{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2025/203 <br>KARAR NO:2025/152<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:19/09/2024 (Ek karar)<br>NUMARASI:2024/315 D.İş E - 2024/326 K<br>DAVANIN KONUSU:İhtiyati Haciz<br>KARAR TARİHİ:23/01/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili ihtiyati haciz talep eden  dilekçesinde özetle; müvekkil kurum ekiplerince 13.02.2024 tarihinde yapılan kaçak elektrik tüketimi tespitinde, dava dışı kaçak mahal abonesi .. şirketine karşı EPTHY madde 42/1(b) bendi uyarınca ilgili kullanım yerinde dağıtım sistemine müdahale ederek ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirmeksizin kaçak elektrik tüketimi yapıldığı tespit edilerek ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı tanzim edildiğini, bu kaçak tespit üzerine ... tarafından mahalde fiili olarak ikamet etmedikleri yönünde kaçak tespitine itiraz edildiği, akabinde kurum kaçak komisyonunca yapılan inceleme neticesinde zabıt mahallinde fiili kullanıcı olan davalı ... Şti'ne  karşı kaçak tespiti yöneltilerek 862.274,39 TL bedelli fatura ve 537.037,40 TL bedelli faturalar EPTHY mevzuatı kapsamında tahakkuk ettirildiğini,karşı tarafın iş bu fatura borçlarını ödememesi ve kaçak elektrik tüketimine devam etmesi neticesinde alacağın sürüncemede kalmaması ve borçlunun karşılıksız yararlanmasının önüne geçmek amacıyla  İstanbul ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı belirtilerek talebin kabulü ile, İstanbul ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyadan borca yeter miktardaki menkul ve gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi ve muhafazası ile öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise de  takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmesini  talep etmiştir.İstanbul 12.ATM nin 2024/315 D.iş E.2024/326 K.sayılı ilamı ile;\"Talebin %15 teminatla kabulü ile; 1-Yukarıda hüviyeti yazılı alacaklının borçlulardan alacağı olan 1.399.311,79-TL'nin tahsilinin ifasını temini bakımından vaki isteği İİK'nın 257.maddesinin 1.fıkrasına uygun bulunmuş, alacak rehinle temin edilmemiş ve karşı tarafla üçüncü şahısların muhtemel zarar ve ziyanlarına karşı yeterli teminat da alınmış bulunduğundan, adı geçen borçluların yukarıda gösterilen malları ile alacaklarının İcra İflas Kanunu'nda gösterilen muayyen tahditler dairesinde ihtiyaten haczine, 2-İlerde haksız çıkacak tarafa tahmil edilmek üzere, alacaklı lehine tarife uyarınca 4.700,00-TL vekalet ücreti tayinine;3-Talep eden tarafından başvurusu esnasında yapılan toplam 1.132,10-TL harca ilişkin giderin borçludan alınarak talep edene verilmesine,4-Kararın teminat yatırıldığında İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında süresinde infazı için talep edene verilmesine\" dair  dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda  itiraz yolu açık olmak üzere  29/07/2024 tarihinde karar verilmiştir.Davalıların itirazının değerlendirildiği 18/09/2024 tarihli duruşmada, mahkemece; \"1-Mahkememizce verilen 2024/315 d.iş, 2024/326 Karar sayılı, 29/07/2024 tarihli ihtiyati haciz kararına borçlular tarafından yapılan itirazın REDDİNE, 2-İtirazın reddine ilişkin gerekçeli ek karar yazılarak itiraz edenler vekiline tebliğine,Sair hususların gerekçeli kararda belirtilmesine\" dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli ek kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak 18/09/2024 tarihinde karar verilmiştir.Kararı karşı  taraf vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde yapılan itiraz, Mahkeme tarafından gerekçeli kararda belirtilenin aksine gerek mahkemenin yetkisine gerekse de varlığı iddia edilen borcun var olmadığına bir başka deyişle muaccel olmadığına yönelik itirazlar içerdiğinden, ilgili gerekçeli kararın müvekkillerinin sunmuş olduğu itiraz dilekçesinin usulüne uygun incelenmemesi suretiyle eksik inceleme ile karar verildiğini,kararın kanuna ve hukuka aykırı olduğunu,mahkemenin tedbir kararı yönünden yetkisiz olduğunu, ihtiyati haciz talebini incelemeye yetkili mahkeme, İcra ve İflas Kanunumuzun 258. maddesi ile 50. maddesi atfı gereğince Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 5. maddesi ve devamı hükümlerine göre davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, müvekkili ...'nin yerleşim yeri adresinin Başakşehir ilçesinin tabi olduğu yargı çevresinde bulunduğu, yine bir diğer