{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1097 Esas<br>KARAR NO:2025/13<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:17/03/2022<br>NUMARASI:2019/409 E. - 2022/48 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:  Müvekkili ... hastane işletmeciliği anonim şirketi adına tescilli kök unsuru ... ibareli olan markaları uzun yıllardır  kullanılarak  ayırt edicilik kazandırdığını, öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu bu sebeple  14.06.2012 tarih ve ... nolu ...,  14.06.2012 tarih ve ... nolu ...,  29.06.2006 tarih ve ... nolu ..., 25.11.2013 tarih ve... nolu  ..., ibareli markaların davacıya ait  markalarının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olduğunu, kötüniyetli tescil edildiğini, 6769 sayılı SMK'nın 5/İç - 6/1 6/4 7 25 26 maddelerihükümsüzlüğüne sicilden terkinine, davalı yan adına tescilli  ... nolu  ... ibareli  ... nolu  ... ibareli markaların  6769 sayılı SMK'nın 9. Maddesine göre 44. Sınıfta yer alan “Tibbi. hizmetler..” hizmetlerinde kullanılmaması nedeniyle iptaline markalar sicilinden terkinine,  29.06.2006 tarih ve ... no ile tescilli ... ibareli markanın 6769 sayılı SMK'nın 9. Maddesine göre;  05. Sınıfta yer alan” İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler: İlaçlar, doğum kontrol hapları, aşılar, serumlar, vitaminler, teşhis maddeleri, tıbbi amaçlı radyoaktif maddeler, bakteriyolojik kültür ortamları, tıpta ve veterinerlikte kullanılan bakteriyolojik preparatlar, tıbbi amaçlı alçı, eczacılık amaçlı alkol, tıbbi amaçlı alkol, hayvan spermleri... Tibbi amaçlı diyet maddeleri, diyet gıdaları, bebek mamaları... Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): Diş dolgu maddeleri; diş kalıbı çıkarma maddeleri (alçı, diş mumu vb.): diş protezi için  malzemeler, diş kalıbı macunları, dişçilikte kullanılan kıymetli maden alaşımları... Tıbbi amaçlı gazlar, : Hijyenik ürünler: Altını tutamayanlar için kullanılan ve adef günlerinde kullanılanlar da dahil olmak üzere vücut akıntılarına karşı kullanılan hijyenik ürünler yani pedler, famponlar, bezler, külotlar; tıbbı amaçlı yakılar, flasterler, bandajlar, pansuman malzemeleri... Tibbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler: bitki karışımları ve konsantreleri; şifalı bitki çayları, zayıflatıcı çaylar, ginseng çayı ... Dezenfektanlar, anfiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı detferjanlar... Eczacılık, tıp  ve veterinerlikte kullanılan kimyasal elementler ve doğal ürünler..\", 10. Sınıfta yer alan “Yapay organlar ve protezler: Yapay dişler, yapay gözler, yapay kollar ve bacaklar ... Doğum kontrol aletleri: Prezervatifler (condom/kaput), spiraller... Ameliyathane giysileri, ameliyat başlıkları, ameliyat eldivenleri ve maskeleri, steril örtüler, hasta yatakları için emici çarşaflar, idrarını tutamayanlar için çarşaflar ve yatak örtüleri... Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler...\" ve  44, Sınıfta yer alan “Tibbi hizmetler: Tıbbi yardım hizmetleri, hastane hizmetleri, tibbi klinik hizmetleri, kan bankası hizmetleri, diş hekimliği hizmetleri, hemşirelik (tıbbi) hizmetleri, optik hizmetler, fizik tedavi hizmetleri, tibbi amaçlı masaj hizmetleri, ilaç önerme, eczacılık hizmetleri, psikologlara ait hizmetler....” hizmetlerinde kullanılmaması nedeniyle iptaline, markalar sicilinden terkinine  karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep edilen... tescil nolu ... ibaresi, müvekkili şirket tarafından halen dahi kullanılmakta olup, davacının  haksız ve mesnetsiz iddialarla açtığı iş bu marka hükümsüzlüğü davasının reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \" davanın reddine \" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararın eksik inceleme ile verildiğini, ... A.Ş.