{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1342 <br>KARAR NO:2024/1857<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/01/2021<br>NUMARASI:2017/1306 Esas -  2021/87 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının sağlanması amacıyla ... sayılı dosyası ile borçlu iş ortaklığı olan firmaların faturaları hakkında ilamsız icra yoluyla icra takibine geçildiğini, borçlu davalı şirketler aralarındaki iş ortaklığı ilişkisi bulunan şirketler olduğunu, bu tip joint venture oluşumların tek başına tüzel kişiliği olmaması hasebiyle davalıların ayrı ayrı alacaklı müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, davalı taraf iş ortaklığına ait faturadan dolayı böyle bir borçlarının olmadığını iddia etse de yasal süresi içinde taraflarına tebliğ olan faturalara herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, iş ortaklığının diğer ortağı olan ... firmanın herhangi bir itirazının söz konusu olmaması da borcun varlığına delil teşkil edeceğini, taraf defterlerinin incelenmesiyle durumun ortaya çıkacağını iddia ederek; borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptalini, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle birlikte ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 16/12/2020 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesi ile, davasını itirazın iptali davasından alacak davasına dönüştürdüklerini ve 56.781,60 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından... sayılı dosyası ile icra takibi gönderdiğini, takibe 31/10/2017 tarihinde yetkiye, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, dava dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, 20/11/2018 tarihli duruşma tutanağı ile birlikte TK 21'e göre muhtara tebliğ edildiğini, yasal süresi içinde cevaplarını sunduklarını, ortaklığı temsil hususu müşterek olduğundan müvekkili tarafından imzalanmayan sözleşmeye dayanılarak müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, iş ortaklığı sözleşmesinde \"ortaklığın başlangıcından bitimine kadar ortaklığı .... Şti şirket müdürü ... ile ...'ın müşterek temsil ve ilzama yetkilidir\" hükmünün bulunduğunu, şirket ile ilgili her türlü işlemde müşterek hareket etme şartı arandığını, davacı tarafından ilamsız icra takibine konu edilen faturaların müvekkili tarafından teslim alındığını gösterir imzalı dayanak belgenin sunulmadığını, söz konusu faturaların tesliminin kime ve hangi adrese yapıldığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, ilgili icra müdürlüğü dosyasındaki ödeme emrinin takip talebine göre düzenlenmemesinin müvekkili ve şirket ortaklığına farklı iki ayrı ödeme emri gönderilmesi sebebiyle yetkili icra müdürlüğünün hukuksuz işleminin 21/12/2018 tarihinde şikayet edildiğini savunarak; davanın reddini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ve BA formları celp edildikten sonra yaptırılan ek inceleme ile dosyaya sunulan tüm delillerin incelenmesi ile; davacının icra takibine dayanak olarak gösterdiği 3 adet faturanın her iki taraf ticari kayıtlarında bulunduğu ve buna göre faturalara dayalı satışın ispatlandığı, faturalar kapsamında davacının (davalı tarafın yapmış olduğu 49.680,00 TL tutarındaki ödemenin mahsubu sonrasında) davalıdan bakiye 11.941,60 TL alacağının bulunduğu, davacının ıslah ile davaya dahil ettiği cari hesap kapsamında davacının bakiye 33.630,00 TL cari hesap alacağının bulunduğu, buna göre davacının davalıdan toplam 45.571,60 TL alacağının bulunduğu anlaşıldığından, davanın bu tespitler ışığında kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davalı münkir addedilmiş ise de, davalı vekilinin dosyaya sunduğu beyan dilekçeleri ile, \"borçlu iş ortaklığının çifte imza ile sorumlu olacağı\" yönünde savunma yapmış olduğu görülmüş ise de; davalı ile icra dosyasının diğer borçlusu dava dışı ... şirketinin iş ortaklığı sözleşmesi yaptığı ve sözleşmede şirket müdürü ... ile davalı ...'ın müşterek imza ile yetkili kılındıkları, davaya konu edilen alacak isteminin dayanağı 6 adet fatura bulunduğu, davalı tarafın dosyamızda yapılan incelemesinde defter ve kayıtlarını sunmadığı, vergi dairesinden celp edilen BA formları ile iş ortaklığı tarafından 6 adet fatura karşılığı davacıdan mal alımının yapıldığı anlaşıldığı, davalının faturanın tebliğinin ve mal tesliminin ispatının gerektiği yönündeki savunmasının bu nedenle yerinde olmadığı, davalı ile dava dışı ... şirketinin oluşturdukları iş ortaklığının piyasada bu şekilde mal ve hizmet alımı yaptıklarının sabit olduğu ve bu durumun davalının da kabulünde olduğu, davacının veya iş ortaklığı ile iş yapan 3.kişilerin \"Davalı ile iş ortaklığı arasındaki sözleşmenin içeriğini ve şartlarını bilmelerine\" imkan olmadığı, temsil ve yetki durumunun kendisine bildirilmediği anlaşılan davacıya karşı \"çift imza ile sorumluluk\" savunmasının ileri sürülmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olacağı anlaşıldığından, davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiş, davanın kısmen kabulü ile, 45.571,60 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ortaklığı temsil hususu müşterek olduğundan müvekkili tarafından imzalanmayan sözleşmeye dayanılarak müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesi ve bu yönde bir karar tesis edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın alacaklı olduğunu ispat edebilmesi adına iş ortaklığına, mal veya hizmet sağladığını kanıtlaması gerekmekte iken işbu hususlar tespit edilmeksizin davanın kısmen kabulüne ilişkin bir karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, dosyaya davacı tarafça sunulan ve 17.12.2020 tarihinde taraflarına tebliğ edilen ıslah dilekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesini asla kabul etmemekle birlikte ıslah dilekçesinde yer alan “56.781,60TL alacak için dava tarihinden itibaren reeskont-avans faizinin işletilmesi” yönünde taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça iddia edilen 56.781,60 TL alacak için ancak ıslah tarihi esas alınarak faiz işletilmesi gerekmekte iken mahkeme tesis ettiği kısmen kabul kararında, 45.571,60-TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davacıya verilmesine şeklinde karar vermiş olup; işbu hususun açıkça hukuka ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, Mahkemenin 28/01/2021 tarihli Gerekçeli Kararı tanzim edilirken dosya kapsamında;  dava dışı ... Şti.