müvekkili olan ... Şirketi’nin adresinin Esenyurt ilçesi sınırlarında olduğu gözetildiğinde, bu her iki yerleşim yeri İstanbul Adliyesi yetki sınırları içerisinde bulunmadığından, ihtiyati haciz kararını veren mahkemenin  ilgili ihtiyati haciz kararının tesis edilmesi bakımından yetkisiz olduğunu,... Lojistik, ilgili kaçak elektrik kullanımının tespitinden çok daha sonra temmuz 2024 yılında ilgili alanın küçük bir bölümüne taşınmakla beraber, orada ikamet ettiği süreçte de kaçak elektrik tespiti yapılan ilgili sayaçları kullanmadığını,müvekkillerinin  fiili varlıklarından çok daha öncesinde tespit edilen bu kullanımdan sorumlu  olmadığını,  ilgili borç tutarı bakımından da borçlu konumunda bulunmadığını, ihtiyati hacze konu olabilecek nitelikte müvekkillerinin ödemekle yükümlük oldukları muaccel bir borç bulunmadığını,... Lojistik kaçak elektrik kullanımının vukuu bulduğu iddia olunan alanın küçük bir kısmını, ilgili alan ölçüm itibariyle büyük bir kompleks olup, birden fazla bağımsız bölüm ve tapu içerdiğini,temmuz 2024’te ...’den kiralamış ve bu kiralama sürecine istinaden ilgili fiili kullanım 16.07.2024 tarihinde alınan Genel Kurul kararına istinaden 18.07.2024 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, her ne kadar davacı dilekçesinde ..’in mahalinde fiili olarak ikamet etmediğini bildirerek söz konusu tespite itiraz edildiğini dile getirmiş olsa da, ...tarafından yapılan itiraza dair evrak dilekçeleri ekinde sunulmamakla birlikte,  işbu dilekçe ekinde sunulan Ticaret Sicil Gazetesi nüshasından da anlaşılacağı üzere kaçak elektrik kullanımı tespitinin yapıldığı Şubat 2024 tarihinde o alanın fiili kullanıcısı müvekkilleri değil halen ...şirketi olduğunu, ... Lojistik'in  ilgili alana çok daha ileri bir tarihte Temmuz 2024 tarihinde taşındığını, davacı tarafından dilekçesi ekinde sunulan komisyon raporu ve ekleri incelendiğinde, 19.04.2024 tarihli tespit dilekçesi’nde yer alan 3. numaralı tespitte, tespiti yapan ekiplerin işyerinde “...’in vergi levhası’nın varlığını tespit ettiği” yönünde görüş bildirildiğini,her ne kadar bu tespit akabinde yapıldığı iddia olunan mahali tespitte “... Lojistik’in 2 senedir ilgili alanın kullanıcısı olduğu” iddia olunmuş ise de, işbu dilekçe ekinde sunulan belgelerden de görüleceği üzere müvekkillerİnin temmuz 2024’te o alanı kiraladığı, öncesinde herhangi bir fiili kullanımın söz konusu olmadığını ... ekiplerince yapılan bu tek taraflı tespitin de ne şekilde yapıldığı, mevzu bahis olayla ilgili kimlerin görüşüne başvurulduğunun  meçhul olduğunu, müvekkillerinin temmuz 2024 tarihi itibari ile abonelik işlemlerini üzerine aldığı tesisat numaraları ... ve ...’ olup,... ekiplerince yapılan tespitte ise kaçak elektrik kullanımı tespiti ... hizmet numaralı sayaç bakımından yapıldığını,müvekkillerinin her halükarda ilgili sayaçtan hiçbir suretle yararlanmadığı gözetildiğinde bu kaçak kullanımından sorumlu tutulmasının  hukuka aykırı olduğunu, müvekillerinin kaçak elektrik tespitinin yapıldığı dönemle alakalı kendisini borçlu konumuna düşürecek bir sorumluluğu ve dolayısıyla  taraflar arasında vukuu  bulan muaccel bir borç bulunmadığını, ... Lojistik ve ..., ilgili kaçak kullanım süreci bakımından sorumlu/borçlu konumunda bulunmadığı,ira dosyası kapsamındaki borca müvekkilleri tarafından itiraz edilmekle birlikte,mahkeme tarafından tesis edilen ihtiyati haciz kararına da itiraz etme zorunluluğu doğduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Talep ihtiyati haciz kararına yöneliktir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise borca itirazın yasada sayılan nedenlerden olup olmadığı ve  ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı  noktalarında toplanmaktadır.Ayrıca , 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda,  ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.\"İhtiyati haciz kararına itiraz ve temyiz \"başlıklı 265. maddesinde;\"Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir....\"  düzenlemeleri  bulunmaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.\"Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları  da aynı yöndedir.).Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği,  kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir. KAÇAK ELEKTRİK ENERJİSİ TÜKETİM MİKTARININ HESAPLANMASINDA VE FATURALANMASINDA ESAS ALINACAK SÜRE MADDE 45 – (1) Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketiciye yapılacak faturalandırmada, aşağıda yer alan süreler esas alınır;a) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla kaçak elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup bu süre 12 ayı geçemez. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak alınır.b) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesindeki tespitlerde; kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada kullanım süresi esas alınır, bu süre 180 günü geçemez.c) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesindeki tespitlerde; son endeks okuma ile tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme işlemleri gibi, sayaç mahallinde dağıtım şirketince gerçekleştirilmiş olan en son işlem tarihi ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir ve bu süre 90 günü geçemez.ç) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirtilen sürenin dışında, tüketicinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır. 1) Kaçak tüketimi ile kaçağa ilişkin normal tüketim hesabında esas alınacak sürelerin toplamı 12 ayı geçemez. Yapılacak hesaplamada tüketimin yapıldığı kabul edilen dönemlerdeki birim fiyatlar dikkate alınır ve gecikme zammı alınmaz.Buna göre KAÇAK ELEKTRİK ENERJİSİ TÜKETİM MİKTARININ HESAPLANMASINDA VE FATURALANMASINDA ESAS ALINACAK SÜRE MADDE 45 – (1) Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketiciye yapılacak faturalandırmada, aşağıda yer alan süreler esas alınır; a) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla kaçak elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup bu süre 12 ayı geçemez. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak alınır.b) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesindeki tespitlerde; kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada kullanım süresi esas alınır, bu süre 180 günü geçemez.c) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesindeki tespitlerde; son endeks okuma ile tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme işlemleri gibi, sayaç mahallinde dağıtım şirketince gerçekleştirilmiş olan en son işlem tarihi ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir ve bu süre 90 günü geçemez.ç) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirtilen sürenin dışında, tüketicinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır. 1) Kaçak tüketimi ile kaçağa ilişkin normal tüketim hesabında esas alınacak sürelerin toplamı 12 ayı geçemez. Yapılacak hesaplamada tüketimin yapıldığı kabul edilen dönemlerdeki birim fiyatlar dikkate alınır ve gecikme zammı alınmaz.,şeklinde düzenleme içermektedir.Bu halde davacı tarafından sunulan kaçak tespit tutanakları, video kaydı, fotoğraf,uzman görüşü gibi delillerin takdiri delil niteliğinde olduğu, gerek kaçak kullanım gerekse süre ve miktar yönünden ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, yönetmelik hükümleri gereği ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, kaçak kullanım yapıldığının kabulü halinde dahi takibe konu faturanın hesaplandığı süre içinde kullanım ile hesaplamaya esas kurulu güç, vardiya sayısı ile çalışma saati  yönünden talebin yargılamayı gerektirdiği açıktır. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğunun yukarıda açıklandığı, bu haliyle takibe konu alacağın miktar olarak varlığının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği, gelinen aşamada takip konusu alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığını kabul zorunludur.Yukarıda yer verilen ve istinaf dilekçesinde dayanılan Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı  ilamında esasen aynı ilkeler benimsenmiş olup  somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğinin belirtilmiş olduğu, davacı tarafından alacağın varlığını \"yaklaşık ispat\"a elverişli başkaca delil sunulmamış olduğu, uyuşmazlık konusu kaçak kullanım ve kullanım sonucu tahakkuk edecek miktarın yargılamaya muhtaç olduğu açıktır. Talep eden,karşı taraf -borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yara delil de sunmadığı anlaşılmaktadır. Dosyanın bulunduğu aşama itibariyle İİK 257. vd maddeleri gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı, gerek süre gerekse  kaçak kullanımın başlangıç tarihi de dahil   talep eden tarafça ispatlanması gerektiği gözetilerek itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir. Açıklanan nedenlerle, aleyhine