(eski unvan) olarak sağlık sektöründe hizmet vermeye başlayan müvekkili şirketin İstanbulda 1999 yılından itibaren ... hastanesi ile sağlık sektöründe hizmet vermeye başladığını, 18.10.2004 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile “...” olan Hastane ismini 01.11.2004 tarihinden itibaren ... olarak değiştirdiğini, bu tarihten sonra  kesintisiz  ve aralıksız bir şekilde ... ibaresini hizmet verdiği hastanelerde kullanıldığını  2004 yılından buyana ... ibareli markası ile 13 hastane ve 6500'ün üzerinde çalışanıyla sağlık hizmetini başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, Konya, Samsun, Sivas ve Bursa da kesintisiz sürdürdüğünü,  ...  esas unsurlu markalarına, yaptığı yatırım, harcadığı sermaye ve emek ile ayırt edicilik kazandırdığını, mahkeme tarafından huzurdaki davanın her marka için ayrı bir esasa kaydedilerek bölünmesi usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu , davalının  tüm bu markaları “...” ibareli markayı korumak amacı ile tescil ettirdiğini iddia ettiğini, gerçekte kullanılmayan ancak davalı yan tarafından markaların sicilde depolanması amacı ile tescil edilmiş markalar olduğunu,  mahkemece raporlar arasında çelişki giderilmeden karar verildiğini, mahkemece her marka için dosyanın bölünerek inceleme yapıması kararını istinaf ettiklerini,  müvekkili şirketin  ... ibareli markalar yönünden tescil ve koruma bakımından öncelik hakkına sahip olduğunu,  bugüne değin devam eden yargılamalarda müvekkilinin ... ibareli marka üzerindeki öncelik ve üstün hak sahipliğinin kabul edildiğini,  Yargıtay içtihadı ile kesinleşmiş olmasına   rağmen mahkemenin aksi yönde karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu,  2004 yılından bu yana kullanarak ayırt edicilik kazandırılan müvekkili markasını davalının  kötüniyetli bir şekilde tescil ettirdiğini, davalının “...” ibareli markalarına dayanarak “...” ve türevi markaları tescil ettirebileceği, “...” markasının davalı yana “...” ibareli markaları tescil ettirmek bakımından öncelikli hak sağladığı ve bu nedenle müvekkilin öncelikli hak sahipliğinin ispatlanamadığı yönündeki değerlendirmelerin kabulünün  mümkün olmadığını, mahkemece seri davalar için verilmiş kararların birbiriyle çelişkili olduğunu, davalı tarafından dosyaya sunulan mahkeme kararlarında da  “...” markasının “...” ibareli markaların tescili bakımından davalı yana önceye dayalı hak sağlamayacağının  açıkça tespit edildiğini, yine “medicenna” ibareli markanın “... “markasının tesciline engel teşkil etmeyeceği”nin de tespit edildiğini, davalı yanın marka tescil başvurularına karşı müvekkili tarafından itiraz edildiğini ve markaların tesciline sessiz kalınmadığını, ayrıca davalı yanın en eski tarihli ve hukuka aykırı olarak tescil edilmiş olan ... ibareli ... esas sayılı markasına karşı hükümsüzlük davası ikame edildiğini, devamında bu Markanın  kesinleşmiş yargıtay kararı neticesinde hükümsüz kılındığını, davalı yanın açıkça “medicenna” şeklindeki markalarının “...” ibareli markalar bakımından kendisine öncelik hakkı tanımayacağını  bilmesine ve konu hakkında kesinleşmiş karar olmasına rağmen ve müvekkile ait ... ibareli markalardan haberdar olmasına rağmen seri şekilde “...” ibaresini esas unsur olarak kullanan markalar tescil ettiren davalı yanın tescillerinde kötüniyetli olduğunun sabit olduğunu, davalının  ... ibareli markaları ciddi surette kullanmadığını, kullanmama nedeni ile iptal taleplerinin  reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket markalarının esas unsuruna yaklaştırma ile iltibas oluşturduğunu,  müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğu ... ibareli markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğundan ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğundan davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemece verilen kararın; tümüyle hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın tümden <br>kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davaya konu markanın tescil tarihi gözetildiğinde, davacının hükümsüzlük talebinde bulunabilmesi için kanunda öngörülen hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının istinaf dilekçesindeki iddialarının doğru olmadığını, müvekkili şirket adına,  Medi markasının  2002, ... markasının 2006, ... markasının davacı adına tesciline engel teşkil eden ... markasının  da yine 2002 yılından bu yana  müvekkil adına tescilli olduğunu, müvekkilinin ... markası ile ilgili ilk tescil başvuru tarihi ise 03.11.2004 olduğunu  TPE kaydı ... nosu olduğunu,  ... markasının, müvekkili şirket adına 2002 yılından beri tescilli bulunan ve fiilen kullanılan ... markasına ayırt edilemeyecek derecede benzediği ve bu suretle de haksız rekabet ve haksız iltibas yarattığı yönünde kesinleşmiş mahkeme kararı olduğunu,  davacının, ... ibaresi ile ilgili çok sayıda ( ..., ...  ..., ..., ...  ve ... şekil)  marka tescil başvuruları  müvekkili şirket adına tescilli Medicenna ibaresine benzerlik nedeniyle reddedildiğini, müvekkili şirketin ... ve ... markaları ile ilgili olarak; \"05.01, 05.02, 05.03, 05.04, 05.05, 05.06, 05.09, 05.10, 10.03, 10.05, 10.08. 10.09 ve 44.01 nolu sınıflar yönünden\" hükmen kazanılmış hakları doğduğunu, davacı şirketin gerçek hak sahipliği hususundaki açıklamalarının kabul edilemeyeceğini,  davacı , 2004 yılında \"...\" markasının kullanımı ile ilgili bir takım girişimleri olduğu belirtilmişse de davacı, iki yıl boyunca bu markanın tescili ile ilgili hiçbir girişimde bulunmadığını, müvekkilinin \"...\" markası ile ilgili ilk başvurusunun  04.11.2004 tarihinde olduğundan bu tarihte müvekkilinin davacınınkullanımından haberdar olarak hazırlık yapıp markayı tescil ettirmek için başvuruda bulunabilmesinin  fiilen mümkün  olmadığını, mahkemece verilen davacının \"markanın hükümsüzlüğü ve iptal talepleri yönünden davanın tümden reddine\" dair karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir\t<br>GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davalı adına tescilli  ... numaralı ... ibareli  markanın, gerçek hak sahipliği, iltibas, kötüniyetli tescil iddiasına dayalı  hükümsüzlüğü ve  44. Sınıfta kullanılmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir.Hükümsüzlük talebi yönünden ,  davacı yan ,  2004 yılından beri kesintisiz olarak ... ibaresi ile tıbbi  hizmet vermeye başladığını, marka  üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu, davalının ... tescil nolu ... ibareli ve  ... markaları ile  ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markayı kötüniyetli olarak adına tescil ettirdiğini ileri sürmüştür. Mahkemece birden fazla marka hakkında hükümsüzlük ve iptal talebi ile  açılan davanın her bir marka yönünden tefrikine karar verilmiştir.Deliller:05/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda;  Davalının ... başvuru nolu markası ile davacının önceki tarihli markalarının “...” ibaresinin esaslı unsur bakımından aynı olduğu, 44. Sınıftaki tıbbi hizmetlere yönelik davacının tescili bulunduğu 10. Sınıftaki tıbbi cihazlar karşılaştırıldığında 44. Sınıftaki tıbbi hizmetler halkın geneline hitap ederken, tıbbi cihazların alıcıları davanın tarafları gibi sektör konusunda bilgi sahibi kimseler olacağı bu nedenle karıştırılma ihtimali olmadığı, 5. Ve 10. Sınıftaki emtialar bakımından ise, davacının önceki tarihli markaları ile davalının hükümsüzlüğü talep edilen markaları arasında iltibas ihtimali hitap edilen ortalama tüketicinin aynı olması nedeniyle söz konusu olduğu, aynı sektörde faaliyette bulunan firmaların birbirinden haberdar olmaları beklendiği, kötüniyet