{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/755 Esas<br>KARAR NO:2025/40<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/11/2022<br>NUMARASI:2021/134 Esas, 2022/151 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini<br>KARAR TARİHİ:09/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:Müvekkilinin dava konusu binanın aslına uygun ve Koruma Kurulu kararı çerçevesinde hazırlanan 1990 tarihli rölöve ve restorasyon projelerinin mimarı ve müellifi olduğunu, 2011 yılında davalılar tarafından dava konusu bina ile ilgili rölöve ve restitüsyon projeleri hazırlatılmak suretiyle müvekkilinin dava konusu taşınmaz üzerinde uygulanmış mimari projeye ilişkin haklarının ihlal edildiğini, dava konusu taşınmazın ... Kurulu'nun 12.07.1995 tarihli ve 6848 sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiğini, ... Kurulunun 26.03.2014 tarihli ve 2468 sayılı kararı ile koruma grubunun “1. Grup” şeklinde belirlendiğini, dava konusu binanın ilk olarak 12.04.1975 tarih ve 8364 sayılı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu kararı ile dış cephe mimarisi İle iç ana taşıyıcı duvarların korunması esasına göre hazırlanacak projenin onaylanması şartı ile iç kısımda istenen tadilatın yapılması şeklinde olduğunu, bu karar doğrultusunda müvekkilinin ilgili projeleri hazırladığını, dönemin Eminönü Merkez İlçe Belediye Başkanlığı İmar ve Planlama Müdürlüğü tarafından 27.11.1990 tarih ve 3 /16 sayı 11 Yapı Ruhsatının düzenlendiğini ve bu ruhsata göre müvekkilinin projesinin binaya uygulandığını, bu durumun 2015 tarihli Restorasyon raporundan da anlaşıldığını, koruma kurulunun 30.05.2012 tarih ve 674 sayılı onama kararı ile davalıların hazırladığı projeleri onayladığı ve bu onaya dayanak olarak Fatih Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 06.12.2011 gün ve ... sayılı yazısında geçen “... ve ... Projesi 11.07.1990 tarih ve 1871 sayılı İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Kararı ile onaylanmış ancak yapı ruhsatı alınmamış ve restorasyon bugüne kadar yapılmamıştır\" şeklindeki kısmını dayanak aldığını, davalılar tarafından hazırlanan ...nin de müvekkilinin ... Projesinin yapıya uygulandığının kanıtı olduğunu, dava konusu taşınmaza ilişkin hazırlanan 1990 tarihli Projelerin FSEK 2 ve 4.maddeleri kapsamında eser olduğunu, davalıların müvekkilinin projesi binaya uygulanmamış olsaydı kendi ...ini bu haliyle çizmiş olamayacaklarını ve davalıların kendi projelerini dava konusu taşınmaza uygularken müvekkilinin dava konusu taşınmaz üzerinde uygulanmış olan mimari projelerini temel aldıklarını ancak müvekkilinden her hangi bir izin almadıklarını, müvekkilinin izni olmaksızın hazırlanan projelerin müvekkilinin işleme eser hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, hususiyet katılmamış olduğu gerekçesiyle işleme eser olarak kabul edilmemesi halinde de çoğaltma eser hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, hak sahibinin izni olmaksızın bir rölövenin hazırlanarak Koruma Kuruluna ibraz edilerek kamuya sunulmasının müvekkilinin mali haklarını ihlal ettiğini, davalılarca hazırlanmış ... Projesinin ise müvekkilinin 1990 tarihli restorasyon projesinin işlenmiş hali olduğunu ve müvekkilinin mali hakların ihlal ettiğini, ayrıca müvekkili tarafından hazırlanan ve dava konusu binaya uygulanan mimari projenin izinsiz değiştirilmesi ve mimari eserin tahrip edilmiş olmasının manevi hak ihlalleri doğurduğunu, 2011 tarihli rölöve projesinin müvekkilinin mali haklarının