{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/1015 <br>KARAR NO:2025/280<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:30/11/2022<br>NUMARASI:2021/143 Esas - 2022/867 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket yıllardır kimya sektöründe faaliyette bulunmakta olup, müşteri çevresinde tanınmış ve güvenilir bir firma olduğu, hal böyle olup; Farklı tarihlerde müvekkilimin adresine kendisiyle ilgili olmayan alacak-borç ilişkisinden kaynaklı davacı tarafından ısrarlı bir şekilde müvekkilimin iş yeri adresine gelinerek itibarı zedelenmeye ve hatta haciz baskısı altında borç tahsilatı yapılmaya çalışıldığı, davalı ...A.Ş., ... Şirketi'nden olan alacaklarına karşılık birden fazla icra takibi başlatmış olup; Müvekkil şirketin ortaklarından ...'ın borçlu ... isimli firmada yıllar evvelinde sona eren ortaklığına rağmen organik bağ iddiasıyla sürekli olarak ...'ın ortağı olduğu şirketlere hacze gelerek usulsüz haciz işlemleri yapmaya çalışıldığı, gerçekten alacaklısı ...A.Ş., borçlusu ... . A.Ş. Olan ... sayılı dosyasından müvekkil şirketin bağlantısı olmamasına karşın ... Talimat sayılı dosyasından 25.04.2019 tarihinde yapılan hacizde müvekkil şirket tarafından istihkak iddiasında bulunulması sonrasında müvekkil şirket adına açılan istihkak davasında takibin talikine karar verildiği ve yargılamasına Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/583 Esas sayılı dosyasından devam edildiği, başka bir dosyada alacaklısı ...A.Ş., borçlusu ... A.Ş. Olan ... sayılı dosyasından müvekkil şirketin bağlantısı olmamasına karşın... Talimat sayılı dosyasından 22.05.2019 tarihinde yapılan hacizde müvekkil şirket tarafından istihkak iddiasında bulunulması sonrasında ...tarafından Bursa 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/621 Esas 2020/229 Karar sayılı dosyasından açılan dava 02.07.2020 tarihinde reddedildiği ve istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen bu karara göre müvekkil şirketin borçlu firma ile hiçbir bağlantısı olmadığı; Dolayısıyla yapılan hacizlerin haksız ve hukuka aykırı olduğu kesinleşen ilam ile sabit hale geldiği, yine alacaklısı ...A.Ş., borçlusu .... A.Ş. olan ... ve .... sayılı dosyalarından 04.11.2020 tarihinde müvekkil şirkete fiilen hacze gelinmiş; Müvekkil şirket adına çalışanlardan ... istihkak iddiasını dile getirmesine ve örnek dosyaları belirtmesine karşın alacaklı yanın muhafaza tehdidi ve baskıları; Buna karşın  icra memurunun taraflar arasındaki dengeyi gözetmeksizin şekildeki hal ve tutumu haciz tatbik eden memura bildirilmesine rağmen alacaklı vekili Av. ...’ın talebi üzerine ortada adresin borçluya ait olduğunu gösterir hiçbir delil yok iken işyeri bilgisayarları açılmış, \"nakliyeciyi arıyorum hemen gelip tüm eşyaları kaldırtacağım\" şeklindeki benzer sürekli söylemleri, müvekkil şirketin iş hacminin büyük dolayısıyla tüm faaliyetinin mevcut işyeri araç ve gereçleriyle sağlanıyor olması gerekse alacaklı vekillerinin uzun süre haciz mahalinde oyalanarak müvekkil şirket ve çalışanlarının üzerinde oluşturulan baskı sebebiyle haciz yapıldıktan sonra muhafazadan evvel müvekkil şirket muhafaza tehdidi altında borcu ödemek zorunda kaldığı, ancak o anki karmaşa ve yanlış yönlendirme sebebiyle