{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: 2024/353 Esas - 2024/527<br>\tTÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ<br>T.C.<br>ANKARA<br>ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ<br>K A R A R\t<br><br>ESAS NO\t: 2024/353 <br>KARAR NO\t: 2024/527<br><br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Yönetim Kurul Kararı İptali)<br>DAVA TARİHİ\t: 28/12/2015<br>KARAR TARİHİ\t: 24/07/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 25/07/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;   Müvekkili ... ofisleri bulunan ve ülkemize döviz ve turist getirdiğini, 1999,2000 ve 2001 yıllarında Türkiye'nin ilk beşinci sırasında yer alan tur operatörü olan, 350 araçlık filosu ile araç kiralama işini yapan, ... Davasının temelini 26.10.2005 tarihli 2005/16 sayılı sahte imza ile alınan Yönetim Kurulu kararı teşkil ettiğini, işbu bahse konu yönetim kurulu toplantısı, müvekkilinin oğlu .... ilgili kanunlara, kamu düzenine ve hukukun genel ilkelerine aykırı olarak belirli bir plan dahilinde devam eden işlemler neticesinde ...'ne devir ve satış yaptığı bir zincirin ilk halkasını teşkil ettiğini, müvekkilinin bilgisi ve haberi olmadan tesis edilen ve sahte imza atılmak suretiyle karar alınan yönetim kurulu toplantısında 6762 sayılı ....'nin yönetim kurulunun üç kişiden oluştuğunu, 26.10.2015'te yapılan yönetim kurulu toplantısı müvekkilinin bilgi ve haberi dâhilinde olmadığını, müvekkilinin iştiraki olmadan gerçekleştiğini, işbu toplantıda alınan 26.10.2005 tarihli 16 sayılı karar altındaki imzanın müvekkilinin el ürünü olmaması da bu durumu sabit kıldığını, dolayısıyla, yönetim kurulu toplantısı 6762 sayılı TTK'da belirtilen toplantı nisabına uyulmadan tesis edildiğini, ayrıca anılan karar altında diğer üye ... da imzası yer aldığını, fakat taraflarınca bu şahsın o tarihte hükümlü olduğunun istihbar edildiğini, dolayısıyla belli haklardan yoksun kılınması gerektiğinden dolayı yönetim kurulu toplantısına katılması ve karar altına imza atmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla, ya .... imzası da kendi el ürünü olmadığını ya da kendi el ürünü olsa dahi hükümlü olması sebebiyle toplantıya katılma ve imza yetkisine sahip olmadığını, 26.10.2005 tarihli ve 2005/16 sayılı ve 21.11.2005 tarihli ve 2005/17 sayılı Yönetim Kurulu kararlarının altındaki imzaların müvekkiline ait olmadığının tespit edilmesine, sahte imzaların tespit edilmesi halinde terditli olarak, 26.10.2005 tarih, 2005/16 ve 21.11.2005 tarih ve 2005/17 sayılı kararların iptaline veya 6762 sayılı TTK m.330 a aykırılık sebebiyle yokluğuna veya 818 sayılı BKm.19-20 uyarınca mutlak butlanla batıl kılınmasına, devir ve tescil edilen üst hakkına ilişkin tapu iptal ve müvekkilin ortağı olduğu şirket adına tesciline, HMK m. 389 ve devamı maddeleri gereğince, ...parsel numaralı taşınmazın üst hakkının 3. Kişilere devir ve temlikinin, satış işleminden sonra doğan haciz veya ipotek nedeniyle alacağın paraya çevrilmesi yolu ile yapılan haciz ve takiplerin önlenmesi amacıyla teminatsız olarak ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı ....vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yaklaşık 11 yıl önce davacının ortağı şirkete ait bir taşınmazı satın aldığını, parasını ödediğini, müvekkili şirketin davacının ortağı olduğu şirketle de başkaca bir iş/işlem ve/veya işbirliği olmadığını, aksine diğer davalı ....’ nin asılsız iddia ve davalarıyla boğuşmak zorunda kaldığını, davacı yanın iddialarının müvekkili şirketi bağlamadığını, müvekkili şirketin davacı dilekçesinde belirtilen hiçbir hukuka aykırılığın içinde olmadığını, davaya konu ettiği sözde hukuka aykırılıklarının tarafı da, huzurdaki davada talep konusu ettiği hususunda da muhatabı olamayacağını, yıllarca davalı ...’ nın diğer ortağı ve ...’ ın annesi olan davacı ile uğraşmak zorunda kalmasının kabul edilemez bir durum olduğunu, müvekkili yaklaşık 11 yıl önce satın aldığı, parasını ödediği taşınmazı ile ilgili olarak, haksız yere pek çok hukuki ihtilafın içine çekilmek istendiğini ve tüm hukuki ihtilaflarda haklılığının hep kanıtlandığını ve mahkemelerce hüküm altına alındığını, müvekkili şirketin asla .... ile ortak hareket içinde olmadığını, hatta huzurdaki dava da dahil olmak üzere müvekkili şirket ismi ile anılan bu kişilerin isimlerinin yan yana dahi getirilmesi taraftarı olmadığını, gerek bu şirket ve gerekse de ... ın kötüniyetli ve müvekkili dolandırma kasdıyla yaptıkları iş ve işlemler, müvekkili hakkındaki suç duyuruları, ikame ettikleri davalar vs tüm iş ve işlemler bütünü incelendiğinde, bu kişilerin, tek amacının sayın mahkemeleri kandırmaya çalışarak müvekkilinin dolandırılması olduğunu, asılsız ve mesnetsiz davanın da bu sebeple müvekkili açısından reddi gerektiğini, taşınmazın eski maliki ... adına hareketle huzurdaki davayı ikame etme ehliyeti bulunmadığını, her tüzel kişilik, talep ve davalarını yetkili organları eliyle ve kendi adlarına yapabildiklerini, şirket ortağının şirket adına dava açma hakkı olmadığını, davacı ortağı olduğu şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla dava açtığını yine dava açma ehliyeti bulunmadığını, asılsız iddialarla, müvekkiline ait olan bir taşınmaz üzerine herhangi bir kayıt konulması müvekkilini mağdur edici olduğunu, davacı bu şekilde hareket ederek müvekkilini zora sokmayı hedeflemekte ve bundan fayda umduğunu, dolayısıyla öncelikle zaten uygulanmamış ihtiyati tedbir kararın kaldırılması ve devamında da tapu kaydına konulan davalıdır şerhinin kaldırılmasını talep ettiklerini, davanın usulen ve esastan reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, Yönetim Kurulu Kararının İptali istemine ilişkindir.<br>Davacı  vekili 03/07/2024 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.<br>HMK 309. maddesinin 2. fıkrası uyarınca feragat karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmayıp aynı yasanın 311. maddesi uyarınca da  kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.<br>Davacı vekilinin feragati aynı yasanın 309. maddesine uygun olduğundan ve yine aynı yasanın 74. maddesi uyarınca davadan feragate yetkili bulunduğundan davanın vaki feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;<br>Feragat nedeniyle davanın reddine,<br>İş bu dava nedeniyle alınması gerekli 427,60 TL harçtan 27,70 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 399,9‬0 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,<br>Kendisini  vekille temsil ettiren davalılar yararına red sebebi ortak olmakla hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen  17.900,00 TL  vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıla... verilmesine, <br>Davacı yanca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ...nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi<br>24/07/2024<br><br>...<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cd0345d1e9c0704a","SID":"1fbdff6e4a4f28f0"}}