{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1262 Esas<br>KARAR NO:2025/35<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/12/2017<br>NUMARASI:2015/406 Esas, 2017/945 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Kayıt Kabul (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik)<br>KARAR TARİHİ:02/01/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müflis şirket ile müvekkili banka arasında genel kredi sözleşmesi ve ekinde çek taahhütnamesi imzalandığını, müflisin borcunun krediler ve iade edilmeyen çek yapraklarından kaynaklandığını, ayrıca söz konusu borçlardan dolayı  müvekkilinin, müflise ait ... plakalı araç üzerinde rehin şerhi bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine ihtarname keşide edilerek hesabın kat edildiğini ve ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müflis şirketin ikame ettiği Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/106 Esas sayılı iflas erteleme davasında 15/07/2014 tarihinde iflasın açılmasına karar verildiğini, icra dosyasında yapılan kapak hesabına göre 08/10/2014 tarihli dilekçe ile iflas müdürlüğüne alacak kayıt başvurusunda bulunulması üzerine iflas idaresi tarafından icra takibi kesinleşmediğinden ve alacağın mevcudiyeti yargılamayı gerektirdiğinden bahisle talebin reddedildiğini, rehinli alacakları İİK'nun 206 maddesi gereğince rüçhanlı alacaklardan olduğundan diğer alacaklılara karşı öncelik sırasının olduğunu, müvekkilinin alacağının kredi sözleşmesi, geri ödeme planı ve hesap özetleri ile varlığının sabit olduğunu, iflas idaresinin alacağın reddine yönelik kararının hukuka ve usule aykırı olduğunu belirterek iflas tarihi itibari ile müflis şirketten olan 48.524,34 TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müflis şirketin iflas tasfiyesinin Gebze ... İflas İdaresinin ... iflas sayılı dosyasından yürütüldüğünü, iflas kararının verildiği mahkemece yargılama sırasında 05/05/2011 tarihinde icra takiplerinin başlatılmasının engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine rağmen davacı tarafından 08/09/2012 tarihinde başlatılan icra takibinin müflis şirketin süresinde itiraz etmesi sebebiyle durduğunu ve iflas tarihi itibariyle takibin kesinleşmediğini, bu nedenle taraflar arasında niza bulunan alacak miktarının ancak yargılama neticesinde belirlenebileceğinden bahisle alacak kayıt talebinin haklı olarak reddedildiğini, davacının bahsettiği ihtarnamenin müflis şirkete tebliğ edilmediğini, ihtiyati tedbir kararına rağmen icra takibi başlatılması usulsüz olduğundan müflis şirketin, iflas tarihi olan 15/07/2024 tarihinde mütemerrit olacağını, bu nedenle istenen faiz haksız olduğundan işlemiş faiz ve buna bağlı hesaplanan icra masrafı ve vekalet ücretini de kabul etmediklerini, karşılıksız kalan çek yaprakları bakımından uygulanması gereken 3167 sayılı Kanunun 6/4 maddesinde, takas odaları aracılığı ile ibraz edilen çekler için 10. maddede belirlenen bankanın sorumluluk miktarı dahil kısmi ödeme yapılamayacağının düzenlendiğini, bu durumda ise karşılıksız çıkan ve düzeltme hakkı kullanıldığı iddia edilen çeklerden muhatap bankaya ibraz edilmeyen, takas odasına ibraz edilen dava konusu çek yaprakları için mülga 3167 sayılı Kanunun 10. maddesinde düzenlenen sorumluluk miktarını ödeme yükümlülüğünün doğmadığını, Kanunun 10. maddesi kapsamında davacının sorumluluk bedelinin kayıt ve kabulünü talep edebilmesi için çek asıllarının hamiller tarafından muhatap bankaya teslim edildiğinin kanıtlanması gerektiğini, söz konusu sorumluluğun bankanın şahsi sorumluluğu niteliğinde olduğunu, bu nedenle davacının kayıt kabul talep hakkının bulunmadığını, ibraz edilmiş çekler zamanaşımına uğradığından bankanın talep konusu sorumluluğu olmadığı gibi geçerli bir şekilde tanzim edilmeyen çeklerde bu sorumluluğun oluşmayacağını, bu nedenle dava konusu çek asıllarının davacı tarafından ibraz edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davacı ile müflis arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 11.1 maddesinde, müşteri, bankanın 3. kişilere her ne sebeple olursa olsun ödediği paraların tamamını derhal ve nakten bankaya ödeyecek ve banka çekin veya belgelerin sahte veya tahrif edilmiş olmasıyla ilgilenmeksizin ödenen çek bedellerinin müşteri hesabına borç kaydedileceği belirtildiğinden davacı bankanın yasa gereği ödemekle yükümlüğü olduğu ve ödediğini delillendirebildiği çekler için davanın asıl alacak üzerinden kısmen kabulüne; İİK'nın 195/1-2. maddesine göre \"İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur.\" cümlesinden hareketle iflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacakların muaccel hale geleceği ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masraflarının da asıl alacağa eklenerek (tahsil harcı bu hesaplama dışında bırakılarak) kapak hesabı yapılıp davacının alacağı belirlenmek suretiyle bu bedel üzerinden kayıt kabul kararı verileceğinden kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanan icra vekalet ücreti ve başvurma harcının masaya kayıt ve kabulü ile, davacı tarafından ihtar tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ise de, ihtarın usulüne uygun tebliğ edilmemesi sebebiyle faiz talebinin reddine karar verilmiş olup \"Davanın kısmen kabulüne, 21,15 TL başvurma harcı, 3.600,00 TL vekalet ücreti ve 30.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 33.621,15 TL alacağın Gebze ... İcra Dairesinin 2014/1 sayılı iflas masasına kayıt ve kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine\" şeklinde hüküm tesis edilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkeme kararının gerekçeli olmadığını, müvekkili bankanın alacak miktarının eksik hesaplandığını, hesabın kat edildiği ihtarnamenin yasaya ve usule uygun olarak borçlu şirketin sözleşmede bildirdiği adresine tebliğe çıkartılmış ve muhatabın taşınmış olması sebebiyle tebligat iade edilmiş ise de, Genel Kredi Sözleşmesinin 48.1. maddesi, Çek Taahhüt Kredi Sözleşmesinin 12. maddesi ve Taşıt Rehin Sözleşmesinin 3. maddesi uyarınca adresin değiştiği bildirilmediğinden sözleşmede bildirilen adrese yapılan tebligatın geçerli olduğunu, bu nedenle Mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi ile faiz talebinin reddine karar verilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, kaldı ki borcun vade tarihini bilen müflis şirketin borcu vadeye bağlı bir borç olduğundan borçluyu temerrüde düşürmek için ayrıca ihtarname keşide edilmesi zorunluluğunun da bulunmadığını, ayrıca müvekkili bankanın, müflis şirketten olan gayrinakdi alacağı ile ilgili olarak iflas masasına yaptığı alacak kayıt talebinin reddedilmesi üzerine Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/283 Esas sayılı dosyası ile kayıt kabul davası açıldığını, bu dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda, müvekkili bankanın gayrinakdi alacak miktarı hesaplanması gerekirken sehven nakdi alacak miktarı hesaplanarak 15/07/2014 iflas tarihi itibariyle müvekkili bankanın nakdi alacak tutarının 73.693,36 TL olarak tespit edildiğini, buna göre ise bu dava ile talep edilen miktardan çok daha fazla alacakları olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, İİK'nun 235. maddesinde düzenlenen sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Gebze ... İcra Dairesinin 2014/1 iflas sayılı dosyası üzerinden verilen yazı cevabı ve eklerine göre, Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 15/07/2014 tarih ve 2011/106 Esas 2014/379 Karar sayılı ilamı ile .... Şti.'nin iflasına karar verildiği, adi tasfiye usulüne göre tasfiyenin yapıldığı, davacı bankanın masraf avansı yatırdığı, alacak kayıt talebinin reddine ilişkin iflas idaresi kararının 03/03/2015 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf masraf avansı yatırmış olup dava açma süresi İİK'nun 223 