dosyada 3. Kişi olan müvekkil şirket muhafazaya engel olmak ve teminat amaçlı ödeme yapılırken açıklama kısmına \"ihtirazi kayıtlı olarak\" ibaresi eklenmesi mümkün olmadığı, söz konusu ödeme yapıldıktan sonra 3. kişi vekili olarak haciz mahaline gidildiğinde bu aşamadan sonra sürece dahil olunduğu ve alacaklı vekili tarafından müvekkil 3. Kişi olan şirkete muhafaza tehdidi altında icra dosyasına ödeme yaptırıldığından sadece istihkak iddialarımız ve beyanlarının tutanağa geçirtilebildiği, haczin yapıldığı gün olan 04.11.2020 tarihinde haciz yapılan esas dosyalara vekaletname gönderilmesine ve müdürlüğe taraf olarak eklenmek istememize rağmen bu o aşamada yapılmadığı; haczin yapıldığı tarihte tutanakta istihkak iddiası olmasına karşın tutanağın esas dosyaya girmesi beklenmeden yatan para alacaklı hesabına geçirildiği, aynı tarihte dosyalardan yatan paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin talebin ise ancak  05.11.2020 tarihinde dosya arasına alındığı, burada esasen icra müdürlükleri ve işlem yapan memurların alacaklı-borçlu menfaatini gözetmeksizin hareket ettiği, objektiflikten uzak ve hukuka uymayan işlemlerde bulunulduğu aşikar olduğu, bu sebeple mağdur olan müvekkilinin açısından istihkak talebi müdürlük tarafından kabul edilmemiş olup; Mecburen hukuki yollardan alacağı alabilmek adına işlemler başlatılmak zorunda kalındığı, icra müdürlüğü tarafından yazılan haciz talimatında dosyada borçlu olarak gösterilen \"... Şirketi\" olmasına karşın bizzat alacaklı tarafın gösterdiği ve borçlu şirketin adresi ile ilintisi olmayan adres haciz talimatında gösterildiği, icra müdürlüğü alacaklı ya da borçlu tarafın taleplerini değerlendirirken hukuk kuralları ve uygulamalar ışığında karar vermesi gerekirken, borçlu şirketin adresi ile alakası olmayan ancak salt alacaklı tarafça talep edilmesi sebebiyle gerekli özen gösterilmeksizin haciz talimatı talebi kabul edilmiş ve ilgili icra dairesine haciz talimatı yazıldığı, haciz talimat müzekkeresinde borçlu adresi olarak gösterilen yer müvekkilinin ticaret sicildeki adresi olup; İcra dosyasına borçlu olarak görünen firmanın bu adresle hiçbir bağlantısı olmadığı, müvekkili şirket  ile icra dosya borçlusu şirketler arasında hiçbir bağ mevcut olmadığı, hacizde her ne kadar hukuka aykırı olsa da evrak ve bilgisayar kayıtlarının incelenmesinde Müvekkili Şirketin borçlu şirketlerle organik bağı olduğuna dair hiçbir emare bulunamadığı, borçlu Şirketin  ortakları ile Müvekkil Şirketin ortaklarının aynı olmadığı, borçlu şirket ile müvekkil şirketin faaliyet konusunun farklı olduğu, borçluların yetkililerinden veya çalışanlarından hiçbirinin müvekkilinin adresinde bulunmadığı, borçlu şirket ile müvekkili şirketle hiçbir zaman aynı adreste faaliyet göstermediği ve borçluya bu adreste tebligat yapılmadığı, ... sayılı dosyası kapsamında ... Talimat sayılı icra dosyası ile ...Talimat sayılı icra dosyası kapsamında 04.11.2020 tarihinde müvekkil şirkete ait adreste yapılan haciz işlemi esnasında muhafaza tehdidi altında 141.702,30-TL tahsil edildiği, davacı adına alacağın tahsili amacıyla arabuluculuk yoluna başvurulduğu, Covid 19 sebebiyle görüşmeler telekonferans yoluyla yapıldığı, arabuluculuk görüşmeleri anlaşamama