{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/1067 <br>KARAR NO\t\t: 2025/92<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/684 E. 2022/100 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 16.01.2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16.01.2025<br><br>\tİzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.02.2022 tarih 2020/684 E. 2022/100 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tDAVA : Davacı vekili, ... Mahallesi, ... Cad. ....Sokak No:...-... ... ... adresinde restoran işleten müvekkili şirketin davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ... Poliçesi ile iş yerinde meydana gelebilecek yangın, yıldırım, sel, su baskını, yer kayması... rizikolarına karşı  teminat altına alındığını, 2019 yılı Ocak ayında şiddetli yağışlar ve yıldırım düşmesi sebebiyle iş yerini su basarak iş yerinde ciddi hasarlar meydana geldiği, iş yerinde meydana gelen hasarların giderilmesi için ... Tic. A.Ş'den 80.000,00 TL teklif alındığını, eşyalara ilişkin zararın giderilmesi için ... Ltd. Şti'den  120.000,00 TL teklif alındığını, ayrıca İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/179 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunulduğunu, zararların tespitine ilişin bilirkişi raporu alındığını, ayrıca davalı şirket tarafından hasarların tespitine yönelik ekspertiz hizmeti alındığını, eksperlerin iş yerine gelerek tespitler yaptığını, rizikonun gerçekleşmesine rağmen davalının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ihtarname tebliğine rağmen zararlarının giderilmediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin iş yeri için gerekli tadilat bakım ve onarımlarını kendisinin yaptırdığını, bir kısım faturaları aldığını ancak bazı tadilat ve onarımlara ilişkin fatura alınmasının mümkün olmadığını ileri sürerek davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi zararın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.\t<br>\tCEVAP : Davalı vekili,  İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/179 D.iş sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi ile hasar bedelinin tespit edildiğini, şartları bulunmadığı halde belirsiz alacak davası olarak açılan davanın davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, alacağın miktar ve değerinin belirlenebildiğinden belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığını, poliçede yalnızca sel ve su baskını nedeniyle doğan zararların teminat altına alındığını, depodaki suyun tahliye edilmemesi nedeniyle depoların taşması sonucu meydana gelen zararların dahili su klozunun kapsamında yer aldığını, poliçede dahili su klozu yer almadığından davacının meydana geldiğini iddia ettiği zararların poliçe kapsamı dışında olduğunu, bu nedenle bina teminatı kapsamında olan çatı onarımı, kartonpiyer ve lambirilerin onarımı, kat kaloriferi kazanının yenilenmesi, tuvalet taşları, parkelerin yapılması, katlanır tentenin onarılmasının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, demirbaş hasarlarının poliçe genel şartları muafiyetinde olduğunu, poliçenin 4.maddesine göre, davacı tarafın resmi defterlerinde kayıtlı olmayan taşınırlar nedeniyle hasar bedeli talep edilemeyeceğini, ayrıca faturası bulunmayan onarımların dikkate alınamayacağını tespit bilirkişi raporu ile tespit edilen hasar bedelinin çok fahiş olduğunu ve poliçe teminatı kapsamında bulunmayan kalemlerin hesaba dahil edildiğini, hasar bedeline avans faizi işletilmesinin yasal olmadığını savunarak öncelikle dava şartı gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine aksi kanaatte davanın esastan redddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin dava dilekçesinde 2019 Ocak ayında şiddetli yağışlar ve yıldırım düşmesi sebebiyle davacı şirkete ait iş yerini su basması sonucunda iş yerinde ve eşyalarda oluşan hasar nedeniyle davacı şirketin uğradığı zararın taraflar arasındaki sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsilini talep ettiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde davacı şirkete ait iş yerinde meydana gelen hasarlar nedeniyle ... Şirketi tarafından zararın giderilmesi için 80.000,00 TL talep edildiğini, iş yerinde bulunan ve zarar gören eşyaların hasar bedellerinin ise ise ... Limited Şirketi tarafından 120.000,00 TL olarak belirlendiğini, meydana gelen hasar için İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/179 D.