{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/25 <br>KARAR NO\t: 2025/55<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 06/11/2024<br>NUMARASI\t: ... Esas - .... Karar<br><br>DAVACI\t\t\t\t\t\t  : <br>VEKİLİ                                 : <br>                                                <br><br>DAVALI\t\t\t\t\t\t  : <br>VEKİLİ                                 : <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 29/11/2023<br>KARAR TARİHİ \t: 15/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15/01/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A-)TARAFLARIN İDDA VE SAVUNMA ÖZETLERİ;<br>TALEP<br> Davacı vekili .... ASHM'te (Tüketici Mahk. Sıf.) sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacıya ait .... plakalı aracın dava dışı sürücüsü (iş ortağı olan ve bilgisi dahilinde araç kullanımı yapan) .... idaresinde iken, 17/07/2023 tarihinde .....'ın ... ilçe merkezinde kazaya karıştığını, akabinde polis ekiplerince kaza tespit tutanağı hazırlandığını, olayda dikkatsiz bir şekilde şerit<br> değiştiren ve kaza yerini terk eden plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen çekicinin kazaya sebep olduğunu, polisin kaza tutanağına göre davacıya ait araç sürücüsünün KTK'nn 84/1-d maddesinden, karşı taraf .... plakalı aracın ise KTK'nın 59.maddesinden kusurlu bulunduğunu, polis ekiplerince yapılan alkol kontrolünde sürücü ....'nun 0,19 promil alkollü olduğunun<br> belirlendiğini, alkol kullanmayan ve yediklerinden alkollü çıktığını düşünen sürücünün hastaneden kan tahliline dayalı aldığı raporda 0,011 promil alkollü çıktığını, sigorta işlemleri yapılırken davacının aracın pert olduğunu öğrenmdiğini, devamında<br> tarafınca davacı adına davalı şirketin mail adresine şoför ....'nın 0.19 promil yani limitin altında alkollü olduğunu bildirir dilekçe ile pert işlemi yapılarak sorumluluk bedelinin ödenmesine ilişkin başvuru yapıldığını, sigorta şirketinin sürücünün alkollü olduğu ve bu nedenle sigorta tarafından ödeme yapılmayacağını belirtip ödemeden kaçındığını, davacıya ait aracın sürücüsünün alkollü<br> olmasının kazadaki etkisi irdelenmeden ödeme yapmamak için talebin reddedildiğini, Yargıtay kararlarında hasarın teminat dışı kalması için kazanın münhasıran alkolün etkisinde oluşup, böyle bir durumda da teminat dışı kalma ispat yükünün TTK'nın 1281.maddesi gereğince sigortacıya düştüğünü belirterek, kaza<br> sebebiyle araçtaki hasarın tespiti ile şimdilik belirsiz alacak şeklinde 1.000,00 TL maddi tazminatın, temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde;  davacıya ait ...... plakalı aracın, şirket tarafından .... numaralı ve 14/02/2023 ile 14/02/2024 vadeli genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığını, poliçenin mevcut olmasının teminatın her halde tamamen ve otomatikman ödeneceği anlamına gelmeceğini, davaya konu araç hasarının, .......'nın a.5.5. maddesindeki teminat dışında kalan zarar kapsamında olduğunu, şirketin bir<br> sorumluluğu bulunmadığını, olaya ilişkin trafik kazası tespit tutanağında görüleceği üzere sigortalı araç sürücüsünün kaza anında 0,19 promil alkollü olduğunun anlaşılıp yapılan araştırma neticesinde yüksek oranda alkollü olduğu tespit edildiğinden, a.5.5. maddesi gereği tazminat talebinin haklı olarak reddedildiğini, <br>alkol testinin kazadan 30 dakika sonra yapılıp, hesaplama ile ticari araçlardaki 0,20 promil yasal sınırın geçildiği tespit edildiğini, kasko sigortası gereği, alkol nedeniyle hasarın teminat dışı kalması için sürücünün yasal sınırın üstünde alkollü olmasının yeterli olduğunu, alkolün etkisinin aranmadığını, sigortalının beyan yükümlülüğüne kasten aykırı davranması nedeniyle şirketin sorumluluğunun sona erdirdiğini, sözleşmesel anlamda menfaat dengesinin davacı yararına bozulup hasar/prim dengesini bozarak sigorta primlerinin yükselmesi sonucunu doğuracağını,<br> davacı/sigortalının .....’nın B.1.1.5 maddesine aykırı hareket edip doğru ihbar kurallarına uymadığını,<br> hasar bedelinin davacı tarafından ispatlanması gerekiğini, şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren  yasal faizden sorumlu olabileceğini, şirkete yapılan başvurunun haklı reddedildiğinden temerrüde düşmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.  <br>B-)MAHKEMENİN KARAR ÖZETİ; davalı sigorta şirketince araç sürücünün alkollü olduğuna yönelik iddiasının ispatlanamadığı, hükme esas alınan makine mühendisi bilirkişisi raporunda belirtildiği üzere aracın hasar onarım bedelinin 244.201,00 TL olduğu, dava konusu aracın pert kapsamında olmadığı<br> anlaşıldığından, davanın kısmen kabulü ile hasar bedeline yönelik 244.201,00 TL tazminatın; sigorta şirketi tarafından başvurunun reddedildiği tarih olan temerrüt tarihi 09/09/2023'den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, değer kaybı (arabuluculuk tutanağında da talep edilmeyen) ve araç mahrumiyet bedeli taleplerinin ise dava dilekçesinde yer almayıp davacı vekilince yargılama esnasında açıklama olarak<br> mahkemeye bildirmiş olması dikkate alınarak, bu yönüyle fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği görülmüştür.<br>C-) İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ; <br>Davalı vekilinin sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile hazırlanan  bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında hatalı olarak alkolün kazaya etkisinden bahsedildiğini, kasko sigortalarında sürücünün yasal sınırın üzerinde alkollü olmasının hasarın teminat kapsamı dışında olması için yeterli olduğunu,<br>olaya ilişkin kazası tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün kaza anında 0,20 promil üzerinde alkollü olduğu ve yapılan araştırmada da yüksek oranda alkollü olduğunun tespit edildiğini, .......'nın A.5.5. maddesi gereği<br> tazminat talebinin şirketçe haklı olarak reddedildiğini, ...... sigorta poliçesinin iradi bir sözleşme olması ve poliçe özel ve genel şartlarının tarafları bağlaması nedeni ile A.5.5 maddesi<br> kapsamında bildirilen teminat dışı halinin gerçekleştiğini, anılı genel şart maddesinin kazanın meydana gelmesinde alkolün etkisinin olup olmadığını aramadığını ve salt belirlenen sınırın üstünde sigortalı aracın kullanılmasını yasakladığını, böyle kullanımda meydana gelebilecek risklerin teminat harici bırakıldığını, ...... hakemlerince verilen kararlarda da kasko<br> sigortası gereği alkol etkisinin aranmadığından bahsedildiğini, davaya konu araç hasarının Genel Şartların A.5.5. maddesindeki teminat dışında kalan zararlar kapsamında olduğunu, bilirkişi raporundaki hasar tespitini kabul etmediklerini, eksperce tespit edilen hasar miktarı dışında şirketin sorumluluğu<br> bulunmadığını, sigortalı ile şirketin mutabık kaldığı ... uyarınca hasar dosyasındaki ekspertiz raporunun esas alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>Davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde; davacı alkol kullanmamış olsa da raporda 0,19 promil alkollü gözüktüğünü, bu durumun alkol kullanmayan kişilerde yiyecek, içecek, kullandığı ilaçlar, temizlik maddeleri vb başkaca gerekçelerle mümkün olabileceği ve alkol alınıp alınmadığı noktasında şüphe olduğunu, nöroloji-farmakoloji uzmanı doktor .....'in bilirkişi görüşü ile dosyaya sunulduğunu, kazaya alkolün sebep<br> olmadığının  sonuçta vurgulandığı gibi, tepki zamanı ve kendini kontrol etme becerisinin bozulmasına neden olabilecek asgari düzeyinden (0,5 promil) düşük olduğunun belirtildiğini, hukuk düzeninin salt alkolü başlı başına kaza oluşumunda etkili kabul etse, ticari araçlar için 0.20 promil alkol sınırının, hususi araçlarda 0.50 promil olarak belirlenmeyeceğini, hasarın teminat dışı kalması için sürücünün sadece alkollü olmasının yetmeyip,<br> kazanın münhasıran alkol etkisinde oluşması gerektiğini, bilirkişi raporunda kazanın alkolün etkisinde gerçekleşmediğinin ortada olduğunu, aynı zamanda davacının alkollü olup olmadığı noktasında da şüphe olduğunu, kaza tutanağında tehlikeli şerit değiştirmeyi yapıp kazaya sebebiyet verenin 3.bir araç olduğunu belirterek, kararın onanmasını talep etmiştir. <br>D-)DELİLLER; .... Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas - ... Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ;<br>              Dava; davacı ile davalı şirket arasındaki kasko poliçesine dayalı tazminat talebine ilişkindir.<br> Öncelikle belirtmek gerekir ki, inceleme konusu karar başlığında; taraf vekillerinin, davalı şirketin adreslerinin yer almaması ve \"3 nolu kalem\" şeklindeki ifade 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesine aykırı ise de, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı, meydana gelen maddi hasarlı kazada, maliki olduğu ticari araç sürücüsünün limitin altında alkollü olduğunu ve kazanın<br> münhasıran alkol etkisinde olmadığını belirterek, hasar bedeline ilişkin teminatın tahsilini talep etmiş, davalı şirket ise araç sürücüsünün alkollü olmasının yeterli olduğundan bahisle davanın reddini talep etmiş, mahkemece kazanın salt alkol etkisinden kalmadığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, hükmün davalı sigorta şirketince tazmin koşulları oluşmadığı ileri sürülerek istinafa getirildiği anlaşılmıştır.       <br>Uyuşmazlık, davacının maliki olduğu araç sürücüsünün alkollü olup olmadığı, miktarı, bunun kazaya etkisi ve hasarın poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı  noktalarındadır.<br>Dosya kapsamında bu bakımlardan yapılan incelemede; davada ilk önce ... 4.ASHM'nin (Tüketici Mahk. Sıf.) davacı sigortalı aracın ticari araç olması nedeniyle, ... ASTCM'ye gönderilmesine karar verildiği, dosyada davalının sigorta şirketi oluşu, davacı ile<br> davalı arasında sigorta poliçe sözleşmesi bulunması, kasko poliçesine konu davacıya ait ... plakalı aracın ruhsatında kamyonet - panel van /yük nakli ifadeleri bulunduğundan Mahkemenin görev bakımından kabulü yerindedir.<br>Mahkemece ayrı ayrı hasar uzmanı makine bilirkişiden, trafik kusur bilirkişisinden ve nöroloji-farmakololoji uzmanı doktor bilirkişiden bilirkişi raporları alındığı ve bu raporların hükme esas alındığı anlaşılmıştır.<br>Hasar uzmanı makine müh. bilirkişi raporunda; Davacıya ait ..... plakalı, ... arka, .... model, ... renkli, ....... tipi, kazada aracın hasar onarım bedelinin; kaza tarihi itibariyle yaklaşık 193.461,00 TL, malzeme ve 50.740,00 TL işçilik olmak üzere toplam 244.201,00 TL olacağını, onarımının yaklaşık 30 günde yapılabileceğini, aracın kaza tarihi itibariyle ve kazasız haliyle piyasa rayiç bedelinin 610.000,00 TL<br> olacağını, aracın mevcut hasarlı haliyle elden çıkarılması durumunda kaza tarihi itibariyle hasarlı haldeki piyasa rayiç bedelinin 350.000,00 TL olacağını bildirmiş, ek raporunda da; aracın pert kapsamında olmadığını, aracın 1 günlük hak mahrumiyeti zararının kaza tarihi itibariyle 1.000,00 TL; 30 günlük kiralama bedelinin ise 30.000,00 TL olduğunu, davacının toplam<br> zararının kaza tarihi itibariyle (244.201,00 TL + 30.000,00 TL =274.201,00 TL olacağını bildirmiştir.<br>Trafik polisi kusur bilirkişisi raporunda; kaza oluşumunun kaza yeri krokili ve fotoğraflı olarak ayrıntılı şekilde açıklandığı, sonuçta plakası bilinmeyen çekici sürücüsü firarinin %50 asli kusurlu, ..... plakalı davacıya ait araç sürücüsünün %30 asli kusurlu, ..... plakalı diğer minibüs sürücüsünün %20 tali kusurlu olduğu bildirilmiştir.