kaçtığını ispatlamalıdır.Somut davada, davalı şirketin idare tarafından denetlenen maden sahaları mevcuttur. Yine  şirketin sicile kayıtlı adresi  bulunup, bu adrese yapılan tebligatlar kabul edilerek şirketin faaliyetine devam ettiği anlaşılmaktadır. Buna göre davalı şirketin, ticarethanesini kapatarak hiçbir adres bırakmadan ortadan kaybolduğundan söz edilemeyeceğinden, mahkemece bu nedenle davalının iflasına karar verilmesi de doğru değildir.3-Bunun yanında mahkemece davalının alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunduğu ve de haciz yoluyla yapılan takipte araçlarını sakladığı gerekçesiyle de iflasına karar verilmiştir.Borçlunun alacaklılara zarar vermek kasdıyla mallarını kaçırması, devretmesi, azaltması veya borçlu olmadığı halde yapılan takiplere itiraz etmemesi gibi, borçlunun malvarlığını azaltması sonucunu doğuran her türlü hileli işlemleri doğrudan doğruya iflas sebebidir. Somut olayda, sadece davalının hacizli araçlarının yakalanarak satılmaması ya da şirketin ticari defterlerini ibraz etmemesi veya şirketin bildirimi yapmadığı ürünleri satması, davalının alacaklılara zarar vermek kasdıyla mallarını kaçırdığını ve malvarlığını azaltmak için hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yeterli değildir.Yine davalının yapılan takipte mallarını gizlediğine ya da inkar ettiğine de dair dosyada bilgi ve belge de bulunmamaktadır.Buna göre davalının  alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunduğu ve de haciz yoluyla yapılan takipte araçlarını sakladığı yönünde dosyada yeterli delil bulunmadığından, mahkemece bu nedenle de davalının iflasına karar verilmesi doğru değildir.Açıklanan nedenlerle ile davanın reddine karar verilmesi görüşünde olduğumdan karara muhalif kaldığımı bildiririm.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40c0cc70749bf954","SID":"53e34b44115c0af8"}}