{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1032 <br>KARAR NO\t\t: 2025/87<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19.04.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/81 E. - 2022/331 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 16.01.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16.01.2025<br><br>\tİzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.04.2022tarih 2021/81 E. - 2022/331 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacı şirkete ait taşınmazdaki iş yerinin davalı sigorta tarafından  işyeri paket sigorta poliçesi kapsamında sigortalandığını, poliçe döneminde meydana gelen fırtına, yağış, siddetli rüzgar vb. Nedenlerle taşınmazda maddi hasar meydana geldiğini, hasarların poliçe kapsamında olduğunu, davacı tarafından davalı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine zararın karşılanmadığını, davacı tarafından hasarın giderilmesi icin 141.600,00-TL ödeme yapıldığını, ödenen bu bedelin davalıdan tahsil edilmesi gerektiğini, belirterek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 141.600,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, meydana gelen zararın / hasarın, sigorta  poliçesinden  karşılanabilmesi için, hasarın işyeri paket sigortası ile yangın sigortası genel şartıları ve klozları çerçevesinde teminat kapsamında kalması gerektiğini, fırtına hasarının, yangın sigortası genel şartları fırtına klozunda yer alan fırtına tanımına girmediğini, izolasyon eksiliğine dayalı meydana gelen hasarlarda sigorta teminatı kapsamı dışında kaldığını, sigorta poliçesinde  yer alan özel şartların muafiyet ve eksik sigortanın dikkate alınması gerektiğini, poliçede fırtına hasarlarına  toplam sigorta bedelinin % 1' ini aşmamak üzere her bir hasarda, hasarın % 10'u oranında tenzili muafiyet uygulanacağının belirtildiğini, sigorta bedelinin, sigorta değerinden düşük olduğunu,  ekspertiz raporunda davacının talep edebileceği tazminat rakamının 79.710,06-TL olarak tespit edildiğini, tazminat talebinin fahiş olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 13/10/2020 başlangıç 13/10/2021 bitiş tarihli işyeri paket sigorta poliçesi tanzim edildiği, poliçeye konu işyerinin davacıya ait ... Mah. ... ada ... parselde kayıtlı, ...  Mah. ... Cad. No:... .../... adresinde olduğu, davacı tarafça, 10.12.2020 ve 14.12.2020 tarihleri arasında İzmir İlinde fırtına, yağış, şiddetli rüzgar olması nedeni ile sigortalı işyerinde hasar meydana geldiğini iddia ederek oluşan zararın tahsili talep edildiği, davacı işyeri civarında bulunan 10.12.2020 tarihinde Adnan Menderes Meteoroloji İstasyonunda 18.0 m/sn (10.12.2020), yine bölgede ölçüm yapan Gümüldür Otomatik Meteoroloji İstasyonunda 19,9 m/sn (10.12.2020) ve 21,9 m/sn (13.12.2020) değerlerinde rüzgar ölçümleri bulunduğu, dolayısıyla fırtınanın 17.1m/sec'den yani 7 bofordan fazla olduğu, davacı işyerinde fırtınadan kaynaklanan zararın 147.700,00-TL olduğu, % 25 iyileştirme tenzili yapıldığında 110.775,00-TL olduğu, 19.939,00-TL KDV ilavesi ile 130.714,00-TL olduğu, dolayısıyla fırtınanın 7 bofordan fazla olması nedeniyle fırtınadan kaynaklanan davacı tarafça davalıdan talep edilebilecek bedelin 130.714,00-TL olduğu, poliçede düzenlenen yeni poliçeler için poliçe başlangıç tarihinden itibaren 90 gün içinde izolasyon yetersizliği sebebiyle meydana gelebilecek hasarların teminat kapsamında olmadığının düzenlendiği, poliçenin düzenlendiği 13.10.2020 tarihinden sonra 10.12.2020 tarihinde zararın meydana gelmesi nedeniyle henüz 90 günlük sürenin geçmemiş olduğu, izolasyon eksikliğinden kaynaklı zararın davacı tarafça davalıdan talep edilemeyeceği, belirtilerek; davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, 04.08.2021 tarihli bilirkişi heyet kök raporunda, dava konusu taşınmazın 7 bofordan fazla büyük fırtına şeklinde esen rüzgara maruz kaldığı ve hasarın toplam 147.700,00 TL olduğu yapılan onarım işlerinden % 25 iyileştirme tenzil neticesinde ise bu bedelin 147.700 % 25 = 110.775,00 TL + KDV olmak üzere 130.714,00 TL tutarında olduğu, fırtına klozu çerçevesinde bu bedelin davacıya ödenebileceği tespit edildiğini, tenzil miktarın poliçenin 2.sayfasındaki toplam sigorta bedelinin % 1'ini aşamaz maddesine aykırı olduğunu, .toplam sigorta bedeli 1.700.000 TL olup % 1'i 17.000,00-TL olduğunu, mahkemece % 25 üzerinden 36.925,00-TL tenzilat yapıldığını, yapılan bu tenzilatın % 1'i aşar şekilde yapıldığını, işyeri paket sigorta poliçesinin 2.sayfasında \"açıklamalar ve özel koşullar\" başlıklı fırtına hasarlarında bölümünde \"Bursa ilinin Kestel ve Mudanya ilçeleri, Çanakkale ilinin il merkezi ve Gelibolu ilçesi, Hatay ilinin İskenderun ilçesi, Muğla/ Balıkesir/İzmir/Antalya illeri ve tüm ilçelerinde, toplam sigorta bedelinin %1'ini asmamak üzere her bir hasarda, hasarın %10'u oranında tenzili muafiyet uygulanacağının belirtildiği, sigorta poliçesi uyarınca İzmir ili ve ilçeleri için