ile neticelendiği, ayrıca müvekkilinin mağduriyetinin telafisi imkânsız boyutlara ulaşmasının önüne geçilmesi ve işbu dava neticesinde karar altına alınacak olan alacaklarımızın tahsili amacı ile davalı üzerine kayıtlı araç ve gayrimenkullerin UYAP sistemi üzerinden sorgulanarak, kayıtlı bulunan araç veya gayrimenkuller üzerine, söz konusu malvarlığı değerlerinin devrine engel olmak amacı ile öncelikle teminatsız olarak bu talebimizin reddi halinde belirlenecek olan bir teminat mukabilinde ihtiyati tedbir mümkün değil ise  ihtiyati haciz şerhi işlenmesini,  04.11.2020 tarihinde müvekkili şirket adresinde davalı tarafından... sayılı icra dosyalarına ilişkin talimat yoluyla yapılan haksız haciz sebebiyle muhafaza tehdidi altında müvekkilinden tahsil edilen alacağa ilişkin olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve ileride artırılmak üzere şimdilik 10.000 TL  alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline, karar verilmesini talep etmiş olup ıslah dilekçesi ile  maddi tazminat talebini 141.702,30 TL'ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili ...A.Ş.'nin alacaklısı olduğu, ... Şirketi'nden haklı alacağını tahsil edememesi neticesinde borçlu şirket aleyhinde tesis edilmiş olan icra dosyalarında gerekli sorgulama ve icrai işlemler tesis edilmesine rağmen dosya borçlarının ödenmemesi neticesinde borçlu firmaya ait adreslerde menkul haciz ve muhafaza işlemleri tesis edildiği, buna ilişkin olarak her ne kadar borçlu şirkete ait olmadığı iddia edilmiş olsa da borçlu şirketin faaliyetlerine devam etmekte olduğu ''... Kurtköy/İSTANBUL'' adresinde de alacaklı müvekkili şirket adına haciz işlemleri tatbik edildiği, zira mezkur haciz mahalli, takip dosyasının takip talebinde, ödeme emrinde, talimat dosyası kapsamında belirtilen adres olmakla birlikte borçlu şirketin de faaliyetine muvazaalı olarak devam ettiği adres olduğu, borçlu şirket yetkilileri ile davacı şirket yetkililerinin yakın akraba olmasından kaynaklı ilişkilerini kullanarak davacı şirketin paravan olarak kullanıldığı, bu doğrultuda borçlu şirketin faaliyetlerine söz konusu adreste devam ettiği, her ne kadar mahalde davacı şirket lehine istihkak iddiasında bulunularak borçlu şirket ile hiçbir alakasının olmadığı iddia edilmiş olsa da haciz mahallinde borçlu şirkete ait evraklar bizzat istihkak müddeisi ... tarafından sunulduğu, haciz mahallinde borçlu şirket ... Tekstil’e ait; 23/03/2018 tarihli ... A.Ş.’ye ait Geçici İlmühaber, 26/03/2018 tarihli ...A.Ş.’ye ait Yönetim Kurulu Toplantı Karar Metni’nin noter onaylı sureti, 26/03/2018 tarihli Toplantı Karar Metninin noter tarafından onaylandığını gösterir ..., ... Tekstil’e ait 19/04/2018 tarihli ticaret sicil gazetesi sureti gibi borçlu şirkete ait çok sayıda evrak olduğu görülerek, haciz zaptına da şerh edildiği, haciz mahallinde borçlu şirket adına çokça ticari sır mahiyetinde evrak bulunmuş olup bu evrakların bulunduğu mahallin borçlu şirket ile hiçbir alakasının olmadığının iddia edilmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu, borçlu şirket ile davacı şirket arasındaki illiyet sadece ortakları arasındaki organik bağlantı ile sınırlı kalmamış istihkak müddeisi tarafından sunulan evraklar borçlu şirketin gelinen adresten aynı aileye mensup şahıslarca müştereken idare edildiğini ortaya koyduğu, borçlu şirket ile davacı şirket arasında ortaklarının yakın akraba olmasından kaynaklı aynı aileye mensup şahıslarca alınan ortak kararlar neticesinde yönetilmeleri sebebiyle organik, hukuki ve fiili bağın mevcut olduğu, borçlu şirketin hâlihazırda ortağı olan ... ve ...'