ihlali niteliğinde olduğunun tespitine, belirsiz alacak davası çerçevesinde yapılacak tahkikat sonucunda, FSEK 68.maddesi uyarınca belirlenecek rayiç bedelin üç katı fazlasının ve FSEK 70.maddesi kapsamındaki manevi tazminatın tam ve kesin olarak tespiti ile şimdilik harca esas olmak üzere 2.500 (ikibinbeşyüz) TL maddi ve 5.000 (beşbin) TL manevi tazminatın davalı taşınmaz malikinden, ilk bildirimin tebliğ tarihi olan 10.03.2017 tarihinden itibaren işletilecek ... Bankası'nca kısa vadeli krediler için öngörülen avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 2011 tarihli restitüsyon projesinin müvekkilinin mali haklarının ihlali niteliğinde olduğunun tespitine, belirsiz alacak davası çerçevesinde yapılacak tahkikat sonucunda, FSEK 68.maddesi uyarınca belirlenecek rayiç bedelin üç katı fazlasının ve FSEK 70.maddesi kapsamındaki manevi tazminatın tam ve kesin olarak tespiti ile şimdilik harca esas olmak üzere 2.500 (ikibinbeşyüz) TL maddi ve 5.000 (beşbin) TL manevi tazminatın davalı taşınmaz malikinden, ilk bildirimin tebliğ tarihi olan 10.03.2017 tarihinden itibaren işletilecek ... Bankası'nca kısa vadeli krediler için öngörülen avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, terditli olarak izah ettikleri ref taleplerinden herhangi birinin kabul edilmemesi halinde, kabul edilmeyen ref talebine konu davalı yanın muhtemel tecavüz fiillerinin önlenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;FSEK4.maddesinde belirtilen güzel sanat eseri kapsamında bahsi geçen eserin asıl yapının mimari projesi olduğunu, bu durumda dava konusu binanın projesinin ... olduğunu, dava ehliyetine sahip tek kişinin Jachmund’un veya mirasçılarının olduğunu, müvekkilinin hazırladığı projelerin davacının hazırladığı projelerden daha ayrıntılı ve farklı olduğunu, bilgisayar ile çizildiğini, müvekkilinin çizdiği rölövenin binanın 1990 yılından sonra görmüş olduğunu ve davacının restorasyon projesi ile İlgisi olmayan değişiklikleri gösterdiğini, eser sahibi bilinmeyen yapının eser sahipliği hakkının rölöveyi çıkartıp onaylatana ait olduğunu, ancak dava konusu binanın eser sahibinin bilindiğini ve bunun davacı olmadığını, müvekkilinin güncel rölöve lazım olduğu için bu rölüveyi hazırladığını, bina yerinde durduğu için rölöve hazırlamanın herkesin hakkı olduğunu, restitüsyonun yapının ilk halini anlatan çizim demek olduğunu ve bu hususta daha önce proje hazırlayanlardan izin alınması gerekmediğini, müvekkilinin hazırladığı projelerin davacı yandan tamamen bağımsız olarak hazırlandığını, müvekkiline ait projelerin kurul onaylı olduğunu, kurulun görevinin FSEK kapsamında bir ihlal olup olmadığının da tespit edilmesi olduğunu, müvekkilinin vermiş olduğu muvafakatin kendi projelerinin kullanılması yönünde olduğunu ve bu durumun davacı yanın mali ve manevi haklarını ihlal etmek anlamına gelmediğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.Davalılar ..., ..., ... ŞTİ ve ... ŞTİ. vekili cevap dilekçesinde özetle:FSEK kapsamında mimari projenin ve fiziksel mimari ürünün ayrı ayn korunduğunu, dava konusu taşınmazın korunması gerekli fiziksel bir mimarlık ürünü olduğunu, bu korunması gerekli fiziksel ürünün mimarının ... olduğunu, davacının dava konusu taşınmaz için hazırladığı restorasyon projesi ve rölöve ile binaya herhangi özgün ve kendi hususiyetini taşıyan özellik katmadığını, davacının somut bir eseri olmadığı için dava açma ehliyeti aktif husumet ehliyeti olmadığını, dava konusu taşınmazın 20. Yüzyılın