İş Esas sayılı dosyası kapsamında keşif yapılarak zararların tespitine yönelik olarak bilirkişi raporu alındığını, ayrıca davalı sigorta şirketi tarafından davacı şirkete ait iş yerinde meydana gelen hasarların tespiti amacıyla ... Şirketi'nden ekspertiz hizmeti alındığını, davalı taraf adına çıkartılan ihtarnameye cevap verilmemesi üzerine davacı şirket tarafından iş yerindeki tadilat, bakım ve onarımların yaptırıldığını belirttiği göz önünde bulundurulduğunda  hasar ve zararın giderilmesi amacıyla bahsi geçen şirketlerden alınan teklif formları, tespit dosyasındaki zarar belirlemesine ilişkin alınan tespit bilirkişi raporu, sigorta şirketi tarafından alınan ekspertiz raporu ve davacı şirket tarafından yaptırılan tadilat, bakım ve onarım işlemleri sonucunda iş yerinde oluşan hasar miktarının net olarak belirlenebileceği ve davanın belirli olan zarar miktarı üzerinden harç yatırılarak açılabileceği,davacı şirketin uğradığı zarar miktarının tam olarak belirlenebileceği ve davanın belirlenecek zarar miktarı üzerinden açılabileceği, ancak davacı vekilinin dava dilekçesinde de açıkça belirttiği üzere davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile girmiş ve Kanun'un 107. maddesinde davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceğinin düzenlendiği, davanın açıldığı tarih itibariyle dava konusu olan alacağın tam ve kesin olarak belirlenebildiği durumlarda ise yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre  davacı şirketin  iş yerinde meydana gelen zarar miktarını tam ve kesin olarak belirleyebileceği dikkate alındığında iş bu davayı belirsiz alacak davası olarak açmakta hukuki yararının bulunmadığı, dava şartlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlendiği, aynı maddenin 1-h. fıkrasında davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmasının dava şartları arasında sayıldığı, aynı Kanun'un 115. maddesinde ise mahkemenin dava şartlarının varlığını yargılamanın her aşamasında re'sen gözeteceğinin ve dava şartlarının bulunmaması durumunda davanın usulden reddine karar verileceğinin belirtildiği gerekçesiyle hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın  usulden reddine karar verilmiştir.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARI : Dairemizin 13.11.2020 tarih 2020/1370 E. 2020/1023 K. Sayılı kararı ile, davacı vekili,  ... poliçesi ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan davacıya ait işyerini  şiddetli yağışlar yüzünden su basması sonucu  iş yerinde meydana gelen  hasarların giderilmesi için iki farklı şirketten 80.000,00 TL ve 120.000,00 TL olarak teklif alındığını, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/179 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talebi üzerine alınan zararların tespitine ilişkin tespit bilirkişi raporunda zararların 92.000,00 TL olarak belirtildiğini, ayrıca davalı şirket tarafından hasarların tespitine yönelik ekspertiz raporu alındığını,  rizikonun gerçekleşmesine rağmen davalı sigorta şirketince  zararlarının giderilmediğini  ileri sürerek davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla zararın uzman bilirkişiye hesaplattırılmasından sonra şimdilik 1.000,00 TL maddi zararın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, davacı tarafça zararlarının giderilmesi için  iki farklı firmadan  alınan teklifler zarar kalemleri ve miktarları yönünden birbiri ile delil tespiti raporu ile çelişkili ve farklıdır. Davacıya ait işyerini su basması sonucu meydana gelen gerçek zarar ve giderim bedeli açıkça belirli değildir.  Esasen davacıya ait işyerini su basması sonucu meydana gelen gerçek zarar ve giderim bedelinin tespiti, yani davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği zararın varlığının ve miktarının belirlenebilmesi ancak  yapılacak yargılama sırasında delillerin toplanıp bilirkişi incelemesi sonunda delillerin değerlendirilmesinden sonra mümkün olabilecektir. Kaldı ki, taraflar arasında düzenlenen ... poliçesi   hükümlerinin, poliçedeki klozların ve muafiyetlerin incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmekte olup ekspertiz raporunda dahi farklı zarar kalemleri ve miktarı tespit edilmiştir. Davacı tarafça dava açılmadan önce delil tespiti yoluna gidilmiş olmasının davaya konu edilen zarar ve ya alacak miktarını belirli hale getirdiği şeklinde yorumlamak kanunun amacına da aykırıdır. Bu durumda davacının zararını tespit ettiğinden belirsiz alacak davası açamayacağı yönündeki mahkemenin kabulü, kişinin yargılama sırasında alınacak raporda, zararın belirttiği bedelden daha az olarak hesap edilmesi halinde aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesine yol açarak daha az yargılama giderleri ile  sonuca kavuşma