ın; davacı şirket yetkilisi olan...ve ....’ın amcası olduğu, ayrıca haciz mahallinde bulunan borçlu şirkete ait yönetim kurulu karar metninde hissedar ortak sıfatı ile yer alan ...; ... ve ...’ın kardeşi ...’ın eşi olduğu, borçlu şirket yetkilileri ile davacı şirket yetkilileri arasında yakın akrabalıktan kaynaklı organik bağın varlığının sabit olduğu, her ne kadar resmiyette davacı şirket anne ... ve oğulları tarafından; Borçlu şirket ise ...’ın oğlu ... ve... ile kardeş olan ... Eliyle idare edilmekte gibi görünse de borçlu şirket ve davacı şirket tüzel kişilik perdesi arkasından aynı aileye mensup şahıslarca alınan ortak kararlar çerçevesinde idare edildiği, mahalde borçlu şirketin noter onaylı yönetim kurulu karar metninde resmiyette borçlu şirket yetkilisi olmamasına rağmen sözde davacı şirket yetkilisi ...; Hissedar ortak sıfatı ile yer aldığı, sadece bu evrak dahi borçlu şirket ve davacı şirketin müştereken idare edilmekte olduğunu ortaya koyduğu, borçlu şirkete ait söz konusu adreste tatbik edilen menkul haciz işlemleri neticesinde yukarıda icra müdürlüğü ve esas bilgileri belirtilmiş olan dosyaların borcu ödenip ve her iki dosyada infazen kapatıldığı, dosyalara yatırılmış olan tutarlar borçlu şirketin borcunun ödenmesi amacıyla yatırılmış olup, dekontlardan da anlaşılabileceği üzere yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir ihtirazi kaydın da söz konusu olmadığı, bu noktada davacı taraf her ne kadar sanki ödemeler baskı ve tehdit ile yaptırılmış gibi göstermeye çalışsa da bu iddialar tamamen asılsız olduğu, bu durumun haciz tutanağı ile de sabit olduğu, haciz işlemini tatbik eden alacaklı vekilleri sadece müvekkilinin haklı alacağına kavuşması için kendilerine verilmiş olan yetki çerçevesi içinde hareket ettikleri, ödenmiş olan bakiye dosya borcu olarak ödenip sonrasında reddiyatı yapılarak icra dosyasının kapatıldığı, anonim şirket adına yapılan ödemede iddia edildiği gibi bir hata yapılamayacağı, söz konusu işlemlerde icra müdürlüğü taraf olup davacı tarafın buna ilişkin iddialarını memur muamelesi şikayet dosyası tesis ederek o dosyada iddia etmesi gerekirken böyle bir dava tesis edilmediği ve bu durumun dahi haksız şekilde davalı müvekkilinin kusuru olarak gösterilmeye çalışıldığı, davacı tarafın özellikle huzurdaki davanın bir istirdat davası olmadığı beyanları tespit edilebileceği, iddia edildiği gibi haksız tahsilatın varlığı bir an için kabul edilecek olsa dahi davacı tarafın sebep buna ilişkin istirdat davası tesis etmediği açıkça çelişkiyi ortaya çıkardığı, dilekçede de açıkça belirtilmiş olan 141.702,30 TL haksız tahsilat var ise huzurdaki davanın belirsiz alacak davasıymış gibi gösterilmeye çalışılmasının da yine çelişkiyi ortaya çıkardığı, davacı tarafça, her ne kadar davalı müvekkil adına yapılmış olan işlemler haksız ve kötü niyetli olarak gösterilmeye çalışılmış ise