göz önüne alınırken TTK nın 18/3 hükmü anlamında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü “...” ve “medikana” ibarelerinin telaffuzunun aynı oluşu neticesinde, davacı tarafından “...” ibaresinin kullanımı, yapmış olduğu yatırımlar ile sağlanan ayırt edicilikten davalının haberdar olmaması mümkün olmaması nedeniyle SMK mad.6/9 bağlamında kötü niyetten söz edilebileceği, davacının “...” ibaresi kullanımının 2004'ün son çeyreğinden itibaren tıbbi hizmet alanında başladığı ve bu kullanımın davalının ilk medikana ibareli ... başvuru nolu tescilli markasının başvuru tarihi olan 29.6.2006 önce başlamış ve ayırt edicilik kazandırmış olmakla davacının SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca öncelikli kullanım ve başvuruyu engelleme hakkına sahip bulunduğu, SMK mad.9 bağlamında kullanım lisans alan tarafından da gerçekleştirilebileceği, mali yönden yapılan incelemede görüldüğü üzere davalı “...”*şekil ibaresini tıbbi hizmetler alanında kullandığı, hükümsüzlüğe ilişkin yapılan değerlendirmede davalının iptali istenen tescilli markası olan “...” ibaresinin “...”*şekil ibaresi ile benzerliği açısından mad. 9 bağlamında markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması olduğu, 5. Ve 10. Sınıftaki emtialar bakımından ise kullanıma yönelik bir delile rastlanmadığı görüş ve kanaatlerine varıldığı, Bilgisayar mühendisi yapmış olduğu incelemede; ... isimli arama motorunda “...” ibaresi ile yaptırılan aramada tek bir sayfada toplam 33.400 adet sonuca ulaşıldığı, ulaşılan sonuçlarda Medikana ibaresinin davacı tarafından kullanıldığı tespit edildiği, Mali bilirkişi olarak yapmış olduğum inceleme neticesinde SMK'nın “Markanın Kullanılması” başlıklı 9, maddesinin 1. fıkrası şu şekildedir; “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.Davalı ... A.Ş. nin dava konusu “... “ markasını kullandığına dair resmi evrakları üzerinde herhangi bir veriye rastlanmamıştır. Davalı vekili ile yapılan görüşmede  '... * markası “...” markasını korumak için tescil edilmiş bir alt markasıdır. “...” markası herhangi bir resmi evrakta kullanılmamaktadır, şeklinde açıklamada bulunduğu, “...” adlı markanın grup şirketler içerisinde yer alan Dava dışı ... A.Ş. tarafından yukarıda liste halinde verilen faturaların üzerinde kullanıldığı tespit edildiği belirtilmiştir. Marka kayıtları:Dava konusu ... sayılı  ... marka  25/11/2013 tarihinde 05. 10. 44. Sınıfta  davalı adına tescil edilmiştir. Davalıya ait, ... no'lu \"...\" ibareli markanın 05,09,10,44. Sınıflarda... no'lu \"...HASTANESİ ibareli markanın 05,09,10,44. Sınıflarda ,  ... no'lu \"...\" ibareli markanın 05,10,44. Sınıflarda, ... numaralı \"...\", ...numaralı \"...\", ...numaralı \"...\", ... numaralı \"...\", ... numaralı \"...\", ...numaralı \"...\", ... numaralı \"...\" markalarının da 44. Sınıfta  tescilli oldukları tespit edilmiştir.Davacıya ait , ... numaralı \"...\" markasının 05, 10 ve 44. sınıflarda (Tıbbi hizmetler hariç), ,... numaralı \"...\" markasının 05, 10 ve 44. sınıflarda  (Tıbbi hizmetler hariç), ...numaralı \"...\" markasının 05, 10 ve 44. sınıflarda (Tıbbi hizmetler hariç), ... numaralı \"...\" markasının 05, 10 ve 44. sınıflarda (Tıbbi hizmetler hariç), ... numaralı \"... +Şekil\" markasının 05, 10 ve 44. sınıflarda (Tıbbi hizmetler hariç), ... numaralı \"...