imkan ve hakkını ortadan kaldıracaktır. Aksi yöndeki zorlama Anayasanın \"Hak Arama Hürriyeti \" başlıklı 36 maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Bu nedenlerle,  davacı şirketin  iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilmelidir.Davacı şirketin davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın  miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilerek HMK'nın Kanun'un 107. Maddesine uygun olarak aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, hakkına kavuşmak için mahkeme kararına muhtaç konumda olduğu ve  belirsiz alacak davası açmakta  hukuki yararı bulunduğu sonucuna varılmakla; mahkemece ,davacının HMK’nın 107. maddesine uygun olarak  aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilerek  karar verilmesi gerekirken, dava şartlarına aykırı olarak  davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmakla, davacı vekilinin istinaf itirazı yerinde olduğundan HMK'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca dava şartlarına aykırı olarak karar verildiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu uyuşmazlığın 2019 Ocak ayında şiddetli yağışlar ve yıldırım düşmesi sebebiyle davacı ... Şirketi'ne ait \"... Mahallesi, ... Caddesi, .... Sokak, No:...-..., .../...\" adresinde bulunan iş yerini su basması sonucunda oluşan riziko kapsamında ortaya çıkan zararların 3500.04941795.0000 numaralı ... Poliçesi kapsamında davalı ... Şirketi'nden tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, davaya dayanak sigorta poliçesinin 16/04/2018 ile 16/04/2019 tarihleri arasında geçerli olduğu, davacı şirkete ait poliçede demirbaş rizikosunun 250.000,00-TL, sel-su baskını rizikosunun 375.000,00-TL limit ile teminat altına alındığı, teminat verilen riziko adresindeki bina içerisinde bulunan işletmenin faaliyet konusuna ilişkin ve satış amacıyla bulundurularak her türlü kıymetin, resmi defterde demirbaş olarak kayıtlı olan taşınabilir kıymetlerin teminat altında olduğunun, dahili su klozunda uygun olmayan şekilde muhafaza edilen emtealarda meydana gelen dahili su hasarlarında emtea sigorta bedelinin %2'si oranında tenzili muafiyet uygulanacağının kararlaştırıldığı, 12/01/2019 tarihinde gerçekleşen yoğun yağmur yağışı neticesinde davacıya ait işletmeyi su bastığı, rizikonun bu şekilde oluştuğu, tespit dosyasında bilirkişi heyeti tarafından bodrum katının 50-60 cm yüksekliğinde su ile dolduğu, ışıltılı büyük tabelanın, neon tabelanın, trafonun, çatının, kartonpiyer ve lambrinin, jeneratörün, kat kaloriferi kazanının, tuvaletlerin fayans ve taşlarının, koliler içinde tabak, bardak, kaşık, çatal ve diğer ihtiyaç malzemelerinin, masa örtülerinin, parke ve laminat parkelerin, katlanır tentenin, koli halindeki doluca şarabının, pazar malzemelerinin, odun, kömür ve boyaların, kamera sistemleri ve DVX kayıt cihazının hasar gördüğü, ayrıca bodrum katta klasörler içerisinde muhtelif sayıda evrak ve belgelerin su içerisinde bulunduğunun tespit edildiği, davacının hasar gören demirbaş, tesis, makine ve cihazlar ile müştemilatlarını demirbaşlar hesabına kaydetmediği, işletme gideri olarak kaydettiği, hasarlanan demirbaşların faturalarının mevcut olduğu, bilirkişi heyetinin 14/01/2022 havale tarihli raporlarında 15.11.2021 tarihli bilirkişi ... tarafından yazılan rapor sonuç kısmında  davacının hasar gören demirbaş, tesis, makine ve cihazlar ile müştemilatları demirbaşlar hesabına kaydetmediği, işletme gideri olarak kayıt ettiği tespit edildiğini, hasarlanan demirbaşların faturalarının mevcut olduğunu, hasarlanan demirbaş, tesis, makine ve cihazlar ile müştemilatları sigorta kapsamında olduğu kanaatine varıldığı tespit edildiğinden 8.330,00-TL'nin ... kapsamında değerlendirilerek ödenmesi gerektiğini, 21.05.2021 tarihli kök raporda detaylandırıldığı üzere 30.000,00-TL ve 8.330,00-TL olmak üzere toplam 38.330,00-TL tutarın 3500.04941795.0000 numaralı ... kapsamında değerlendirilerek ödenmesi gerektiğini mütalaa ettikleri, sigorta poliçesi ile tespit dosyası ve sair belgeler dikkate alındığında bilirkişi heyetinin raporlarında sigorta poliçesi hükümlerini doğru bir şekilde tatbik ederek davacı tarafından sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden talep edilebilecek tazminat miktarını hesapladıkları, raporun denetimine elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 38.330,00-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ :Davalı vekili, poliçede, yağışlar nedeniyle meydana gelen sel ve su baskını sonucu rizikoyu dışarıdan gelen suların doğrudan doğruya vereceği zararların ''sel-su baskını'' klozu içinde yer aldığını, ancak, davaya konu zararın, sel ve su baskını nedeniyle değil, depolarda biriken suyun taşması sonucu meydana geldiğini, depo taşmasının sel ve su baskını klozunda değil, dahili su klozun kapsamında olup, poliçede dahili su klozu yer almadığından, zararın teminat kapsamı dışında kaldığını, poliçenin 4.maddesinde,  resmi defterde demirbaş olarak kayıtlı olan taşınabilir kıymetlerin teminat altına alındığını, davacının resmi defterinde kayıtlı olmayan taşınırların teminat kapsamında olmadığını, tente, tabela ve jeneratörün demirbaş defterinde kayıtlı demirbaşlar olmadığını, bunun 15.