{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.                                                                                            <br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/3089 <br>KARAR NO:2024/2680                                  <br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/06/2021<br>NUMARASI:2021/134 Esas, 2021/474 Karar <br>DAVANIN KONUSU:Alacak \" Kıymetli Evraktan Kaynaklanan \"<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:26/12/2024<br>Taraflar arasındaki alacak davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;                                <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın 16/04/2016 düzenleme tarihli, 26/06/2016 vade tarihli ve 16.700,00 TL bedelli bonodan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu, davalı ile arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını, ancak anlaşmaya varılamadığını, dava konusu alacağa dayanak bonunun, vade tarihi geçmiş olmasına rağmen davalı tarafından halen ödenmediğini, anılan nedenlerle dava onusu bono tutarı olan 16.700,00 TL'nin, %0,3 oranında komisyon bedelinin ve protesto masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, dava konusu edilen bononun sahte olduğunu, davacının kendisini dolandırdığını, kendilerinin çalınmış kayıp olan senetlerini teslim etmediğini, kasıtlı olarak dolandırıcılık yaptığını, anılan nedenlerle davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.İlk derece mahkemesince; \" ..Davacının davasının REDDİNE,.. \" karar verilmiş, bu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki iddialarını tekrarla, \"....müvekkil alacaklı banka, dava  konusu bonoyu, kredi borçlusu ... mühendislik proje inşaat ve turizm tic. ltd.şti.’den  ciro yoluyla  devir ve teslim almış olup, iyi niyetlidir....davalı alacaklı banka, bonoları iktisap ederken bile bile davacı borçlunun zararına hareket etmemiş olup, davacı borçlunun şahsi defileri senedi ciro yoluyla devralmış iyiniyetli hamile karşı ileri süremeyeceği yargıtay içtihatlarında kabul edilmiştir....yukarıda açıklanan nedenler ve yargıtay kararları gereğince  müvekkil bankanın alacağının tahsili için bono bedellerini talep etmekte açıkça kötüniyeti  bulunmadığından, ttk 687/1 maddesine göre keşideci borçlunun lehdar ile arasındaki defileri müvekkil bankaya karşı ileri süremeyecek olması sebebiyle davanın kabulü  gerekmektedir. yerel mahkemece eksik ve hatalı inceleme yapıldığından davanın reddi yönündeki kararı istinaf etmek zorunluluğu hasıl olmuştur....\" şeklindeki beyanlarıyla idm kararının kaldırılmasını dilemiştir.Dava, davacının dava konusu edilen 16/04/2016 düzenleme tarihli, 26/06/2016 vade tarihli ve 16.700,00 TL bedelli bono sebebi ile davalıdan alacaklı olduğu iddiası ile açılan alacak talebine ilişkindir.Taşınmaz mülkiyetinin devri sözleşmesi M.K.634.m.si ile 706.m.si,6098 s.TBK.nun 237.m.si (818 s.BK.nun 213.m.si),Tapu kanununun 26.m.si ile Noterlik kanununun 60.m.leri uyarınca resmi şekle tabi olduğu açıktır.Ön ödemeli konut satış  sözleşmesi,6502 s.TKHK.nun 40.m.sinde;\"(1) Ön ödemeli konut satış sözleşmesi, tüketicinin konut amaçlı bir taşınmazın satış bedelini önceden peşin veya taksitle ödemeyi, satıcının da bedelin tamamen veya kısmen ödenmesinden sonra taşınmazı tüketiciye devir veya teslim etmeyi üstlendiği sözleşmedir.(2) Tüketicilere sözleşmenin kurulmasından en az bir gün önce, Bakanlıkça belirlenen hususları içeren ön bilgilendirme formu verilmek zorundadır.(3) Yapı ruhsatı alınmadan, tüketicilerle ön ödemeli konut satış sözleşmesi yapılamaz.\" şeklihde düzenlenmiştir.Önödemeli konut satış sözleşmesinin şekil şartı 6502 s.TKHK.nun 41.m.sinde;\"Madde 41 (1) Ön ödemeli konut satışının tapu siciline tescil edilmesi, satış vaadi sözleşmesinin ise noterde düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. Aksi hâlde satıcı, sonradan sözleşmenin geçersizliğini tüketicinin aleyhine olacak şekilde ileri süremez. (2) Satıcı, geçerli bir sözleşme yapılmış olmadıkça tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez.\" şeklinde düzenlenmiştir.Önödemeli konut satış sözleşmesinden dönme hakkı 6502 s.TKHK.nun 45.m.sinde:\" (1) (Değişik: 2/1/2017-KHK-684/8 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7074/8 md.) Ön ödemeli konut satışında sözleşme tarihinden itibaren yirmidört aya kadar  tüketicinin herhangi bir gerekçe göstermeden sözleşmeden dönme hakkı vardır.Sözleşmeden dönülmesi durumunda satıcı; konutun satışı veya satış vaadi sözleşmesi nedeniyle oluşan vergi, harç ve benzeri yasal yükümlülüklerden doğan masraflar ile sözleşme tarihinden itibaren ilk üç ay için sözleşme bedelinin yüzde ikisine, üç ila altı ay arası için yüzde dördüne, altı ila oniki ay arası için yüzde altısına ve oniki ila yirmidört ay arası için de yüzde sekizine kadar tazminatın ödenmesini isteyebilir.