{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1196 Esas 2024/1353  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1196 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1353<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/735 Esas 2022/179 Karar<br>DAVACILAR\t\t:<br>DAVALI\t\t<br>DAVA\t\t: Ticari Ünvanın Korunması<br>DAVA TARİHİ\t\t: 24/11/2021<br>KARAR TARİHİ\t : 12/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t : 10/01/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki ticari ünvanın korunması istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Kooperatifinin 1967 yılında bir sanayi bölgesi geliştirmek amacıyla kurulduğunu, bu kooperatifin ... Sanayi Bölgesinin altyapı ve üstyapı yatırımlarını tamamlayarak 2000 üyesini gayrimenkul sahibi yaptığını, her bir kooperatif üyesinin hakkı olan gayrimenkul dağıtıldıktan sonra, kalan gayrimenkullerin kooperatif tarafından aktife konularak ve üyelerini sanayi, ticaret ve yatırımcılıkla buluşturmak amacıyla faaliyetler gerçekleştirmeye başladığını, diğer müvekkilinin anılan organizasyon yapısı içerisinde bölgesel ve sektörel kalkınmayı sağlamak amacıyla ... Kooperatifi tarafından kurulduğunu, müvekkili vakfın kurulduğu günden bu güne faaliyetleri küçük ve orta ölçekli işletmelerin kurulmasına, geliştirilmesini desteklediğini, bu doğrultuda kooperatif tarafından 1967 yılından beri kurulan \"...\" markasının öncelikle kooperatif adına tescil edildiğini, duyulan lüzum üzerine de 2014 yılından itibaren müvekkili vakıf tarafından korunmaya devam edildiğini, ... ibaresinin müvekkili vakıf adına tescilli olduğunu, ... ibaresinin zamanla müvekkilleri ile özdeşleşmiş, belirli bir düzeyde kalite ve güvenin sembolü haline gelmiş olduğunu, bu nedenle faaliyetlerin gerçekleştiği yerleşim yerinin de ... ismiyle anılmaya başladığını, müvekkillerinin ... ibaresi bakımından daha önce ve gerçek hak sahibi olduğunu, 31/08/2006 tarihinde kurulan davalıya ait \"...-... ...\" ibareli ticaret unvanında ... ibaresinin esas ve ayırt edici unsur olarak kullanıldığının tespit edildiğini, davalı işletmenin internet sitesi www...com.tr incelendiğinde ... Kalıp işletmesinin ... ... tarafından kurulduğunun görüldüğünü, davalının haksız şekilde müvekkillerinin ticaret ünvanını kullandığını, davalının ticaret ünvanının esas unsurunda ... ibaresi ile faaliyet göstermesinin müvekkilleri ile ekonomik ve/veya idari yönden bağlantılı olduğu izlenimini yaratabileceği gibi, tüketiciler de sunulan ürün veya hizmetlerin müvekkilleri tarafından sunulduğu yanılgısına kapılabileceğini, belirterek müvekkillerinin ilk tescil eden sıfatıyla kullanmakta olduğu ticaret unvanına ayniyet derecesinde benzer ticaret ünvanının ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanımının TTK'nun 54, 55/l-a-4 maddeleri gereğince haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespiti ve men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 07.04.2006 tarihli tescil ve ilan işlemi akabinde, “... – ... ...” isimli ticaret unvanı ile ticaret hayatına başladığını, 2006 yılından bu yana ticari faaliyetine aynı unvan ile torna, kalıp ve freze alanında faaliyetini sürdürdürdüğünü, müvekkilinin iyiniyetli olarak ticaret unvanını tescil ettirdiğini, eylemin hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkiline ait olmayan internet sitesinin 2011 yılında müvekkilinin kardeşi tarafından satın alınarak kurulduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacılar ilk tescil eden sıfatıyla unvanlarına tecavüzün tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talebiyle eldeki davayı açmışlar ise de, davalının \"...-...\" unvanının 12/04/2006 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, davacıların tescili bu tarihten çok daha öncesine ait olmakla birlikte davalının tescil işleminin ticaret sicilinde ilanı tarihinden itibaren dava tarihine kadar 15 yıldan uzun süre geçtikten sonra eldeki davanın açıldığı anlaşıldığı, ticaret sicil kaydı aleni olduğundan davacıların davalının ... ibaresini kullandığını ilan ile birlikte öğrendiklerinin kabulü gerektiği, davacıların öğrenmeden itibaren makul bir sürede dava açmayarak, davalı tarafça ticaret unvanı 15 yıldan uzun bir süre ile kullanılıp, davalı mevcut unvanı ile ticari alanda tanınır hale geldikten sonra eldeki davanın açılmasının Türk Medeni Kanunun 2. maddesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kooperatif tarafından 1967 yılından beri korunan \"...