\" markasının 44. Sınıfta \"Güzellik bakım hizmetleri. Veterinerlik ve hayvancılıkla ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili hizmetler\" için davacı şirket adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.Ticaret sicil kayıtlarına göre,  davacı şirketin 08.10.2004 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile  01.11.2004 tarihinden itibaren  hastanesinin  Hayat olan isminin  ... olarak değiştirilmesine ve TTK 55.md.ne göre işletme adı olarak tesciline karar verildiği ,  09.03.2005  Diyaliz Merkezi Açma İzin  Belgesinde;  \"... \" denilmiş olduğu görülmektedir. Alan adı, davacıya ait ... internet sitesi alan adının 22/10/2004 tarihinde tescil ettirildiği  tespit edilmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ; -Davacı vekili, davalıya ait markalar hakkında açtıkları davada verilen  tefrik kararlarının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de; mahkemece yargılamanın sağlıklı yürütülmesi bakımından  tefrik kararı verildiği ve karar tarihi dikkate alındığında  tefrik olunan  davaların karara bağlandığının anlaşıldığı , uyuşmazlığın ... ibaresi üzerindeki öncelik hakkının hangi tarafa ait olduğu hususunda toplandığı bunun haricinde  özellikle markaların benzerliği, tescilde kötüniyet ve markanın kullanımına ilişkin delillerin her marka için ayrı ayrı değerlendirilmesi gereği ile  usul ekonomisi dikkate alındığında gelinen  aşamada tefrik kararına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.-Hükümsüzlük davasına ilişkin olarak,  mahkemece, gerçek hak sahipliği ve iltibas sebebine dayalı hükümsüzlük talebi hakkında , dava konusu markanın tescil tarihi ile dava tarihi arasında 6 yıldan fazla süre geçtiği,  sessiz kalma yolu ile hak kaybının gerçekleştiği kabul edilmiş ise de; esasen  SMK 25/6 maddesinde düzenlenen ,sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınır. Burada sessiz kalma olarak kastedilen durum hak sahibinin  markayı iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması bu yolla dava açılmayacağı izlenimi verilerek  markaya yatırım ve emek sarf edildikten sonra dava açma hakkını kullanmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olmasıdır. Her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekir.Somut olayda, dosyaya sunulan delillerle;  taraflar arasında 2006 yılından itibaren “...” ibaresi üzerinde gerek tescil başvurularına itiraz gerek bu itirazlar hakkında iptal  ve gerekse tescil olunan markalarla ilgili hükümsüzlük davalarına konu edilen uyuşmazlığın başladığı ve süre geldiği , dava konusu ... markası ile  taraflar arasında uyuşmazlık konusu ... markası  arasında  yüksek benzerliğin sabit olduğu , dolayısıyla  ... ibaresi üzerinde  taraflar arasında uzun süredir devam eden uyuşmazlığın varlığı karşısında , davacının marka tescillerine sessiz kalmadığı , sessiz kalma nedeniyle hak kaybından ve davanın açılmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğundan  söz edilemeyeceği , mahkemenin aksi yöndeki kabulünün hatalı olduğu kanaatine varılmıştır.Bu durumda, iltibas ve gerçek hak sahipliği iddiaları üzerinde durulması gerekmektedir.SMK 6/1 maddesine dayalı iltibas iddiası; Taraflara ait ...  ve  ... markaları arasında işitsel görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, markalardaki tek farkın içindeki \"C\" ve \"K\" harfleri olduğu ancak bu farklılığın her iki markanın aynı şekilde okunması nedeniyle markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı işaretlerin ayırt edilemeyecek nitelikte benzer olduğu sabittir. Ancak  davalıya ait “...” markasının tescil tarihinden önce davacının,  “Tıbbi hizmetler”  için tescilli “...” esas unsurlu markası bulunmadığından, \"Tıbbi hizmetler” yönünden SMK’nun 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun mevcut olmadığı ,  davalı markasının  tescilli olduğu  05 ve 10. Sınıflar yönünden ise, aynı sınıflarda  davacıya ait eski tarihli \"... \",  \"...