-... İş Ortaklığı’nın iş ortaklığı sözleşmesi gereği ortaklığı temsil hususunun müşterek olması, davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesinin hukuka ve yasaya aykırı bir şekilde Bilirkişi yönlendirmesi neticesinde talep edilmesi, davacı tarafça teslim edildiği iddia edilen fatura konusu malın İş Ortaklığına teslim edildiğine dair herhangi bir yazılı delil  bulunmaması, dosyadan alınan Bilirkişi Raporlarının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun hükümlerine aykırılık teşkil etmesi sebepleri ile, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1306 E. ve 2021/87 K.  sayılı dosyasından verilen 28/01/2021 tarihli gerekçeli kararının hukuka, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemli alacak davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı ile yapılan sözleşmenin adi ortaklığın temsiline ilişkin hükümlere uygun olup olmadığı, davacının fatura konusu ürünleri adi ortaklığa teslim edip etmediği, davacının adi ortaklıktan alacağının bulunup bulunmadığı ve faizin işlemeye başlayacağı tarih noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, diğer adi ortak ve davalı takip borçlusu hakkında, ... sayılı takip dosyasında, \"fatura\" sebebine dayalı olarak 56.781,60 TL asıl alacağın 5.019,51 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 13/02/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Daha sonra ıslah ile itirazın iptali davası alacak davasına dönüştürülmüştür.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Davacının incelenen ticari defterlerine göre davalıdan 45.572,40 TL alacaklıdır. Davalı, ortağı olduğu adi ortaklığın ise ticari defterlerini kabul edilebilir bir mazeret bildirmeksizin bilirkişi incelemesine sunulmak üzere ibraz etmemiştir. Ancak B/A bildirimlerine göre davacının, cari hesabı oluşturan faturaları adi ortaklık tarafından vergi dairesine bildirilmiştir. Bu halde davalının B/A formlarının aksini ispatlaması gerekir(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2014 Tarih, 2013/17556 Esas ve 2014/14166 Karar sayılı ilamı). Davalının B/A formlarının aksini ispatlayamaması karşısında B/A bildirimleri ve yapılan ödemelere göre davacının 45.572,40 TL alacağı bulunmaktadır. Davalı tarafça adi ortaklığın müşterek imza ile temsil edildiği ve davacı ile yapılan sözleşmede davalının imzasının bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, dosyaya celbedilen B/A bildirimleri faturaya konu ürünlerin teslimine karine teşkil etmekte olup, teslim alınan ürünler karşısında, davalının söz konusu savunması yerinde görülmemiştir.Davalı ıslahın bilirkişi görüşüyle yapıldığı ve bu nedenle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'na aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, bu durumun ıslahın geçerliliğine bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın 45.572,40 TL üzerinden kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı, mahkeme kararına faiz yönünden de itirazda bulunmuştur.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.Davacı, 11.941,60 TL bedelli faturayı icra takibine konu etmiş olup, bu fatura yönünden temerrüt takip tarihi itibariyle gerçekleşmiştir.Davacı tarafından, dava tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edildiğinden, bu fatura yönünden taleple bağlı kalınarak dava tarihinden faiz uygulanması yerindedir. Davacı, 33.630,00 TL bedelli faturayı takibe konu etmemiş olup, davalının bu fatura yönünden, davalının daha önce temerrüte düşürüldüğü ispat edilemediğinden ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken, mahkemece dava tarihinden itibaren faiz uygulanması yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince ıslah edilen tutara ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken bu tutara da dava tarihinden itibaren faiz uygulanması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerekbulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın kısmen kabulü ile, 45.571,60 TL'nin; 11.941,60 TL'sine dava tarihinden, kalan 33.630‬,00 TL'sine ıslah tarihi olan 16/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alınması gereken 3.113,00-TL harcın, davacı tarafından peşin yatırılan 969,69-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.143,31-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından bilirkişi ve tebligat ücreti olarak yapılan 2.236,20-TL yargılama gideri, 969,69-TL peşin harç, 31,40-TL başvuru harcı toplamı 3.237,29-TL'nin davanın ret ve kabul oranı dikkate alındığında bakiye 2.598,17-TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,5-Davanın kabul oranı dikkate alındığında davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre takdir olunan 6.724,31-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,6-Davanın ret oranı dikkate alındığında davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre takdir olunan 4.080,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,7-Taraflarca yatırılan ancak sarf olunmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 48,50 TL olmak üzere toplam 210,60 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi 19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e7bcde5c25dd7afe","SID":"ebca6b6acbcb4a5b"}}