\" markası, öncelikle kooperatif adına tescil edildiğini, ardından da duyulan lüzum üzerine 2014 yılından itibaren vakıf tarafından korunmaya devam ettiğini, \"...\" ibaresinin müvekkili vakıf adına tescil edildiğini, geçmişten beri devam etmekte olan söz konusu üretim ve müvekkillerinin faaliyetleri sonucunda, müvekkiller tarafından meydana getirilen \"...\" ibaresi tüm ülke çapında tanınır hale geldiğini, müvekkillerinin “...” ibaresi bakımından daha önce ve gerçek hak sahibi olduğunu, \"...\" ibaresini esas ve ayırt edici unsur olarak kullandığı tespit edilen davalıya ait, aynı adreste faaliyet gösteren 31.08.2006 kuruluş tarihli \"... – ... ...” ibareli işletmeye ilişkin olduğunu, davalı işletmenin internet sitesi www...com.tr incelendiği zaman ... Kalıp işletmesinin ... ... tarafından kurulduğunun görüldüğünü, davalı işletme haksız şekilde müvekkillerinin ticaret unvanını kullandığını, davalı işletmenin ticaret unvanın esas unsurunda “...” ibaresi ile faaliyet göstermesi, müvekkillerinin ticaret unvanı ile ekonomik ve/veya idari yönden bağlantılı olduğu izlenimini yaratabileceği gibi, tüketicilerin de sunulan ürün veya hizmetlerin müvekkilleri tarafından sunulduğu yanılgısına kapılabileceğini, ticaret unvanın korunmasında ana amacın daha önce ve gerçek hak sahibini tespit etmek olduğunu, unvan üzerinde önce ve gerçek hak sahibinin hak ve çıkarlarını korumak olacağını, davalının sonra tescil ettiren sıfatıyla ticaret unvanında haksız bir şekilde \"...\" ibaresini kullanmasının açıkça ticari dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, işbu sebeple Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile de ortaya konduğu üzere haksız bu tescile ilişkin unvanın hukuk düzenince korunmaması gerektiğini, TTK'da ticaret unvanına tecavüz davalarında herhangi bir zamanaşımı süresinin öngörülmediğini, ticaret unvanı yönünden herhangi bir düzenleme bulunmamakta ve bu sebeple her uyuşmazlık konusu somut olay kendi içerisinde TMK'nun 2. maddesi göz önüne alınmak suretiyle incelenmesi ve araştırılması gerektiğini, sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedilebilmesi için her şeyden önce ticaret unvanını sonradan tescil ettiren kişinin iyi niyetli olması gerektiğini, ticaret unvanını sonradan tescil ettiren kişinin kötü niyetli ise sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyecek önceki hak sahibi ticaret unvanının terkinini süre gözetilmeksizin her zaman talep edebileceğini, istinaf konusu davada her ne kadar müvekkilinin markasal haklarına ilişkin talepleri bulunmasa da, belirli bir süre boyunca kesintisiz, aynı ibare altında ve bu ibare için çalışan müvekkile ait \"...\" ibaresinin Türkiye çapında tanınmış olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yetkili kurum olan Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından kabul ve ilan edilmiş olup, kararın dosyaya sunulduğunu, müvekkillerine ait \"...\" ibaresi yalnızca müvekkilleri, müvekkile bağlı iştirakler ve müvekkilce kullanımına izin verilen birkaç işletmede kullanılabildiğini, müvekkilleri ile aynı ilde faaliyet gösteren davalının müvekkillerinden ve müvekkillerinin unvanından haberinin olmamasının imkansız olduğunu, kaldı ki davalının aleni ticaret sicilinde ve daha da genelinde internette gerçekleştireceği kısa bir \"...\" ibaresi araştırmasıyla müvekkillerinden haberdar olabilecek konumda bulunduğunu, davalının ticaret unvanı başvurusunun haksız ve kötüniyetli olduğunu, davalının müvekkillerin tanınmışlığından faydalanmak ve ticari çıkar sağlamak amacıyla ticaret unvanında \"...\" ibaresini iktisap ettiğini, müvekkillerinin 50 yılı aşkın süredeki emek ve çabaları ile oluşturdukları \"...