<br>Nöroloji-farmakoloji uzmanı doktor bilirkişi ise; davacıya ait aracın sürücüsü .....'nun kaza anındaki alkol düzeyinin 0,26 promil hesaplandığı, asgari alkol düzeyinden (0,5 promil) düşük olduğu, hatta tespit edilen alkol düzeyinin alkol kullanımını şüphede bıraktığı, sürücünün alkol kullanmadığını beyan ettiği ve 0,20 promilin altında ölçülen alkol düzeylerinde alkol alınıp alınmadığı ile ilgili şüphe bulunduğu, kazanın oluş şekli ve trafik kaza<br> tutanağı incelendiğinde sürücü .....'nun tali kusurlu olduğu ve tüm bu veriler ışığında kazanın münhasıran alkol etkisi altında olmadığı kanısının oluştuğunu bildirmiştir. <br>Dosyada mevcut kazaya ilişkin kolluk tutanaklarına göre kazanın 17/07/2023 günü saat 17:19 sıralarında meydana geldiği, davacıya ait araç sürücüsünün 17:51'de yani yaklaşık yarım saat sonraki bu saatte alkolmetre ile yapılan ölçümde 0,19 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, aynı gün saat 19:18'de .... Devlet Hastanesi'nde kan tahlili ile yapılan ölçümde 0,011 promil<br> alkollü olduğunun tespit edildiği, davalı sigorta şirketince dosyaya herhangi bir eksper raporu sunulmadığı görülmüştür. <br>Bu belirlemelere göre; alınan kusur ve hasar bilirkişi raporlarının gerekçeli, ayrıntılı açıklama ve değerlendirme içerdikleri, oluşa ve dosya içeriğine uygun düştükleri anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yönlü istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.<br>Davacıya ait araç sürücüsünün alkollü olması ile ilgili davalı istinafı bakımından yapılan değerlendirmede; 2918 sayılı KTK'nın 48.maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. <br>\tKarayolları Trafik Yönetmeliğinin \"Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı\" başlıklı 97.maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan b-2\" bendinde \"alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı\" kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç<br> kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.<br>    Ayrıca, .......'nın B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.<br> ......’nın A.5.5. maddesinde de; Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.<br>     Bununla birlikte, .....'nın B.4.d maddesi ve .......'nın A.5.5. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nın 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan<br> hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış<br> olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97.maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart<br> olarak kabülü de mümkün değildir.<br> O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı<br> kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nın 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. (Yargıtay 17. H.D. 2015/3591 E. 2016/459 K. )<br>              Bu açıklamalara göre de; dosyadaki Nörolog-farmakolog doktor bilirkişinin 0,20 promil altındaki alkolmetre ölçümlerinde şüphe olduğu şeklindeki tespit ile sürücünün kan tahliline dayalı yaptırdığı ölçümde 0.011 promil alkollü çıkması, kazadaki kusur dağılımına göre davacı araç sürücüsünün %30 oranlı tali kusurlu oluşu da dikkate alındığında; kazanın salt alkol etkisi altında meydana gelmediği şeklindeki mahkeme kabulü yerinde bulunarak, bu yönlü davalı vekili istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  <br>HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-)..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas - ..... Karar sayılı  kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE, <br>2-) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 16.681,37 TL İstinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 4.170,34 TL'nin mahsubu ile bakiye<br> 12.511,03 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-)İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden  davalıya  iadesine,<br>6-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-)Karar ilamının tebliği işlemlerinin, ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>8-)Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 15/01/2025<br><br><br>Başkan<br>e-imzalı<br><br>Üye<br>e-imzalı <br><br>Üye<br>e-imzalı<br> <br><br>Katip<br>e-imzalı<br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3cb03cf94a825290","SID":"280107f553143e75"}}