(2) Satıcı, yükümlülüklerini hiç ya da gereği gibi yerine getirmezse tüketiciden herhangi bir bedel talep edemez. Tüketicinin ölmesi veya kazanç elde etmekten sürekli olarak yoksun kalması sebebiyle ön ödemeleri yapamayacak duruma düşmesi ya da sözleşmenin yerine olağan koşullarla yapılacak bir taksitle satış sözleşmesinin konulmasına ilişkin önerisinin satıcı tarafından kabul edilmemesi yüzünden sözleşmeden dönülmesi hâllerinde tüketiciden herhangi bir bedel talep edilemez.(3) Sözleşmeden dönülmesi durumunda, tüketiciye iade edilmesi gereken tutar ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belge, dönme bildiriminin satıcıya ulaştığı tarihten itibaren en geç yüzseksen gün içinde tüketiciye geri verilir. Satıcının aldığı bedeli ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgeyi iade ettiği tarihten itibaren, tüketici on gün içinde edinimlerini iade eder. \" şeklinde düzenlenmiştir.Uyuşmazlık konusu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi sırasında sözleşmede kararlaştırılan satış bedelinin ödenmesi konusunda nakit ödeme dışında kıymetli evrek düzenlenmiş ise sözleşme  tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 s.TKHK.nun 4.m.si hükmüne göre (4/5);\" Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.(6) Tüketici işlemlerinde, tüketicinin edimlerine karşılık olarak alınan şahsi teminatlar, her ne isim altında olursa olsun adi kefalet sayılır. Tüketicinin alacaklarına ilişkin karşı tarafça verilen şahsi teminatlar diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça müteselsil kefalet sayılır...\"Mahkemece; davaya konu bonoların tüketici işlemi niteliğindeki devre mülk sözleşmesi kapsamında nama yazılı olarak düzenlenerek dava dışı... Ltd. Şti.'ye teslim edildiği, bonoların adı geçen şirketçe ciro edilerek davalı bankaya teslim edildiği, icra takibine konu bonoların nama yazılı olarak düzenlenmesi sebebi ile ancak alacağın temliki hükümlerine göre devredilebileceği, bono metinlerinde yer alan ve lehtar ... Ltd. Şti. tarafından yapılan ciroların yazılı bir devir beyanı içermediği ve 6098 sayılı TBK'nın 184/1. maddesi ile 818 sayılı BK'nın 163/1. maddesindeki koşulları taşıyan bir alacağın temliki ile bonoların zilyetliğinin devralınmadığı anlaşılmakla, davalı bankanın yetkili hamil olduğundan bahsedilemez.Mahkemece; dava konusu bonoların 4077 sayılı Kanun ile 6502 sayılı Kanun' un 4/5 maddesi gereğince davacı tüketici yönünden geçersiz olduğu kanaatiyle; davacının davasının REDDİNE,  karar verilmiştir.Davacı... A.Ş. vekili istinaf dilekçesiyle; müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu belirterek, verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK' nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığı, görevli mahkemelerin Tüketici Mahkemeleri olduğu, arabuluculuk dava şartının usulüne uygun şekilde tamamlandığı, davalı bankaya tahsil cirosu ile devredilen ve davalı... Ltd. Şti. ile davacı tüketici arasında düzenlenen dava konusu bonoların devre mülk satışı nedeniyle taksitle satışa ilişkin ve sıralı olarak davalı tüketici tarafından düzenlendiği, bonolar nama yazılı düzenlendiklerinden dava dışı 3. şahıslar yönünden hukuken geçerli olsalar da \" TKHK md. 4/5 \" , uyarınca davalı tüketici yönüden nama yazalı olarak düzenlenmeleri gerektiği halde nama yazılı olarak düzenlenmemeşi olmaları nedeniyle davalı tüketici yönünden geçersiz olduğundan,bu nedenlerle davacıya ciro yolu ile devredilmesi nedeniyle davalı tüketiciye karşı davacı bankanın yetkili hamil konumunda olmadığı anlaşılmakla, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda, tüm dosya kapsamında toplanan delillere göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1-b-1 uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla  aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.HMK m. 353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,  3.Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin olarak yatırılan 59,30 TL' nin mahsubu ile bakiye‭ 368,30 TL' nin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,‬‬‬‬‬‬‬‬4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK' nun 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,  26/12/2024  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"80710c1e345e8db7","SID":"fa8da56a842c912e"}}