maddesi uyarınca iflas idaresinin red kararının tebliğinden itibaren başlayacağından 03/03/2015 tarihinde yapılan tebligata göre dava 17/03/2015 tarihinde yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Ayrıca İcra Dairesinin yazı cevabı ve ekleri dikkate alındığında, davacının \"28\" ve \"84\" kayıt numarası ile iflas masasına iki ayrı alacak kayıt başvurusunda bulunduğu, 48.524,35 TL tutarlı \"28\" kayıt numaralı başvurunun eldeki davanın konusunu oluşturduğu ve 13/02/2015 tarihinde iflas idaresince alacak kayıt talebinin yargılamayı gerektirdiğinden bahisle reddine karar verildiği, 106.200,00 TL tutarlı \"84\" kayıt numaralı başvuru ile ilgili henüz sıra cetvelinin yapılmadığı anlaşılmaktadır.22/08/2016 tarihli bilirkişi raporunda, davacı banka ve müflis şirket arasında 18.12.2006 tarihinde 140.000 TL ve 16.02.2007 tarihinde100.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmeleri ve Çek Taahhütnamesi, 24.03.2009 tarihinde Taşıt Rehin Sözleşmesi akdedildiği, Genel Kredi Sözleşmesinin ve Çek Taahhütnamesinin imzalanmasına müteakip müflis şirkete çek karneleri verilerek gayri nakdi krediler kullandırıldığı, 3167 Sayılı Çek Kanunun 10. maddesine göre, bankanın sorumlu olduğu miktara ilişkin yükümlülüğünün, çek defteri tesliminden doğan ve geri dönülemeyecek nitelikli bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmünde olduğu, anılan kanun maddesi gereğince davacı bankanın, müflis şirket tarafından keşide edilmiş ve mahkemenin 24/03/2010 tarihli ilk iflas kararından önce ibraz edilmiş karşılığı bulunmayan 65 adet çek yaprağı için başvuran hamillere ödeme yaptığı, davacı bankanın iflas tarihi itibariyle 65 adet karşılıksız/arkası yazılmış ve düzeltme hakkı kullanılmamış çek yaprağı garanti bedeli nedeniyle 32.500 TL (500,00 TL X 65) nakit riski bulunduğu, bu miktar yönünden iflas masasına alacak kaydı talebinde bulunabileceği, 24/03/2010 tarihinde verilen iflas kararının Yargıtay tarafından bozulmasından sonra Mahkemece 05/05/2011 tarihinde, müflis şirket hakkında yapılmış ve yapılacak icra takipleri ile İİK'nun 89/1 maddesi ihbarnamelerinin tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden iflas tarihi itibariyle faiz talebinde bulunulamayacağı bildirilmiştir. 26/12/2016 tarihli bilirkişi 1. ek raporunda, Genel Kredi Sözleşmesi'in 48.1 maddesi ve Çek Taahhütnamesinin 12. maddesi uyarınca, müflis şirketin ihtarname ile verilen sürenin dolduğu 29/06/2012 tarihinde temerrüde düştüğü, banka tarafından sunulan 29/06/2012 tarihli kredi yıllık azami faiz oranları bildirim formu tablosuna göre temerrüt tarihi itibariyle TL krediler için en yüksek olan kredi faiz oranının yıllık %32 olduğu, bu orana %50 ilavesi ile bulunan ve muaccel hale gelmiş kredilere uygulanacak temerrüt faiz oranının yıllık %48 olduğu, ancak davacının icra takibindeki talebinin yıllık %17,75 olduğu gözetildiğinde hesaplamalarda da bu oranın dikkate alındığı, buna göre 29/06/2012 ile 15/07/2014 tarihleri arasında temerrüt faizinin 11.954,13 TL ve BSMV'nin 597,70 TL olduğu, 32.500,00 TL asıl alacak ile birlikte davacının iflas tarihi itibariyle alacağının 45.051,83 TL olduğu bildirilmiştir. 15/11/2017 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda, ... Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğünün 30/10/2017 tarihli cevabi yazısı ekin incelendiğinden 5 adet çeke ilişkin ödeme belgelerinin (çek, lehtar kimlik ve dekont onaylı fotokopileri v.b.) olmadığının tespit edildiği, bu nedenle 5 adet çek yaprağına ait garanti bedellerinin çek hamillerine ödenmesinden kaynaklanan toplam 2.500,00 TL nakit alacağın iflas masasına kayıt kabulünün mümkün olup olmayacağı ile davacının vekalet ücreti, başvurma harcı gibi masraf taleplerinin takdirinin Mahkemeye ait olduğu, 60 adet çek yaprağı üzerinden hesaplama yapıldığında temerrüt faizinin 11.034,58 TL ve BSMV'nin 551,72 TL olduğu, 30.000,00 TL asıl alacak