başlarında yapıldığını, uzun yıllar sonra eskimesi nedeniyle 1990 yılında davacı tarafından yenileme projesi ve rölövenin oluşturulduğunu, bundan 25 yıl sonra dava konusu taşınmazın bulunduğu ilçe belediyesinin bölgede otel fonksiyonuna izin vermeye başlaması nedeniyle taşınmazı satın alan müvekkilinin tadilat yapmak için izin aldığını, ihtiyaçtan kaynaklı değişiklikleri yapmanın müvekkilinin yetkisinde olduğunu ve yapılan değişikliğin otel fonksiyonuna izin verilmesi nedeniyle ihtiyaçtan kaynaklı bir değişiklik olduğunu, müvekkilinin kanunen hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir' şeklinde açıklandığı üzere değişiklik yapma hakkı bulunduğunu, proje müellifinin sadece sanatsal özellikteki yapılar üzerinde telif hakkı olduğunu, sıradan yapılar üzerinde ise proje müellifinin telif hakkı olmadığını, bir binada ortaya çıkan yapılması zorunlu değişiklikler için proje müellifinin izninin aranmayacağını, dava konusu binanın sanat raporu bulunduğunu, bu raporda yapının hangi unsurlarının sanatsal özelliklere sahip olduğunun belirtildiğini ve bu unsurlar arasında davacıya ait herhangi bir unsurun bulunmadığını, müvekkilinin davacının plan projelerine müdahalesi olmadığını bu nedenle varsa FSEK 2.maddesi uyarınca esere müdahalenin olmadığını, davacının dava konusu hakkında Anıtlar Kurulu ve Belediyeye yaptığı şikayetlerin haksız bulunduğunu, davacının ve müvekkilinin Rölövel erinin birbirinden farklı olduğunu, İstanbul 4 nulu Kültür Varlıklarının Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 16.06.2017 tarih ve 1005 sayılı yazısıyla Belediyeden uygunluk istediğini ve müvekkilinin otel işlevli projesinin davacının projesinden tamamen farklı olması nedeniyle onaylanmasında bir sakınca bulunmadığı şeklinde karar alındığını, davacının projesinin uygulanmadığını, davacının sadece ilim-edebiyat eseri üzerinde eser sahipliği bulunduğunu binaya karışamayacağını, davacı eser sahibi olmadığı için aktif dava ehliyeti bulunmadığını, bu savunma kabul edilmezse davacının sadece rölöve ve yenileme projeleri üzerinde eser sahipliği olduğunu, bu savunmada kabul edilmezse davacının FSEK uyarınca yapının kendisinde somutlaşan unsurlar üzerinde eser sahipliği var demek olduğunu ve bu durumda bilirkişi marifetiyle davacının projelerinin sanatsal özellikte olup olmadığının yani mimarlık eseri olup olmadığının ve varsa sanatsal özelliklerin ne olduğunun vc müvekkilinin bu sanatsal özelliklere ne şekilde müdahale ettiğinin tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin yapıda haklı değişiklik yaptığını ve bunu yapmaya hakkı olduğunu, davacı eser sahibi sayılsa bile işleme, çoğaltma temsil ve yayma tekniklerinin zorunlu kıldığı değişikliklerin yapılması için eser sahibinin izninin gerekmediğini, Yargıtay’ın “uyuşmazlığın fonksiyonel bir yapıya ilişkin olması durumunda yapı malikinin değişen ihtiyaçları nazara alarak tadilat yapabileceğini yeter ki bu değişiklikler ihtiyaçtan kaynaklansın, binanın bütününe zarar vermesin ve eser sahibinin şeref ve itibarını zedelemesin\" şeklinde olduğunu, müvekkilinin de dava konusu binada ihtiyaçtan kaynaklı değişiklikler yaptığını, davacının kanunun proje müellifine isminin binaya yazılması hakkını vermesine rağmen bunu yapmamasının davacının davasında samimi olmadığını gösterdiğini,  davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:\"...FSEK hükümleri, mevzuat, mahkememizce itibar edilen 21/09/2021 tarihli kök - 02/09/2022 tarihli ek bilirkişi kurulu raporu ve bütün dosya kapsamından: Dava konusu mimari eserin sahibinin Alman ... olduğu, davacı ...'in ise asıl eser sahibinin hakları saklı kalmak şartıyla röleve, restorasyon, ...ilim ve edebiyat eseri olduğu, dava konusu ...'