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiğini, mahkemece bunların demirbaş olmadıkları kabul edilmesine rağmen hatalı olarak poliçe kapsamında olduğunun değerlendirildiğini, işletme gideri olarak faturalandırılan giderlerin, teminat kapsamında olmadığını, tabelanın davacının demirbaşı olmadığını, yalnızca onarım masrafı faturalandırıldığını, jeneratörün de demirbaş listesinde yer almadığını, hasar tarihi olan 12.01.2019 tarihinden sonra 16.05.2019 tarihinde jeneratör faturasının işletme gideri olarak kaydedildiğini, hasar tarihinde davacının demirbaşı olmayan taşınırların, işletme gideri olduğu gerekçesi ile sigorta kapsamında değerlendirilemeyeceğini, tentenin, dosyada faturası dahi bulunmadığını, yani tentenin, demirbaş listesinde de işletme gideri olarak faturalandırılanlar listesinde de yer almadığını, tazmin konusu taşınır kalemlerinin demirbaş defterinde kayıtlı olmadığının mahkemenin de kabulünde olup, işletme gideri olarak gösterilen bu zarar kalemlerinin müvekkil şirket ile davacı arasında akdedilen poliçe kapsamında tazmininin mümkün olmadığını, meydana gelen zararın sel ve su baskını nedeniyle değil, depolarda biriken su nedeniyle meydana geldiğinden poliçe kapsamında tazmin edilmesi gereken bir zarar omadığını, istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. <br>\tGEREKÇE: Dava, ... poliçesi ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan davacıya ait işyerini  şiddetli yağışlar yüzünden su basması sonucu  iş yerinde meydana gelen zararların  poliçeye dayanarak tahsili istemine istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile 38.330,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar karar verilmiştir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t Somut olayda davacı vekili;  ... poliçesi ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan davacıya ait işyerini  şiddetli yağışlar yüzünden su basması sonucu  iş yerinde meydana gelen  hasarların giderilmesi için iki farklı şirketten 80.000,00 TL ve 120.000,00 TL olarak teklif alındığını, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/179 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talebi üzerine alınan zararların tespitine ilişkin tespit bilirkişi raporunda zararların 92.000,00 TL olarak belirtildiğini, ayrıca davalı şirket tarafından hasarların tespitine yönelik ekspertiz raporu alındığını, rizikonun gerçekleşmesine rağmen davalı sigorta şirketince  zararlarının giderilmediğini  ileri sürerek zararın tahsilini talep etmiştir.  <br>\tMahkemece aldırılan 15.11.2021 tarihli SMMS bilirkişi raporuyla söz konusu hasarlanan eşyaların demirbaş listesinde yer almadığı, işletme gideri olarak kaydedildiği, faturalarının bulunduğunun tespit edildiği, ardından aldırılan 10.01.2022 tarihli heyet raporunda hasarlanan demirbaş, cihaz, makine ve müştemilatın sigorta kapsamında olduğu değerlendirilerek toplam hasar bedelinin 38.330,00 TL olduğunun hesaplandığı, mahkemece söz konusu rapor hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. \t<br>\tTarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, mahkemece toplanan delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına, alınan bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, hasarın poliçe limiti kapsamında hüküm altına alınmış olmasına, meydana gelen zararın sel ve su baskını nedeniyle değil de depolarda biriken su nedeniyle meydana geldiğinin ve dolayısıyla davalı sigorta şirketince hasarın teminat kapsamı dışında kaldığının kanıtlanamamış olmasına, mahkemec uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.   <br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.618,32-TL'den peşin alınan 655,00-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.963,32‬-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 16.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e00747ef8fcf7f1","SID":"c432235f8553535f"}}