ile birlikte davacının iflas tarihi itibariyle alacağının 41.586,30 TL olduğu bildirilmiştir. Müflis şirket tarafından 12/03/2010 tarihinde Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/137 Esas sayılı dosya ile iflas erteleme davası açıldığı, davanın reddedilerek 24/03/2010 günü saat 16:30 itibariyle müflis şirketin iflasına karar verildiği, kararın Yargıtay 19. HD'nin 08/12/2010 tarih ve 2010/6440 Esas 2010/13968 Karar sayılı ilamıyla bozulduğu, akabinde Mahkeme tarafından 2011/106 Esasa kaydedilen dosyada 05/05/2011 tarihinde müflis şirket hakkında yapılmış ve yapılacak icra takiplerinin tedbiren durdurulmasına karar verildiği, 15/07/2014 tarihinde ise yeniden iflas kararı verildiği, tasfiye işlemlerinin ... İflas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü anlaşılmıştır.Davacının iflas müdürlüğüne sunduğu alacak kayıt talebi dilekçesine göre, 5941 Sayılı Çek Kanunu gereğince iade edilmeyen 221 adet çek yaprağı nedeniyle 221.000,00 TL banka çek sorumluluğundan kaynaklı 3. şahıslara ödenen 32.500,00 TL'nin -iflas tarihi itibariyle 48.524,35 TL- iflas masasına kaydı talep edilmiştir. Öte yandan bu tutar dışında kalan gayrinakdi riskten kaynaklanan (çek taahhüt tutarı) 106.200,00 TL gayrinakdi alacağın ise \"84\" kayıt numaralı alacak kayıt başvurusu ile iflas masasına kaydı talep edilmiştir.Banka tarafından ... sayılı dosyası ile müflis şirket, ... ve ... aleyhinde 18/09/2012 tarihinde başlatılan icra takibinde, 32.500,00 TL asıl alacak, 1.378,09 TL işlemiş faiz, 68,90 TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 33.946,99 TL ve ayrıca 221.000,00 TL asıl alacağın ödenmesinin talep edildiği, ödeme emrine karşı müflis şirket kayyımı tarafından 11/07/2014 tarihli dilekçe ile yasal süresi içerisinde itiraz edildiğinden bahisle takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı banka tarafından müflis şirkete nakdi ve gayrinakdi krediler kullandırılarak bu kapsamda çek karneleri verildiği hususlarında bir ihtilaf bulunmayıp uyuşmazlık müflis şirket tarafından keşide edilip ibraz anında karşılığı bulunmayan çekler sebebiyle banka tarafından hamillere yapılan ödeme miktarının ne olduğu ve faiz talebinin yerinde olup olmadığı ile miktarı noktalarında toplanmaktadır.\"...Öte yandan TTK'nın 712. (6102 sayılı TTK'nın 800/1) maddesine göre, çekin tedavüle çıkarılmasından sonra keşidecinin ölümü veya medeni haklarını kullanma ehliyetini kaybetmesi yahut iflası çekin muteberliğine halel getirmez. Çek tedavüle konulduktan-lehtara veya hamile verildikten- sonra, keşidecinin durumunda meydana gelen değişikliklerin çekin geçerliliğini etkilememesi doğaldır. Burada aranan tek şart çekin tedavüle çıkarılmasıdır. Hamile yazılı çekin lehtarın veya hamilin elinde bulunması, emre yazılı çekte lehtarın cirosu ve çekin teslimi tedavüle çıkarıldığının kanıtıdır. Çek ileriki tarihli olarak düzenlenebileceğinden (TTK md.707), çekin keşidecinin ölümünden, ehliyetini kaybetmesinden veya iflasından sonraki bir keşide tarihini taşıması tek başına -aksi ispat edilmediği sürece- geçerliliğini etkilemeyecektir. (Seza Reisoğlu, Çek Hukuku, Ankara, 2011 s.167) Netice itibariyle bankanın kanunî garanti miktarını hamile ödemesi zorunluluğu tüm bu şartların (çeki ibraz edenin meşru hamil olması, herhangi bir ödeme engelinin bulunmaması, bankaca basılmış veya bastırılmış geçerli bir çekin bulunması, çekin bankaya süresinde ibraz edilmesi ve karşılığının mevcut olmaması) birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Koşulların birlikte gerçekleşmemesi, muhataba çek bedelinin karşılığı yanında kanunî garanti miktarını da ödememe hakkı verecek ve hatta duruma göre ödememe görevini yükleyecektir. (Çetin Arslan-Murat Kayançiçek, 5941 sayılı Çek Kanunu Şerhi, Ankara, 2010 s.265)...