\",  \"... +Şekil\" markalarının tescilli olmaları nedeniyle markaların ayırt edilemeyecek nitelikte  benzer oldukları,  ortalama tüketici nezdinde ,  davacıya ait seri marka olabileceği ve işletmeler  arasında bağlantı kurabileceği, bu nedenle iltibas oluşturduğundan  SMK’nun 6/1. Maddesi uyarınca  hükümsüzlük koşulunun gerçekleştiği anlaşılmıştır.Gerçek hak sahipliği iddiası; Davacı şirket ,  ... markasını 2004 yılından itibaren   iş yerlerinde tescilsiz marka ve işletme adı olarak kullandığı ve bu ibare üzerinde öncelik hakkına sahip olduğu iddiasına dayanmıştır. İstanbul  Anadolu 1.FSHHM'nin 2016/95Esas, 2017/10 Karar sayılı ilamda, \"Davacının özel hastane olarak faaliyet gösterdiği ve hizmet verdiği işletmesinde \"tanıtma işareti\" olarak ... ibaresini kullandığı ve davalının ... tescil sayılı markasının tescil başvuru tarihinden önceye dayalı \"tıbbi hizmetler” için kullanım hakkı bulunduğu,  davalıya ait ... tescil nolu \"...\" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine\"   karar verildiği,  kararın temyiz incelemesi sonucu  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2017/2484 Esas, 2019/76 Karar sayılı kararı ile 07/01/2019 tarihinde  onanmak suretiyle kesinleştiği , kesinleşen bu kararın eldeki dava yönünden kesin delil niteliğinde bulunduğu , buna göre 2004 yılı  son çeyreğinden itibaren \"...\" markasının davacı tarafından işletme adı ve tescilsiz hizmet markası olarak kullanıldığı, SMK’nun 6/3. Maddesi uyarınca davacının “...” ibaresi üzerinde tescilsiz kullanım nedeniyle 44. sınıftaki tıbbi hizmetler için öncelik hakkı  sahibi olduğu, sağlık alanında ... ibaresi \"tıp, tıbbi\" anlamlarına gelen ve yaygın kullanılan ,hizmeti tanımlayan ibare olması nedeniyle farklı eklerle marka tesciline konu edilebilecek ise de ,  davalının medikana ibareli markasının bu nitelikte yeterli ayırt edicilik katılarak oluşturulmuş bir marka tescili olmadığı ,davacının markasını aynen içermesi nedeniyle markanın farklı unsurlarla tescili olarak yada davalının eski tarihli  medi ve medicenna ibareli markalarının devamı olarak kabulüne olanak bulunmadığı , mahkemenin öncelik hakkının davalıda olduğu kabulüne gerekçe yapılan davalının ... numaralı...markasının 28.12.2022 tarihi itibariyle,  ... numaralı ... markasının 08.11.2022 tarihi itibariyle  hükümden düşmüş olduğu, davalının davacıya nazaran   \"...\" ibaresi üzerinde tescilli yada tescilsiz korunmaya değer öncelik hakkının bulunmadığı,   mahkemenin aksi yöndeki kabulünün  ve gerekçesinin yerinde olmadığı,  davacının “tıbbi hizmetler” için öncelik hakkına sahip olduğu “...” markası ile davalının 44. 05. 10. Sınıfta  sınıfta tescilli “...” markası  karşılaştırıldığında,yukarıda izah edildiği üzere ; markaların ayırt edilemeyecek nitelikte  benzer oldukları,  ortalama tüketici nezdinde ,  davacıya ait seri marka olabileceği ve işletmeler  arasında bağlantı kurabileceği, bu nedenle davalının “...”  markasının  tescilli olduğu 44. sınıftaki “Tıbbi hizmetler” için SMK’nun 6/3. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun oluştuğu anlaşılmıştır. Kötüniyetli tescil iddiası; Diğer yandan , taraflar arasında  2006 yılından itibaren  “...” ibaresi üzerinde uyuşmazlık olduğu , tarafların aynı sektörde faaliyet yürüttükleri, davacının tescilsiz hizmet markası olarak 2004 yılından itibaren kullandığı “...”  unsurlu markalarıyla ilgili , yoğun yatırım yaptığı İstanbul ve başkaca illerde tıbbi hizmetlerde çok sayıda hastane ile faaliyet yürüttüğü, ilgili sektörde bilinirlik ve ayırt edicilik kazandığı, davalı beyanlarından  dava konusu markanın hakkında hükümsüzlük kararı kesinleşen ... markasını korumak amacıyla tescil edildiği ve fiilen kullanılmadığı , yedekleme niteliğinde bir tescil olduğu  dikkate alındığında; davalının “...” markası ile yüksek benzerliği olan  dava konusu markayı tescil ettirmesinin iyiniyetli kabul edilemeyeceği,  markanın kötüniyetli tescil edildiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı  dava konusu markanın SMK’nun 6/9. maddesi uyarınca tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için hükümsüz kılınması gerektiği  kanaatine varılmıştır.