de, dosya kapsamındaki tüm işlemler davalının haklı alacağına kavuşması amacıyla ve yasal çerçevede yapıldığı, bu noktada herhangi bir haksız işlemin varlığından söz edilemeyeceği gibi davalının da kötü niyetinden söz edilemeyeceği, bu hususta davacı tarafın tüm iddia ve talepleri, asılsız ve mesnetten yoksun olduğu gibi gerçeğe de aykırı olduğu, haksız kazanç elde etmeyi amaçlayan tüm bu iddia ve taleplerin de reddi gerektiği, ayrıntılı olarak açıklanan tüm hususlar göz önüne alındığında, davalı alacaklının kanuna, hukuka aykırı olarak herhangi bir keyfi işlem yapmadığı, gerçekleştirilen haciz ve muhafaza işleminin tamamen usul ve yasaya uygun yapıldığı açıkça ortada olup, bu sebeple kötü niyetli davacı tarafından haksız kazanç elde etmek kastı ile açılan işbu davanın kabulü mümkün olmayıp,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"..Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;Davacı vekili, ... ve ...sayılı dosyaları kapsamında talimat icra dosyalarında 04.11.2020 tarihinde müvekkili şirkete ait adreste yapılan haciz işlemi esnasında muhafaza tehdidi altında 141.702,30-TL tahsil edildiğini belirterek ödenen tutarın iadesini istemiş olup uyuşmazlığa konu dava, borçlu tarafından açılan İİK 72/7 maddesine dayalı istirdat davası niteliğinde değildir. Davacı tarafça, ilgisi bulunmadığı halde adresine gelinerek haciz yapıldığı, istihkak iddiasında bulunulduğu halde muhafaza işlemi yapılmaya çalışıldığı, bu sebeple ödeme yapıldığı ileri sürülerek ödenen bedelin tahsili talep edilmektedir.Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan; ... Bankasına ait 04/11/2020 tarihli dekontta davacı tarafından \"BURSA ... İCRA ... E DOSYA İSTİNADEN\" açıklaması ile Bursa ... İcra Dairesi adına 58.866,00-TL eft işlemi yapıldığı ve... Bankasına ait 04/11/2020 tarihli dekontta davacı tarafından \"BURSA .... İCRA ... E DOSYA İSTİNADEN\" açıklaması ile Bursa ... İcra Dairesi adına 82.830,00-TL eft işlemi yapıldığı, Haksız haciz olduğu iddia edilen hacizlerin ... ve... esas sayılı dosyalar için ayrı ayrı 04/11/2020 tarihinde gerçekleştiği, işbu haciz tutanakları incelendiğinde 2019/9201 esas sayılı dosyaya ilişkin haciz tutanağında davacı adına vekilinin muhafaza yaparım denilmesi üzerine müvekkili tarafından ödeme yapıldığını belirttiği,  2019/8710 esas sayılı dosyaya ilişkin haciz tutanağında davacı adına vekilinin istihkak iddiasında bulunduğunu belirttiği görülmüştür. İcra dosyası ve dosya kapsamına sunulan belgeler incelendiğinde, davacı adresinde ...sayılı dosyaları için talimat Mahkemelerince 04/11/2020 tarihinde haciz işlemleri yapıldığı, istihkak iddiasında bulunduğu, ancak 04/11/2020 tarihli haciz işlemlerine yönelik açılan bir istihkak davası bulunmadığı, muhafaza işlemi sırasında davacı adına vekilince müvekkilinin muhafaza baskısı altında ödeme yaptığı ve istihkak iddiasında bulunduklarını belirtmesine rağmen ödemenin yapıldığına dair dekontlarda açıklamalardan açıkça görüldüğü üzere davacı tarafça ihtirazi kayıt konulmadan Bursa .... İcra ... ve ... esas dosyalarına istinaden ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. TBK 78/1 maddesinde; \"Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.