tenzil muafiyet tutarı % 25 değil, % 10 olduğunu, davacı şiket tarafından hasarın giderilmesi için 141.600,00-TL ödeme yapıldığını, bu bedelin iadesine karar verilmesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili, meydana gelen zararın/hasarın, sigorta poliçesinden  karşılanabilmesi için, hasarın işyeri paket sigortası ile yangın sigortası genel şartıları ve klozları çerçevesinde teminat kapsamında kalması gerektiğini, davacnın ileri sürdüğü fırtına hasarının, yangın sigortası genel şartları fırtına klozunda yer alan fırtına tanımına girmediğini, sigorta poliçesinde  yer alan özel şartların muafiyet ve eksik sigortanın dikkate alınması gerektiğini, poliçede fırtına hasarlarına  toplam sigorta bedelinin % 1' ini aşmamak üzere her bir hasarda, hasarın % 10'u oranında tenzili muafiyet uygulanacağının belirtildiğini, tazminat talebinin fahiş olduğunu;belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, iş yeri sigorta poliçesi kapsamında tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine reddine karar verilmiştir.<br>\t1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2. Davacıya ait iş yerinin davalı şirket nezdinde iş yeri sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve poliçede dava dışı ... Bank Karabağlar Şubesinin dain mürtehin olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. TTK'nun 1456/1 inci maddesinde \"Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder\" düzenlemesine; 1456/2 nci maddesinde ise \"Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez. Ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek yoktur. Sigortalı menfaate konu malın tamiri veya eski hâline getirilmesi amacıyla ve teminat gösterilmesi şartıyla, tazminat sigortalıya ödenebilir\" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu kapsamda poliçede daini mürtehin sıfatı bulunan ve menfaati olan dava dışı bankaya yazı yazılarak; borcun tamamının ödenip ödenmediği, dain-mürtehin kaydının devam edip etmediği, ödeme yapıldıysa ne kadarının ödendiği, kalan borç miktarının ne kadar olduğu, dain-mürtehin banka tarafından davacı aleyhine icra takibi başlatılıp başlatılmadığı, icra dosyasına tahsilat yapılıp yapılmadığı, davacının açtığı davaya kayıtsız şartsız muvafakat bulunu bulunmadığının sorulmak suretiyle davacının dava açma hakkının ve aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gererkir. (Yargıtay 4. HD'nin 08.05.2024 tarih ve 2023/12942 E. 2024/4384 K.,17. HD'nin 02.10.2019 tarih ve 2016/20407  E. 2019/8810 K.)<br>\t3.Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından poliçede dain mürtehin olarak gösterilen dava dışı banka nezdinde gerekli araştırma yapılarak borcun ödenip ödenmediği belirlendikten sonra dava dışı bankanın dain müretihin sıfatının bulunduğunun kabul edilmesi halinde  dain mürtehin hakkı sahibi dava dışı bankanın açılan davaya koşulsuz muvafakatinin olup olmadığı tespit edilerek oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\t4.Kabule göre de; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 22/17. maddesi gereğince eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu açıktır.(Yargıtay 4. HD'nin 14.04.2022 tarh ve 2021/10308 \t\tE. - 2022/7172 K.) <br>\t5.Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi,  raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır.<br>\t6. Eldeki davada; dosyaya kazandırılan ekspertiz raporu ile hükme esas alına bilirkişi raporunun sigortalı taşınmazda oluşan hasarın tespiti yönünden bir uyumsuzluk söz konusu olduğu gibi özellikle eksik sigortanın bulunup bulunmadığı ve uygulanması gereken muafiyet oranın belirlenmesi noktasında hükme esas alınan rapor yerleşik uygulamada benimsenen ilkeler ışığında yetersiz olup davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Bu nedenle, İDM tarafından dosyanın sigorta hesap uzmanı ve alanında ehil teknik bilirkişlerden oluşacak  yeni bilirkişi kuruluna tevdi ile rapora yönelik itirazları karşılayacak, raporlar arasında çelişkiyi giderecek şekilde, oluşan hasar bedelinin, hasar tarihindeki sigorta bedelinin, binanın sigorta değerinin ayrı ayrı tespit edilmesi suretiyle, taraflar arasında eksik sigorta bulunup bulunmadığı belirlenerek, poliçe kapsamında davacının talep edebileceği hasar bedeli ile uygulanması gereken muafiyet oranı gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli yeni bir  bilirkişi kurul raporu alınarak, varsa bu rapora yönelik itirazlar da giderilerek, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince verilen kararda, dava şartlarına aykırılık bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tH  Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Tarafların istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.04.2022 tarih 2021/81 E. - 2022/331 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 16.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c5ec7f5c3fc32f55","SID":"3ee6d4088bf64b75"}}