{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1661 - 2024/1957<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1661 <br>KARAR NO\t: 2024/1957<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK \t\t\t MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/219 E.  -  2022/112 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/03/2022 Tarih ve 2021/219 Esas - 2022/112 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin tescilli ve önceki tarihlerden beri kullanılan çok sayıda \"...\" ibareli markasının bulunduğunu, davalı Şirket tarafından 2020/26622 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunun yapıldığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkiline ait \"...\" markalarının tanınmış olduğunu,  davalı Şirketin marka başvurusunun 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu \"...\" ibareli markanın, müvekkili şirkete ait tanınmış \"...\" esas unsurlu markaları sulandırdığını, dava konusu markanın davacı markalarının ayırt edici niteliğini zedelemesi, işbu tanınmış markaların itibarına zarar vermesi ve aynı zamanda davalı şirketin, müvekkil şirket markalarının tanınmışlığından haksız şekilde faydalanması ihtimalinin varlığı karşısında, dava konusu YİDK kararının verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu marka ile müvekkil şirkete ait \"...\" unsurlu markaların ayırt edilemeyecek kadar aynı bulunduğunu, 6769 sayılı SMK’nun 5/1-ç maddesi koşullarının oluştuğunu, tescili istenen marka ile davacıya ait markaların birebir aynı olmadığı kabul edilse dahi, marka tescil talebinin, 6769 sayılı SMK’nun 6/1 maddesi uyarınca reddi gerektiğini, “...” ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının kılavuz kelimesi olduğunu, dava konusu markanın tescil edilmek istendiği mal ve hizmet sınıfları ile müvekkilinin \"...\" ibareli tanınmış markaların tescilli oldukları mal ve hizmet sınıfları benzerlik bir yana aynı bulunduğunu, müvekkilinin \"...\" ibaresine ayırt edicilik kazandırdığını ve kesintisiz ve fasılasız kullanımıyla dünya çapında tanınmış bir marka haline getirdiğini, davalının amacının, markasını, müvekkilinin markasının birebir aynısı şeklinde tescil ettirerek, müvekkili tarafından “...” ibareli markalar ile piyasada oluşturulan tanınmışlıktan, itibardan ve müşteri çevresinden yararlanmak olduğunu ileri sürerek, 2021-M-4655 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceğini, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkili Şirketin 12/05/1980 tarihinde kurulduğunu, 40 seneyi aşkın zamandır \"...\" unvanı ile ..., taşımacılık ve lojistik alanlarında müşterilerine hizmet verdiğini, müvekkiline ait markanın kökünün \"...\" olan soy isimleri olduğunu, davacı şirket markasının tanınmışlığının kullanılmasının mümkün olmadığını, \"... Ürünleri\" markasını duyan bir kişinin, gıda sektöründe hizmet veren davacının ... markası ile ... ve taşımacılık sektöründe hizmet verildiğini düşünmeyeceğini, taraf şirketlerin faaliyet alanlarının birbirinden tamamen farklı ve uzmanlık gerektiren sektörler olduğunu, müvekkili markası ile davacı şirkete ait markaları arasında benzerlik olmadığı gibi, her iki markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliğinin de söz konusu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlerin davacının 2018/61497, 2018/61489, 2011/111049 sayılı markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu \"...\" ibaresi ile müvekkil şirkete ait \"...\" ibareli markalar arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğunu, aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde bulunmadığını, kararın öncelikle bu nedenle kaldırılması gerektiğini, mahkemece de tespit edildiği üzere dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlerin müvekkiline ait markaların tescilli olduğu mal ve hizmetlerle benzer olduğunu, müvekkilinin \"...\" ibaresini uzun yıllardır kullandığını, bu ibarenin ayırt edici unsur haline gelmesini sağladığını, maruf ve meşhur hale getirerek büyük bir tüketici kitlesi oluşturduğunu, dolayısıyla \"...\" ibaresinin, ayırt edici unsur haline geldiğini ve markanın esaslı unsuru olduğunu, bu hususun emsal yargı kararları ile de sabit bulunduğunu, mahkemenin aksi yöndeki kanaatinin, emsal kararlar da gözetildiğinde kabulünün mümkün olmadığını, müvekkiline ait \"...\" markalarının tanınmış marka olduğunu, bu kapsamda dava konusu marka başvurusunun 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, yeni bir heyetten rapor alınması, aksi takdirde aynı heyetten ek rapor alınması taleplerinin de usul ve yasaya aykırı biçimde gerekçesiz olarak reddedildiğini, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait markaların ayırt edilemeyecek kadar aynı olduğunu, bu durumun mutlak tescil engeli oluşturduğunu, davalı yan başvurusunun aynı zamanda 6769 sayılı SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddeleri uyarınca da reddinin gerektiğini, SMK'nın 6/7 ve 6/8 maddeleri kapsamında da başvurunun reddi koşullarının oluştuğunu, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin 02.03.2020 tarihinde 2020/26622 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığı, başvuru kapsamında 35. sınıf hizmetlerin bulunduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak SMK'nın 6/1,3,4,5,6,7,8,9 maddeleri kapsamında başvuruya itiraz ettiği, Bu itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise YİDK'in 16.06.2021 tarih, 2021-M-4655 sayılı kararı ile reddedildiği, bu kararın davacıya 17.06.2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Eldeki dava, iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 16.08.2021 tarihinde açıldığından işin esasının incelenmesine geçilmiştir. <br>\tGörüldüğü üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacıların itirazına mesnet markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığı, SMK'nın 6/3,4,5,6,7,8,9 maddeleri koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. <br>\t6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).   <br>\tYapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, dava konusu başvurunun kapsamında 35. sınıftaki \"Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sınai amaçlı yağlar, gresler, kesme sıvıları, toz emici-ıslatıcı ve bağlayıcı maddeler. Katı yakıtlar: kömürler, odun. Sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış ... gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları. Aydınlanma amaçlı mumlar, fitiller, yarı mamul <br>vakslar, balmumları (vakslar), parafinler. Elektrik enerjisi. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)\" yer almaktadır. Dosyada mevcut bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacının itirazına mesnet markalardan 2018/61497, 2018/61489 ve 2011/111049 sayılı markaların kapsamlarında, başvuru kapsamındaki hizmetler aynen yer aldığından, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. <br>\tİşaretlerin karşılaştırılmasına gelince;  dava konusu başvuru, küçük standart karakterlerle yazılmış \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda başkaca bir unsur ya da ibareye yer verilmemiştir. Başvuruda yer verilen \"...\" ibaresi, başvuru kapsamındaki hizmetler bakımından ayırt edici olmadığından, başvurunun esas unsurunu \"...\" ibaresi oluşturmaktadır. Davacının emtia benzerliği olan 2018/61497 sayılı markası \"... ...\", 2018/61489 sayılı markası \"...\", 2011/111049 sayılı markası ise \"...\" ibarelidir. Görüldüğü üzere davacının 2018/61497 ve 2011/111049 sayılı markalarının esas unsuru \"...\", 2018/61489 sayılı markasının esas unsuru ise \"...\" ibaresidir. Buna göre ... esas unsurlu markası ile dava konusu başvuru arasında benzerlik olmadığı açıktır. Ancak, \"...\" asıl unsurlu markalar yönünden aynı kannate varılması mümkün görülmemiştir. Zira dava konusu başvurunun asli unsurunu oluşturan, \"...\" ibaresinin kökü \"...\" ibaresi olup, bu ibareye \"cı\" yapım eki ile \"lar\" çekim eki getirilerek oluşturulmuştur. Bu hali ile başvuru, davacının \"...\" esas unsurlu markalarından yeterince farklılaşmış, diğer bir deyişle başvuruya gerekli ayırt edicilik sağlanmamıştır. Gerçekten de, davacıya ait markanın davalının başvurusu içerisinde aynen ve baş tarafta bulunduğu, \"...\" ibaresinin markaya yeterli farklılık sağlamadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma süresi içinde, marka başvurusunu  gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği, yani markaları karıştırabileceği, bu nedenle de tarafların markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu ve iltibas riski taşıdığı kanaatine varılmıştır. Buna göre taraf markaları arasında, \"...\" ibaresinin ortak olarak kullanılmasından kaynaklanan görsel ve işitsel benzerlik mevcut olup, bu benzerlik nedeniyle ortalama tüketicilerce markaların karıştırılacağının kabulü gerekmektedir. Her ne kadar mahkemece \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu kabul edilmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında \"...\" ibaresi ayırt edici kabul edildiğinden, bu değerlendirmeye iştirak etmek mümkün görülmemiştir (Örneğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.11.2022 tarih ve 2021/3878 E.-2022/8010 K., 28.03.2022 tarih ve 2021/183 E.-2022/2526 K., 11.11.2020 tarih ve 2019/823 E.-2020/4965 K., 19.10.2020 tarih ve 2020/142 E.-2020/4208 K. sayılı kararları). Bu itibarla, Dairemizce de davacının \"...\" ibareli 2011/111049 ve 2018/61497 sayılı markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğu kabul edilmiş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki aksi yöndeki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.     <br>\tDavacıya ait markalar, gıda ürünleri yönünden tanınmış iseler de dava konusu başvuru kapsamında yer alan hizmetler gözetildiğinde, SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine SMK'nın 6/3 ve 6/6 madde koşullarının ispat edilemediği, SMK'nın 6/7 ve 6/8 madde koşullarının ise somut olayda bulunmadığı gözetildiğinde, davacı vekilinin bu yöne ilişkin itirazları yerinde bulunmamıştır. Son olarak, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı da ispat edilemediğinden, davacının bu iddiasına da itibar edilmiştir. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 31/03/2022 gün ve 2021/219 Esas - 2022/112 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 16.06.2021 tarih, 2021-M-4655 sayılı kararının İPTALİNE,<br>\t3-Davalı Şirket adına tescilli 2020/26622 sayılı \"...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE,  <br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 107,83-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 122,50-TL tebligat ve posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.701,03-TL yargılama giderine, 59,30-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.819,63-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece yargılaması sırasında ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br> <br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/12/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50eb6ea01a4d3a86","SID":"0b191dc6b7e16a3b"}}