{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2024/1453 Esas  - 2024/1507 Karar<br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1453 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1507<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/236 Esas 2023/442 Karar<br>DAVACI \t<br>VEKİLİ<br>DAVALILAR <br>DAVA\t: Şirketin İhyası<br>DAVA TARİHİ\t: 31/03/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 19/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 19/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki şirketin ihyası istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın  kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı sicil müdürlüğünce süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2011/183 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın kabul edilerek kesinleştiğini, icra takibine kararın konu edileceğini, ancak şirketin ticaret sicil kaydının silinmiş olduğunu belirterek ... Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı...  cevap dilekçesinde özetle;  50618 sicil numarasına kayıtlı ... Dış Tic. Ltd. Şti.'nin TTK’nun geçici 7.maddesi kapsamında 23/01/2014 tarihinde sicilden resen silindiğini, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından iş bu davaya açılmasına sebebiyet vermediklerini belirterek davanın reddine, davanın kabulüne karar verilmesi halinde ek tasfiye işlemlerinin yapılması için son tasfiye memuru veya yeni bir kişinin tasfiye memuru olarak atanıp keyfiyetin tescil ve ilanına karar verilmesini, davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  davalı sicil müdürlüğü geçici 7. maddeye göre tesis ettiği işleme gerekçe olarak oda kaydının silinmesini gösterdiği ve işlemlerini de bu çerçevede yaptığı, ihyası istenen şirketin sicilden terkin koşulları oluşmadığı halde TTK'nın 7. maddesine aykırı olarak dosyada yer alan ticaret sicili kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından usulsüz olarak, terkin işleminin gerçekleştirilmiş olduğu, her ne kadar davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bahisle, hak düşürücü süre itirazında bulunmuş ise de; 6102 sayılı yasanın geçici 7/15.maddesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından usulüne uygun olarak geçici 7.maddesi uyarınca işlem yapılması halinde geçerli olduğu, oysa eldeki davada, re’sen terkin işleminin müdürlük tarafından yapılmaması gerektiği, bu durumda, somut olayda hak düşürücü sürenin varlığından söz edilmesi mümkün olmadığından, davalının itirazının reddi gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Memurluğunun 50618 sicil numarasına kayıtlı ... Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına, Tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, Kararın Ticaret Siciline tesciline ve usulüne uygun olarak ilan edilmesine, davalı ... Dış Tic. Ltd. Şti. yönünden; HMK'nun 114/1-d ve 115/1-2. maddeleri gereğince pasif husumete yönelik dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden  reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı Ticaret Sicil Müdürlüğü istinaf dilekçesinde özetle;  Müdürlüklerince yapılan terkin işleminin usulüne uygun olduğunu, müdürlüklerinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, ihyası istenen şirket yetkilisine usulüne uygun tebligat yapıldığı, davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini,  yargılama giderinin davanın açılmasında yasal hasım olmaları nedeniyle davalı üzerinde bırakılamayacağını, ayrıca davanın kabulü halinde de tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak  talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\t Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesine dayalı ticaret sicilinden re’sen terkin edilen şirketin ihyası talebi  istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tTicaret sicil kayıtları,  Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2011/183 Esas  sayılı dosyası ve sair deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tİşbu davada ihyası talep edilen ... Dış Tic. Ltd. Şti. aleyhine davacı  tarafından açılan davada verilen Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/183 esas ve 2012/214 Karar sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın 02/04/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>\tDavacı,  ihyası talep olunan şirketin alacaklısı olup, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/183 Esas 2012/214 Karar sayılı ilamına istinaden alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatacağından işbu ihya davasını açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. <br>\tİhyası talep olunan ... Dış Tic. Ltd. Şti.'nin münfesih sayılmasına rağmen TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca kendisine yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, 28/01/2014 ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan edildiği, ihtarnamede infisah sebebi olarak 5174 sayılı kanuna göre odaca kaydı silinenler olarak yer aldığı dosya içeriğiyle sabittir. <br>\t6102 sayılı TTK'nun geçici 7.maddesinin 2.fıkrasına göre hakkında dava olan şirket hakkında geçici 7.madde uygulanamayacağından sicil tarafından terkin yasaya aykırıdır. <br>\tÖte yandan silinme sebebine göre de 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının \"a\"  bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise;  dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta şirketin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete, şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır. <br>\t Öte yandan 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesinde; \"Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içermektedir.<br>\t30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan \"Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin\"  Tebliğ'in 1. maddesinin \"d\" bendinde; \"18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler.\" ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir. <br>\t6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde; \"01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır\" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tadadi nitelikteki (numerus clausus)  bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında  anılan maddeki sayılan hallerin tadadi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. Maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2017 tarih ve 2017/4-1358 esas  2017/1193 karar sayılı kararında; \"...Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır\" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.<br>\tÖzetle ikincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır.<br>\tDoktrinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek tebliğdeki düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve kanundaki sayımın sınırlı olduğu vurgulanmıştır (Murat Kaderoğlu Anonim Şirketlerin  İnfisahı, sayfa 350-351, dipnot 251 atfı Çalışkan s. 200; Şengül Al Kılıç, Anonim Şirketlerde Tasfiyeden Dönme, sayfa 168 dipnot 418-aynı yöndeki atıf Karaman Coşgun s.316,).<br>\tDavalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırıdır. <br>\tDava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinin 15. fıkrası son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilirler. Eldeki dava ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23/01/2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 31/03/2023 tarihinde açılmıştır. Şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş ise de, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün TTK'nun Geçici 7. maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından karar tarihi itibarıyla yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün görülmemiştir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/03/2023 tarih ve 2023/1394 Esas 2023/1520 Karar ve 27/09/2022 tarih ve 2022/5605 Esas 2022/6373 Karar sayılı ilamları).  <br>\tÖte yandan, dosyanın istinafa gönderildiği tarihten sonra, istinaf incelemesi sırasında 15/09/2023 tarihli resmi gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 22/06/20263 tarih 2023/33 Esas 2023/117 Karar sayılı kararıyla 6102 sayılı TTK'nun 7/15. Maddesinin 5. cümlesinde yer alan \"... silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde ... \" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.<br>\tHal böyle olunca mahkemece, davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususunun kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, usulsüz olarak yapılan terkin işleminde hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı gözetilerek işin esasına girilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, gelinen aşamada Anayasa Mahkemesinin 6102 sayılı TTK'nun 7/15. maddesinin 5. cümlesinde yer alan beş yıllık hak düşürücü süreye ilişkin ibarenin iptal edilmesi karşısında işin esasına girilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususunun kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, şirketin terkin tarihinden önceki durumuna geri döndürülmesi gerektiği, şirketin terkin tarihinde tasfiye halinde bulunduğu, davacının talebinin de dava dosyasıyla sınırlı ihyaya yönelik olduğunun gözetilmesi gerekir. <br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda ... Dış Tic. Ltd. Şti. ihyasına karar verildikten sonra tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına hükmedilmiştir. Tasfiye halinde olduğu ticaret ünvanında yer alan şirketin dava dosyasıyla sınırlı ihyası talep edilmiştir. Tasfiyeyle sınırlı ihya durumunda ise şirketin tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için TTK'nun 547. Maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerekir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece ihyanın dava dosyasıyla sınırlı olmak üzere talep edildiği, tasfiye halinde olduğu belirtilen şirkete TTK'nun 547. maddesi uyarınca tasfiye işlemlerini yürütmek üzere tasfiye memuru atanması gerektiği gözetilerek davanın kabulü ile şirketin dava dosyasıyla sınırlı ihyasına, şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. <br>\tAyrıca, davalı sicil tarafından hakkında dava olması nedeniyle geçici 7.maddeye tabi olmayan bir şirketi yine TTK'nın geçici 7.maddesinde sayılmayan 5174 sayılı oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak terkin işlemleri aynı maddenin 4/a maddesindeki usule de uyulmaksızın gerçekleştirilmiştir. Bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı sicil aleyhine ilk derece mahkemesince yargılama giderlerine hükmedilmesi de yerindedir  (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarih ve 2024/4996 Esas 2024/7128 Karar sayılı emsal içtihatı).\t<br>\tTüm bu nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı...'nün istinaf başvurusunun KABULÜ ile,<br>\tAnkara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarih ve 2023/236 Esas 2023/442 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davalı ... Dış Tic. Ltd. Şti. Hakkında verilen pasif husumete yönelik dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine dair  karar istinaf edilmeksizin kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t3-Davalı... hakkında açılan davanın KABULÜ ile <br>\t2-Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 50618 sicil numarasında kayıtlı iken sicilden terkin edilen ... Dış Tic. Ltd. Şti.  Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/183 esas ve 2012/214 Karar sayılı dosyasının infaz işlemleri ile sınırlı olmak üzere TTK'nun 547.maddesi gereğince EK TASFİYESİNE,<br>\t3-Tasfiye memuru olarak şirketin son yetkilisi olan ...'nun (TC:...) atanmasına, tasfiye memuruna ücret takdirine yer olmadığına,<br>\t4-TTK'nun 547.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde kararın tescil ve ilanına,<br>\t5-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan alınması gereken 427,60 TL harcın davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünden alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t6-Davacı tarafından  yapılan  toplam 157,25 TL yargılama giderinin davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Dairemizin kaldırma gerekçesi gözetilerek davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalı Ticaret sicil Müdürlüğü’nden alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-HMK'nun 333. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının  karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>\tC)1-Davalı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 427,60 TL harcın talep halinde davalı...'ne  iadesine, <br>\t2-Davalı... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın kaldırılma gerekçesi gözetilerek üzerinde bırakılmasına, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/12/2024<br><br><br>Başkan-          Üye                Üye                       Zabıt Katibi <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8213ad227620cb73","SID":"bbfb3d1d5d245858"}}