\" ismini korumak adına \"...\" ibaresini gerek ticaret unvanında gerekse ticari işletmesinde gerek markasında ve her ne nam ve sıfat altında olursa olsun haksız ve hukuka aykırı bir biçimde kullanım tespit ettikleri takdirde yasal yollara başvurduklarını, müvekkillerinin 50 yılı aşkın bir süredir faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkillerinin tüm emeği ve yatırımları doğrultusunda Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesi kurulduğunu, binlerce işletmeye iş imkanı sağlandığını, davalı şirketin ise hiçbir emek ve çaba sarf etmeden “...” ismini haksız bir şekilde ticaret siciline tescil ettirdiğini, davalının bu kullanımı açıkça ticari dürüstlüğe aykırı olduğunu, davalının müvekkillerden haberdar olmasına rağmen müvekkillerin \"...\" ibareli ismini, ticaret unvanını ve markasını kötü niyetli olarak kullandığını, ... ibaresinin artık müvekkilleri için ayırt edicilik sağlamanın da ötesinde yine müvekkillerinin alanındaki tecrübesini, sağladığı kalite ve yenilik standardını da simgeler hale geldiğini, oysa müvekkillerinin 1967’de başlayan faaliyetleri ve 1993’te vakfın kuruluşuyla tescillenen unvanından çok sonra kurulan davalı şirketin sadece unvan tescil ettirmek yolu ile ... ibaresi ile özdeşleşmiş tüm bu avantajlardan faydalanmaya çalıştığını, bu durumun önlenememesi halinde davalının, tüm bu avantajlardan faydalanır iken (satışları artarken, ticari ilişkilerini yeni kurulan bir şirkete göre daha kolay kurabilirken vs.), müvekkiller, iltibas sonucunda davalı şirket ile ilişki kuran tacir ve tüketicilerin boşa çıkan beklentileri ile karşılaşacağını, müvekkillerinin yıllardır emek verdiği itibarın sarsılacağını, bu durumun şüphesiz telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet vereceğini, bir an için davalı şirketin müvekkillerden harderdar olmadığını varsayıldığında ticari dürüstlüğe uygun olarak unvan belirlemeden önce internette yapılabilecek basit bir araştırma ile dahi ... ibaresinin müvekkilleri ile ona bağlı şirketler tarafından kullanıldığını öğrenmesinin mümkün olduğunu, davalının dosya kapsamındaki beyanlarından anlaşılacağı üzere müvekkillerden haberdar olduğunu, davalının kötü niyetli bir şekilde müvekkillerle iltibasa sebebiyet veren ticaret unvanını tescil ettirdiğini, kullanımlarına devam ederek kendi lehine haksız bir çıkar elde ettiğini, bununla birlikte, müvekkillerinin dava konusu unvandan haberdar olur olmaz, iyi niyet ile davalı tarafa ihtarname gönderdiğini, unvanda değişiklik talep ettiğini, ancak hiçbir sonuç alamayınca dava açmak zorunda kaldığını, ticaret unvanının esas unsurunun iktisap edilmesinin iltibasa sebebiyet verdiğini, başlı başına iyiniyet kurallarına aykırı olduğu hatta ve hatta kötü niyetli bir tescil olduğunun açık olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiş, istinaf dilekçesinde ayrıca işbu başvurunun yapıldığı tarih itibari ile söz konusu haksız fiillerine devam eden davalının dava konusu markayı 3. kişilere devretmesi halinde ise davanın konusuz kalması riski bulunduğunu, böylesi bir durumda davacı müvekkile ait unvanın üçüncü kişilerce haksız bir şekilde kullanılması karşısında, müvekkilinin uğradığı zararların telafinin güçleşeceğini, TTK’nun 61. maddesi uyarınca marka ve ticaret unvanına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve verilecek hükmün etkinliğini temin etmek için, dava konusu markanın devir ve diğer hukuki işlemlere konu edilmesi bakımından dava sonuçlanıncaya dek tedbir konulmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek müvekkillerinin ilk tescil eden sıfatı ile kullanmakta olduğu ticaret unvanına ayniyet derecesinde benzeyen ve ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanılan davalı kooperatif ticaret unvanındaki “...” ibaresinin TTK’nun 52. maddesi gereğince kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, bu unvanı taşıyan ticari emtia, web sayfası kullanımı, internet alan adı tescili ve unvanı taşıyan belgelerin imhası ve kullanımının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; ticari unvanın korunması istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\t... Kalıp ibareleri internet ilanları, 12/04/2006 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti, davacı vakfın 02/12/1993 tarihli vakıf senedi ile davacı kooperatifin 27/03/1990 tarihli ana sözleşmesi, Türk Patent ve Marka Kurumunun davacı vakfın başvurusu üzerine yaptığı tespit dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDavalı şahıs şirketi olan ...