-Markanın kullanılmaması nedeniyle iptal istemine gelince, markanın kullanıldığının  ispat yükünün davalıya ait olduğu, mahkemece  davalı şirketçe  ... markasının davalının grup şirketlerinden olan dava dışı ... A.Ş ye verilen 01/03/2012 tarihli lisans kapsamında, ..., ÖZEL ... HASTANESİ adı altında  2012 yılından başlayarak 2019 yılına kadar hem Poliklinik hem Hastane ismi olarak ve faturalarda ciddi bir biçimde Türkiye içerisinde son 5 yıl içerisinde kullanıldığı, ... ibaresi ... ibaresinin Türkçe de okunuşu şeklinde olduğundan bu kullanımın markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden  kullanım olarak kabul edilmesi gerektiği  gerekçesi ile iptal talebinin reddine karar verilmiş ise de, lisanlanan markanın hükümsüzlüğüne karar verilen dava dışı ... markası olduğu , dava konusu marka için lisans verilmediği, lisans verilen markanın tescilli şekliyle kullanılmasının lisanslanmayan bu nedenle kullanımının hukuki dayanağı ortaya konulmayan  dava konusu markanın ayırt edici unsuru değiştirilmeksizin kullanımı olarak kabul edilemeyeceği gibi , sırf lisans verilmesi kullanım olarak kabul edilmeyeceğinden lisans bedeline ilişkin faturaların kullanım delili olma özelliğinin  bulunmadığı, lisans alanın markayı kullandığına ilişkin  sunulan hizmet faturalarının hacmine  göre de;  5 yıllık süre içinde  tıbbi hizmetlerde, markanın işlevine uygun pazar payını arttıracak  şekilde ciddi ve iptal yaptırımını önleyecek boyutta  bir kullanım  olarak olarak  değerlendirilemeyeceği, davalı beyanlarından  dava konusu markanın hakkında hükümsüzlük kararı kesinleşen ... markasını korumak amacıyla tescil edilen  ve fiilen kullanılmayan bir marka olduğunun sabit olduğu,  kullanmama nedeni ile iptal koşullarının oluştuğu ancak dava konusu markanın hükümsüzlük şartları mevcut olduğundan iptal talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı,  bu talep yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına , davalı dava açılmasına sebebiyet verdiğinden yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına ilişkin hüküm kurulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  ilk derece mahkemesince davanın kabulü yerine yasal ve yeterli  gerekçeye dayalı olmayan davanın reddi yönündeki kararın isabetli olmadığı, davacı    vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında, hükümsüzlük davasının kabulüne, markanın iptali davasının konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına  dair temyiz yasa yolu açık  olmak  üzere karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin  KABULÜ ile,2- İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/03/2022 tarih, 2019/409 E., 2022/48 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Marka hükümsüzlüğü davasının KABULÜNE, 4-Davalı adına tescilli 2013/95983 numaralı MEDİKANA ibareli  markanın,   tescilli olduğu tüm sınıflarda HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE, -Marka iptali davası konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hükümsüzlüğü davası yönünden  615,40TL, marka iptali davası yönünden 615,40 TL olmak üzere toplam 1.230,80 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.176,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 369,05 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.985,65‬ TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,  5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre marka hükümsüzlüğü davası yönünden 40.000,00 TL, marka iptali davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 64,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 284,7‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4836f99fa277efb6","SID":"75ecf9cd102cd37a"}}