ın senelerce banka olarak ofis fonksiyonunda kullanıldığı, yapının otel konseptinde yapılmadığı, sonradan otele dönüştürüldüğü, yapılan değişikliklerin; kullanım ihtiyaçlarından doğan değişiklikler, imar yönetmenliği, yangın yönetmenliği gibi yönetimsel ihtiyaçlar doğrultusunda yapılan değişiklikler, zaruri değişikler olduğu, kapsamlı değişikler olmadığı, ayrıca yapının bütünlüğüne zarar verilmediği, dava konusu tescilli eser olan taşınmaza, eserin bütünlüğü bozulmadan yapılan değişikliğin; eser sahibinin şeref ve haysiyetini zedelemediği, bu nedenle davacının mali ve manevi haklarının ihlal edilmediği kanaatine varıldığından davanın reddine\" Şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf isteminde özetle;Dava konusu ... binasının, korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli bir yapı olduğunu, davacı ...'in ise, ... isimli yapının röleve restorasyon projelerinin mimarı ve müellifi olduğunu, Müvekkilinin restorasyon projesi, uyarınca inşaat ruhsatı alınmış ve ... yapısında uygulanmış olduğunu,Davalıların ise müvekkilinin bilgi ve onayı haricinde, 2011 yılında röleve ve restitüsyon projeleri hazırlamış ve  Koruma Kurulu, yapı ruhsatı alınmadığı şeklindeki gerçeğe aykırı bir değerlendirme sonucu davalı yan projelerini onaylayarak müvekkilinin fikri hakları ihlal edildiğini,Her iki rapor çelişkili olduğundan 3.rapor alınması talep edilmiş ise de; mahkemece talep kabul edilmeyerek son rapora göre karar verildiğini,  ikinci rapora niçin üstünlük tanındığının gerekçeli kararda tartışılmadığını,Davalı yanca hazırlanan projelerde müvekkili tarafından hazırlanan proje ve uygulandığı yapıdan yararlanıldığını,İkinci heyet kök raporu 5. sayfasında \"yeni mimar bir önceki mimarın çalışmalarını kullanmadığı ve binaya ait yeni röleve restorasyon çalışmaları yaptığında… hukuka aykırı bir durum söz konusu olamaz\" şeklinde bir değerlendirme olduğunu ancak yeni mimarın müvekkilinin çalışmalarından yararlandığını, yapının ilk röleve projesi ile restorasyon projesini hazırlayanın müvekkili olduğunu, müvekkilinin projesinin uygulandığı bu konuda alınmış yapı ruhsatının varlığı ve ruhsat projesine uygun yenilemelerin mevcudiyeti ile sabit olduğunu,Müvekkiline ait projenin uygulandığı ... yapısında, daha sonra yeni mimarın hazırlayacağı röleve projesinin, müvekkilinin uygulamalarının esas alınacağı, yani ondan yararlanacağı açık olduğunu, başka türlü röleve projesi hazırlaması mümkün olmadığını,Bunun bir diğer kanıtının ise  davalı yanın röleve projesinin müvekkilinin hazırladığı restorasyon projesinin aynısı olduğunu,Davalının projelerinin, müvekkilinin hazırladığı projeler ve uyguladığı yapıdan yararlanıp yararlanmadığına ilişkin raporda hiçbir karşılaştırma yapılmadığını, mahkemenin de itirazları gerekçede değerlendirmediğini,Koruma Bölge Kurulunun kararının dayanağının gerçeğe aykırı olduğunu,Davalı yanın, yeni röleve ve restitüsyon projelerinin Koruma Kurulunun 30.05.2012/674 tarih no.lu kararı ile uygun bulunduğu savunmasına dayandığını, Anılan kurul kararının; \"11.07.1990 gün ve 1871 sayılı kararıyla … ait röleve ve restorasyon projelerinin onaylanmış olduğu ancak yapı ruhsatı alınmamış olduğundan restorasyonun bugüne kadar yapılmadığı belirtilerek… güncel röleve ve restitüsyon projelerinin uygun olduğuna karar verildi.