-... ... şirketinin anılan unvanla kuruluşunun 12/04/2006 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği dosya içeriğiyle sabittir.  <br>\tTürk Patent ve Marka Kurumunun davacı vakfın 14/07/2021 tarihli başvurusu üzerine ... markasının tanınmış marka olma kriterlerini yerine getirdiği tespit edilmiştir. <br>\tDavacı yan, davalı şirketin ticaret ünvanında ... ibaresini kullandığını, kendilerinin ... ibareli ticaret unvanının daha önce tescil edildiğini, davalının ... ibareli ticaret unvanını kullanmasının haksız olduğunu, iltibasa sebep olacağını, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davacıların ... ibareli ticaret unvanının daha önce tescil edildiği, davalının ... ibareli ticaret ünvanının ise daha sonra tescil edilmiş olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>\tUyuşmazlık, davalının ... ibareli ticaret unvanını daha sonra tescil ederek kullanmasının davacıların daha önce tescil edilmiş durumda bulunan ... ibareli unvanına tecavüz niteliğinde olup olmadığı, davacıların işbu davayı açmasının TMK'nun 2. maddesine aykırılık teşkil edip etmediği hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tTürk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesi \"(1) Ticaret ünvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret ünvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. (2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.\" hükmünü içermektedir. <br>\tDavalı gerçek kişi şahıs işletmenin \"...-... ...\" unvanı ile 12/04/2006 tarihinde tescil edildiği, davacıların tescilinin bu tarihten çok daha öncesine ait olmakla birlikte, davalının tescil işleminin ticaret sicilinde ilanı tarihinden itibaren dava tarihine kadar 15 yıldan fazla süre geçtikten sonra işbu davanın açıldığı, ticaret sicil kaydı aleni olup davacıların davalının \"...\" ibaresini kullandığını ilan ile birlikte öğrendiğinin kabulü gerekir. <br>\tDavacıların öğrenmeden itibaren makul bir sürede terkin davası açmadığı, davalı tarafça ticaret unvanının 15 yıldan fazla süre ile kullanılıp, ticari alanda tanınır hale geldikten sonra işbu davanın açıldığı, bu durumun Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırılık oluşturduğunun kabulü gerekir (Emsal Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 20/06/2018 tarih ve 2016/13591 Esas 2018/4658 Karar, 27/01/2022 tarih ve 2020/6753 Esas 2022/689 Karar sayılı ilamları). <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacı tarafından açılan davanın TMK'nun 2. maddesine aykırılık oluşturduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, davacılar vekilince istinaf başvuru dilekçesinde ihtiyati tedbir verilmesi talep edilmiş ise de, esas yönünden uyuşmazlığa ilişkin gerekçe gözetilerek davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine hükmedilmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, <br>\t2-Davacılardan ihtiyati tedbir talepleri yönünden alınması gereken 704,50 TL istinaf karar harcından peşin alınan 133,00 TL'nin mahsubu ile 571,50 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>\t3-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t4-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacılardan müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t5-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/f. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talebi yönünden kesin, esas yönünden HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024<br><br>Başkan - ...              Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...          ...       ...        ... <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b50a3e417514842","SID":"3a507dc08649fe67"}}