{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2024/631 Esas  - 2024/1466 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/631 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1466<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>TARİHİ\t\t: 20/03/2024<br>NUMARASI\t\t:2023/910  Esas 2024/166 Karar\t\t<br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br>DAVA\t: Şirketin İhyası<br><br>KARAR TARİHİ\t: 19/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 19/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki şirketin ihyasına istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kurucu ortağı olduğu ... Turizm Organizasyon Gıda Tekstil İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ... sicilinde kayıtlı bir limited şirketi olduğunu, davalı tarafından 28/01/2014 tarihinde hukuka aykırı şekilde sicilden terkin edildiğini, öncesinde davacının ihtar edilmediği gibi bilgilendirme de yapılmadığını, anılan şirket adına kayıtlı ... plaka sayılı araç olduğunu, üzerinde tasarruf edilemediğini, 10 yıllık sürenin dolmadığını, aracın satış ve devir işlemlerinin yapılabilmesi için şirketin ihyası gerektiğini ileri sürerek, şirketin ihyasına ve davacının tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>\tCEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle; ihyası istenen şirketin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında 23/01/2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, mevzuat uyarınca işlem yapıldığını, son adresine tebligat çıkarıldığını, taşınma nedeniyle tebliğin yapılmadığını, 5174 sayılı Kanunun hükümlerin de dikkate alındığını, adres değişikliğinin bildirilmemesi sorumluluğunun şirkete ait bulunduğunu, işlemlerde yanlışlık olmadığını, şayet davanın kabulüne karar verilecekse davalının yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderlerine mahkum edilmemesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; İddia, savunma, ticaret sicil kayıtları, terkine mesnet davalı işlemleri ve araç ruhsat kaydı kapsamından, işleme esas geçici 7. maddenin 4 fıkrasının \"a\" bendi ile aynı maddenin 11. bentlerinde açıklandığı şekilde ihyası talep edilen şirkete ve yöneticilerine usulüne uygun tebligat yapılmadığı, şirkete tebliğ çıkarılmış ise de bunun adres değişikliği nedeniyle iade edildiği, öte yandan, terkin nedeni olarak davalının 5174 sayılı Kanunun 10 ve 32. maddelerindeki şartları sağlamadığının gerekçe gösterildiği, ancak anılan düzenlemelerin geçici 7. maddesinde sayılmadığı, her ne kadar 30/12/2012 gün ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 'Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1. maddesinde belirtilmiş ise de tebliğ ile kanunda belirtilmeyen hallerin terkin sebebi olarak düzenlenemeyeceği, terkin işleminin mevzuata uygun olmadığı ve usulsüz bulunduğu, davacının mal varlığı olduğu için davanın 10 yıl içinde açıldığı, esasen usulüne uygun terkin olmadığından, bu sürenin de dikkate alınmayacağı , davacının talebinin  ihyası istenen şirketin tek mal varlığı aracın satışının yapılmasına yönelik olduğundan, başka bir anlatımla, aracın satışıyla sınırlı ek tasfiye talep edildiğinden ve taleple bağlı kalındığından,  Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... Turizm Organizasyon Gıda tekstil Limited Şirketi’nin adına kayıtlı ... plakalı araç ile ilgili sınırlı olmak üzere ihyasına, ihya edilen şirkete davacı ortağın tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuruna takdiren ücret tayin edilmesine yer olmadığına, ihya kararının ticaret siciline tesciline ve ticaret sicil gazetesinde ilanına karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müdürlüklerince yapılan terkin işleminin usulüne uygun olduğunu, müdürlüğün açılan davada yasal hasım olduğunu, aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;   ticaret sicilinden terkin edilmiş şirketin ihyası istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, terkine ilişkin ihtar ve tebligat suretleri dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\t6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının \"a\"  bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise;  dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise şirketin adresten taşınması nedeniyle 03/10/2013 tarihinde  bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır. <br>\t Öte yandan 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesinde; Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içermektedir.<br>\t30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan \"Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin\"  Tebliğ'in 1. maddesinin \"d\" bendinde; \"18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler.\" ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir. <br>\t6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde; \"01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır\" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tadadi nitelikteki (numerus clausus)  bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında  anılan maddeki sayılan hallerin tadadi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. Maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2017 tarih ve 2017/4-1358 esas  2017/1193 karar sayılı kararında; \"...Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır\" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.<br>\tÖzetle ikincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır.<br>\tDoktrinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek tebliğdeki düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve kanundaki sayımın sınırlı olduğu vurgulanmıştır (Murat Kaderoğlu Anonim Şirketlerin  İnfisahı, sayfa 350-351, dipnot 251 atfı Çalışkan s. 200; Şengül Al Kılıç, Anonim Şirketlerde Tasfiyeden Dönme, sayfa 168 dipnot 418-aynı yöndeki atıf Karaman Coşgun s.316,).<br>\tDavalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırıdır (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/12/2023 tarih ve 2023/6272 Esas 2023/7130 Karar, 04/12/2023 tarih ve 2023/6185 Esas 2023/7038 Karar sayılı ilamları). <br>\tHal böyle olunca mahkemece, davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, davacının şirketin ortağı olmakla birlikte talebinin şirket  adına kayıtlı ... plakalı araç ile ilgili sınırlı olmak üzere ihyasına ve davacının tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilemesini talep ettiği  gözetildiğinde, HMK'nun 26 maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak , Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... Turizm Organizasyon Gıda tekstil Limited Şirketi’nin adına kayıtlı ... plakalı araç ile ilgili sınırlı olmak üzere ihyasına, ihya edilen şirkete davacı ortağın tasfiye memuru olarak atanmasına yönelik yukarıda ayrıntısı ile  yazılı şekilde hüküm kurulmasında ve davalı sicil müdürlüğünün yasaya aykırı terkin işlemi yaptığından yargılama giderinden sorumlu tutulamsında bir isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarih ve 2024/4996 Esas 2024/7128 Karar sayılı emsal içtihatı).<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2024<br><br>Başkan-            Üye -                     Üye -     Zabıt Katibi <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c0830c12a8859d19","SID":"dafd6347f7b91ea5"}}