\" (Yargıtay 23 HD'nin 2014/4926 Esas 2015/5209 Karar sayılı ilamı).Davacı taraf, ibraz edilen 65 adet çek yaprağı sebebiyle hamillere her bir çek sorumluluk bedeli olan 500,00 TL olmak üzere toplamda 32.500,00 TL ödeme yapıldığını iddia etmiştir. Bilirkişi kök raporunda, davacı bankanın iflas tarihi itibariyle 65 adet karşılıksız/arkası yazılmış ve düzeltme hakkı kullanılmamış çek yaprağı garanti bedeli nedeniyle 32.500,00 TL nakit riski bulunduğu belirtilmişken 15/11/2017 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda ise, 65 adet çekten 5 adet çeke ilişkin hamillere ödeme yapıldığına yönelik belgelerin (çek, lehtar kimlik ve dekont onaylı fotokopileri v.b.) olmadığı tespit edilmiştir. Bahsi geçen 5 adet çek..., ..., ..., ... ve ... numaralı çekler olup bu çeklere ait banka sorumluluk tutarının ödendiğine yönelik bir dekont sunulmamış olsa da, söz konusu çeklerin bankaya ibraz edildiği ve çeklerin arkalarına karşılıksız kaşesinin vurularak hamilin, bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutarı -500,00 TL- kabul ettiği ve bu tutarın dışlanması ile kalan tutarın karşılıksız işlemine tabi tutulduğu anlaşılmakla davacı bankanın ibraz edilip karşılığı bulunmayan 65 adet çek sebebiyle toplamda 32.500,00 TL yönünden talebinde haklı olduğu değerlendirilmiştir. Sultanbeyli .... Noterliğinin 25/06/2012 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile, 5941 sayılı Kanun gereğince çek yaprağı başına 1.000,00 TL olmak üzere iade edilmeyen 221 adet çek yaprağı sebebiyle toplam 221.000,00 TL ve bankanın çek sayfa sorumluluğu sebebiyle 3. şahıslara ödenen 32.500,00 TL'nin 24 saat içinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin adresten (... Ümraniye/İstanbul) taşındığından bahisle müflis şirkete tebliğ edilemeden iade edildiği anlaşılmış olup söz konusu adres müflis şirketin kredi sözleşmelerinde yazan adresi olmadığından sözleşme ile bildirilen adrese çıkartılacak tebligatların yapılmış sayılacağına yönelik sözleşme hükmü uygulanamaz. Bu durumda hesabın kat edildiği usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden temerrüt halinin ancak icra takip tarihi itibariyle gerçekleşeceği kabul edilse de, davacının icra takibinin 18/09/2012 tarihinde yani iflas erteleme davasında 05/05/2011 tarihinde müflis şirket hakkında yapılmış ve yapılacak icra takiplerinin tedbiren durdurulmasına yönelik karardan sonra başlatıldığı dikkate alındığında temerrüt hali usulüne uygun gerçekleşmediğinden iflas tarihi itibariyle davacının talep edebileceği faiz alacağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/406 Esas, 2017/945 Karar sayılı ve 22/12/2017 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın KISMEN  KABULÜNE, b)21,15 TL başvurma harcı, 3.600,00 TL vekalet ücreti ve 32.500,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 36.121,15 TL alacağın Gebze ... İcra Dairesinin 2014/1 sayılı iflas masasına KAYIT VE KABULÜNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 587,70 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 27,70 TL başvurma harcı ve 27,70 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,e)Davacı tarafından yapılan toplam 623,45 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre (%74,44 kabul-%25,56 ret) hesaplanan 464,09 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,f)Davalı tarafından yapılan toplam 75,00 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre (%74,44 kabul-%25,56 ret) hesaplanan 19,17 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA, g)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,ğ)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 12.403,19 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden;3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf harçları toplamı 221,40 TL ile yapılan istinaf yargılama gideri 137,50 TL olmak üzere toplam 358,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.02.01.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d3b7966f1b0022b","SID":"7292b14af3f78700"}}