\" hükmü düzenlenmiştir. Davacı tarafça borçlu şirket ile davacı şirket arasında organik bağ bulunmadığı ve yapılan ödemelerin haciz baskısı ve korkusu sebebiyle yapıldığı açıklanmışsa da, eldeki davada istihkak davasına benzer yargılama yürütülmesi mümkün değildir. İcra dosyasında yapılan ödemelerin, davacı tarafça ihtirazi kayıt konulmadan, icra dosya borcuna mahsuben ödenmesi, ödeme sırasında görülmekte olan bir istihkak davası olmaması ve haciz tutanağına ödeme yapıldıktan sonra ödemenin muhafaza tehdidiyle yapıldığının bildirilmesi sebebiyle, davacı üçüncü kişinin haksız fiil hükümlerine dayanarak ödediği paranın istirdadını talep edemeyeceği (bkz Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17/12/2018 tarihli 2017/1025 Esas-2018/6659 Karar sayılı kararı) kanaatine varıldığından; Davanın reddine,...\" karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.  Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, İlk derece mahkemesinin gerekçesine dayanak gösterdiği kararın somut uyuşmazlıkla tam bir bağlantısı olmadığını,davalı firma tarafından farklı tarihlerde müvekkilinin adresine kendisiyle ilgili olmayan alacak-borç ilişkisinden kaynaklı ısrarlı bir şekilde müvekkilinin iş yeri adresine gelinerek itibarı zedelenmeye ve haciz baskısı altında borç tahsilatı yapılmaya çalışıldığını,müvekkili şirketin iş hacminin büyük dolayısıyla tüm faaliyetinin mevcut işyeri araç ve gereçleriyle sağlanıyor olması gerekse alacaklı vekillerinin uzun süre haciz mahalinde oyalanarak müvekkili ve çalışanlarının üzerinde oluşturulan baskı sebebiyle haciz yapıldıktan sonra muhafazadan evvel müvekkili şirketin muhafaza tehdidi altında borcu ödemek zorunda kaldığını, iki icra dosyasına ilişkin tahsil olunan paranın hukuki dayanağı söz konusu olmayıp, davalının müvekkili aleyhine zenginleştiğini, müvekkili şirket  ile icra dosya borçlusu şirketler arasında hiçbir bağ mevcut olmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz iddiasına dayalı olarak ödenen bedelin faizi ile birlikte tahsili talebine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/06/2018 tarih  2017/19-1627E. 2018/1187K. Sayılı kararında açıklandığı üzere ; \"...Kural olarak borcun çekince (ihtirazi kayıt) ileri sürülmeksizin ödenmesi ya da ikrar edilmesi, borcun mevcudiyetinin kabulü anlamına gelir ve bundan sonra menfi tespite ilişkin iddia dinlenemez.\"Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, davanın konusunu ... ve ...s sayılı dosyaları üzerinden yapılan talimat haczinin oluşturduğu, ... sayılı dosyası ile eldeki davanın konusunun birbirinden farklı olduğu, zira  .... sayılı  dosyası üzerinden yapılan talimat haczinde davacı tarafça istihkak davası açılmış ise de, ... ve ... sayılı dosyaları üzerinden yapılan talimat hacizlerinde, davacının davalı aleyhine  istihkak davası açmadığı gibi, her iki icra dosyasına da hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ödeme yaptığı, açıklanan sebeplerle davacı üçüncü kişinin haksız  haciz iddiasına dayalı olarak ödediği paranın istirdadını davalıdan talep edemeyeceği  anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/143 Esas  2022/867  Karar sayılı 30/11/2022 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf6583045e21e2af","SID":"a076bc2faf1b9e74"}}