\" şeklinde olduğun, Ancak müvekkilinin projelerine istinaden yapı ruhsatı alındığını, İkinci raporda ve kararda bu hususlara değinilmediğini ve davalı yan projeleri ile müvekkili projeleri karşılaştırılıp değerlendirilmediğini,Yapının kullanım fonksiyon değişikliği (bankadan otele dönüşmesi) zaruri değişiklik olmayıp ticari tercih olduğunu ve dolayısıyla önceki eser sahibinden onay alınması gerektiğini,Kararda da bir yapının bankadan otel fonksiyonuna dönüşmesinin ne gibi zaruret içerdiği kararda tartışılmadığını,Bilirkişi raporunda atıfta bulunan Yargıtay İçtihatları da somut olayla ilgisi olmadığını, ilgili kararda zaten otel olan yapının, değişen konfor ve hizmet ihtiyaçlarına cevap vermesi için yapılacak tadilatlar zaruri olarak kabul edildiği, Ancak bir otelin bankaya dönüşmesi ya da bir bankanın otele dönüştürülmesi zaruri değişiklik şeklinde bir değerlendirme mevcut olmadığını, Şayet, banka fonksiyonlu bir yapıda, imar, yangın yönetmeliği vb nedenlerle değişiklik yapmak gerekseydi o takdirde zaruri değişiklik söz konusu olacağını, yapı maliki, ihtiyari olarak fonksiyon değişikliğine gittikten sonra, otel fonksiyonunu esas alarak ortaya çıkan zaruri değişiklik gerekliliği, müvekkilinin FSEK kapsamındaki haklarının ihlal edilebileceği anlamı taşımayacağını,İkinci bilirkişi heyeti raporu yerel mahkeme kararının görevlendirme kararına da aykırı olduğunu, itirazlar ve bedelin hesaplanması konusunda hiçbir çalışma yapılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Davacı, davalı yanın 2011 tarihli röleve projesinin ve  2011 tarihli ... projesinin  mali haklarının ihlali niteliğinde olduğunun tespiti ile FSEK 68.maddesi uyarınca maddi tazminata ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacının kendisine ait restitüsyon ve rölöve projesinde değişiklik yapıldığı iddiasının yanı sıra davalı tarafa ait projelerin davacının projelerinden yararlanılarak hazırlandığı da iddia ettiği halde, mahkemece yalnızca binada yapılan değişiklikler ile ilgili gerekçe yazılarak davanın reddine karar verilmiş, davacının projelerinin izinsiz olarak kullanılıp kullanılmadığına dair herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir.Ayrıca davacının bilirkişi raporlarına ciddi itirazlarını karşılayacak şekilde davalı tarafça hazırlanan projelerde davacıya ait 1990 Tarihli ... ve rölöve projeleri ile benzerlik bulunup bulunmadığı, benzerlik varsa rölöve ve restitüsyon çalışmasının mahiyeti gereği bu benzerliğin doğal ve kaçınılmaz olup olmadığı, benzerlik oranına ilişkin aralarında eski mimari eserlerin restorasyonu konusunda uzman kişilerin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gereken, dosyada alınan çelişkili iki rapordan son rapora neden itibar edildiğine dair herhangi bir gerekçeye yer verilmeden  teknik incelemeyi zorunlu kılan uyuşmazlık da yeni rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulün ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353.1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/11/2022 tarih,  2021/134 Esas, 2022/151 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 492TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 145TL posta masrafı olmak üzere toplam 637 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Davalının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 5TL istinaf masrafının davalı üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8889cd2520e6f02","SID":"1682ae09203b5f17"}}