ihtiyati haciz talep edilenlerin istinaf başvurusunun kabulüyle kararın HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak ihtiyati haciz kararına itirazın kabulüyle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Karşı tarafların istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince  18/09/2024  tarihli ara karar kaldırılarak yeniden;1-İhtiyati hacze itirazın kabulü ile, 29/07/2024 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına,İstinaf incelemesiyle ilgili olarak;Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden karşı taraflara isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,Karşı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 7.500,00 TL vekalet ücretinin ihtiyati haciz talep edenden alınarak karşı taraflara verilmesine, Karşı tarafın istinaf sebebiyle yapmış olduğu 252,00 TL istinaf yargılama giderinin ihtiyati haciz talep edenden alınarak karşı taraflara verilmesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 23/01/2025<br>GEREKÇE MUHALEFETİ:İhtiyati haciz talep edenin kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili talebiyle  yoluyla ihtiyati haciz talep ettiği anlaşılmaktadır.Mahkemece ihtiyati haciz  talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre, bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı  noktasındadır.2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”, Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal  bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Söz- leşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlen- memesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getiril- memekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.\"Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E- 2023/954 sayılı ilamları  da aynı yöndedir.).İhtiyati haciz talep edenin istinaf dilekçesinde atıf yaptığı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'- nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle\" kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı,  kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün  kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden  şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden  her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden,alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahke- menin, 'ölçülülük ilkesi'ne uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceği\" belirtilmiştir.Sonuçta; her talebin somut olayın özelliği, ibraz olunan deliller ve tüm dosya kapsa- mına göre değerlendirileceği gerçeği, mahkeme ve hakim önüne getirilen tüm uyuşmazlıklar için geçerlidir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere,  haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde \"ölçülülük ilkesi\" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır.İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahke- menin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğu hususu yukarıda açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta; kaçak kullanım türü ve yerinin niteliği, süresi, hesaplamada esas alınacak diğer unsurlar yönünden  ispat yükü ihtiyati haciz talep eden üzerindedir. ... şirketi olan ... alacağını yaklaşık ispat noktasında; kaçak tespit tutanaklarına, bu tutanağa  dayanarak yaptığı tahakkuk ve faturalara, kaçak kullanımını gösterir  video kayıtlarına  dayanmıştır.1.Alacağın dayanağını oluşturan 13/02//2024 tarihli ... nolu tutanağın ...  çalışanları tarafından, dava dışı ...Dış Ticaret isimli firma aleyhin EPDK 42/1-b  gerekçesiyle düzenlendiği,komisyon raporu doğrultusunda zabıt tahakkuk ettirilen dönemde ilgili mahallin kullanıcısının  ...Şti olduğundan kullanıcı adının değiştirilmesine karar verildiği, kaçak tahakkuk hesap bülteninin 17/08/2023-13/02/2024 dönemlerine ilişkin olduğu görülmüştür 2-Davalı tarafça ibraz olunan Ticaret Sicil gazetesinin incelenmesinde şirket merkezinin kaçak tutanak adresine taşındığının 18/07/2024 tarihinde ilan edildiği görülmüştür..Neticede; dava konusu kaçak kullanım ve buna bağlı alacağın  yargılamaya muhtaç olduğu, mevcut durum itibariyle ihtiyati haciz yönünden \"yaklaşık ispat\"ın sağlanmadığı ve ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle sonucu itibariyle doğru çoğunluğun kararına iştirak etmekteyim. 23/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6bb0196e63203055","SID":"3cb1263661911f08"}}